Geri
İleri  

İsyanımın Sesi: Bursa

Bu büyük başarıya içten bir "helal olsun" demek, bizim görevimiz.

Son derece gururlandım. Bu büyük başarıya içten bir "helal olsun" demek, bizim görevimiz. Bu büyük başarıya dair iki notum var. Birincisi, dünden beri dikkat etmişsinizdir, başarıyı büyük bir olgunlukla karşıladı gerek Bursa halkı gerek Bursa takımı, kulübü. Taşkınlıklar olmadı, haddinden fazla kendini kaybedercesine bir sevinç yoktu. Bu olgunluğu gerçekten özel olarak kutluyorum.

Bursa'nın bu büyük zaferine gelince, teknik direktörden başkanına, futbolcusundan taraftarına hepsine alkışların en büyüğünü gönderiyorum. İnanılmaz bir başarı –ki ligi 2.bitirselerdi de bu satırları düzmemiz olasıydı- geldi. Büyük takımların ortalama ikisinin etkisiz olduğu, kötü oynadığı son yıllarda önce Sivas denedi bu büyük başarıyı Şimdi ise Bursa bunu başardı. Şahsım adına bu büyük başarının bir anlamı var.

Şu an bu satırları kaleme alma serüvenime başlama nedenlerimden biri, hatta çıkış nedeni, büyük takımlara medya tarafından gösterilen ilginin yanında Anadolu takımlarına gösterilen ilgisizlikti. Çok basit örnek olacak ama: Özetlerde oyuncuların adlarını yanlış söyleyenler, hatta yanlış söylememek için adlarını zikretmekten kaçınanlar, yeri geldiğinde takımların adlarını bile yanlış ifade eden bir medya.

Yazmaya başlama nedenimdi bu ilgisizlik, özensizlik. Elbette internetin daha geniş kitlelere ulaşması ile bizler de sesimizi duyurabildik, Ankara takımları ve Ankara'ya maça gelen takımların sesi olmaya çalıştık. Bursaspor, bu anlamda büyük iş başarmıştır. Bu başarı, diliyorum ki bizim Ankara takımlarına da artık bir ilham olur. Geçen seneki ligde son anda kalma mücadelesi ve Gençlerbirliği'nin üst sıraları zorladığı bir sezon haricinde adeta amaçsız mücadele veren bu iki takım, hedefler doğrultusunda mücadele vermeye başlar.

ANKARA 2009-2010


Bu seneyi değerlendirmemi kolaylaştıracak bir soru var. Ankara takımlarımız olan Ankaragücü ve Gençlerbirliği'nin sevgili taraftarları, futbolseverler, bu sezon her iki takımın toplam kaç maçında futboldan çok memnun kaldınız veya takım yense de gurur duyarak sahadan ayrıldınız' Sorduğum soruya gelecek cevabı ilk önce kendim vermek isterim: Bir elin parmağı anca!

Geçen haftalarda Şampiyon Ankara diye bir yazı kaleme almıştım. Yazıda aslında espri ile karışık bir anlamlandırma vardı. Ankaragücü ile Gençlerbirliği'ni puan olarak toplayınca ANCA şampiyon çıkıyor yıllardır Ankara'dan diye…

Kırmızı-siyahlılar adına ligin ilk yarısında umutlanmak istediğimiz bir takım, daha doğrusu Thomas Doll'ün olduğunu adeta zannettiğimiz bir takım vardı sahada. Yönetimin abuk açıklamaları ile zaten amaçsızlıktan bıkmış taraftar, biraz daha küstürüldü, umutsuzluğa kapıldı. Alman hoca da yanlışları ardı ardına yapınca bir sezon daha boşa gitti. İşin ilginç yanı, gelecek seneye dair en ufak bir umut da alamadım.

Ankaragücü, klasik bir "ligin sonunda paçayı kurtarır mı" senesi yaşattı bizlere. 2. yarıdaki Ankaragücü'nü bundan sonraki seneler için referans alıyorum. Son dönemdeki futboluyla gelecek sene için ümit vermiştir. Ha bu ümit zannedilmesin ki Ankaragücü ondan sonraki sene Avrupa'da oynayacak bir derece elde eder, yok o kadar değil. Bu iki Ankara takımı da ilk 8'e girsin bu bize en azından şimdilik yeter. Varsın maç kaybetsinler ama bize lütfen keyif versinler ve Bursa'nın yolundan gidecekleri hissiyatını yaşatsınlar.


✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator