Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Hep aynı…
SPORX AI BAKIŞI
“Hürriyet’siz ve Vittek’siz Ankaragücü olmuyor”…..”Patiyo Twambe’den ne bekliyor bu Almanlar”….ve benzerleri her hafta yazıyor , çiziyoruz.
Ankaragücü-Gaziantep maçını televizyondan izledim. Maç boyu takımını destekleyen bir büyük taraftar. Daha doğrusu taraftar grupları, 2.devrenin belli bir dakikasına kadar sadece kendi grup içi tezahuratlar ve ekrana sadece karışık gelen bir ses…Zaten sahadaki takım çarpıcı oyun sergilemiyor, seyirci ise hem takımı hem bizi ateşleyemiyor. Sevgili Ankaragüçlüler, bitmek bilmez desteğinizin tek seste olması, takımı da motive eder, sizleri izlemek keyiftir bunu bilesiniz.
Bu takımda Ümit Özat’ın halledemediği şeyler var. Sapara neredeyse her maç sarı kart görüyor. Ümit Özat gibi başarılı olmasını dilediğimiz biri buna müdahele edemiyor besbelli. Takım adeta bizi uyutuyorken sazı eline alacak, kendimize gelelim beyler diyecek bir adam yok. Aslında vardı o adam…Hürriyet’ti adı..Şimdi nerede! Haftalardır kızakta…Eskiden “Ankaragücü’nde bol oyuncu var teknik direktörlerin işi zor”derdik…Şimdi ise yedek kulübesi iyi olmayan bir takımdan bahsetmeye başlayabiliriz. Bu maça ilişkin en olmayacak iş ise Güven’den geldi. Tam da 0-0 iken Güven bulduğu pozisyonda topu neden düzeltmeye çalışır anlamam, vur gitsin işte takımını öne geçir. Kimbilir Vittek ve Hürriyet’i aynı anda bu takımda görürüz de bir şeyler değişir. Ümit Özat’ın ne yapıp edip maçın içinde takımda radikal, alternatif değişiklikler yapabildiğini göstermesi gerekir. Ayrıca bilmelidir ki, deplasmanda ne yaparsa yapsın, iç sahada mütemadiyen yenilgiyi taraftar kabullenmez. Gaziantep’in kalecisine de kocaman bir bravo demek gerekli. Olcan’ın gol vuruşundaki kararı, düşünmesi, uygulaması muhteşemdi.
Gençlerbirliği, Rulf Hoca ile biraz da olsa irkildi, kendine geldi. Öyle anlaşılıyor ki oyuncular da kendi aralarında “toparlanalım” konuşmaları yapmışlar, bu stattan, ekrandan yansıyor. Fakat gel gelelim, harika oynayan bir takımın hocası, devre arası iyi bir forvetini alıyor- almasını sorgulamıyorum- yerine Patiyo Twambe’yi oyuna sürüyor ve bir şekilde faal olan forvet arkası-sol açık ile forvet arasındaki bağlantı kopuyor. İlk yarıda gol, ne hikmetse geçen sene taçtan attığı gollerle nam salan Kayseri’nin kullandığı taç atışından ve o kanattan geliyor, golde Serkan’ın görünür katkısı var. Hurşut harika oynadı. Arka arkaya güzel hareketleri ile mest etti. Sol ayağını kullanıp sağ kanatta bu kadar başarılı olabilen bir futbolcu pek görmedik sanırım son yıllarda…
Zec’in golü defalarca izlenmeli. Uzun zamandır seyrettiğim en güzel gol vuruşu ve hatta en güzel Gençlerbirliği golü bu…Ayakta alkışladım, defalarca izleyin…Ankaralılar sizden de ricam, Zec’i, Hurşut’u izlemeye 19 Mayıs’a gidin… Tabi bu arada, deplasmandan bahsedecek olursak 6 maçta galibiyet yok, kırılma noktasını merakla bekliyorum.
FOOTBALL MANAGER
5 Kasım’da çıktı efsanenin 2011 versiyonu. Bazı mağazalarda bulabileceğiniz oyunu, internetten satın alıp da indirebilirsiniz. Bu keyfi, oyunun kutusu olmadan yaşamak elbette pek tercih edilesi değil biliyorum ama bir yöntem olarak iletmek istedim. Football Manager 2011’in en önemli yeniliği, oyuncu ile görüşmeyi o anda yapıyorsunuz. Eskiden, bir oyuncu ile görüşmeniz belli bir süre alırdı, bu anlamda güncel pazarlık yapma şansınız var. Bu size zaman kazandırıyor. Kendi blogumda da yazdığım gibi, ikinci en büyük yenilik ise oyuncu menajerleri. Agent olarak karşımıza çıkan bu kişiler, bize oyuncu öneriyor ve elbetteki pazarlama anlamında da bunu değerlendiriyor.
Maç ekranı ve maç görüntüleri de giderek daha da gerçekçi bir hal almış. Çok güzel gol vuruşları görebilirsiniz. Twitter ve Youtube’ta otomatik veya manuel paylaşım yaparak arkadaşlarınıza “hava atma”şansınız da var. Mutlaka edinin…
Ankaragücü-Gaziantep maçını televizyondan izledim. Maç boyu takımını destekleyen bir büyük taraftar. Daha doğrusu taraftar grupları, 2.devrenin belli bir dakikasına kadar sadece kendi grup içi tezahuratlar ve ekrana sadece karışık gelen bir ses…Zaten sahadaki takım çarpıcı oyun sergilemiyor, seyirci ise hem takımı hem bizi ateşleyemiyor. Sevgili Ankaragüçlüler, bitmek bilmez desteğinizin tek seste olması, takımı da motive eder, sizleri izlemek keyiftir bunu bilesiniz.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
64.dakikada gelen gole kadar, tek bir kavram vardı hayatımda o da : UYKU…Gaziantep zaten bana sene başından beri keyif vermiyor tam manasıyla…Tolunay Kafkas’ın bir şekil vermek istediği kesin ama henüz tam hazır değiller, bu nedenle tam anlaşılmayan bir takım. Bizi daha çok ilgilendiren Ankaragücü malum…64.dakikaya kadar Ankaragücü, yine de elinden geleni yapmaya çalışan bir takımdı fakat vasattı…64.dakikadan sonra vasattan öte bir takım izledik.Bu takımda Ümit Özat’ın halledemediği şeyler var. Sapara neredeyse her maç sarı kart görüyor. Ümit Özat gibi başarılı olmasını dilediğimiz biri buna müdahele edemiyor besbelli. Takım adeta bizi uyutuyorken sazı eline alacak, kendimize gelelim beyler diyecek bir adam yok. Aslında vardı o adam…Hürriyet’ti adı..Şimdi nerede! Haftalardır kızakta…Eskiden “Ankaragücü’nde bol oyuncu var teknik direktörlerin işi zor”derdik…Şimdi ise yedek kulübesi iyi olmayan bir takımdan bahsetmeye başlayabiliriz. Bu maça ilişkin en olmayacak iş ise Güven’den geldi. Tam da 0-0 iken Güven bulduğu pozisyonda topu neden düzeltmeye çalışır anlamam, vur gitsin işte takımını öne geçir. Kimbilir Vittek ve Hürriyet’i aynı anda bu takımda görürüz de bir şeyler değişir. Ümit Özat’ın ne yapıp edip maçın içinde takımda radikal, alternatif değişiklikler yapabildiğini göstermesi gerekir. Ayrıca bilmelidir ki, deplasmanda ne yaparsa yapsın, iç sahada mütemadiyen yenilgiyi taraftar kabullenmez. Gaziantep’in kalecisine de kocaman bir bravo demek gerekli. Olcan’ın gol vuruşundaki kararı, düşünmesi, uygulaması muhteşemdi.
Gençlerbirliği, Rulf Hoca ile biraz da olsa irkildi, kendine geldi. Öyle anlaşılıyor ki oyuncular da kendi aralarında “toparlanalım” konuşmaları yapmışlar, bu stattan, ekrandan yansıyor. Fakat gel gelelim, harika oynayan bir takımın hocası, devre arası iyi bir forvetini alıyor- almasını sorgulamıyorum- yerine Patiyo Twambe’yi oyuna sürüyor ve bir şekilde faal olan forvet arkası-sol açık ile forvet arasındaki bağlantı kopuyor. İlk yarıda gol, ne hikmetse geçen sene taçtan attığı gollerle nam salan Kayseri’nin kullandığı taç atışından ve o kanattan geliyor, golde Serkan’ın görünür katkısı var. Hurşut harika oynadı. Arka arkaya güzel hareketleri ile mest etti. Sol ayağını kullanıp sağ kanatta bu kadar başarılı olabilen bir futbolcu pek görmedik sanırım son yıllarda…
Zec’in golü defalarca izlenmeli. Uzun zamandır seyrettiğim en güzel gol vuruşu ve hatta en güzel Gençlerbirliği golü bu…Ayakta alkışladım, defalarca izleyin…Ankaralılar sizden de ricam, Zec’i, Hurşut’u izlemeye 19 Mayıs’a gidin… Tabi bu arada, deplasmandan bahsedecek olursak 6 maçta galibiyet yok, kırılma noktasını merakla bekliyorum.
FOOTBALL MANAGER
5 Kasım’da çıktı efsanenin 2011 versiyonu. Bazı mağazalarda bulabileceğiniz oyunu, internetten satın alıp da indirebilirsiniz. Bu keyfi, oyunun kutusu olmadan yaşamak elbette pek tercih edilesi değil biliyorum ama bir yöntem olarak iletmek istedim. Football Manager 2011’in en önemli yeniliği, oyuncu ile görüşmeyi o anda yapıyorsunuz. Eskiden, bir oyuncu ile görüşmeniz belli bir süre alırdı, bu anlamda güncel pazarlık yapma şansınız var. Bu size zaman kazandırıyor. Kendi blogumda da yazdığım gibi, ikinci en büyük yenilik ise oyuncu menajerleri. Agent olarak karşımıza çıkan bu kişiler, bize oyuncu öneriyor ve elbetteki pazarlama anlamında da bunu değerlendiriyor.
Maç ekranı ve maç görüntüleri de giderek daha da gerçekçi bir hal almış. Çok güzel gol vuruşları görebilirsiniz. Twitter ve Youtube’ta otomatik veya manuel paylaşım yaparak arkadaşlarınıza “hava atma”şansınız da var. Mutlaka edinin…
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

