Geri
İleri  

"Bu kabus yeter mi uyanmaya?"

Kabus gibi bir gece diyorum ama aslında bu kabus falan değil. Çünkü insan uykuya yatmadan göreceği kabusu bilemez.

Aslında köşem için çok daha farklı bir konuda yazı hazırlıyordum. Ama bugün için farklı bir konuda yazılacak yazı, Türk takımlarının başarısız sınavlarından sonra ne kadar ilgi çeker ki yazan da ne kadar bir ilgiyle bu yazıyı yazabilir şüpheli. Kabus gibi bir gece diyorum ama aslında bu kabus falan değil. Çünkü insan uykuya yatmadan göreceği kabusu bilemez. Biliyor diyelim ama insan hiç uykudan uyanmadan ben uyursam bu kabusu göreceğim diye düşünemez. İşte Türk futbolu yıllardır yaşadıklarından farklı bir tabloyu yaşamadı ama kabuslar erken görüldü. İnşallah bizi uyandırmaya yetecek türden kabuslardır bunlar.

Takımlarımızın Avrupa’da elendiği takımları küçük gören açıklamaları aslında çok da kabul edemiyorum. Sonuçta biz değil miyiz argo tabirle “gazla çalışan”? Biz değil miyiz sürekli hava yakalamaktan bahseden? Yarın Dünya Şampiyonası başlayacakken basketbolda taraftarın dediğini antrenör olarak bile bir hava yakalarsak büyük işler yaparız diyenler bizden değil mi? Sonuç olarak en kötüsüne yenilip, en iyiyi de yenebilecek olan biz değil miyiz? Neden gözümüzün önünde olanlar başka biri tarafından, medyaca güçsüz takımlar tarafından yüzümüze vurulunca şok yaşıyoruz?

Gelinen noktada transferler, antrenörler, yönetimler, oyuncular... Eleştrilecek o kadar çok şey var ki hangisini seçmeliyiz bilemiyorum. Tek tek takım bazında değerlendirmeler yapmanın çok mantıklı olduğunu düşünmüyorum. Ama bunu da yapmak gerekiyor. Genel hatlarıyla bakarsak artık ödediğimiz paraları, kadro değerlerini kıstas olarak görüp, kendimizi yüceltip rakipleri ekonomi bazında küçülterek kendimize büyük çöküşler yaratmamalıyız. Bugün ne olmuş olursa olsun önemli olan sorun tespiti yapabilmek. Çünkü aynı tabloları izleyip aynı ümitleri taşımayı başarabiliyor olmamız aslında en büyük sorunumuz. Bugün biz sadece hayallerden uyandık. O yüzden sonuçlardan sonra konuşabilmek kolay olan. Ben de istemezdim bunu yapmayı ama gündem bu olunca da beklentiler eşliğinde bir şeyler söylememiz, bir şeyler yazmamız gerekir.

En iyisi Trabzonspor...


Takımlar bazında değerlendirme yapmanın pek doğru olmadığını belirtmiştim fakat yine de bunu biraz da olsa yapmak gerekiyor. En memnun kaldığımız takım görünümünde şu an için Trabzonspor duruyor. Ben Trabzonspor’un sezon başındaki hazırlık karşılaşmalarını izlediğimde gerçekten bu sezonun şampiyonluk için en önemli adayı olduğunu düşünmüştüm. Lige de harika bir başlangıç yaptıklarını kabul etmeliyiz. Fakat gerçekten izlerken zevk aldığım Trabzonspor’un da bugün için göklere çıkarılmasını çok doğru bulmuyorum. Evet çok büyük bir heyecan yaşadık, Trabzon’a teşekkür etmeliyiz. Elinden geleni yaptı olmadı denen Trabzonspor daha da fazlasını yapabilecek bir izlenim vermişti bana. Olmadı fakat sonuçta Liverpool demeyi kabul edemiyorum. Bence bizim ligimizdeki Trabzonspor’u ikinci maç öncesinde Liverpool karşısında yenilse bile sorun değil gibi bir havayla değerlendirmek Şenol Güneş’in bu büyük takımına övgü değil hakarettir. Yine de Trabzon Türkiye’nin şu an en iyi durumdaki takımıdır ve bence eksikleriyle bir Liverpool’u eleyebilirdi. Galatasaray ve Fenerbahçe’nin rakiplerini fazlasıyla küçümserken, Liverpool’u göklere çıkarmayı yanlış bulmamın nedeni Galatasaray ve Fenerbahçe’nin durumuyla Trabzonspor’un bu iyi görüntüsünü bir tutmaktır. Trabzsonspor iki takımdan da çok çok iyi bir durumda olduğu için ben Trabzsonspor’un Liverpool’u eleyebileceğini fakat olmadıysa da bu iki denk takımın mücadelesinden çıkan bir sonuç olduğu düşüncesindeyim. Ayrıca Trabzonspor’un lig açısından çok iyi durumda olduğuna inanıyorum.

En başarılısı Beşiktaş...

Turu geçmeyi başaran takımlarımızdan Beşiktaş hakkında da söylenecek olumlu şeyler olduğu görüşündeyim. Şimdi her şeye negatif bakan tiplerden olma gereği yok. Kuzey Avrupa takımlarının bu kupalarda oldukça zorlandığını, güç dengelerinin oldukça farklı olduğunu o takımların aldığı sonuçlarda da görüyoruz. Fakat Beşiktaş daha zorlu bir takımla oynamadıki yorumları çok saçma. Bugün Helsinki’yi eledi, yarın daha büyüğü gelince ona karşı yaptıklarını değerlendiririz. O yüzden Beşiktaş bugün için eleme oynamayan Bursaspor’u bir kenara koyarsak somut anlamda Türk futbolunun Avrupa’daki en başarılı ekibi görünümünde. Helsinki maçlarından çıkaracağımız bir sonuç varsa o da takımdaki uyum olarak gözlenebilir. Quaresma ve Guti takıma fazlasıyla adapte olmuş durumdalar, yıldızlarının da ortaya koyduklarıyla Beşiktaş bir takım izlenimini fazlasıyla sağlıyor. Gönderilecek, istenmeyen adam gözüyle bakılan Holosko dahi bugün sahada elinden geleni sahaya yansıtmaya çalışıyor. O açıdan bugün Helsinki’yle oynadığı için bu maçı baz alarak yorumlar yapabiliriz. Geleceği düşünmek gerekir ama bugünü aksatarak geleceğe bakmaya çalışmamalıyız.Yine de kişisel görüşlerim eşliğinde bugün için başarılı saydığım Beşiktaş’ın daha çok fazla aşama kaydetmesi gerektiğini ve bu şekilde çok daha yukarılara ilerlemesinin pek muhtemel olmadığını düşünüyorum. Ama bugün için iyi durumdaki Beşiktaş için sadece kişisel bir düşünce benimki.   

En güçlüsü Paok!


Fenerbahçe ile devam edersek bence en zorlu rakiple onların karşılaştığını söyleyebilirim. Bunu değer açısından söylemediğim anlaşılıyordur herhalde. Paok takımı Zagorakis yönetimiyle birlikte önemli bir planlamanın içinde. Bu planlamanın sonuçlarını da almaya başladıklarını geçtiğimiz sezon gördük. Kadro yapıları, taraftarları, toparlanmaya başlayan ekonomileriyle Paok Yunanistan’da hedefleri doğrultusunda başarılı takımlardan. Bu sezon Şampiyonlar Ligi elemesinde de mücadele etmişlerdi fakat ilk maçta Hollanda’da yakaladıkları avantaja rağmen Ajax’a elenmişlerdi. Şimdi Fenerbahçe karşısında da yapılması gereken her şeyi bana göre en iyi şekilde yaptılar. Fenerbahçe’nin de hazır olmadığını düşünürsek bu kadar hafife alınmayacak bir rakip olduğunu gösterdi Yunan ekibi. Fenerbahçe’nin hazır olmadığından bahsedebiliriz ama değişmesi gereken önemli noktalar da bulunuyor. Örneğin oyuncu bazında sol kanadın savunma anlamında aksaması, oldukça eleştirilen Cristian’ın gerçekten insanın canını sıkan oyunu, Niang’ın henüz adapte olamaması, Alex’in olup olmaması gibi birçok konu Fenerbahçe’nin durumuyla doğrudan alakalı. Yani kısaca bu turda alınan sonucu sürpriz olarak nitelendirmenin yanlış olduğunu düşünüyorum.

En karışığı Galatasaray...

En karışık denklem ise Galatasaray ile karşımıza çıkıyor. Ortada henüz daha çok erken olmasına rağmen büyük bir başarısızlık var. Fakat bu durumun sorumlusu kim, kim suçlu bunu bilmek o kadar zor ki. Oyuncuların motive olmak konusunda sorun yaşadıklarını sahada anlıyorsunuz. Antrenör hakkında fazlaca eleştiri var, onun şikayeti de yönetimden. Kim suçlu bilmek çok zor. İşte bu eşleşmede tamamen Galatasaray’ın kötü durumunun elenmeye neden olduğunu söyleyebiliriz. Rijkaard konusu konuşulurken çok farklı yorumlar hakim. Bir kısım onunla aynı havayı solumak, aynı sokaklarda yürümek, onu yedek kulübesinde görmek büyük gurur deyip Rijkaard’ı nasıl eleştirebilirsiniz diyor. Bir kısım ise Rijkaard’ın her şeyini eleştiriyor. Gerçekten Rijkaard, isim itibariyle Galatasaray için büyük gurur. Fakat isim açısından aldığı değeri ön plana koyarak onu dokunulmaz, eleştirilemez olarak görmeyi de pek kabul edemiyorum. Rijkaard büyük bir gurur ama başarının gururu hiçbir şeyle kıyaslanamaz. O yüzden o da eleştirilebilir fakat şu an bu durumun sorumlusu olarak tek başına onu görmek de yanlış olacaktır. Transfer konusu da artık iyice zorlaştı. 5 transfer diyen Adnan Polat daha sonra rakamı iyice düşürdü ve son olarak 1-2 transfer yaparız uygun olursa dedi. Yani işler pek iç açıcı gözükmüyor. Taraftarı medyanın kışkırttığı görüşü hakim Galatasaray yönetiminde fakat şu anki tablo hiçbir kışkırtmayı gerektirmeyecek kadar kötü. Yani tablo böyleyken kimsenin daha kötü gösterme çabasında olmadığını söylemeliyiz. Çünkü zaten tablo fazlasıyla kötü.

Kısaca Avrupa maceramızı erken sonlandırdık. Şimdi erkenden kendini lige vermeye hazır birçok takımımız bulunuyor. Büyük bir heyecanı yitirdik en azından tur geçtikçe kupayı yakalamanın hayali bile bizi bir şeylere motive ediyordu. Fakat hayal çabuk sonlandı kabu olarak çıktı karşımıza. Artık uyanma vakti bu sezon uyanırsak belki seneye kadar uyku sersemliğinden kurtulabiliriz...

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator