Ümitliyim...
Bu Gençlerbirliği ve Ankaragücü yine de bana ümit veriyor, bunu hissediyorum ve istiyorum.
Bu Gençlerbirliği ve Ankaragücü yine de bana ümit veriyor, bunu hissediyorum ve istiyorum.
Yaz sezonunda malum sıkıntıların yaşandığı dönemde karşılaştığım bir soru vardı. “Yazmayı bıraktın mı?” Elbette bırakmadık, fakat şike soruşturması döneminde olup bitenleri izlemek en akıllıcası oldu. Zira herşey birbirine girdi, takibin tadı kalmadı, aktarılacak bilginin doğruluğu ciddi soru işaretleri taşıyordu. Duyumlarla yazmak anlamsızdı. Ayrıca, Gençlerbirliği’ndeki kadro zaafiyetleri, gidenlerin yerine doğru dürüst transfer yapılmaması, Ankaragücü’nde son anda kesinleştirilebilen bir kadro...Hani deniyor ki “artık sadece futbol konuşsun”. Dileriz şaibesiz, soru işaretsiz bir sezon geçer.
Gençlerbirliği’nin hocası Fuat Çapa’yı yaz döneminde Twitter hesabında takibe aldım. Daha önceki çalışma dönemlerinden de hatırladığımız üzere, kendisi genç oyunculara oldukça önem veren bir teknik direktör. Bu niyetle birçok iletisini gördük, ismiyle münezzeh bir takımda belki yapması gereken de o gibi gözükebilir. Lakin, Gençlerbirliği Doll’ün ilk sezonu haricinde yıllardır bu ligde zor tutunan, bir türlü istikrar kuramayan, hele hele bu yaz gidenlerin yerini dolduramayan bir takım. Hele hele yıllardır oyunu sürükleyecek, sazı eline alacak bir isim bulamamış bir takım.
Samsun maçına çıkan kadroda Efşan sol kanatta henüz oturmamış bir takımda riskti. Mununga geçen sene bize hiçbirşey göstermemişti. Gençlerbirliği’nin yeni Patiyo’su olma yolunda ilerliyordu. Yedekte olduğuna göre hazır olduğunu düşündüğümüz iyi isimler varken bu riskleri almaması gerekliydi. Samsun’un golleri sonrası takımın realitesine döndü. Defansın önündeki Soner’in maçın ilk yarısında geriden gelip top almadığını gördük. Hurşut’un bir sorunu var; zaman zaman oyunun stresi içinde rakibini geçemediğinde topu bırakıyor, hakemden faul kararı bekliyor ve konsantrasyon bozukluğu nedeniyle top rakibe gidiyor. Bu huyundan bir türlü vazgeçemedi.
Rakip korner atışlarında tüm oyuncuları ceza sahası içerisinde gördük. Doll dönemi alışkanlığı, bakalım ilk maçla mı sınırlı kalacak...Burak Özsaraç’ın defansta tecrübesi ile diğer 3 arkadaşını da yönlendirmesini bekliyoruz, bu sene kendisine daha fazla ihtiyaç var. Mehmet Akgün ilginç bir oyuncu, ilk yarıda kademesine giren hiçbir Gençlerbirlikli göremedik, o nedenle büyük açıklar verildi. Takım savunmasında geçen sezon olduğu gibi orta saha-defans ve hücum departmanları birbirlerine yeteri kadar yardımcı olmadı, belki de takımın en büyük sıkıntılarından biri bu. Fuat Çapa maç içinde biraz doğru isimlere yer verdiği anda takımın çehresi değişmekle kalmadı, rakip de buna göre önlemlerini artırdı. Genç oyunculara ağırlık verilecek kadar iyi puan toplaması ve ardından futbolumuza yeni isimler kazandırmasını diliyorum, Gençlerbirliği’nden ümitliyim...
ANKARAGÜCÜ
Haftasonu Ankara’da bir nikahtaydım. . Ankaragüçlü sevgili İlker Ünlü’nün nikahında Ankaragücü yöneticileri ve başkanla aynı masadaydık. Sarfettiği önemli bir söz, bir cümle vardı. 29 oyuncumuz var ve 22 transfer yaptık. Yani demek istediği, elimizde tuttuğumuz isimler bile bizim için birer transfer niteliğinde. Son derece haklı...TFF’nin son isim ilan gecesi taraftarlar ile biz de siteyi kontrol ediyorduk, tabi listenin geç güncellenmesi mevzusu vuku bulmuş. Yabancı oyuncuları ellerinde tutmak için para garantisi verdiklerini fakat yine de Ankara’da kalmaya ikna edemediklerini eklemek gerek.
Sözün özü, sıkıntılı geçecek bir sezon var önümüzde, taraftarın şu ana kadar hiç olmadığı kadar TEK davranması, gerektiğinde kendi grubunun adını, sanını bir kenara bırakarak, gerektiğinde – bunu elbette her Ankaragüçlü için söylemiyorum ama – bilet mevzularına bulaşmadan kulübü için cebindeki parasını harcaması gereken bir sezon bu. En ufak bir kötü mağlubiyette istifa değil, tek yürek destek gerekli. Ha tabi bu destek sonuç üretmez ve Ankaragücü düşerse ne olur....Kimbilir belki toparlanır geri döner.
Bu sıkıntılara rağmen kulüpte kalan futbolcuları tarih bir kenara not edecek diye düşünüyorum. Elbette gidenlere de neden gittin diyemeyiz zira hayatlarını bu işten kazanıyorlar. Bu sezon futbolcuları ve teknik heyeti daha az yargılamak, yaptıkları işleri daha çok övmek de bizim çorbadaki tuza katkımız olacak. Bu sebeple, ilk hafta sadece maçın bir döneminde yaşanan “istifa sesleri”ni yadırgadığımı belirtiyor, iç sahada taraftarın TEK YÜREK olması halinde performansın çok olumlu olacağını fakat dış saha maçlarında Güçlülerin işinin son derece zor olduğunu, ligde kalmanın birinci hedef olması gerektiğini belirtiyor ve ekliyorum:
Ankaragücü’nden ümitliyim...