Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Hüzün rüzgarları
Ankara'da hava yaklaşık 10 gündür rüzgarlı. Yani değişken bir hava var. Bir sıcak bir soğuk, açıkçası bu iklime pek alışkın değiliz. Aynı şey futbolda da geçerliymiş meğerse.
Hafta sonu Beşiktaş maçı aldatmış bizleri. İlk İBB kupa maçı hele çok fena! Bugün, ilk etapta yönetimi, teknik direktörü pas geçiyorum. Futbolcular böyle bir futbolu nasıl sergileyebildiler! İBB'ye elenmek dediğimiz gibi şaşırtıcı değil, yılların istikrarlı takımı, istediğinde herkesi her yerde yenebilen, sahada genel itibariyle az güç harcayarak çok iş yapan bir futbol kulübü.
İleride Mustafa Pektemek dışında topa hakkı ile sahip olabilen, rakibi yıpratabilen kimse yoktu. Oktay ve Hurşut, çok kez dedim, yazdım, Twitter hesabımdan da defaatle geçtim, Serkan ile birlikte bu üç oyuncu ama özellikle ilk ikisi, el bombası gibi. Elinizde patlarsa sizi yakıyor ama rakibe doğru şekilde atarsanız onu yakıyor. Savunmaya destekleri etkisiz olan Oktay ve Hurşut, hücumda da etkisiz olursa ne olur? İşte ilk yarıdaki manzara olur. Jedinak'ın frikik vuruşu dışında şut bile yoktu. İBB rakibini öyle iyi çalışmış ki, Gençlerbirliği de işte bir o kadar çalışmamış, hafife almış, kendi taktiğinden ödün vermemiş.
İkinci yarıda, maçı Maraton'da birlikte izlediğim futbolseverler 60. dakikadan itibaren adeta bıraktı, ne yapsınlar izleyecekleri şeyin adı sadece çile olmuştu. Ankara'da hiç bu kadar İBB seyircisi olabileceğini kimse tahmin etmezdi, son 30 dakika onları izledim, eğlendiler, güldüler, malum onları bir araya getiren sözlüğün yetkililerini tebrik etmeli. Ankara'nın kendi belediye takımının bile uzun sürelerle bu kadar seyircisi olmamıştı.
Dönelim futbolculara ve takıma. Hani dedim ya dakika 60 olmuş taraftarlar maçı bırakmış, sahaya baktığımda Gençlerbirlikli futbolcuların akıllarına “topu geriden şişirip dönenleri toplama” fikri bile gelmiyordu. Belli ki bunu telkin edecek bir teknik direktör de yoktu. Sol kanadına zamanında müdahele etmek dışında biz varlığını pek anlayamadık. Elbette elinde buna uygun yani topları paratoner misali çekecek oyuncusu da var mıydı, sorunun cevabı hayır. Ama o andan sonra misal Orhan Şam'ı geride tutmaya gerek var mı? Savunmada hala 4 oyuncu neden olur ki… Anlaşılmazdı gerçekten. Skor 5-6 olsa ne olurdu Sayın Zumdick? Ama ya 3-1 derken 3-2 olsaydı… Gerçi 1-0 öne geçtiği kimi müsabakalarda sırf geriye çekildiği için puan kaybetmedi mi takım! Ne bekliyoruz ki…
İBB'ye koskocaman bir alkış. Verimli futbolları, boz baykuş seyircileri her şey güzeldi. Kupaya Beşiktaş'tan çok daha fazla yakışıyorlar. Elbette iyi olan kazansın. Hakem çok tepki aldı ama Gençlerbirliği o kadar kötüydü ki hakem zaten bence yerinde kararlar verdi ve onu görecek halimiz bile yok. Belki İBB'yi geçseydi takım, Beşiktaş'a yenilecekti, finale çıksa bile Avrupa cepte değildi – onlar eskidendi. Ama umutlandık ama heveslendik, yıllardır ne şampiyonluk ne Avrupa mücadelesi… Bir kupa finali bir kupa sevinciydi tek dileğimiz…
Bu maçla birlikte daha iyi gördük adeta parafladık ki, gelecek senenin ve senelerin vizyonunda Oktay Delibalta, Burak Özsaraç gibi oyuncular yer almamalı. Forvete en azından hava toplarında gerektiğinde kullanılacak bir futbolcu, defansın ortasında –daha önce de yazdık – çok iyi bir isim lazım. Hurşut, o sevilen halinden artık her topu ayağına aldığında tepki görmesi muhtemel bir formata büründü. Kendisine çeki düzen vermezse gelecek sene Süper Lig'deki “mobil futbolcular”kervanına katılacak. Gençlerbirliği'nin yeni hocası kim olur bilmem ama aslında fena olmayan bu kadrodaki birbirini tamamlamayan isimleri, birbirini tamamlayacak olanlar ile değiştirmeli. Ahengi olan bir kadro gerekli 19 Mayıs Stadı'nda..
Ne dersiniz şu tezahürat gidişatı özetlemiyor mu:
Behzat Ç. Başkan Gençlerbirliği Şampiyon
twitter.com/tolgaozek
Hafta sonu Beşiktaş maçı aldatmış bizleri. İlk İBB kupa maçı hele çok fena! Bugün, ilk etapta yönetimi, teknik direktörü pas geçiyorum. Futbolcular böyle bir futbolu nasıl sergileyebildiler! İBB'ye elenmek dediğimiz gibi şaşırtıcı değil, yılların istikrarlı takımı, istediğinde herkesi her yerde yenebilen, sahada genel itibariyle az güç harcayarak çok iş yapan bir futbol kulübü.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Daha ilk dakikadan bir önceki cümlede bahsettiğim gibi, dikkatli bir şekilde az güç harcayarak çok iş yaptı lacivert-turuncular. Gençlerbirlikli futbolcular ise özellikle sol kanadı felç bir şekilde rakiplerine refakat koşuları ile eşlik ettiler. Golleri atanların emeklerine saygı göstererek, savunma oyuncularının amatörlüğüne hayran kaldım(!)İleride Mustafa Pektemek dışında topa hakkı ile sahip olabilen, rakibi yıpratabilen kimse yoktu. Oktay ve Hurşut, çok kez dedim, yazdım, Twitter hesabımdan da defaatle geçtim, Serkan ile birlikte bu üç oyuncu ama özellikle ilk ikisi, el bombası gibi. Elinizde patlarsa sizi yakıyor ama rakibe doğru şekilde atarsanız onu yakıyor. Savunmaya destekleri etkisiz olan Oktay ve Hurşut, hücumda da etkisiz olursa ne olur? İşte ilk yarıdaki manzara olur. Jedinak'ın frikik vuruşu dışında şut bile yoktu. İBB rakibini öyle iyi çalışmış ki, Gençlerbirliği de işte bir o kadar çalışmamış, hafife almış, kendi taktiğinden ödün vermemiş.
İkinci yarıda, maçı Maraton'da birlikte izlediğim futbolseverler 60. dakikadan itibaren adeta bıraktı, ne yapsınlar izleyecekleri şeyin adı sadece çile olmuştu. Ankara'da hiç bu kadar İBB seyircisi olabileceğini kimse tahmin etmezdi, son 30 dakika onları izledim, eğlendiler, güldüler, malum onları bir araya getiren sözlüğün yetkililerini tebrik etmeli. Ankara'nın kendi belediye takımının bile uzun sürelerle bu kadar seyircisi olmamıştı.
Dönelim futbolculara ve takıma. Hani dedim ya dakika 60 olmuş taraftarlar maçı bırakmış, sahaya baktığımda Gençlerbirlikli futbolcuların akıllarına “topu geriden şişirip dönenleri toplama” fikri bile gelmiyordu. Belli ki bunu telkin edecek bir teknik direktör de yoktu. Sol kanadına zamanında müdahele etmek dışında biz varlığını pek anlayamadık. Elbette elinde buna uygun yani topları paratoner misali çekecek oyuncusu da var mıydı, sorunun cevabı hayır. Ama o andan sonra misal Orhan Şam'ı geride tutmaya gerek var mı? Savunmada hala 4 oyuncu neden olur ki… Anlaşılmazdı gerçekten. Skor 5-6 olsa ne olurdu Sayın Zumdick? Ama ya 3-1 derken 3-2 olsaydı… Gerçi 1-0 öne geçtiği kimi müsabakalarda sırf geriye çekildiği için puan kaybetmedi mi takım! Ne bekliyoruz ki…
İBB'ye koskocaman bir alkış. Verimli futbolları, boz baykuş seyircileri her şey güzeldi. Kupaya Beşiktaş'tan çok daha fazla yakışıyorlar. Elbette iyi olan kazansın. Hakem çok tepki aldı ama Gençlerbirliği o kadar kötüydü ki hakem zaten bence yerinde kararlar verdi ve onu görecek halimiz bile yok. Belki İBB'yi geçseydi takım, Beşiktaş'a yenilecekti, finale çıksa bile Avrupa cepte değildi – onlar eskidendi. Ama umutlandık ama heveslendik, yıllardır ne şampiyonluk ne Avrupa mücadelesi… Bir kupa finali bir kupa sevinciydi tek dileğimiz…
Bu maçla birlikte daha iyi gördük adeta parafladık ki, gelecek senenin ve senelerin vizyonunda Oktay Delibalta, Burak Özsaraç gibi oyuncular yer almamalı. Forvete en azından hava toplarında gerektiğinde kullanılacak bir futbolcu, defansın ortasında –daha önce de yazdık – çok iyi bir isim lazım. Hurşut, o sevilen halinden artık her topu ayağına aldığında tepki görmesi muhtemel bir formata büründü. Kendisine çeki düzen vermezse gelecek sene Süper Lig'deki “mobil futbolcular”kervanına katılacak. Gençlerbirliği'nin yeni hocası kim olur bilmem ama aslında fena olmayan bu kadrodaki birbirini tamamlamayan isimleri, birbirini tamamlayacak olanlar ile değiştirmeli. Ahengi olan bir kadro gerekli 19 Mayıs Stadı'nda..
Ne dersiniz şu tezahürat gidişatı özetlemiyor mu:
Behzat Ç. Başkan Gençlerbirliği Şampiyon
twitter.com/tolgaozek
Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

