Geri
İleri  

Bitsin artık bu turnuva

EuroBasket 2011'i Litvanya'da takip eden Sporx.com Editörü Sedat Balcı, bu ülkedeki izlenimlerini aktarmaya devam ediyor.

Fransa yenilgisiyle başladığımız Vilnius'taki 2. turda, grubumuzda maçların olmadığı perşembe gününün en önemli aktivitesi, Vilnius'taki Türkiye Büyükelçiliği'nde, A Milli Takım ve Türk medya mensuplarına verilecek öğle yemeği idi.

Hem kendim hem de işim için önemliydi bu yemek. Öncelikle, tüm oyuncuları, teknik ekibi bir arada görmek, kısa röportajlar yapma şansımızı ortaya çıkaracaktı. Diğer neden ise, hasret duyduğumuz Türk yemeklerini yiyebilecektik. 

İkisini de doya doya gerçekleştirdik diyebilirim. Başkan Turgay Demirel dahil hemen herkes (Sadece Enes Kanter röportaj vermek istemedi) bize yardımcı oldular. Bazılarıyla oldukça iyi muhabbetler kurarak işi basketbol dışına taşıdık. Mesela Ömer Aşık, serbest atışlarına takılmamıza bile tebessümle karşılık veriyor, "Gelecek sezon ne yapacaksın?" sorumuza ise net olarak "ABD'de lokavtın bitmesini bekleyeceğim" diyebilecek kadar samimi yanıtlar veriyorlardı.

Oyuncular, Fransa yenilgisini "Rakibimiz elimizden kaçtı" şeklinde görüp Almanya ve Sırbistan maçları öncesi mental anlamda iyi bir görüntü vermekteydiler.

 

Bu arada, Emir Preldzic, Sloven medyasına verdiği bir röportajla ilgili Türkiye'de gündeme oturmuştu. Tam da çok iyi oynadığı bu turnuvada, en kritik maçlar öncesi üstelik... O gün Emir ile aynı ortamda olmamız, bu konuda özel bir şeyler yapmamı kolaylaştırdı ve kendisi durumu izah etti. Ancak izah ederken, Slovenler'e duyduğu kızgınlğı yüzünden okuyabiliyordum. Zaten takımda o denli sevilen bir oyuncunun, durup dururken böyle bir şey söylemesinin hiç bir mantığı yoktu. Biz yine de Emir'in arkasındayız. Kendisinden, İstanbul'da daha uzun bir röportaj için söz aldıktan sonra büyükelçilikten ayrıldık.

Bu arada elçilikten ayrılırken, Erasmus programıyla bu şehre gelen dört Türk öğrencinin, oyuncularımızla tanışmak, onlarla bir fotoğraf çekmek için bin takla attıklarına şahit oldum. Yenilseler de yenseler de, gurbette işler ay ve yıldızda bitiyor.

Yapılan kısa röportajları çözüp göndermek üzere salonun yolunu tuttuk. Açıkçası o gün oynanan maçlara, bu röportaj işlerinden ötürü fazla odaklanamadım. Hele ki işimin bittiği zamandan sonra oynanan Slovenya - Yunanistan maçı, zaten yorgunken neredeyse uyuklayacak hale gelmeme neden oldu.

Maçtan çıktıktan sonra, serin hava ile biraz açıldım ve Vilnius caddelerini turlamaya başladım. Bu ülkede basketbolun önemini birçok kez görmüştüm ama o boş caddelerde bile bu tutkuyu görebilmek mümkündü. Bu ülkede basketbol, dedikleri gibi bir dinden farksızdı. Hele ki o gün Litvanya maçı varsa... Abartmıyorum, bağlılıklarını göstermek adına, milli bayramlarında bile yapmadıkları şeyi Litvanya'nın basketbol maçlarında yapan bir halktan bahsediyoruz.

YİNE BİR MAÇ GÜNÜ

Vilnius'ta maç günlerini seviyordum. Yani bizim maçlarımızın olduğu günleri... Erken kalkıp, duşumu alıp, kahvaltımı da erken yapıp salonda erken gidiyordum. Siemens Arena'daki medya çalışma merkezinde, genelde tüm Türk medya mensupları bir arada olur, muhabbet, gırgır, şamata işlerimizi yapardık. Performansımız öngörülemese de, "Almanya'yı yener, Sırbistan maçına o moralle çıkarız" görüşü hakimdi ekipte...

Bende de garip bir rahatlık vardı. Evet Almanya ile oynadığımız geçmiş maçlara ya da turnuvadaki genel performansımıza bakıp karamsarlığa kapılmak da mümkündü ama yine de "Yeneriz" demekten başka bir şey demiyordum.

 

Sonunda da ne kadar yanlış düşündüğümü gördüm. Almanya karşısında yenilmek bir yana, turnuvadaki en kötü basketbolumuzu oynadık. Evet önümüzde hala, final havasında geçecek bir Sırbistan maçı var ama iki günde oynadığımız oyun siyah ile beyaz gibi olmalı yoksa iyi durumda olmasalar da, kötü Sırbistan, daha kötü Türkiye'yi parçalar! (Böyle iddialı konuştuktan sonra yanılmayı çok istiyorum)

Bu arada, apayrı bir yazı konusu, hatta bu yazının da ana maddesi olabilecek bir olayı cuma gecesi maçlardan sonra yaşadım. Gördüğüm tablodan sonra takımımıza olan inancım daha da azaldı. Detay vermiyorum. Gazetecilik reflekslerimi bile kullanmadım, kullanamadım ama sadece şunu bilmeniz yeterli... Köklü değişimin zamanı gerçekten de gelmiş. Saha içini zaten biliyorduk ama saha dışında da durumun böyle olduğunu gördük.

Adam gibi keyifli bir günümüzün geçmediği bu güzel şehirden ayrılmak için can atıyorum. Kaunas'taki finaller de bir an evvel bitsin ve ülkeme döneyim diyorum. Hatta dönüş biletimi daha önce almamış olsam, "Keşke Kaunas'a gitmeden dönseydim" diyecek kadar da koptum turnuvadan. Tesellimiz, muhteşem Litvanya halkı ve taraftarı, mucize beklentimiz ise Sırbistan galibiyeti...



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator