Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasý(TCMB), son toplantýsýnda politika faizini yüzde 8,5'ten yüzde 15'e çýkarmýþtý. TCMB yeni döneminde enflasyonu düþürmeye odaklandýklarýný belirtti. TCMB Baþkaný da yeni dönemde enflasyonu düþürmeye odaklandýklarýný açýklamýþtý. AA Finans'ýn düzenlediði ankete katýlan ekonomistler TCMB'nin 250-650 baz puan faiz artýrarak yüzde 17,50 ila yüzde 21,50'ye yükseltmesini bekliyor.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Merkez Bankasý'nýn rezervleri artýyor
Dolar/TL bu sabah 26,50 seviyesini aþarak rekor tazeledi. Kur 26,72'yi gördü.
1 Euro ise bugün ilk kez 30 lira seviyesini aþtý ve 30,10 seviyesini gördü.
Sene baþýndan bu yana artýþ dolar kurunda yüzde 42'yi, Euro kurunda yüzde 50'yi aþtý.
Piyasalarda kademeli sýkýlaþtýrma sürecindeki Merkez Bankasý'nýn (TCMB) perþembe günü açýklayacaðý faiz kararý haftanýn en önemli gündem maddesi olarak izleniyor.
Hükümet seçim öncesi uygulanan ekonomi politikalarýnýn sonucu ve deprem kaynaklý artan maliyetler nedeniyle art arda gelir artýrýcý önlemler açýkladý.
Kapsamlý vergi artýþlarýnýn mali disiplini garanti altýna alabileceðini belirten ekonomistler, ayný sürecin kýsa vadede enflasyonu ise körükleyeceðine dikkat çekiyor.
Litre baþýna 5 TL zam geldi
Hükümet, ithal mal talebini azaltmak için adýmlarýný atmaya devam ediyor. Akaryakýtta ÖTV'ye litre baþýna 5 TL zam geldi. Hazine ve Maliye Bakanlýðý, "Maktu olan bu vergilerde uluslararasý petrol fiyatlarý ve döviz kurundaki artýþlara raðmen 2016 yýlýndan itibaren bugüne kadar neredeyse hiç vergi artýþý yapýlmamýþtýr. ÖTV tutarlarý, maktu olmasý hasebiyle enflasyon karþýsýnda erimiþtir" açýklamasýnda bulundu. Bakanlýktan yapýlan açýklamada "Artýþa raðmen ülkemiz halen benzin ve motorinde Avrupa'da en ucuz 4. ülke" denildi.
Cumhurbaþkaný Erdoðan, körfez turuna çýkýyor
Cumhurbaþkaný Recep Tayyip Erdoðan bugün 3 günlük bir körfez turuna çýkýyor. Erdoðan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleþik Arap Emirlikleri'nde 3 iþ forumuna katýlacak. Bu tur sonrasýnda Türkiye'ye körfez ülkelerinden 25 milyar dolarlýk yatýrýmýn gelmesi hedefleniyor.
Dolar küresel para birimleri karþýsýndaki cazibesini yitiriyor. ABD'de yavaþlayan enflasyon spot ýþýklarýný dolarýn üstünden çekti. Dolarýn 6 büyük para birimine karþý deðerini ölçen DXY endeksi 102,71'den 99'a kadar geriledi. Dolar geçtiðimiz hafta büyük para birimlerine karþý yüzde 2 deðer kaybetti.
Ekonomist Mahfi Eðilmez'in kendi sitesinde
'Seçime giderken sorular ve yanýtlar' baþlýðýyla yayýnlanan yazýsý þöyle:
Aslýda sorunun doðru þekli seçimden sonra Türk Lirasý daha da deðer kaybeder mi þeklinde olmalýdýr. Döviz kurlarý seçime yaklaþýlýrken yükselmeye baþlamýþ görünüyor. Bunu normal karþýlamak gerekir. Çünkü insanlar belirsizliði sevmezler, tedirgin olurlar. Tedirginlik dövize ve altýna talebi artýrýr, dolayýsýyla döviz kuru ve altýn fiyatý yükselir. Seçimden sonra Türk Lirasýnýn yabancý paralara karþý deðer kaybedip kaybetmeyeceði sorusunun yanýtý büyük ölçüde seçimi kimin kazanacaðý ne neler yapacaðýyla ilgilidir. Türkiye'de mevcut iktidar birçok alanda ve o arada ekonomide inandýrýcýlýðýný yitirmiþ olduðu için seçimi kazanýrsa uyguladýðý yanlýþ ekonomi politikasýndan vazgeçip doðru politikalara döneceðini açýklasa bile uzun süre inandýrýcýlýk sorunu yaþayabilir. Muhalefetin bu konuda bir üstünlüðü olmakla birlikte seçimi kazanýrsa, yapacaðý atamalar, yapýsal reformlar konusunda giriþeceði eylemler inandýrýcýlýðýný belirleyecektir. Dolayýsýyla bu sorunun yanýtý seçimden sonra neler yapýlacaðýyla baðlantýlýdýr.
Seçim sonrasý ekonomi politikasý deðiþir mi, deðiþirse ne yönde deðiþir?
Seçim sonrasý ekonomi politikasýnýn deðiþip deðiþmeyeceði sorusu seçimi hangi ittifakýn ve önemlisi Cumhurbaþkaný adayýnýn kazanacaðýna göre yanýtlanmasý gereken bir soru. Dolayýsýyla ilk yanýtlanmasý gereken soru þudur: Seçimi kim kazanýr? Burada bir tahmin yapmaktansa (onu siyaset bilimcilere ve anket firmalarýna býrakalým) soruyu iki olasýlýk için de yanýtlayalým. Seçimi mevcut iktidar ve Cumhurbaþkaný kazanýrsa mevcut politika devam eder. Daha doðrusu mevcut politikasýzlýk devam eder, çünkü bugünkü durumda ortada herhangi bir politika bulunmuyor. Ekonomi modelimiz de olmayan ekonomi politikasýndan esinlenerek 'kervan yolda dizilir' modeline dayanýyor. Seçimi muhalefet kazanýrsa, bugüne kadar yaptýklarý açýklamalara, hazýrladýklarý ortak mutabakat metnine bakarak yeni bir ekonomi politikasýnýn devreye girmesini bekleyebiliriz. Yeni bir ekonomi politikasý eðer ekonomiyle ilgili olanlarýn yaný sýra hukuk reformu, eðitim reformu, siyasal partiler reformu, tarým reformu gibi yapýsal reformlara dayanarak yola çýkarsa baþarýlý olur. Bunlarý kýsa sürede yürürlüðe sokamazlarsa baþarýlý olamaz.
Faiz artýrýlýrsa kriz çýkar mý?
Her þeyden önce þunu net bir þekilde ortaya koyalým: Türkiye bugün zaten bir krizin içinde. Ama insanlar 2001 krizinde olduðu gibi iþsiz kalmadýklarý ve düþük faiz nedeniyle yüksek kârlar saðlayan þirketlerin çalýþanlarýna yaptýklarý ücret artýþlarý nedeniyle krizin farkýnda deðiller. Türkiye, bir çeþit 'ertelenmiþ kriz' yaþýyor. 'Gelecekte daha pahalý olacak' endiþesiyle öne çekilmiþ tüketim, ekonomiyi canlý tutarak yaþanan krizin fark edilmesini engelliyor. Krizin gerçekten farkýna varýlmasý seçimden sonra olacak. Bugün mevduata verilen faizler, enflasyonun 30 puan altýnda. Öte yandan kredi faizleri de enflasyonun 15 – 20 puan altýnda. Ne var ki bankalar kredi kullandýrmak istemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki faiz artarsa düþük faizle kullandýrdýklarý krediler sorun olacak.
Faiz, doðru yaklaþýmla artýrýlýrsa kriz çýkmaz. Buna karþýlýk tek baþýna faiz artýrýmý sorunlarý çözemez sadece atýlacak diðer adýmlar için zaman kazandýrýr. O nedenle faiz artýrýmýyla birlikte yapýsal reform hareketinin baþlatýlmasý þart. Faizi öyle tek hamlede enflasyon düzeyine yükseltmek kriz çýkarabilir. Çünkü düþük faize baðlanmýþ birçok iþlem, kuruluþ ve karar var ortada. Faizleri yavaþ yavaþ artýrmak ve enflasyon düþürülene kadar artýrmaya devam edileceðini vurgulamak en doðru yaklaþým olur. Kuþkusuz bunlarý tam anlamýyla baðýmsýz kýlýnmýþ bir Merkez Bankasý ve yeni bir kadroyla yapmak gerekir. Bu tür kararlarý alýp uygularken kiþilerin ve kurumlarýn itibar sorunu olmamalýdýr.
Doðru politikalar uygulanýrsa dýþarýdan kaynak gelir mi?
Eðer doðru ekonomi politikalar uygulamaya sokulur ve bunlar sosyal ve siyasal yapýsal reformlarla desteklenirse dýþ kaynak gelir. Çünkü yabancý yatýrýmcý açýsýndan bilinirlik ve istikrar en önemli faktörlerdir. Türkiye'nin bugünkü görünümü, yabancý yatýrýmcý açýsýndan, istikrarsýz bir ülke görünümüdür. Ülke risk primini gösteren CDS priminin dünyanýn en riskli ülkeleriyle ayný kategoride olmasý dýþarýdan bakýldýðýnda ülkenin nasýl göründüðünün göstergesidir. Çoðu kez hukukun üstünlüðü ve demokrasi eksikliðinden söz edildiðinde "Çin'de hukukun üstünlüðü de demokrasi de yok ama dünyanýn yabancý yatýrýmýný çekebiliyor" diye itiraz edenler olur. Tekrar söyleyeyim: Yabancý yatýrýmcý bilinirlik ve istikrar ister. Çin'de hukukun üstünlüðü ve demokrasi hiçbir zaman olmadý. Yabancý yatýrýmcý için bu bilinen ve istikrar olarak kabul edilen bir durum. Bugün Çin, demokrasiye geçip hukukun üstünlüðü için adýmlar atsa bilinirlik ve istikrar ortadan kalkacaðý için yabancý yatýrýmlar muhtemelen düþer. Türkiye ise bu iki meselede yýllardýr batý dünyasýný örnek alarak ilerlemeye çalýþýrken birden bunlardan vazgeçince bilinirliðini ve istikrarýný kaybetti. Bunlarý yeniden yerine oturtmak o kadar kolay deðil. Ama bu yolda adýmlar atýlmaya baþlanýrsa, özellikle Avrupa Birliðiyle iliþkiler yeniden canlandýrýlýr, ekonomiyle ilgili olduðu kadar sosyal ve siyasal alanlarda da reformlar hýzla baþlatýlýrsa dýþarýdan kaynak giriþi baþlar.
IMF ile program yapýp para almak mümkün müdür?
Türkiye, IMF'nin üyesidir ve IMF, kendisinden destek isteyen üye ülkeleri reddetmez, üzerinde karþýlýklý olarak anlaþýlmýþ bir program için destek verir. IMF'den alýnacak destek, piyasadan alýnabilecek borçtan daha yüksek miktarda ve daha ucuza mal olacaðý için önemlidir. IMF ile yapýlacak bir program yatýrým yapmak ya da borç vermek isteyip de riskten çekinen yabancýlar için bir çeþit garanti görevi göreceði için ülkeye kaynak giriþini artýrýr. Ne var ki bu noktada siyasetçilerin halkta yarattýðý IMF imajýnýn kötülüðü, bu yola gidilmesini zorlaþtýran bir meseledir. Siyasetçiler, popülizme saparak bozduklarý ekonomiyi düzeltmek için gelen IMF'ye geçmiþin faturasýný ve kendi günahlarýný yüklerler, halký da buna inandýrmayý baþarýrlar. Böylece insanlar IMF'nin gelip durduk yerde kendilerine acý ilaç içirdiðini, kemer sýktýrdýðýný düþünür ve IMF'yi lanetlerler. Ýþler biraz düzelince siyasetçiler IMF'yi gönderir ve düzelen ekonomiyi kendileri düzeltmiþ gibi takdim ederler. Bu, bize benzeyen ülkelerde hiç þaþmayan bir gerçektir. O nedenle IMF ile program yapmak bir zafiyet olarak görülür. Oysa asýl üzerinde durulmasý gereken konu ülkeyi IMF'ye götürmek deðil ülkeyi IMF'den destek isteme aþamasýna kimin hangi yanlýþlarla getirdiði meselesinin ortaya çýkarýlmasýdýr.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası(TCMB), son toplantısında politika faizini yüzde 8,5'ten yüzde 15'e çıkarmıştı. TCMB yeni döneminde enflasyonu düşürmeye odaklandıklarını belirtti. TCMB Başkanı da yeni dönemde enflasyonu düşürmeye odaklandıklarını açıklamıştı. AA Finans'ın düzenlediği ankete katılan ekonomistler TCMB'nin 250-650 baz puan faiz artırarak yüzde 17,50 ila yüzde 21,50'ye yükseltmesini bekliyor.
Merkez Bankası'nın rezervleri artıyor
Dolar/TL bu sabah 26,50 seviyesini aşarak rekor tazeledi. Kur 26,72'yi gördü.
1 Euro ise bugün ilk kez 30 lira seviyesini aştı ve 30,10 seviyesini gördü.
Sene başından bu yana artış dolar kurunda yüzde 42'yi, Euro kurunda yüzde 50'yi aştı.
Piyasalarda kademeli sıkılaştırma sürecindeki Merkez Bankası'nın (TCMB) perşembe günü açıklayacağı faiz kararı haftanın en önemli gündem maddesi olarak izleniyor.
Hükümet seçim öncesi uygulanan ekonomi politikalarının sonucu ve deprem kaynaklı artan maliyetler nedeniyle art arda gelir artırıcı önlemler açıkladı.
Kapsamlı vergi artışlarının mali disiplini garanti altına alabileceğini belirten ekonomistler, aynı sürecin kısa vadede enflasyonu ise körükleyeceğine dikkat çekiyor.
Litre başına 5 TL zam geldi
Hükümet, ithal mal talebini azaltmak için adımlarını atmaya devam ediyor. Akaryakıtta ÖTV'ye litre başına 5 TL zam geldi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, "Maktu olan bu vergilerde uluslararası petrol fiyatları ve döviz kurundaki artışlara rağmen 2016 yılından itibaren bugüne kadar neredeyse hiç vergi artışı yapılmamıştır. ÖTV tutarları, maktu olması hasebiyle enflasyon karşısında erimiştir" açıklamasında bulundu. Bakanlıktan yapılan açıklamada "Artışa rağmen ülkemiz halen benzin ve motorinde Avrupa'da en ucuz 4. ülke" denildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, körfez turuna çıkıyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün 3 günlük bir körfez turuna çıkıyor. Erdoğan, Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nde 3 iş forumuna katılacak. Bu tur sonrasında Türkiye'ye körfez ülkelerinden 25 milyar dolarlık yatırımın gelmesi hedefleniyor.
Dolar küresel para birimleri karşısındaki cazibesini yitiriyor. ABD'de yavaşlayan enflasyon spot ışıklarını doların üstünden çekti. Doların 6 büyük para birimine karşı değerini ölçen DXY endeksi 102,71'den 99'a kadar geriledi. Dolar geçtiğimiz hafta büyük para birimlerine karşı yüzde 2 değer kaybetti.
Â
Ekonomist Mahfi Eğilmez'in kendi sitesinde 'Seçime giderken sorular ve yanıtlar' başlığıyla yayınlanan yazısı şöyle:
Aslıda sorunun doğru şekli seçimden sonra Türk Lirası daha da değer kaybeder mi şeklinde olmalıdır. Döviz kurları seçime yaklaşılırken yükselmeye başlamış görünüyor. Bunu normal karşılamak gerekir. Çünkü insanlar belirsizliği sevmezler, tedirgin olurlar. Tedirginlik dövize ve altına talebi artırır, dolayısıyla döviz kuru ve altın fiyatı yükselir. Seçimden sonra Türk Lirasının yabancı paralara karşı değer kaybedip kaybetmeyeceği sorusunun yanıtı büyük ölçüde seçimi kimin kazanacağı ne neler yapacağıyla ilgilidir. Türkiye'de mevcut iktidar birçok alanda ve o arada ekonomide inandırıcılığını yitirmiş olduğu için seçimi kazanırsa uyguladığı yanlış ekonomi politikasından vazgeçip doğru politikalara döneceğini açıklasa bile uzun süre inandırıcılık sorunu yaşayabilir. Muhalefetin bu konuda bir üstünlüğü olmakla birlikte seçimi kazanırsa, yapacağı atamalar, yapısal reformlar konusunda girişeceği eylemler inandırıcılığını belirleyecektir. Dolayısıyla bu sorunun yanıtı seçimden sonra neler yapılacağıyla bağlantılıdır.
Seçim sonrası ekonomi politikası değişir mi, değişirse ne yönde değişir?
Seçim sonrası ekonomi politikasının deÄŸiÅŸip deÄŸiÅŸmeyeceÄŸi sorusu seçimi hangi ittifakın ve önemlisi CumhurbaÅŸkanı adayının kazanacağına göre yanıtlanması gereken bir soru. Dolayısıyla ilk yanıtlanması gereken soru ÅŸudur: Seçimi kim kazanır? Burada bir tahmin yapmaktansa (onu siyaset bilimcilere ve anket firmalarına bırakalım) soruyu iki olasılık için de yanıtlayalım. Seçimi mevcut iktidar ve CumhurbaÅŸkanı kazanırsa mevcut politika devam eder. Daha doÄŸrusu mevcut politikasızlık devam eder, çünkü bugünkü durumda ortada herhangi bir politika bulunmuyor. Ekonomi modelimiz de olmayan ekonomi politikasından esinlenerek 'kervan yolda dizilir' modeline dayanıyor. Seçimi muhalefet kazanırsa, bugüne kadar yaptıkları açıklamalara, hazırladıkları ortak mutabakat metnine bakarak yeni bir ekonomi politikasının devreye girmesini bekleyebiliriz. Yeni bir ekonomi politikası eÄŸer ekonomiyle ilgili olanların yanı sıra hukuk reformu, eÄŸitim reformu, siyasal partiler reformu, tarım reformu gibi yapısal reformlara dayanarak yola çıkarsa baÅŸarılı olur. Bunları kısa sürede yürürlüğe sokamazlarsa baÅŸarılı olamaz. Â
Faiz artırılırsa kriz çıkar mı?
Her ÅŸeyden önce ÅŸunu net bir ÅŸekilde ortaya koyalım: Türkiye bugün zaten bir krizin içinde. Ama insanlar 2001 krizinde olduÄŸu gibi iÅŸsiz kalmadıkları ve düşük faiz nedeniyle yüksek kârlar saÄŸlayan ÅŸirketlerin çalışanlarına yaptıkları ücret artışları nedeniyle krizin farkında deÄŸiller. Türkiye, bir çeÅŸit 'ertelenmiÅŸ kriz' yaşıyor. 'Gelecekte daha pahalı olacak' endiÅŸesiyle öne çekilmiÅŸ tüketim, ekonomiyi canlı tutarak yaÅŸanan krizin fark edilmesini engelliyor. Krizin gerçekten farkına varılması seçimden sonra olacak. Bugün mevduata verilen faizler, enflasyonun 30 puan altında. Öte yandan kredi faizleri de enflasyonun 15 – 20 puan altında. Ne var ki bankalar kredi kullandırmak istemiyorlar. Çünkü biliyorlar ki faiz artarsa düşük faizle kullandırdıkları krediler sorun olacak.
Faiz, doÄŸru yaklaşımla artırılırsa kriz çıkmaz. Buna karşılık tek başına faiz artırımı sorunları çözemez sadece atılacak diÄŸer adımlar için zaman kazandırır. O nedenle faiz artırımıyla birlikte yapısal reform hareketinin baÅŸlatılması ÅŸart. Faizi öyle tek hamlede enflasyon düzeyine yükseltmek kriz çıkarabilir. Çünkü düşük faize baÄŸlanmış birçok iÅŸlem, kuruluÅŸ ve karar var ortada. Faizleri yavaÅŸ yavaÅŸ artırmak ve enflasyon düşürülene kadar artırmaya devam edileceÄŸini vurgulamak en doÄŸru yaklaşım olur. KuÅŸkusuz bunları tam anlamıyla bağımsız kılınmış bir Merkez Bankası ve yeni bir kadroyla yapmak gerekir. Bu tür kararları alıp uygularken kiÅŸilerin ve kurumların itibar sorunu olmamalıdır.  Â
Doğru politikalar uygulanırsa dışarıdan kaynak gelir mi?
EÄŸer doÄŸru ekonomi politikalar uygulamaya sokulur ve bunlar sosyal ve siyasal yapısal reformlarla desteklenirse dış kaynak gelir. Çünkü yabancı yatırımcı açısından bilinirlik ve istikrar en önemli faktörlerdir. Türkiye'nin bugünkü görünümü, yabancı yatırımcı açısından, istikrarsız bir ülke görünümüdür. Ülke risk primini gösteren CDS priminin dünyanın en riskli ülkeleriyle aynı kategoride olması dışarıdan bakıldığında ülkenin nasıl göründüğünün göstergesidir. ÇoÄŸu kez hukukun üstünlüğü ve demokrasi eksikliÄŸinden söz edildiÄŸinde "Çin'de hukukun üstünlüğü de demokrasi de yok ama dünyanın yabancı yatırımını çekebiliyor" diye itiraz edenler olur. Tekrar söyleyeyim: Yabancı yatırımcı bilinirlik ve istikrar ister. Çin'de hukukun üstünlüğü ve demokrasi hiçbir zaman olmadı. Yabancı yatırımcı için bu bilinen ve istikrar olarak kabul edilen bir durum. Bugün Çin, demokrasiye geçip hukukun üstünlüğü için adımlar atsa bilinirlik ve istikrar ortadan kalkacağı için yabancı yatırımlar muhtemelen düşer. Türkiye ise bu iki meselede yıllardır batı dünyasını örnek alarak ilerlemeye çalışırken birden bunlardan vazgeçince bilinirliÄŸini ve istikrarını kaybetti. Bunları yeniden yerine oturtmak o kadar kolay deÄŸil. Ama bu yolda adımlar atılmaya baÅŸlanırsa, özellikle Avrupa BirliÄŸiyle iliÅŸkiler yeniden canlandırılır, ekonomiyle ilgili olduÄŸu kadar sosyal ve siyasal alanlarda da reformlar hızla baÅŸlatılırsa dışarıdan kaynak giriÅŸi baÅŸlar. Â
IMF ile program yapıp para almak mümkün müdür?
Türkiye, IMF'nin üyesidir ve IMF, kendisinden destek isteyen üye ülkeleri reddetmez, üzerinde karşılıklı olarak anlaşılmış bir program için destek verir. IMF'den alınacak destek, piyasadan alınabilecek borçtan daha yüksek miktarda ve daha ucuza mal olacağı için önemlidir. IMF ile yapılacak bir program yatırım yapmak ya da borç vermek isteyip de riskten çekinen yabancılar için bir çeşit garanti görevi göreceği için ülkeye kaynak girişini artırır. Ne var ki bu noktada siyasetçilerin halkta yarattığı IMF imajının kötülüğü, bu yola gidilmesini zorlaştıran bir meseledir. Siyasetçiler, popülizme saparak bozdukları ekonomiyi düzeltmek için gelen IMF'ye geçmişin faturasını ve kendi günahlarını yüklerler, halkı da buna inandırmayı başarırlar. Böylece insanlar IMF'nin gelip durduk yerde kendilerine acı ilaç içirdiğini, kemer sıktırdığını düşünür ve IMF'yi lanetlerler. İşler biraz düzelince siyasetçiler IMF'yi gönderir ve düzelen ekonomiyi kendileri düzeltmiş gibi takdim ederler. Bu, bize benzeyen ülkelerde hiç şaşmayan bir gerçektir. O nedenle IMF ile program yapmak bir zafiyet olarak görülür. Oysa asıl üzerinde durulması gereken konu ülkeyi IMF'ye götürmek değil ülkeyi IMF'den destek isteme aşamasına kimin hangi yanlışlarla getirdiği meselesinin ortaya çıkarılmasıdır.
✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEÅžEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ÅžU ANDA BUNU KONUÅžUYOR! 🫵 👉 BURADA