Geri
İleri  

Ali Ece'den örnek davranış

Spor yorumcusu Ali Ece oynadığı reklam filminden kazandığı parayla engelliler için 10 tane akülü sandalye aldı

Yaptığı farklı yorumlar, renkli kişiliği ve başından eksik etmediği "Socrates bandı"yla tanınan Ali Ece, son günlerde oynadığı televizyon reklamıyla gündemde. Ali Ece ile "teorik" dünya görüşüne uymayan 'reklam yıldızı' olmayı "pratik"te nasıl bir hayır işine çevirdiğini konuştuk.

Yazılarından programlarına futbolu başka türlü yorumlayan, aynı zamanda müzisyen ve edebiyatçı da olan TRT Spor ve Lig Radyo programcısı Ali Ece, son günlerde rol aldığı televizyon reklamıyla takipçilerini şaşırttı. Reklamdan kazandığı parayla, bedensel engellilere akülü sandalye alan ve ihtiyaç sahiplerini sevindiren Ece, "Hiçbir zaman 'kendime sosyalist' olmadım" diyor.

- Bir televizyon reklamında oynadınız, bu süreç nasıl gelişti?

"Hiç beklemediğim bir şeydi. Reklam ajansından aradılar ve sordular; ben de cevap vermek için süre istedim. Kaç para vereceklerini bilmiyordum, en küçük de bir fikrim yoktu. Sonuçta kendimi asla bir reklamda konumlandıramıyordum."

"METROBÜSTEKİ ENGELLİ TEYZEDEN ÇOK ETKİLENDİM"

- Sonra kabul ettiniz ama; bu nasıl gelişti?

"Önce arkadaşım, spor yazarı Cem Dizdar'ı aradım, danıştım. Sonra merak ettim ve senaryoyu görmek istedim. Senaryoyu görmek için görüşmeye giderken metrobüste engelli bir teyzenin çektiği zorluğa şahit oldum. İşin aslı ülkemizde engellilerin ne kadar zor şartlarda yaşadıklarının her zaman farkındaydım da o gün o teyzeye çok yardım etmek istedim. Ancak o metrobüs kalabalığında, teyzenin bulunduğu yere bile ulaşamadım. Çok içime oturdu, gözlerim doldu, açık açık hırslandım… O kişi benim annem, anneannem de olabilirdi. Dedem küçükken bana hep 'Allah'a inan ama asla kendine Müslüman olma, başkasının gözüne batan kürdanı kendi gözüne ağaç dalı girmiş gibi hissetmeye çalış!' derdi. Her zaman radyoda, televizyonda sosyalist olduğumu söylüyorum ama 'kendime sosyalist' değilim."

- Sosyalizm bir reklamda oynamayı teorik olarak reddetse de siz pratikte farklı bir uygulama yaparak bunu bir paylaşıma dönüştürdünüz sonuçta…

"Teorik açıdan sosyalizm ve reklam pek bağdaşmıyor. Ancak benim bu reklamda yer almamın engelli insanlara faydası olacaksa, teorik bir 'kendine sosyalist' duruşta inat edip reklam teklifini reddetmemin sosyalizme hiçbir faydası yok sonuçta. Sosyalizm deyince aklıma gelen ilk iki kişi Che Guevera ve Brezilyalı futbol sanatçısı Socrates. İkisi de binlerce insana bir kuruş para almadan doktorluk yaptılar. O zaman Socrates'in bandını kafama takıyor, Che'li Beşiktaş Halkın Takımı atkısıyla dolaşıyorsam eylemde de bir şey yapmam gerekir. Sadece atkı, bant, semboller taşımakla olmaz bu iş!

Bu düşüncelerle ajansa vardığımda önce senaryoyu okudum. Reklamında oynayacağım ürün, karşı olduğum ve hayat görüşüm sebebiyle tüketmeyi reddettiğim bir ürün değildi. Arçelik'in yeni bir televizyonu ve benim gibi futbol delilerinin rahat rahat maç izlemesi için dizayn edilmiş. Senaryoyu beğenince "Bu reklamdan alacağım paranın büyük bir kısmını engelli insanlara bağışlayabilir miyim?" diye sordum, onlar da kabul ettiler ve daha fazla insana yardım edebilmem için KDV'yi de ödemeyi kabul ettiler. Tabii benim en çok üzüldüğüm nokta şu oldu: Serbest meslek vergi mükellefi sayıldığım için reklamdan gelen paranın yüzde 40'ı gelir vergisine gitti. Keşke bu tip yardım-hayır işleri için ayrı bir kanun olsa.



Reklamda koşarken engellileri düşündüm


Reklamının büyük kısmında, koşuyorum. İşin aslı son 5 yılda yaptığım 100 halı saha maçının toplamında koştuğumdan çok daha fazlasını koştum çekimler sırasında. Nefesimin yetmediği anlarda hep bacakları tutmayan insanları düşünüp koşabileceğimden çok daha fazla koştum. Maçlarda Sergen'den hallice koşabilen Ali Ece, çekimlerde Fabian Ernst gibi koştu yani. Hem nefesim hem de ruhum açıldı. İşin aslı işe gitmek için metrobüse binerken durakta hemen arkamda kendi fotoğrafım olması çok garip ve kafa karıştırıcı. Ama 'kendime sosyalist' olacağıma hiç sosyalist olmamam daha az kötü sanki. Bilmiyorum insanlar ne derler ama ben bunu yaptığım için kendimi dünyanın en mutlu insanı olarak hissediyorum!"

- Peki, aldığınız sandalyeleri dağıtırken ihtiyaç sahiplerini nasıl belirlediniz?

"Toplam 10 tane akülü sandalye aldım. Önce arkadaşlarımın yardımıyla Anadolu'daki ihtiyaç sahiplerini tespit ettik. Edirne'ye, Afyon'a, Elazığ'a, Diyarbakır'a ve Mersin'e birer tane yolladık. Daha sonra, başta Armağan Ükünç olmak üzere başka arkadaşlar vasıtasıyla İstanbul'da ihtiyacı olan insanları araştırdım. Cevizli'de oturan bir teyzeye ve Bağcılar'da oturan birine aldık. Sandalyeleri dağıtırken de zorlandım açıkçası. Benim arabam yok, almayı da kullanmayı da hiç düşünmüyorum. O yüzden bayağı zorlandım ama arkadaşlarım çok yardım ettiler. ligtv.com.tr editörü Cem Kurel arabasını ödünç verdi onun arkadaşı Erdem abi de şoförlük yaptı. Bu hafta da bir başka gazeteci arkadaşımız Tarık Yılmaz'ın sayesinde Engelli Hakları Derneği aracılığıyla iki adet daha yeni akülü sandalye alıp İzmit Derince'deki iki engelli lise öğrencisine ulaştırdık. Son bir tane de askerlik yaptığım Bingöl'den köylü bir çocuğa yolladım."

Röportaj: Özge Ç. Denizci

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator