Geri
İleri  

Hasan Sabbah kimdir? Hasan Sabbah'ı kim oynuyor [Gürkan Uygun]

TRT 1'deki Uyanış Büyük Selçuklu dizisini izleyenler Hasan Sabbah'ı hayatını merak ediyor. İşte Hasan Sabbah ve oyuncusu Gürkan Uygun hakkında bilmeniz gerekenler...

Hasan Sabbah (1050 - 12 Haziran 1124), Nizari-Ýsmaili Devleti'nin ve Haþhaþi fedai grubunun kurucusu.

Farklý bir dini ekole dayalý üst düzey dini bilgi birikimine ve otoriter bir liderlik karakterine sahip olduðu bilinen Hasan Sabbah kurduðu tarikatýn suikaste dayanan farklý askeri taktikleri ve 35 yýl boyunca dýþýna çýkmadan yaþadýðý Alamut Kalesi ile tanýnmaktadýr.



Ýlk yýllarý ve soyu

1046-47 veya 1053-54 yýl

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
larýnda On iki Ýmam Þiiliði'nin önemli bir merkezi olan Kum kentinde doðduðu rivayet edilir. Sabbah, hayatýný anlattýðý Sergüzeþt-i Seyyidina adlý eserinde Himyeri Krallýðý'nýn soyundan geldiðini ve babasýnýn Yemen'den Kufe'ye oradan da Kum þehrine göç ettiðini belirtmektedir. Babasý Ali bin Muhammed Oniki Ýmam Þiiliðinin önemli isimlerinden birisiydi. Oðlu Hasan'ýn felsefe, kelam, mantýk, fýkýh ve riyaziyyat alanlarýnda iyi eðitim almasýný saðladý.

Ýsmaili mezhebiyle tanýþmasý ve Alamut Kalesi öncesi faaliyetleri

Din alimi olmak isteyen Sabbah tahsilini devam ettirmek için Rey þehrine gitti. On yedi yaþýna kadar baðlý kaldýðý Oniki Ýmam Þiiliðinden, karþýlaþtýðý Fatými daisinin etkisiyle Ýsmaililik mezhebine geçiþ yaptý. Sabbah'taki yeteneði fark eden Irak bölgesi baþdaisi Ýbn Attaþ kendisine Fatými Halifesi Müstansýr'ýn yanýna gitmesini ve Darülhikme'de Ýsmaili mezhebi hakkýnda eðitim almasýný tavsiye etti. Ýsfahan civarýnda iki yýl Ýbn Attaþ'ýn vekili olarak davette bulunduktan sonra Azerbaycan, Musul, Sincar, Rahbe, Þam, Sayda, Sur ve Akka üzerinden 1078 yýlýnda Kahire'ye ulaþtý. Burada baþdai Ebu Davud tarafýndan karþýlandý ve Halife Müstansýr-Billah ile görüþtü, ilgi ve alakasýna mazhar oldu. Halife, kendisini vekil olarak seçti ve ileride Horasan bölgesinde dailik yapmasýný istedi.

Hasan Sabbah, Halife Müstansýr'dan sonra hilafet makamýna veliaht Nizar'ýn geçmesini isterken vezir ve baþkumandan Bedr el-Cemali ise Ahmed el-Müsta'li'nin geçmesini istiyordu. Sabbah'ýn muhalefetiyle karþýlaþan el-Cemali, Sabbah'ý önce hapse attý ardýndan da ülkeden sürdü veya diðer bir rivayete göre Sabbah Mýsýr'dan kaçtý ve 1081 yýlýnda Ýsfahan'a ulaþtý. 9 yýl boyunca Ýran'ý baþtan sona dolaþarak Batýniliðin propagandasýný yaptý. Ýran'ýn kuzeyine yöneldi. Özellikle Deylem bölgesi ile ilgilendi. Bu bölge Ýslam'ý zorla kabul etmeyen, topraklarý zor fethedilen, savaþçý ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir halkýn kontrolündeydi. Bu propagandadan çok etkilenen Gilan, Mazenderan bölgelerinde 3 yýl boyunca çalýþarak daðlardaki savaþçýlarý ve gönderdiði dailer sayesinde bölge halkýný yanýna çekti. Sabbah'ýn faaliyetlerini izleyen Selçuklu Veziri Nizamülmülk yakalanmasý için emir verdi. Bunun üzerine Hasan Kazvin'e kaçtý. Burada müstahkem Alamut Kalesi'ni karargahý olarak seçerek Nizari-Ýsmaili Devleti'ni 4 Eylül 1090 tarihinde kurdu.

Alamut Kalesi dönemi

Alamut Kalesi'ne yerleþtikten sonra kaleyi ele geçirilemez ve kuþatmalara dayanacak þekilde tahkim ettirdi ve yiyeceklerin uzun süre bozulmamasý için depolar yaptýrdý. Bundan sonra Alamut askeri ve idari merkezi oldu. Halife Müstansýr'ýn ölümünün ardýndan yerine Sabbah'ýn muhalif olduðu diðer oðlu Müsta'li-Billah geçti. Sabbah bu durumu kabul etmeyerek Nizar'ý destekledi ve adýna hutbe okuttu. Ýsmaililer'in Müstaliyye ve Nizariyye olarak ikiye ayrýlmasýyla Sabbah Alamut'ta Nizariler'in lideri konumuna geldi ve Fatýmiler'le iliþkilerini bütünüyle kesti.

Nizariler'i Fatýmiler'den ayýran en önemli fark Nizariler'e düþman olanlarýn fedailer tarafýndan öldürülmesinin dini bir vazife olarak kabul edilmesidir. Müritlerinin eðitim almasýný yasaklayarak cahil kalmalarýný saðlamýþtýr. Onlarýn eðitim almasýna gerek yok, çünkü Allah'ý tanýmak akýl ve fikirle deðil masum imamýn yol göstermesiyle mümkündür. Ayrýca müritlerine cenneti vadediyor ve cennetteki mutluluðu dünyada hissetmeleri için onlara esrar içiriyordu ve bu þekilde emirlerini koþulsuz yerine getiren fedai haline geliyorlardý.

Sonunda Hasan Sabbah Elburz Daðlarý'ndaki Elemut Kalesi'nde karar kýldý. Kale geniþ bir vadiye egemen konumdaki büyük bir kayalýk üzerine inþa edilmiþti. Ýki bin metre yükseklikteki kale kayanýn tabanýnýn yüzlerce metre üzerinde, yalnýzca sarp ve dolambaçlý bir patikadan çýkýlabilen bir yerde bulunmaktaydý. Rivayete göre kale Deylem krallarýndan biri tarafýndan inþa edilmiþti. Kral kartalýný salmýþ, kartal ise bu kayalýða konmuþ, böylece kalenin yapýmýna baþlanmýþtý. Ve kaleye "kartalýn öðretisi" anlamýnda "Aluh Amut" ismi verilmiþti.[1]

Hasan Sabbah'ýn buraya vardýðý sýrada kale onu Selçuklu sultanýndan almýþ olan Alevi Mehdi adýndaki bir hükümdarýn elindeydi. Önce bölgeye dailerini yollayan Hasan, bölge halkýný ve Alamut'ta yaþayanlarý kendi tarafýna çekmiþtir. Hasan Sabbah bu olaylarý þöyle anlatmaktadýr:

"Ve sonra Kazvin'den Alamut'a bir dai gönderdim. Alamut insanlarýndan bazýlarý dainin telkinlerine uyup mezhep deðiþtirdiler ve Alevileri de buna teþvik ettiler. Dai yenilgiye uðramýþ gibi göründü, ancak bir yolunu bulup dönmelerin tümünü kale dýþýna çýkardý ve bütün kapýlarý kapatarak kalenin sultanýn malý olduðunu ilan etti. Uzun münakaþalardan sonra onlarý yeniden içeri aldý ve insanlar da daha kötüsüyle karþýlaþmamak için onun himayesi altýna girdiler."

Bundan sonra 4 Eylül 1090 günü gizlice kaleye alýnmýþ, kalenin önceki sahibi elinden bir þey gelmediði için kaleyi terk etmiþtir. Ýranlý tarihçilere göre Hasan Sabbah, Mehdi'ye üç bin altýn dinar deðerinde bir senet vermiþtir. Böylece Hasan Sabbah, Haþhaþin tarikatýný resmen kurmuþtur.

Kimliði

Þiiliðin Ýmamiye-i Ýsna'aþer'iyye Mezhebi'nin gayba halindeki On Ýkinci Ýmamý Muhammed Mehdi ile karýþtýrýlmamasý gereken Zeydi-Aleviler Hanedanlýðý mensubu En-Nasýr'ul-Alevi Li'l-Hakk soyundan gelen Alevi Mehdi,[3]:339 Elemut Bölgesi'nde bulunan Elemut Kalesi'nin son Büyük Selçuklu komutaný idi.

Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk daha 1090 yýlýna gelmeden Hasan bin Sabbah'ýn tevkif edilmesi için gerekli emirleri çýkartmýþtý. Bu nedenle de Hasan bin Sabbah Elemut Kalesi'nden yaklaþýk 60 Km uzaklýktaki Kazvin'de gizlenmekteydi.[4]:23 Buradan kalenin zaptý ile alakalý bir takým planlar hazýrlamaktaydý.[4]:23 Hasan bin Sabbah özel olarak daha önceden görevlendirdiði Hasan el-Ka'ini adýndaki casusu aracýlýðýyla kaledeki muhafýzlarýn çoðunu Ýsmail'iyye mezhebine döndürmeyi baþarmýþtý. Bu mühtedilerin tamamýný ortadan kaldýrmayý planlayan Mehdi önce kendisini Hasan Sabbah'ýn Davah hareketini kabullenir ve destekler gösterdi. Bu arada Kazvin'den gönderdiði bir baþka Da'i aracýlýðý ile Hasan Sabbah kaledeki taraftarlarýnýn sayýsýný iyice arttýrmayý baþarmýþtý. 4 Eylul 1090 tarihinde gizlice kaleye giren Hasan Sabbah, kendisini Dihkhuda ismiyle tanýtarak bir süre burada yaþadý. Mehdi durumu anladýðýnda ise kaledeki muhafýzlarýn tamamýna yakýný Ýsma'il'iyye mezhebi'ni kabullenmiþler ve Mehdi'yi tamamen kendisini savunamayacak bir duruma düþürmüþlerdi.

UYANIÞ BÜYÜK SELÇUKLU FRAGMANI ÝZLE



Alamut Kalesi'nin teslim alýnmasý

Hasan bin Sabbah tarafýndan kale Zeydi Mehdi'ye Üç Bin Altýn Dinar ödenmek suretiyle teslim alýndý. Ödeme Ýsmaili Davah hareketine gönül vermiþ "Muzaffer Reis" ismindeki bir Selçuklu subayý tarafýndan gerçekleþtirildi.[4]:23 Kalenin bu þekilde Mehdi'den alýnmasý sýrasýnda ise hiçbir vahþet gerçekleþmemiþ oldu.[4]:24

Hasan Sabbah, Alamut'a yerleþtikten sonra 34 yýl boyunca buradan hiç ayrýlmamýþtýr. Rivayetlere göre Alamut'taki kendi odasýndan bile sadece birkaç kez çýkmýþtýr. Alamut'a yerleþtikten sonra Büyük Selçuklu Devleti ve Abbasilere yönelik mücadelesine baþlayan Hasan Sabbah, kendi döneminde elliye yakýn suikast gerçekleþtirmiþtir. Bunlarýn en önemlisi ve ilki Nizamülmülk'ün öldürülmesidir. Diðerleri ise Selçuklu üst düzey devlet görevlileri ve Abbasi din adamlarýna yönelik suikastlerdir. Nizamülmülk'ün öldürülmesi ve ardýndan Melikþah'ýn ölümü sonrasýnda Sencer, Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasýnda taht kavgalarý baþlamýþ ve Selçuklular gerilemeye baþlamýþtýr. Hasan Sabbah Selçuklu sarayýndaki taht kavgalarýný kendi lehine kullanmýþtýr. Ayrýca Hasan Sabbah döneminde baþka önemli kaleler de ele geçirilmiþtir.[5]

Hasan Sabbah döneminin en ilginç olaylarýndan biri de büyük Sünni tarihçi Alaeddin Ata Melik Cüveyni'nin aktardýðý olaydýr. Cüveyni'ye göre Muhammed Tapar'ýn ölümünden sonra tahta geçen Sencer'e barýþ elçileri gönderen Hasan Sabbah, tekliflerin kabul edilmemesi nedeniyle saraydan birilerini yanýna çekerek sultanýn baþucuna bir hançer saplanmasýný saðlamýþtýr. Ayýldýðýnda büyük paniðe kapýlan Sultan olayý gizli tutmaya çalýþmýþ ancak olayýn hemen ardýndan bir elçiyle gelen mesajda Hasan Sabbah,

« Ben istemez miydim ki o hançer sert taþa deðil de sultanýn yumuþacýk göðsüne saplansýn. »

demiþtir. Bu olaydan sonra Ýsmaililer, Sencer döneminde oldukça rahatlamýþtýr.

Ölümü

Mayýs 1124'te hastalanýp yataða düþen Hasan Sabbah, ölümünün yaklaþtýðýný düþünerek halefi olmasý için Lemeser Kalesi komutaný Kiya Buzrug Ummid'i seçti. Ebu Ali'yi saðýna oturttu ve kendisini misyonerlik faaliyetlerinin baþýna getirdi. Kasranlý Adem'in Oðlu Hasan'ý saðýna ve ordularýnýn komutaný Kiya Ebu Cafer'i de önüne oturttu ve onlara imamýn gelip devletin baþýna geçeceði güne dek Kiya Buzrug Ummid'in liderliðinde uyum içinde çalýþmalarýný salýk verdi ve 23 Mayýs 1124 Cuma günü öldü.[6]

Bu ayný zamanda göz alýcý bir liderliðin de sonuydu. Sünni ve Þii Ýsmaili birçok vakanüvis onu keskin zekalý, yetkin, aritmetik, astronomi, büyü ve daha pek çok alanda bilgi sahibi biri olarak tarif eder. Ýsmailileri sevmeyen bir Arap biyografi yazarýna göre Alamut'ta ikamet ettiði otuz beþ yýl boyunca, ne bir kimse ortalýk bir yerde þarap içebilmiþ ne de testilere þarap doldurulabilmiþti. Oðullarýndan birini þarap içtiði, diðeriniyse asýlsýzlýðý kanýtlanmýþ olan Dai Hüseyin Kaini'nin katlini azmettirmek suçundan idam ettirmiþti.[5]

Hasan Sabbah ayný zamanda bir yazardý. Sünni yazarlar eserlerinden iki parçayý, bir otobiyografik metni olan ve bir ilahiyat risalesini muhafaza etmiþlerdi. Hasan Sabbah asla imam olduðunu iddia etmemiþtir. Yalnýzca imamýn bir temsilcisi olduðunu söylemiþtir.[5] Hayatýný anlattýðý kitabýn adý Sergi'ýzeþt-i Seyyidina'dýr. Tarihçi Ata melik cüveyni Moðollar Alamut kütüphanesini yakmadan önce kitabý kütüphaneden almýþtýr.



GÜRKAN UYGUN KÝMDÝR?


Gürkan Uygun (d. 27 Mayýs 1974, Ýzmit) Gürcü asýllý Türk tiyatro, dizi ve film oyuncusu. Kurtlar Vadisi serisinde 9 yýl boyunca canlandýrdýðý Memati Baþ karakteriyle tanýndý.

Lise yýllarýnda tiyatro ile tanýþtý. 1990 yýlýnda amatör tiyatroya baþladý. Ardýndan Dormen Tiyatrosu'nda eðitim aldý. 1994 yýlýnda televizyon dizilerinde rol almaya baþladý.[3]

Tatlý Kaçýklar, Böyle mi Olacaktý, Yedi Numara, Deli Yürek, Þapkadan Babam Çýktý adlý dizilerde rol aldý. Kurtlar Vadisi serisinde 9 yýl boyunca Memati Baþ karakterini canlandýrdý.

Daha sonra birkaç bölüm için Muhteþem Yüzyýl dizisinde Mimar Sinan karakterini oynadý. 2013-2015 tarihleri arasýnda yayýnlanan Kaçak dizisinde Serhat Hakeri karakterini canlandýrdý. 2018-2020 yýllarý arasýnda Payitaht: Abdülhamid dizisinde Halil Halit Bey karakterini canlandýrdý.[4]

TRT 1'in 28 Eylül 2020'de yayýnlanmaya baþlanacak Uyanýþ: Büyük Selçuklu adlý Büyük Selçuklu Ýmparatorluðu'nu anlatacak dönem dizisinde Haþhaþîler'in lideri Hasan Sabbah'ý canlandýracaktýr.



Hasan Sabbah (1050 - 12 Haziran 1124), Nizari-İsmaili Devleti'nin ve Haşhaşi fedai grubunun kurucusu.

Farklı bir dini ekole dayalı üst düzey dini bilgi birikimine ve otoriter bir liderlik karakterine sahip olduğu bilinen Hasan Sabbah kurduğu tarikatın suikaste dayanan farklı askeri taktikleri ve 35 yıl boyunca dışına çıkmadan yaşadığı Alamut Kalesi ile tanınmaktadır.

İlk yılları ve soyu

1046-47 veya 1053-54 yıl

larında On iki İmam Şiiliği'nin önemli bir merkezi olan Kum kentinde doğduğu rivayet edilir. Sabbah, hayatını anlattığı Sergüzeşt-i Seyyidina adlı eserinde Himyeri Krallığı'nın soyundan geldiğini ve babasının Yemen'den Kufe'ye oradan da Kum şehrine göç ettiğini belirtmektedir. Babası Ali bin Muhammed Oniki İmam Şiiliğinin önemli isimlerinden birisiydi. Oğlu Hasan'ın felsefe, kelam, mantık, fıkıh ve riyaziyyat alanlarında iyi eğitim almasını sağladı.

İsmaili mezhebiyle tanışması ve Alamut Kalesi öncesi faaliyetleri

Din alimi olmak isteyen Sabbah tahsilini devam ettirmek için Rey şehrine gitti. On yedi yaşına kadar bağlı kaldığı Oniki İmam Şiiliğinden, karşılaştığı Fatımi daisinin etkisiyle İsmaililik mezhebine geçiş yaptı. Sabbah'taki yeteneği fark eden Irak bölgesi başdaisi İbn Attaş kendisine Fatımi Halifesi Müstansır'ın yanına gitmesini ve Darülhikme'de İsmaili mezhebi hakkında eğitim almasını tavsiye etti. İsfahan civarında iki yıl İbn Attaş'ın vekili olarak davette bulunduktan sonra Azerbaycan, Musul, Sincar, Rahbe, Şam, Sayda, Sur ve Akka üzerinden 1078 yılında Kahire'ye ulaştı. Burada başdai Ebu Davud tarafından karşılandı ve Halife Müstansır-Billah ile görüştü, ilgi ve alakasına mazhar oldu. Halife, kendisini vekil olarak seçti ve ileride Horasan bölgesinde dailik yapmasını istedi.

Hasan Sabbah, Halife Müstansır'dan sonra hilafet makamına veliaht Nizar'ın geçmesini isterken vezir ve başkumandan Bedr el-Cemali ise Ahmed el-Müsta'li'nin geçmesini istiyordu. Sabbah'ın muhalefetiyle karşılaşan el-Cemali, Sabbah'ı önce hapse attı ardından da ülkeden sürdü veya diğer bir rivayete göre Sabbah Mısır'dan kaçtı ve 1081 yılında İsfahan'a ulaştı. 9 yıl boyunca İran'ı baştan sona dolaşarak Batıniliğin propagandasını yaptı. İran'ın kuzeyine yöneldi. Özellikle Deylem bölgesi ile ilgilendi. Bu bölge İslam'ı zorla kabul etmeyen, toprakları zor fethedilen, savaşçı ve eski gelenekleri sürdüren yerli bir halkın kontrolündeydi. Bu propagandadan çok etkilenen Gilan, Mazenderan bölgelerinde 3 yıl boyunca çalışarak dağlardaki savaşçıları ve gönderdiği dailer sayesinde bölge halkını yanına çekti. Sabbah'ın faaliyetlerini izleyen Selçuklu Veziri Nizamülmülk yakalanması için emir verdi. Bunun üzerine Hasan Kazvin'e kaçtı. Burada müstahkem Alamut Kalesi'ni karargahı olarak seçerek Nizari-İsmaili Devleti'ni 4 Eylül 1090 tarihinde kurdu.

Alamut Kalesi dönemi

Alamut Kalesi'ne yerleştikten sonra kaleyi ele geçirilemez ve kuşatmalara dayanacak şekilde tahkim ettirdi ve yiyeceklerin uzun süre bozulmaması için depolar yaptırdı. Bundan sonra Alamut askeri ve idari merkezi oldu. Halife Müstansır'ın ölümünün ardından yerine Sabbah'ın muhalif olduğu diğer oğlu Müsta'li-Billah geçti. Sabbah bu durumu kabul etmeyerek Nizar'ı destekledi ve adına hutbe okuttu. İsmaililer'in Müstaliyye ve Nizariyye olarak ikiye ayrılmasıyla Sabbah Alamut'ta Nizariler'in lideri konumuna geldi ve Fatımiler'le ilişkilerini bütünüyle kesti.

Nizariler'i Fatımiler'den ayıran en önemli fark Nizariler'e düşman olanların fedailer tarafından öldürülmesinin dini bir vazife olarak kabul edilmesidir. Müritlerinin eğitim almasını yasaklayarak cahil kalmalarını sağlamıştır. Onların eğitim almasına gerek yok, çünkü Allah'ı tanımak akıl ve fikirle değil masum imamın yol göstermesiyle mümkündür. Ayrıca müritlerine cenneti vadediyor ve cennetteki mutluluğu dünyada hissetmeleri için onlara esrar içiriyordu ve bu şekilde emirlerini koşulsuz yerine getiren fedai haline geliyorlardı.

Sonunda Hasan Sabbah Elburz Dağları'ndaki Elemut Kalesi'nde karar kıldı. Kale geniş bir vadiye egemen konumdaki büyük bir kayalık üzerine inşa edilmişti. İki bin metre yükseklikteki kale kayanın tabanının yüzlerce metre üzerinde, yalnızca sarp ve dolambaçlı bir patikadan çıkılabilen bir yerde bulunmaktaydı. Rivayete göre kale Deylem krallarından biri tarafından inşa edilmişti. Kral kartalını salmış, kartal ise bu kayalığa konmuş, böylece kalenin yapımına başlanmıştı. Ve kaleye "kartalın öğretisi" anlamında "Aluh Amut" ismi verilmişti.[1]

Hasan Sabbah'ın buraya vardığı sırada kale onu Selçuklu sultanından almış olan Alevi Mehdi adındaki bir hükümdarın elindeydi. Önce bölgeye dailerini yollayan Hasan, bölge halkını ve Alamut'ta yaşayanları kendi tarafına çekmiştir. Hasan Sabbah bu olayları şöyle anlatmaktadır:

"Ve sonra Kazvin'den Alamut'a bir dai gönderdim. Alamut insanlarından bazıları dainin telkinlerine uyup mezhep değiştirdiler ve Alevileri de buna teşvik ettiler. Dai yenilgiye uğramış gibi göründü, ancak bir yolunu bulup dönmelerin tümünü kale dışına çıkardı ve bütün kapıları kapatarak kalenin sultanın malı olduğunu ilan etti. Uzun münakaşalardan sonra onları yeniden içeri aldı ve insanlar da daha kötüsüyle karşılaşmamak için onun himayesi altına girdiler."

Bundan sonra 4 Eylül 1090 günü gizlice kaleye alınmış, kalenin önceki sahibi elinden bir şey gelmediği için kaleyi terk etmiştir. İranlı tarihçilere göre Hasan Sabbah, Mehdi'ye üç bin altın dinar değerinde bir senet vermiştir. Böylece Hasan Sabbah, Haşhaşin tarikatını resmen kurmuştur.

KimliÄŸi

Şiiliğin İmamiye-i İsna'aşer'iyye Mezhebi'nin gayba halindeki On İkinci İmamı Muhammed Mehdi ile karıştırılmaması gereken Zeydi-Aleviler Hanedanlığı mensubu En-Nasır'ul-Alevi Li'l-Hakk soyundan gelen Alevi Mehdi,[3]:339 Elemut Bölgesi'nde bulunan Elemut Kalesi'nin son Büyük Selçuklu komutanı idi.

Büyük Selçuklu Veziri Nizamülmülk daha 1090 yılına gelmeden Hasan bin Sabbah'ın tevkif edilmesi için gerekli emirleri çıkartmıştı. Bu nedenle de Hasan bin Sabbah Elemut Kalesi'nden yaklaşık 60 Km uzaklıktaki Kazvin'de gizlenmekteydi.[4]:23 Buradan kalenin zaptı ile alakalı bir takım planlar hazırlamaktaydı.[4]:23 Hasan bin Sabbah özel olarak daha önceden görevlendirdiği Hasan el-Ka'ini adındaki casusu aracılığıyla kaledeki muhafızların çoğunu İsmail'iyye mezhebine döndürmeyi başarmıştı. Bu mühtedilerin tamamını ortadan kaldırmayı planlayan Mehdi önce kendisini Hasan Sabbah'ın Davah hareketini kabullenir ve destekler gösterdi. Bu arada Kazvin'den gönderdiği bir başka Da'i aracılığı ile Hasan Sabbah kaledeki taraftarlarının sayısını iyice arttırmayı başarmıştı. 4 Eylul 1090 tarihinde gizlice kaleye giren Hasan Sabbah, kendisini Dihkhuda ismiyle tanıtarak bir süre burada yaşadı. Mehdi durumu anladığında ise kaledeki muhafızların tamamına yakını İsma'il'iyye mezhebi'ni kabullenmişler ve Mehdi'yi tamamen kendisini savunamayacak bir duruma düşürmüşlerdi.

UYANIŞ BÜYÜK SELÇUKLU FRAGMANI İZLE

Alamut Kalesi'nin teslim alınması

Hasan bin Sabbah tarafından kale Zeydi Mehdi'ye Üç Bin Altın Dinar ödenmek suretiyle teslim alındı. Ödeme İsmaili Davah hareketine gönül vermiş "Muzaffer Reis" ismindeki bir Selçuklu subayı tarafından gerçekleştirildi.[4]:23 Kalenin bu şekilde Mehdi'den alınması sırasında ise hiçbir vahşet gerçekleşmemiş oldu.[4]:24

Hasan Sabbah, Alamut'a yerleştikten sonra 34 yıl boyunca buradan hiç ayrılmamıştır. Rivayetlere göre Alamut'taki kendi odasından bile sadece birkaç kez çıkmıştır. Alamut'a yerleştikten sonra Büyük Selçuklu Devleti ve Abbasilere yönelik mücadelesine başlayan Hasan Sabbah, kendi döneminde elliye yakın suikast gerçekleştirmiştir. Bunların en önemlisi ve ilki Nizamülmülk'ün öldürülmesidir. Diğerleri ise Selçuklu üst düzey devlet görevlileri ve Abbasi din adamlarına yönelik suikastlerdir. Nizamülmülk'ün öldürülmesi ve ardından Melikşah'ın ölümü sonrasında Sencer, Berkyaruk ve Muhammed Tapar arasında taht kavgaları başlamış ve Selçuklular gerilemeye başlamıştır. Hasan Sabbah Selçuklu sarayındaki taht kavgalarını kendi lehine kullanmıştır. Ayrıca Hasan Sabbah döneminde başka önemli kaleler de ele geçirilmiştir.[5]

Hasan Sabbah döneminin en ilginç olaylarından biri de büyük Sünni tarihçi Alaeddin Ata Melik Cüveyni'nin aktardığı olaydır. Cüveyni'ye göre Muhammed Tapar'ın ölümünden sonra tahta geçen Sencer'e barış elçileri gönderen Hasan Sabbah, tekliflerin kabul edilmemesi nedeniyle saraydan birilerini yanına çekerek sultanın başucuna bir hançer saplanmasını sağlamıştır. Ayıldığında büyük paniğe kapılan Sultan olayı gizli tutmaya çalışmış ancak olayın hemen ardından bir elçiyle gelen mesajda Hasan Sabbah,

« Ben istemez miydim ki o hançer sert taşa değil de sultanın yumuşacık göğsüne saplansın. »

demiştir. Bu olaydan sonra İsmaililer, Sencer döneminde oldukça rahatlamıştır.

Ölümü

Mayıs 1124'te hastalanıp yatağa düşen Hasan Sabbah, ölümünün yaklaştığını düşünerek halefi olması için Lemeser Kalesi komutanı Kiya Buzrug Ummid'i seçti. Ebu Ali'yi sağına oturttu ve kendisini misyonerlik faaliyetlerinin başına getirdi. Kasranlı Adem'in Oğlu Hasan'ı sağına ve ordularının komutanı Kiya Ebu Cafer'i de önüne oturttu ve onlara imamın gelip devletin başına geçeceği güne dek Kiya Buzrug Ummid'in liderliğinde uyum içinde çalışmalarını salık verdi ve 23 Mayıs 1124 Cuma günü öldü.[6]

Bu aynı zamanda göz alıcı bir liderliğin de sonuydu. Sünni ve Şii İsmaili birçok vakanüvis onu keskin zekalı, yetkin, aritmetik, astronomi, büyü ve daha pek çok alanda bilgi sahibi biri olarak tarif eder. İsmailileri sevmeyen bir Arap biyografi yazarına göre Alamut'ta ikamet ettiği otuz beş yıl boyunca, ne bir kimse ortalık bir yerde şarap içebilmiş ne de testilere şarap doldurulabilmişti. Oğullarından birini şarap içtiği, diğeriniyse asılsızlığı kanıtlanmış olan Dai Hüseyin Kaini'nin katlini azmettirmek suçundan idam ettirmişti.[5]

Hasan Sabbah aynı zamanda bir yazardı. Sünni yazarlar eserlerinden iki parçayı, bir otobiyografik metni olan ve bir ilahiyat risalesini muhafaza etmişlerdi. Hasan Sabbah asla imam olduğunu iddia etmemiştir. Yalnızca imamın bir temsilcisi olduğunu söylemiştir.[5] Hayatını anlattığı kitabın adı Sergi'ızeşt-i Seyyidina'dır. Tarihçi Ata melik cüveyni Moğollar Alamut kütüphanesini yakmadan önce kitabı kütüphaneden almıştır.



GÜRKAN UYGUN KİMDİR?

Gürkan Uygun (d. 27 Mayıs 1974, İzmit) Gürcü asıllı Türk tiyatro, dizi ve film oyuncusu. Kurtlar Vadisi serisinde 9 yıl boyunca canlandırdığı Memati Baş karakteriyle tanındı.

Lise yıllarında tiyatro ile tanıştı. 1990 yılında amatör tiyatroya başladı. Ardından Dormen Tiyatrosu'nda eğitim aldı. 1994 yılında televizyon dizilerinde rol almaya başladı.[3]

Tatlı Kaçıklar, Böyle mi Olacaktı, Yedi Numara, Deli Yürek, Şapkadan Babam Çıktı adlı dizilerde rol aldı. Kurtlar Vadisi serisinde 9 yıl boyunca Memati Baş karakterini canlandırdı.

Daha sonra birkaç bölüm için Muhteşem Yüzyıl dizisinde Mimar Sinan karakterini oynadı. 2013-2015 tarihleri arasında yayınlanan Kaçak dizisinde Serhat Hakeri karakterini canlandırdı. 2018-2020 yılları arasında Payitaht: Abdülhamid dizisinde Halil Halit Bey karakterini canlandırdı.[4]

TRT 1'in 28 Eylül 2020'de yayınlanmaya başlanacak Uyanış: Büyük Selçuklu adlı Büyük Selçuklu İmparatorluğu'nu anlatacak dönem dizisinde Haşhaşîler'in lideri Hasan Sabbah'ı canlandıracaktır.



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEÅžEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ÅžU ANDA BUNU KONUÅžUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator