Futbol kötü olunca, şehre ve Güney Afrika'ya dair gördüklerimi paylaşmak isterim.
Abone Ol
Bu yazıyı kaleme almakta biraz geciktim, bu nedenle beni sosyal ağlarda takip edenlerden ve okuyucularımdan özür diliyorum. Evet, 90Turk’ten biri olduğum belli olduktan sonra, Portekiz-Brezilya maçının önemi birden bire neredeyse sıfıra inmişti. Her iki takım da sadece 1.’lik ve 2.’lik için mücadele edebilirdi. Yine de böyle bir organizasyona gidiyor olmak, orada olmak heyecan vericiydi. 2006’da yine bir Brezilya maçını izlemiştim, o maçta rakip Avustralya idi. Ne tesadüftür ki, o maçta da futbol son derece sıkıcıydı.
Hint Okyanusu kenarındaki Durban şehrine varış rotamız, Dubai üstündendi. Dubai’de aktarmalı olarak gelen Brezilyalılar ile aynı uçakta Durban’a doğru yola koyulduk. Kıştan bahsedilen bir ülkenin bu kentinde kıştan eser yoktu. Hatta gündüz saatleri, şu sıralar ülkemizdeki yağışlı hava ile karşılaştırıldığında daha sıcaktı. Genelde turistik değerleri ile bilinen Cape Town ve kısmen Johannesburg’un yanında Durban, bu konuda geride kalıyordu. Gezideki ilk günümüz, maçın oynandığı 25 Haziran Perşembe idi. Stada gidiş öncesi otelden ayrılırken, 90Türk olarak gerçekten şehri kendine getirecek tezahüratlar gerçekleştirdik, herkes bizi izler, bizi fotoğrafa alır oldu. FIFA Fanzone alanı olan sahil bölgesinde de tamtam şovu yaptık adeta. Bando Es Es’in müzikleriyle tamtamı bile durdurup kendi müziğimizi yapar hale geldik. Yemeğin ardından stada doğru yola koyulduk. Sahile hemen çok yakında bulunan stadın sadece bir ana yolu vardı, bu nedenle trafik sıkışıklığında sıkıntılı gibi gözüküyordu. Bursasporlular ve Eskişehirsporlular, bu gezinin rengini teşkil ediyordu.
Üzerinde finüküler sistemi olan Mosis Mabhida Stadı gerçekten muhteşemdi ve stadyum şehrin dört bir yanından görülebilmekteydi. Giriş-çıkışlar son derece rahattı. Bu arada Mosis Mabhida, özgürlük mücadelesinin önemli isimlerinden biri. Bu nedenle stada ismi verilmiş. Portekiz ve Brezilya, el birliği ile bize futbol adına hiçbir şey izletmemeye karar vermişlerdi. Bıktıran vuvuzela sesi, uyutan maçtan daha renkli geliyor, kötü oyun sırasında hakikaten protesto amacıyla çalındığı belli olan vuvuzelalar, haklı duruma geçiyordu. 90Türk olarak ikiye bölünmüştük fakat yine de etrafımıza renk getirdik. Statta yaşadığım futbola dair en anlamlı anlardan biri, Bursaspor taraftarlarının astığı bayrak oldu.
Futbol kötü olunca, şehre ve Güney Afrika’ya dair gördüklerimi paylaşmak isterim. Bir kere, uçaktan iner inmez başınıza gelecek bir şeye hazırlıklı olun: Paranızın –ki muhtemelen dolar ya da Euro ile gideceksiniz– yüzde 15-20’si kadarı komisyon numarası ile elinizden alınıyor, karşılığında Rand alıyorsunuz. Çıkarken de aynı şeyi yaşıyorsunuz elinizde kalan nakitin yüzde 15-20’si bir kere daha eriyor.
Durban, şehir olarak Güney Afrika’nın en büyük ikinci şehri. Aslında bizim Türkiye’de pek duyduğumuz bir şehir değil. Şehir hafif Antalya kokuyor, sahil kenarında vakit geçirebilirsiniz. Ushaka Mariner World’de köpekbalığından mürene, dev su kaplumbağalarından kelebek balıklarına belki de hiç görmediğiniz deniz canlılarını görebileceğiniz bir akvaryuma, sahne şovlarıyla fok balıkları ve yunuslara denk gelebilir, keyifli vakit geçirebilirsiniz. Şehre 2 saat uzaklıktaki Shakaland’da kabile hayatına dair doneleri görebilirsiniz. Buraya giderken mutlaka bir rehber ile birlikte gidin. Şehirde bazı sokaklar, Point Road, Market Road ve Hintlilerin olduğu bir muhit buralara gitmenizde sakınca var. Güney Afrika’ya dair bir gerçeği de bu şehirde görüyorsunuz: Varlıklı ailelerin evlerini çevreleyen çitlerde elektrik varken, hemen 100 metre aşağısında fakir mahalleler gözünüze çarpabiliyor. Botanik bahçeleri de şehrin görülmesi gereken bir noktası. Parkları bol bir şehir Durban…
Yine de gidilmeli, görülmeli Güney Afrika. Bafana Bafana kulaklarımızda çınlıyor. Farklı insanları, farklı kültürleri görmekten keyif alanlar için iyi bir seyahat noktası.