Geri
İleri  

Şike – 2. Perde  

Sporx.com yazarlarından Kaan Tunçbilek son yazısında şike davasına Yasama ve Yargı üzerinden bakışı kaleme aldı.

Yazının ilk bölümünde (Åžike - Aramızdaki Hainler) Federasyon'a empati yapmıştık. Åžimdi sahnedeki ya da sahadaki, diÄŸer oyunculara bakalım. Sırada Yargı ve Yasama var.

Adalet sistemine meydan okuyan dava

Hatırlarsanız, ÅŸike davası hakkında yazdığım ilk yazı (Åžike ve Adalet), kısır bir ÅŸekilde devam eden "evet suçlu - hayır masum" tartışmalarından bıkmış olmamın bir sonucu olarak, hukuÄŸun temel ilkelerine odaklanmıştı. Hukukun yüzyıllar önce Beccaria tarafından en basit ÅŸekliyle ilan edilen temel ilkeleri ve bizdeki sistemin bundan ne kadar sapmış olduÄŸuna.

Bu yazıdan bazı cümleler, daha sonra, milletvekillerinin Åžike yasasındaki deÄŸiÅŸiklikle ilgili teklif metninde aynen yer aldı. Hani ÅŸu görülmemiÅŸ bir elbirliÄŸiyle hazırladıkları! Tabii benim deÄŸil Beccaria'nın cümleleriydi bunlar.

Şimdi bir de farklı bir açıdan bakalım: Aslında ne kadar eleştirsek de şike soruşturmasının adalet sistemimize çok hayırlı olduğunu, olacağını düşünüyorum. Neden mi? Açıklayayım.

Bu ülkede adalet sistemi (yargısı ve yasalarıyla) hiç bir zaman bugünkü kadar ÅŸiddetle ve cesaretle eleÅŸtirilmemiÅŸti. Tutukluluk süreleri ve kararlarındaki Ã§ifte standartlar (ya da farklı yorumlamalar diyelim), maÄŸdur olmayan insanları bile Ã§ileden çıkarmış durumda. Hatta bizzat hukukun içindekiler bile ÅŸikayetçi.

Aklı başında kimsenin “oh olsun” diyecek durumu yok. Çünkü herkes yanlış zamanda yanlış yerde olduÄŸu bir gün kendilerinin veya sevdiklerinin başına da benzer ÅŸeylerin gelebileceÄŸini hissediyor.

Adaletin yerine geleceÄŸine, yargı kararlarının doÄŸru olduÄŸuna, yasaların adil olduÄŸuna hepimiz inanmak isteriz. Ancak biz sıradan vatandaÅŸlar, adı vahÅŸi cinayetlere karışmış ve ortadan kaybolacağı kesin insanların tahliye edildiÄŸi bir yerde, (tamamen terörle savaÅŸmak için konulmuÅŸ) uzun tutukluluk sürelerinin, ÅŸikeden yargılananlar, protesto hakkını kullanan çocuklar, yazılmamış kitapların yazarları için sonuna kadar kullanıldığını gördüğümüzde şüpheye düşüyoruz.

Aslında adalet sistemindeki arızalar yeni deÄŸil. Bunu Sami Selçuk gibi büyük bir hukukçudan tutun, İlber Ortaylı gibi hukukun tarihsel geliÅŸimi yutmuÅŸ büyük bir tarihçiye kadar her türlü uzman yıllardır dile getirip duruyor.

Bugün farklı olan ÅŸey, bilgi çağının bir sonucu olarak bu eksikliklerin ayyuka çıkmış olması. İnsanlar dolaylı olarak duyduklarının ve içten içe hissettiklerinin kanıtlarını artık açık açık görüyor önlerinde. Bütün tabularımız yıkılıyor. Mahkemeleri tweetler ile takip edebiliyoruz.

Bu sistemi, daha doÄŸrusu yasaları iyileÅŸtirmek için birileri birÅŸeyler yapmaya çalışıyor arasıra. Ancak tek yapabildikleri kusurları yamamak. Oysa hiçbir yama tutmuyor. Çünkü sorun kiÅŸilerde (yargıçlarda, savcılarda veya avukatlarda) deÄŸil. Ã‡Ã¼nkü sorun tek bir suçla ilgili deÄŸil. Onlarda olsaydı çözüm daha kolaydı.

Asıl sorun bu yasaların arkasındaki zihniyetin olduğu gibi yerinde durmasında. Oysa Türkiye'de birçok şey (olması gerekenden yavaş da olsa) çağa ayak uydurmak için değişiyor.

Yasaların da buna ayak uydurması değişmesi, güvenlik ve özgürlük arasında anlamlı bir denge kurması gerekiyor. Üstelik hukuk, teknoloji gibi yenilikleri adapte etmeyi gerektirmiyor. Sadece Batının çoktan yerleştirdiği insan odaklı temel prensiplere dönmemiz yetecek.

İşte tüm bunların alevlendiÄŸi bir noktada, adalet sistemi maÄŸdurların en zorlusuna çarptı. Bu ülkede din ve vatan sevgisiyle kapışabilecek kadar güçlü olan taraftar sevgisine.

Buna bir de (futbolun adalet sistemi olan) hakemlere yıllardır yapılan acımasız eleÅŸtiri deneyimini ekleyin. Üzerine bir de tutukladığınız insana gözü kapalı inanan, adeta tapan insanları koyun.

İşte karşınızda güvenlerini kaybetmemeniz, adalet duygusunu zedelememeniz, hata yapmamanız gereken bir kitle. Çünkü bu kitle, direnci kolay kırılan bir kitle deÄŸil.

İşte bu yüzden, ÅŸike soruÅŸturması ne kadar haklı veya haksız olursa olsun, onyıllardır her türlü protestoyu, itirazı sünger gibi emmeyi baÅŸaran bu sisteminin deÄŸiÅŸmesi için güçlü bir fırsat yaratıyor.

İşte bu yüzden hayırlı. Bu dava görünüşe göre daha uzunca bir süre devam edecek. Ve bu süreçte Türk adalet sistemi de kökünden sorgulanacak.

Light Şike Yasası

Bir de yasa değişikliği olayı var. Şike yasanın hafifletilmesi. Hani şu Cumhurbaşkanı'nın içine sinmeyen ama milletvekillerinin anlaşılmaz bir gayretle geçirdikleri.

Anlaşılmaz diyorum, çünkü bu gayreti ülkeye faydalı başka amaçlar için gösterseler bugün kahramanımız olurlardı.

Daha da üzücü olan şey ise, bunu üç büyükler dışında bir takım için yapmayacak oluşları. Yani milletvekillerinin bu çabasının arkasında iyi niyet aramak saflık olur.

Öte yandan, ilk yazımda da yazmıştım, yasanın (tehdit, ÅŸantaj, ÅŸiddet vb içermeyen hallerde) öngördüğü hapis cezaları çok ağırdı. Spordan men cezaları ise çok hafifti. Oysa İtalya'da bunun tam tersini görmüştük. 

Zaten FIFA Başkanı Blatter da son açıklamasıyla, kendi ülkesinde kanunen ne ceza alırsa alsın, şikeye karıştığı kanıtlanan kişilerin futboldan ömür boyu men edileceğini ilan etti.

Bir yandan bu konuyla ilgili hapis cezalarının hafifletilmesini (şiddet, tehdit içeren suçlar hariç) doğru buluyorum. Öte yandan, Cumhurbaşkanı'nın veto sebebini de (yani düzenlemenin hakkaniyeti sağlamak yerine kişiye özel yapıldığı hissi uyanması) haklı buluyorum.

Ancak içimi acıtan tarafı, milletvekillerinin baÅŸka benzer davalarda, adalet duygusunun bir türlü içimize oturmadığı diÄŸer olaylarda aynı vicdanı ve aynı iÅŸbirliÄŸini göstermeyi beceremiyor oluÅŸu! 

3. Perde UEFA…

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEÅžEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ÅžU ANDA BUNU KONUÅžUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator