Eğitim uğruna arabasını sattı!
Ziraat Türkiye Kupası'nda Galatasaray'ı eleyen PTT 1. Lig ekibi 1461 Trabzon'da teknik direktör Mustafa Reşit Akçay, Sporx.com'a konuştu.
Ziraat Türkiye Kupası'nda Galatasaray'ı eleyen PTT 1. Lig ekibi 1461 Trabzon'da teknik direktör Mustafa Reşit Akçay, Sporx.com'a konuştu.
SPORX ÖZEL – Türk futbol tarihinin önemli sürprizlerinden birine imza atan 1461 Trabzon'un başarılı teknik direktörü Mustafa Akçay tarihi zafer sonrası Sporx.com’un sorularını yanıtladı.
İlginç bir teknik direktörlük hikayesi olan ve teknik adamlık eğitimi uğruna elindeki tek mal varlığı arabasını satacak kadar cesur olan Akçay, başarısının sırlarını ve zaferin perde arkasını anlattı.
İşte aldığı sürpriz skorla ve oynadığı futbolla alkış toplayan 1461 Trabzon'un mimarı Akçay’ın açıklamaları...
Teknik direktörlüğe ne zaman ve nerde başladınız?
"İlk antrenörlüğüm İdman Gücü'nde yaptım. 8 yıl orada çalıştım. Daha sonra 1992 yılında Trabzonspor’a geçtim. Hemen hemen her kategoride çalıştım. 1997 yılına kadar Trabzonspor’da çalıştım ve sonra istifa ettim. Daha sonra Giray Bulak’a ve Ahmet Suat Özyazıcı’ya yardımcılık ve asistanlık yaptım. 2006 yılından beri de tek başıma teknik direktör olarak çalışıyorum."
Peki eğitim durumunuz nedir?
"Yüksek okul mezunuyum. Sosyal bilimler..."
Teknik direktörlük konusundaki eğitiminiz nedir?
Şöyle... 1992 yılında Trabzonspor alt yapısında göreve başladım. 1996 yılına geldiğinde minik takımlar sorumlusuydum ve kendi kendime yurt dışında iyi bir eğitim almam gerektiğini düşündüm. Ve bu doğrultuda araştırmalar yaptım. Sonunda bana Ajax’ı önerdiler. Ben de o dönemler TFF’de görevli olan İskender Önal ağabeyden bu konuda yardım ve destek istedim. O da sağ olsun Şenes Erzik beye söyledi ve bana Ajax’ta eğitim ve seminere katılmam için gerekli izinler alındı. Ben de dönemin kulüp başkanı Faruk Özak ağabeye bu talebimi ilettim ve izin istedim. Onlar da bu şahsi talebime kısmen de olsak destek oldular ve ben de Hollandaya gittim.
Kısmen derken...
"Bu benim şahsi bir talebimdi buna rağmen sağ olsun kulüp o dönem 7 ay maaşımı vermeye devam etti, ayrıca küçük de bir yol harçlığı verdi. Ama bunlar benim oradaki 7 aylık dönemdeki masraflarımı karşılayamayacağı için bir arabam vardı onu satarak onun parasıyla Hollanda’ya gittim. Utrecht’te bir yakınımın yanında kaldım her gün oradan Amsterdam’a gidip geldim. 7 ay boyunca. Adrian alt yapı koordinatörüydü. Van Gaal de Ajax’ın başındaydı. O dönem içinde hemen hemen tüm antrenmanlarını izledim. Sahaya girerek onlara sorular sorarak bu eğitimi sürdürdüm. Daha sonra Hollanda Futbol Federasyonu'nun Ajax’la birlikte düzenlediği seminere katıldıktan sonra Türkiye’ye döndüm. İyi ki de gitmişim. Bunun daha sonra faydasını çok gördüm."
Peki bundan sonraki hedefleriniz neler?
"Benim kulübümle sözleşmem mayıs ayında bitiyor. Ben de sezon sonunda ne olursa olsun ayrılacağım. Bu kararımı kulübüm de biliyor. Çünkü bir idealim var."
Nedir bu idealiniz?
"İdealim Süper Lig’de bir takım çalıştırmak. Bir deneyim istiyorum. Başarılı veya başarısız olabilirim ama denemek istiyorum. Bu bir ideal. Onun peşine koşuyorum. Başarım başaramam bilmiyorum. Karınca misali. Karınca ben hacca gitmek istiyorum deyince ama ölürsün demişler. Karınca da ne yapayım ölürsem de bu uğurda ölürüm demiş. Bizim işimizde böyle... 1461 Trabzon’dan ayrılmak zorundayım. Çünkü yasal olarak Süper Lig’e çıkamıyor. Yeni bir yol bulmak zorundayım. Dolayısıyla sezon bittiğinde ayrılmam en doğrusu. Sonrası Süper Lig takımı veya Süper Lig'e taşıyabileceğimiz planı projesi ideali olan 1. Lig'den bir takım almak istiyorum. Parayı kovalamak yerine hedefi kovalayan bir zihniyetim var."
Böyle bir başarı bekliyor muydunuz?
"Maçtan önce beynimin arka tarafında böyle bir düşünce vardı ama beynimin önünde böyle bir şey yoktu açıkçası. Ama arka tarafta 'olabilir, yapabiliriz' vardı. Ama bunu deklare etmedim, etmedik de. Bu çok doğru bir deklere değildi. Maç başladıktan 10-15 dakika sonra beynimin arkasındaki düşünceler öne doğru gelmeye başladı. Ve sonrasında biraz dikkat edersek bu işi başarabiliriz düşüncesi beynimin önüne geçti. Başlangıçta böyle bir şey yoktu, Allah biliyor."
Peki 1461 Trabzon’un bu başarısı nerden geliyor, sırrı ne?
"Biz iyi savunma yapan ve bugün ligimizde 15 maçta 10 golle en az gol yiyen iki takımdan birisiyiz. Bu önemli bir şey. Takım savunması ve ortak akıl diye geliştirdiğimiz uzun süredir kullandığımız bir ekolümüz var. Biz bu ekole çok güvendik. Öncelikle ben bu ekole çok güveniyorum. Yenilebiliriz ama bizi yenen bir takım kim olursa olsun bizi kolay kolay yenemez. En az gol yiyen takım unvanımıza ve takım içi yardımlaşma özelliğimize çok güvendiğimiz için beynimin arkasında böyle bir düşünce tutuyordum. Bizim oyun anlayışımız çok çabuk ve direkt oyundur. Ve çok iyi kontratağa çıkan bir takımız, hızlı oyuncularımız var. Galatasaray'ın bu seneki zaafının da bizim artı yönümüze denk gelmesi bu sonucu getirdi."
Galatasaray’ın maçlarını izlediniz mi?
"Biz bu eşleşmenin ardından Galatasaray’ın iki maçını izleyerek analiz yaptık. Bunlar rakibimizin İstanbul’da oynadığı M.United ve Braga maçlarıydı. Hızlı hücumda G.Saray savunması üstünde çıkan zaaflar üzerinde durduk. G.Saray’ın güçlü olduğu yanlardan biri Burak ve Umut oynamayacaksa tepeye pas yok demektir. O zaman neye kenara pas var demektir. Elmander’e kenerdan atılacak uzun ve diagonel pasların etkisi olacak demektir diye düşündük. Ve ona göre önlemimizi kenarları kapatarak aldık. Kenarları yardımlaşmayla kapattık. Yalnız son 15 dakikada sol bek Çağlar’ın atmış olduğu ortalara her ne kadar ikaz etmemize rağmen mani olamadığımız için biraz sıkıntı yaşadık."
İdeal takımda bu maça göre değişiklik yaptınız mı?
"İdeal tertibimizde olan 3-4 oyuncumuzu değiştirdik bu maç için. Hem oyun planımızdan hem de hafta sonu oynayacağımız kritik Boluspor maçını düşünerek. Hatta 2-3 oyuncumuzu da Sercan ve Ofedu’yu kenara aldık. Çünkü bu maçta adeledeki enerjilerin büyük bir kısmını tükettik. Bolu maçını maç içinde düşünmeye başladık. Bir tarafı düzeltirken diğer tarafı kaybetmek doğru bir anlayış olmazdı."
-Teşekkür ederiz
"Ben teşekkür ederim."
Röportaj : Esat Dergi