Geri
İleri  

Aydınlar’ın özgür iradesi

Sporx.com'un usta yazarı Osman Tanburaci, son yazısında Türkiye Futbol Federasyonu Mehmet Ali Aydınlar'in istifasını değerlendirdi.

Bundan bir önceki yazımın başlığı 'TFF'ye Başkan aranıyor' idi…
Gün geldi çattı, dediğim çıktı.
Bütün medya da Aydınlar istifa etmeyecek diyordu…
Aydınlar sonunda baskılardan kurtulup kendi özgür iradesiyle 'ihanete uğradım, ben bunları hak etmedim' dedi ve gitti.

Şike olayında başından beri aynı şeyleri savundum;
UEFA mutlak değerdir.
Özerk Federasyon mutlaka karar almalıdır.
Adli yargı sadece kişileri yargılar.
İşin özü budur.

Gelelim M. Ali Aydınlar'a;
Saygın bir kişilik, başarılı bir iş adamı, düzgün bir karakter. Fenerbahçeli…
Öyle bir zamanda göreve geldi ki ağzıyla kuş tutsa beğenilmeyecek.
Çünkü her kararı öteki tarafa sevimsiz gelecek.
Fenerbahçeli oluşu da bir başka spekülasyon meselesiydi.

Şike sürecinde Aydınlar'ın kararsız kalışı, bir söylediğini öteki gün tekzip edişi, sorumluluktan kaçıp yetki devri yapmaya çalışması, Kulüpler Birliği Vakfı ile yakın temasa geçip konsensüs sağlamaya çalışmak istemesinin iki sebebi vardı;
1-Çok baskı gördü
2-Kendi kimliğinden uzaklaştı.

Aydınlar orta yol bulmak için dengesini kaybetti
Karasız diye nitelenen Aydınlar'ın, Acıbadem Hastanelerinin bugüne gelişinde muhakkak ki verdiği doğru kararların payı büyüktü.
Ancak; medya ve Fenerbahçe baskısı, UEFA'ya ters düşüp ülkeyi ceza ile karşı karşıya bırakmak istememesi ve adeta majino hattına sürülür gibi durup dururken TFF Başkanlığı'na getirilmesi Aydınlar için büyük handikaplardı. Kötü yönetiminde eleştirilecek tek yönü ise basiret gösterememesiydi.
Onun da sebepleri malum; yardımcı olanı hiç yoktu. Kendi yönetimi içinden bile…
Herkes bir tarafa çekti, çünkü şike olayında Fenerbahçe tek değildi.

Aydınlar;  UEFA kriterlerine uyumda maddi-manevi sorumlulukları üstlenmek istemedi.
UEFA, Fenerbahçe'nin Avrupa'dan men edilmesinin sorumluluğunu TFF'nin üzerine yıkınca Aydınlar iki ateş arasında kaldı.
Ya Fenerbahçe'yi hatalı bulup yollamayacak.
Ya ülke futbolu uzun süre Avrupa dışına itilecekti.
Aydınlar yürekli davranamadı!
Birinci şıkkı seçti Fenerbahçe'yi Avrupa'dan men etti ama gereğini yapmadı.
Fenerbahçe hatalıysa 58 madde işleyecekti.
Aydınlar olayı yufka gibi yaydı…
Sonunda CAS üyesi Kısmet Erkiner'in açıklamaları Aydınlar'ı istifa ettirdi.

Medya da yardımcı olmadı!
Toplumu yönlendirecek ve ulusa doğru yolu gösterecek medya da görevini yapmadı. Yangına körükle gitti.
Fenerbahçe düşerse futbolumuz büyük bir ekonomik krize girer diye yaygara yapınca M. Ali Aydınlar da işin gereğini yapamadı.
Maddi manevi sorumluluk almaktan kaçtı.
Haklıydı.
Oysa; tersi olsa Fenerbahçe'yi düşürmese bu kez UEFA'nın vereceği Avrupa yasağı ile ülke futbolu top yekun mali krize girecekti. Bunu da kimse düşünmek istemedi. Aydınlara kimse yardımcı olmadı.

Bu kadar kaos içinde Aydınlar'ın başarması mümkün değildi.
Haksız olduğu tek durum;
Seçilir seçilmez kucağında bulduğu alev topunu daha o gün bırakmamasıydı.
Bugün verdiği kararı o gün verse bu kadar eleştirilmezdi.
Yandaşlar ve muarızlar Aydınlar'ı baskı altına aldı ve M. Ali Bey dürüstlüğüne, karakterinin sağlamlığına rağmen kendi özgür kararını veremedi.

Bekara karı boşamak gibi bir şey
Bu işler zor işler.
Bekara karı boşamak gibi bir şey.
Aydınlar'ı eleştirenlerden biri o koltukta olsaydı, onun da istifadan başka yapacağı bir şey olamazdı.
Ama biz M. Ali Aydınlar'ı bütün bu şartları bile bile eleştirdik.
Kantarın topuzunu kaçıranlar da oldu.
Aydınlar bir süre mücadeleyi seçti, iyi niyetle UEFA kapılarını aşındırdı, başaramayacağını anlayınca da iş işten geçmiş oldu. Aydınlar daha da büyük sorumlulukların altına girdi.

M. Ali Aydınlar'ı en çok yanıltan da KBV ve kendi yönetimi oldu.
Adeta şikeyle dans ettiler.
Medya da taraf olunca 'Özerk TFF'nin' kıymeti harbiyesi kalmadı.
Aydınlar yönetimi her geçen gün eridi…

26 Ocak TFF Genel Kurul'u tuz biber ekti
TFF, sonunda Genel Kurul'u göreve çağırdı.
Bu hareketiyle M. Ali Aydınlar şunu demek istedi;
'Ey Türk futbolundan sorumlu kişiler gelin bir çözüm bulalım. Mert olun, dürüst olun, TFF'ye yardım edin. Kararı birlikte verelim.'

Genel Kurul'da dağ fare doğurdu.
Kongrede futbolun içine düştüğü kaosa çare bulunacağı yerde kulüpler, kişiler, başkanlararası husumet tavan yaptı ve Genel Kurul 58 değişmez deyince geriye bir tek şart kaldı;
Fenerbahçe düşecek!
Ama kim düşürecek?

Aydınlar kongrede mesajı verdi; gidiyorum
Aydınlar kongredeki son konuşmasında; 'Koltuk merakımız yok. Onurlu 14 arkadaşımızla gitmesini de biliriz' diyerek mesajı verdi.
Aydınlar gidecekti.
TFF Başkanı'na o güne kadar yardımcı olmayanlar hatta beceriksiz diyenler bu kez 'gitme kal' demeye başladı.
Ama iş işten geçmişti…

TFF Başkanı kongre ertesi yaptığı yönetim kurulu toplantısında yine kafaya alındı.
Belki de tazyik gördü!
Malum bu ülkede 'mim'lendin mi işin gücün de batar.

Toplantı ertesi, Aydınlar bir hata daha yaptı; göreve devam ediyoruz dedi.
Yine Aydınlar'ın kişisel kararı değildi bu karar.
Resmen obstrüksiyon vardı.
Aydınlar çaresizdi.

Zurnanın zırt dediği yer
Devam edeceğiz diyen Aydınlar ertesi gün de istifa kararını açıkladı!
İşte burası çok önemli;
CAS üyesi Kısmet Erkiner'in uyarısı M. Ali Aydınlar'ı kendine getirdi.
Aydınlar'ın karar verebilmesi için ona kimse yardımcı olmamıştı. UEFA ile yapılan yazışmalardan bile haberi yoktu.
Yönetimi onu yanıltmıştı.
Aydınlar'ın vereceği karar için dokümanlar ondan gizlenmişti.
Aydınlar artık göreve devam edemezdi.
Tenine giydiği gömleği bile Aydınlar'a ihanet etmişti.
Oysa bu kaosta en günahsız insan çare bulmak için yırtınan Aydınlar'dı.

Aydınlar ilk kez kendi özgür iradesiyle karar verdi ve saygın insanların davranışını sergiledi.
'Hal bu kadar kötüyse ben yokum.
İstifa ediyorum.'


Beraberinde Başkanvekilleri; Lütfü Arıboğan ve Göksel Gümüşdağ' da istifa ettiler.
Bir devir kapandı.

Şimdi ne olacak?
Aracılar harekete geçti bile;
Aman Başkan gitme kal! Ama atı alan da Üsküdar'ı geçmişti bir kere…
Aydınlar gitti!

UEFA da zaten öyle istiyordu.
Karar veremeyen bir TFF'nin o koltukları boşaltması gerekti.
Biz UEFA'nın bu üstü örtülü isteğini bile kötü yorumladık.
Oysa şike kaosunu önlemek için 'en kötü karar kararsızlıktan iyidir' diyen UEFA bir türlü karar veremeyen TFF'nin görevi bırakmasını istiyordu.
Bu, iç işlerine müdahale değil bir çözüm ortaklığı idi.

Ayrıca TFF'nin kararı sadece Fenerbahçe'yi düşürmek demek de değildi.
TFF Fenerbahçe suçsuzdur, düşürmedim de diyebilirdi.
Bunu da demedi.
Bu günlere geldik.

Şimdi UEFA'dan bir dayatma daha olacak;
Aziz Yıldırım istifa edecek ve Fenerbahçe yeni bir seçime giderek şike olayıyla göbek bağını kesmiş gözükecek.
Bu durum UEFA'yı olduğu gibi Fenerbahçe'yi de, Türk toplumunu da rahatlatacak.
Bunları aylardır yazdım. Doğruyu bulmak için allame olmaya gerek yoktu. İşleyişi bilmek ve yasalara riayet etmek yeterliydi.

TFF Başkanı kim olacak?,
Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.
En kötü karar da kararsızlıktan iyidir, diyelim ve hepimiz silkinip kendimize gelelim.
Men Dakka Duka ile UEFA'yı kandıramayız!
Bütün ülke zarar görür.
Bunu artık anlayalım.

Bu süreçte Allah Hüsnü Güreli'nin de yardımcısı olsun.
Ancak şu da biline ki; Hüsnü Güreli TFF'yi seçime götürene kadar yürütmeyi yapacak.
Karar alamayacak!

Deniyor ki; yandık. İki ay daha zaman kaybedeceğiz.
Varsın iki ay kaybolsun. Gelecekte belki çözüm bulunur ama esas sorgulanacak süre  3 Temmuz'dan bu yana kaybedilen 7 aylık zamandır.
Varsın iki ay daha kaybolsun ama çözüm gelsin.
Gemi karaya oturdu!


✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator