Geri
İleri  

Dertler bitti mi?

Sahasındaki maçta Fenerbahçe Manisaspor’u yendi ve dertler bitti mi?

Ne oldu şimdi?
Sahasındaki maçta Fenerbahçe Manisaspor’u yendi ve dertler bitti mi?
Tabelada galibiyet yazdığı için herkes mutlu. Bu kadar basit mi?

Fenerbahçe Youngboys maçlarından sonraki en kötü futbolunu oynadı Manisa’ya karşı. Eskisinden farksızdı. Gayreti sınırlı, yardımlaşması kusurlu, oyun formatı eksik ve yaratıcılıktan uzak.

45 dakika rakibe teslim oldu. Öne geçtikten sonra Manisa öyle bir salladı ki, kusurlardan öylesine yararlandı ki, beraberlik golünün gelmesine kimse şaşmadı. Hatta periyot Fenerbahçe’nin hala maçı nasıl önde götürdüğünü bile sorgulatıyordu bize.

Peki neden kazandı. Çünkü daha kaliteli oyunculara sahipti. Bu farkını ortaya koydu ve kötü oynarken de kazandı.
Youngboys maçları da böyleydi. İlk maçı çok farklı kaybedecekken, berabere bitirdi. Kalitesiyle pozisyonları skora çevirdi, rakibi yapamadı.

Bunlar bir eleştiri değil, bir tespit.
Eskiden böyle sonuçlar sonrasında herkes tatmin olur, kimse bahsettiğimiz yanlışları konuşmaz, konuşmaktan da sakınırdı.

Aykut Kocaman’ın böyle olmayacağını umuyorum. Bir teknik adam olarak galibiyetin öneminin elbette farkındadır. Hele hele büyük takımların kötü oynarken kazanma becerisine sahip olması lazım. Zirve mücadelesinin olmazsa, olmazıdır bu ayrıcalık.

Fakat uzun periyodun içinde, Aykut Kocaman’dan beklentilerimiz sadece kazanmaktan ibaret olan maçlar değil. Çünkü O’nu bu takımın başına getiren nedenler kazanamaması değil. Ruhsuzluğu ve sorumsuzluğudur.
Fenerbahçeliler artık kendi sahasında defans yaparak, bir duran top veya kontrataktan attığı golle kazanan takım istemiyorlar.

Bugün, Avrupa’ya veda eden takımı “Daum olsaydı” diye eleştirenler var. çektikleri acıları, sıkıntıları ne çabuk unuttular. Eriyen takımı, alemci oyuncuları, çivisi çıkmış kadroyu, başkan’ın Samandıra’ya el koymasını, son sekiz maç ta sekiz miyon dolar prim dağıtılmasını hatırlamıyorlar bile.

Taşıma suyla değirmenin dönmemesi gibi, Fenerbahçe de kendi içindeki enerjisini bir organizasyona bağlamadığı sürece istikrarı bulamaz. Daum gibi durumdan vazife çıkartan hocalar ile üç maç kötü, bir maç iyi gider.

Bu nedenlerle Aykut Kocaman’ı göreve getiren felsefeyi destekliyorum ve arkasında da durmaya devam edeceğim. Oyuncuların esiri olmaktan çıkacak bir teknik kadro, futbolculara yalvarmaktan vazgeçmek zorunda kalacak bir yönetim. “İyi oynasın” diye oyuncunun kuyruğunda dolaşılmayan bir kulüp yapısı…

Bu sezon başından beri, bu prensiplerin çerçevesi çiziliyor. Aykut Kocaman yanlışlar da yapıyor. En önemlisi kapris yapıyor. Bir teknik adam kapris yapamaz, ama o yapıyor.

Soranlara, “Ben neysem oyum, rol yapamam” diyormuş. Kenarda sakin durması veya oyuncu ile sıkı – fıkı olmaması tartışılırken…

Sorun Aykut Kocaman değil. Çözüm o’nun önderi olduğu prensipler. Bu nedenle Fenerbahçeliyim diyenler, bu kararlılığın arkasında durmalılar. İçleri kan ağlasa da durmalılar. Kocaman gider, bir başkası gelir. Önemli olan Futbolcuların kulübün sahibi değil, işçisi olduğu bir düzendir.
Aziz Yıldırım’ın da arkasında bu yüzden duruyorum. Yıllar sonra doğruları yapmaya çalışıyor. Ama tepkiler o’nu kırarsa, yine anında eskiye döner. Umursamaz genç futbolcu yetiştirmeyi, bütçeyi denkleştirmeyi. 35’lik transferlerle göz boyanır hemen.

Bu kulübe 12 yıldır yeterince kötülük yapıldı, camianın bu yanlışlara ortak olmaması gerekir. Şu anda lazım olan tek şey sabır.


✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator