Ondan sonra sorarlar kendi kendilerine, 'Biz niye Avrupa'da maç yönetemiyoruz'' diye...
Abone Ol
Yeni sezon öncesi Mahmut Özgener yine toz pembe bir tablo çizse de, lig başlayınca hakemlerin aynı tas aynı hamam olduklarını gördük. Konuşmalardaki pozitif görüntü dışında her şey aynı! Hakemler yine isyan ettirme noktasında. Tekme yiyen oyuncuya kart çıkarken, atan oyuncu sahada kalmaya devam ediyor. Kararlardaki zıtlık, oyuna hakim olamama, futbolcular üzerine otorite kuramama gibi eksiklikleri görmemek aptallık olur.
Ondan sonra sorarlar kendi kendilerine, 'Biz niye Avrupa'da maç yönetemiyoruz'' diye... Bu tempoda yönettiğiniz müddetçe, dua edinde halı sahada görev vermiyorlar size. O kadar beceriksizce idare edemiyorlar ki, futbolcular ve teknik adamların sabrını tebrik ediyorum. Ekran başında çılgına dönerken, o anı yaşayanların tepkisiz kalma ihtimalini düşünemiyorsunuz.
FIFA'nın oyun kuralları çok açık; ama hakemlerin gözleri kapalı! Rakip futbolcunun formasından çekmek, dünyanın neresine giderseniz gidin sarı kart... Hakeme el hareketi yaparak kart göstermesini isteyen futbolcunun cezası da sarı kart... O zaman bizim saha içinde hakem zannettiğimiz insanların bunu bile uygulayamamalarına ne demeli'
Formasından çekilen kart istiyor! Kart sadece el hareketi yapan, yani faulle durdurulan futbolcuya çıkıyor. Hey gidi hey! Formasından çekene ne vereceksin peki' Çiçek mi' Oyunda tuttuğun için ödül veriyorsun işte...
Bu nasıl bir adalet kavramı' Bu nasıl maç yönetmek ya da yönetememek! Özellikle dikkat ettiğim şey, Fenerbahçe ve Galatasaray maçlarında bu futbolcuların yedikleri tekme sayısı... Durdurmak için tek çare sert ve direk oyuncuya müdahale. Kavga ederken göremezsiniz! Maçı yöneten 4 hakem ise tribündeki seyircinin gördüğünü görmezse ya da görmezden gelirse; bu sezon da bu lig bitmez arkadaş!!! Avrupa'da bu tarz hakemlere değil maç; düdük vermiyorlar düdük!
AURELİO'YU ARATMAYAN ADAM Mehmet Aurelio'nun Real Betis'e gidişi, Fenerbahçe'nin ön libero mevkisinde bir sezon ağrı çekmesine neden olmuştu. Josico, Maldonado, Deniz, Selçuk ve ilk senesinde Emre bu bölgede aranan kan olamamıştı. Aykut Kocaman'ın Brezilya'dan getirdiği Cristian için kafalarda soru işaretleri hemen oluşmuştu. İkinci bir Josico ve Maldonado vakası yaşanır mı diye.
Dos Santos zaten Konfederasyon Kupası'nda az çok kendisini belli ederken, buraya ismen bilinen bir transfer olarak geldi. Herkes Dos Santos'tan çok Cristian Baroni'nin neler yapabileceğini düşünür oldu. Cristian'ın uyum sorununu kısa sürede aşması ve Brezilya'dan da hazır vaziyette gelmesi, Fenerbahçe'nin Aurelio'dan sonra ön liberoya bu kez isabetli bir transfer yaptığını kanıtladı.
Corinthianslı taraftarlar Cristian'a "Guerreiros" yani savaçı lakabı ile hitap ediyordu. Aksini söylemek yalan olur. Emre ile birlikte orta alanı toparlayan, bilerek oynayan, takımı rahatlatan bir futbolcu. Şu an kime sorsanız, Selçuk'u ve Deniz'i ön liberoda görmek istemez. Top rakipteyken sülük misali adama yapışıyor, bir nevi Aurelio gibi. Top kendisindeyken, kısa ve uzun paslarındaki isabetiyle takımını ofansif anlamda hücuma taşıyor. Aurelio'dan sonra Fenerbahçe bu kez turnayı gözünden vurdu. Zararın neresinden dönersen kar hesabı.
AYNI ROL, AYNI PERDE Bordo-mavili ekipte klasik haline gelen bir sezon başı yaşandı yine... Büyük umutlarla yapılan transferler, teknik direktör değişiklikleri, verilen vaatler ve... Özellikle son senelerde 'Karadeniz fırtınası' geri dönüyor heyecanı; daha Avrupa elemelerinde Trabzonspor'un önünü kesiyor. Doğal olarak da, ateşli taraftarlarının tepkisi ile karşılaşıyor.
Bunun ilk fitili Diyarbakırspor mağlubiyetiyle başlamıştı bile. Her zamanki 61. dakika şovu ile renklenen Avni Aker Stadı'nda son yarım saatte yenilen iki gol ve hüsrana boğulan bir Trabzonspor camiası. Bu senaryonun bir benzeri de Toulouse karşısında yaşandı. Yenilen ilk golün ardından toparlanan ve dengeyi sağlayan bordo-mavililer; yine son 30 dakikada yıkıldı. Manisaspor karşısında eski futbolcusunun golüyle mağlup oldular. Yine kendi evinde Bursaspor'u da yenemediler.
Teknik direktör değişikliğinin doğruluğu tartışılabilir; ama Gökhan Ünal ve Umut Bulut'un bu takımda tutulması Trabzonspor'u aşağıya doğru çekmeye devam edecek. Ceza alanı içinde bu kadar etkisiz kaç tane futbolcu sayabilirsiniz desem, Gökhan ve Umut muhakkak o liste içerisinde yer alır. Bu gidişle aynı labirent içerisinde dönüp dolaşacaklar. Yattara'nın gelmesi ne kadar artı katacak göreceğiz. Nasılsa son vuruşlar kabus olmaya devam edecek. Sonuç mu' Galiba aynı SON!