Geri
İleri  

El Classico ve Barca - Real tekeli

Sporx.com yazarlarından Osman Bulugil, son yazısında İspanya Ligi'ndeki dengeleri ve Real Madrid - Barcelona tekelini değerlendirdi.

Bu yazıda İspanya’da son yıllardaki iki takımın (Real Madrid ve Barcelona) tekelleşmesini ve endüstriyel futboldaki birer şirket olarak konumlarını ‘el clasico’ üzerinden değerlendireceğiz. İkinci bölümde de endüstriyel futbolda reklamlar, küreselleşme ve sponsorluklara değinip, Barcelona örneği ile yazıyı tamamlayacağız.

‘El Clasico’ ve Barca –Real Tekeli

İspanya La Liga son yıllarda iki takımlı yapısıyla öne çıkıyor. Diğer takımlar bu iki takımın (Barcelona ve Real Madrid’in) mücadelesini bir lig adı altında meşrulaştırmak için katılmışlar La Liga’ya. Barcelona ve Real Madrid sezon içinde iki maç yapıyor. Fakat bunu tek bir maçın iki devresi olarak değerlendirmemiz gerekiyor. Barcelona ve Real Madrid’in diğer takımlarla yaptığı maçlar aslında birbirleriyle oynayacakları “El Clásico”nun yeniden üretilmesinin bir parçasını oluşturuyor. La Liga’da düşmemeye oynayan takımlar, Avrupa Kupalarına katılma mücadelesi veren takımlar kendi aralarında aslında lig içinde, ayrı bir lig mücadelesi veriyorlar. LA Liga bu yönüyle de tepedeki iki kulübün tekelleşmesini yansıtıyor. “El Clásico’yu besleyen her şey, aslında Barcelona ve Real Madrid’in tekelleşmesini üreten bir yapıya karşılık geliyor.

Son yıllardaki “El Clasico”larda Barcelona’nın üstünlüğünden söz edebiliriz. 2010’daki 5-0’lık maçtan (Mourinho’ya karşı bir yıl önceki şampiyonlar ligi yarı finalinin rövanş maçı olarak düşünebileceğimiz “El Clasico”dan) sonra, yine Mourinho’nun açıklamasında “tamamlanmış bir ürün” olarak Barcelona’yı nitelemesinde, onlara karşı durabilmek için Real Madrid’te nasıl bir yol izleyeceğini de bir yönüyle açıklamış oluyordu: Farklı bir oyun anlayışıyla tamamlanmış bir ürünün karşısına onu, egale edebilecek başka bir ürünle çıkabilmek. Bu yılkı süreç de Barcelona’nın belirlediği çıtaya tırmanmaya çalışan Mourinho’nun takımının yükselişinin ‘El Clasico’nun pazarını daha genişlettiğini vurgulayalım.

Real Madrid ve Barcelona TV gelirlerine baktığımızda sezon başına 140’ar milyon avro alırken, diğer 18 takım toplamda 350 milyon avro’yu paylaşıyor. Bunun da 80 milyon avrosu Atletico Madrid ile Valencia alıyor. TV gelirlerinin dağılımı bile bize iki kulübün nasıl tekelleştiğini gösteriyor.

Endüstriyel futbolda en çok pazarlanan, yaptığı astronomik transferlerle pazarının büyük bir kısmını oluşturan Real Madrid ve bir oyun felsefesinin (Barcelona’da yetenekli oyuncular kadar düz olarak nitelenebilecek oyuncuların da takıma harmanlanabildiği, oyun içinde enerjinin daha eşit dağıldığı, yapılan pasların hız ve boş alanı üretmenin bir ön hazırlık safhası olduğu bir oyun felsefesi) ürünü olan Barcelona duruyor. İzlediğiniz hali ve yıllarca verilen emeğin, yaratıcılığın sahadaki görünümü olarak karşımıza çıkıyor. Bu, Barcelona’ya karşı sempatinin artmasına (aynı zamanda Real Madrid’e duyulan sempatiyi de artırıyor) veya Barcelona’nın “direnişin kulübü” olarak nitelenmesinin meşrulaştırılmasına neden olabiliyor (tabi ki sempati duymakta da, taraftarı olmakta da hiçbir sıkıntı yok). Fakat bunun gerçeği gizlememesi gerekiyor: Bugün La Liga’nın tekelini elinde tutan iki kulübü (Barcelona ve Real Madrid) birer şirket olarak nitelememiz ve var olan – bugünkü rekabetle oluşturulan tarih yazımıyla beslenerek- endüstriyel futbolun çarkını oluşturduklarını vurgulamamız gerekiyor.

Reklam ve Barcelona

Dünya, büyük bir futbol sahnesi. Hayat da bir oyun olduğu kadarıyla, oyun da kapitalizmin endüstriyel futbolunun bir parçasından ibaret. Hayatın yumaklarıyla örülmüş futbol, bugün bir ‘iş’ artık. Bu ‘işe dönüşmeye devam eden oyunda, 1961’deki oyunculara yönelik tavan ücret uygulamasının kaldırılması önemli yer tutuyor. Bunun üzerine artış göstermeye başlayan (özellikle 1990 sonrası) ticari sponsorluklar eski dönemin kahramanlarını yeni dönemin starlarına dönüştürüyordu.

Bu süreci küreselleşmeyle beraber pazar ilişkilerinin daha da belirginleşti ve artık oyuncular bu ilişkiler içinde dolaşımdaki birer meta olarak öne çıkarken, aynı zamanda bu pazar ilişkilerindeki meta olarak dolaşımlarının yeniden üretilmesi için reklamların da birer nesnesi konumundalar. Egemen ideolojilerin üretildiği bir alan olarak futbolda, erkeklik vurgusunun öne çıkartıldığı birçok reklamın futbolcular yoluyla çekildiği aşikar. Bunun yanı sıra milli maç reklamlarında, reklamın bir parçası da, milliyetçiliği kabartan ve bununla da ürünün tüketimini artıran, reklam nesnesi oyuncularla da bunu pekiştiren (özellikle Türkiye’de) bir yapıdan söz edebiliriz.

Birer reklam panosuna dönüşen futbolcular (sahada hareketli reklam nesneleri) endüstriyel futbolun seyirciyle beraber en önemli halkasını oluşturuyor. Barcelona, Real Madrid, Manchester United’lı oyuncuların birlikte reklamlarının artması da oldukça dikkat çekiyor. Toplu oynadıkları reklamlarda yaptıkları hareketlerle önce kendi taraftarlarına aidiyet üzerinden daha fazla tüketime yönlendiriyor. Bu pazarlanan ürünle ilişkilendirerek müşterinin aidiyetiyle beraber tüketime kolayca sokulmuş oluyor.

Artık formaların her yıl yeniden dizayn edilmesi, bir defile ile (nesnesi kadınlar olan) sunulması, formada isimlerin numaranın altına reklamlarında üste geçmesi endüstriyel futbolun fotoğrafını sunuyor bize. Bugün, bu konuda en çok dikkat çeken takım da Barcelona.

Barcelona, Katar Vakfı isimli kuruluşla 125 milyon sterlinlik forma reklamı anlaşması yapmıştı. Burada ilk olarak kulübün 400 milyon Euro üzerinde borcunun olması ve Real Madrid’in son iki yıldır transfere yüksek miktardaki harcamalarının etkisi olduğu düşünülebilir. Çünkü La Liga’da iki takımın transfer hamleleri birbiriyle ilişkili (İbrahimovic bir sezon kaldıktan sonra Milan’a gitmişti; 2011’de Sanchez, Fabregas’ın transferleri gibi).

Barcelona’nın UNİCEF’ten (UNİCEF logosu sırtta yer alıyor artık) maddi karşılık almadan (hatta bağış da yaparak) formasında taşıyordu. Bu noktada, vurgulamamız gereken şey, Barcelona’nın direniş kalıbıyla sunulmasında formaya reklam almamamsının rolü olacak. Katalanlar için burada Barcelona mı ya da futbol takımının mı daha kutsal olduğunu sormamız gerekiyor. Barcelona basketbol takımı, formasında yıllardır İspanyol Regal firmasının reklamını taşıyor. Katalan bayrağı olarak öne çıkartılan formayı sadece futbol kulübü giyiyordu herhalde.

Barcelona, dünyanın birçok ülkesine (özellikle GOÜ’lere) bir “direniş” kalıbına sokulmuş meta olarak sunuluyor. Bu noktada en çok düşülen hata da, Real Madrid’i canavarlaştırırken, Barcelona’yı da romantikleştirmek oluyor. Bu da kapitalizmin futboluna hizmet ediyor. Real Madrid ve Barcelona bugün La Liga’nın tekelini elinde tutan iki kulüp. Barcelona ve Real Madrid’i birer şirket olarak nitelememiz ve var olan – bugünkü rekabetle oluşturulan tarih yazımıyla beslenerek- endüstriyel futbolun çarkını oluşturduklarını vurgulamamız gerekiyor.



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator