Geri
İleri  

Emre'yi Değiştirmek

Sporx.com yazarlarından Kaan Tunçbilek, Emre Belözoğlu'nun açıklamalarını ve söylemlerindeki çelişkileri kaleme aldı.

“Onları kahraman yapan yetenekleri değil seçimleriydi.”

Emre yaptıklarıyla tam bir fenomen haline geldi artık bu ülkede. Sözleriyle, hareketleriyle, tepkileriyle sürekli gündeme kalmayı başarıyor.

Aslında çoğumuz, Fenerbahçeliler bile, onun yaptıklarını onaylamıyor. Ancak onun her kendisini savunuşunda gardımızı indiriyoruz.

Bunun en büyük nedeni, insanların, maçlarda kendisini kaybettiğine şahit oldukları -ama sesini pek duymadıkları- Emre'nin maç sonrası bu kadar düzgün konuşması karşısında yaşadığı çelişki olsa gerek.

Maçlardan sonra, maçı izleyen birinin gözünde canlandırdığından çok farklı bir Emre çıkıyor insanların karşısına. Güzel sözler söylüyor, insanların ruhuna hitap ediyor.

Ancak yine de Emre söylediklerinde fena halde yanılıyor. Söylediği birçok şey asıl problemi saptırıyor. Bu kısır döngüyü aşamadığı için de aynı şeyler tekrarlanıp duruyor.

Emre neden yanılıyor peki?
 
1- Benim kalbim temiz. Öyle demek istemediğimi herkes biliyor.
 
Emre iki şeyin farkında değil. Kelimelerin gücünün ve empati yapmanın öneminin.
 
"Ben bunu kastetmedim, aslında benim kalbim temiz" gibisinden sözleri doğru bir savunma noktası olamaz. Çünkü önemli olan onun bu sözleri söylerken ne kastettiği değil, karşısındakinin bu sözleri nasıl algıladığı.


Zokora'ya sarfettiği iddia edilen (ya da Emre'nin itiraf ettiği) hakaretten Zokora'nın ne anladığını anlayabilmek için Emre'nin empati yapması yeterli aslında.

Örneğin Zokora kendi dilinde masum olan, ancak bizim dilimizde Emre'nin rengine, milliyetine, fiziksel özelliklerine hakaret anlamına gelecek bir cümle sarfetse Emre ne düşünürdü?

Diyelim ki, Zokora Emre'nin canını acıtmak için, “Türk olması” veya “kısa boylu” olmasıyla ilgili bir hakaret edip, sonra da “o bizim dilimizde sıradan bir küfür, aslında ben Türkleri (veya kısa boyluları) çok severim” deseydi Emre kendisini nasıl hissederdi? Hele de o ülkede misafir olarak oynasaydı.

Yıllar önce Mehmet Ali Yılmaz'ın Campbell için “yamyam” sözünü sarfetmesiyle oluşan tepkileri hatırlayın. Ya da Glenn Hoddle'ın engellirler hakkında söylediklerini.

Her ikisi de şaka yapmıştı. Ancak insanların çok hassas olduğu konularda.

Bazı konular insanlar için hassastır. Kültürleriyle, kimlikleriyle, aileleriyle yoğrulmuş hassasiyetlerdir bunlar. Başka bir konuda duyacaklarından çok daha hafif sözlerin ağırlığını kaldıramazlar konu oraya geldiğinde.

Ve bizim insanların hassas olduğu konulara saygılı olmak gibi bir zorunluluğumuz var. Emre'nin açıklaması da işte bu nedenle geçerli değil.
 
2- Herkes benime uğraşıyor.
 
Emre bu konuda haklı olabilirdi.

Eğer başka futbolcular da kendisini eleştiren gazetecilere maçın içinde el hareketi yapsaydı.
Eğer başka futbolcular İngilizce'de hoş olmayan, hatta ırkçılık sayılabilecek hakaretler sarfetseydi.
Eğer başka futbolcular boğazını kesme işareti yaparak futbolcu meslektaşlarını tehdit etseydi.
Eğer başka futbolcular “seni döverim, öldürürüm” gibi cümleleri çok sık sarfetseydi.

Ancak Emre maalesef bu konuda da suçu kendinde değil başkalarında arıyor. Bütün dünyanın kendisine karşı olduğu gibi klasik bir bakış açısıyla bakıyor olaylara.

Evet, hepimiz bazen dünyanın bize karşı olduğunu düşünürüz. Ancak bu düşüncenin bizi rahatlattığı, istediğimizi almamızı sağladığı daha görülmemiştir. Emre'nin de bunu anlaması gerekiyor.

3- Bu ülkede benim kariyerimde oyuncu yok

Emre bu konuda da haklı olabilirdi. Eğer başarılı bir kariyer, sadece yurtdışında oynadığın takımların isimlerinden ibaret olsaydı.

Oysa futbolda başarılı bir kariyere sahip olmak, insanların aklında ve yüreğinde ne kadar kaldığınla alakalıdır. İnsanları ne kadar etkilediğinle. Onlara ne kadar ilham verdiğinle. 

Bu açıdan baktığınızda Emre, kendini ne eskilerden Lefter Küçükandonyadis, Hakkı Yeten, Can Bartu, Metin Oktay veya Şükrü Gülesin ile kıyaslayabilir ne de son dönemlerden Şifo Mehmet, Sergen, Oğuz, Hakan, Rıdvan gibi oyunculardan üstün görebilir.

Bu oyuncuların herbiri takımlarının beyni olmuş, takımlarının büyük başarılar kazanmasında başrolü oynamış, taraftarın ruhuna hitap etmiş isimler. Hafızalara onlarca hareket, onlarca anı, onlarca gol bırakan.

Kaldı ki, bir Bartu veya Gülesin veya Nihat'ın yurtdışı kariyeri ve oralarda kazandıkları “sevgi” ve “saygıyı” elde edebilmiş başka futbolcu yok.

4- Şu şahıs bana ne yapacağımı söyleyemez.

Futbolda nasihat vermek veya eleştirmek sadece kariyerli futbolcuların tekelinde olsaydı, Emre'nin bugün ne Aziz Yıldırım ne de Aykut Kocaman'a saygı duyması beklenirdi.

Öyle olsa ne Mourinho, ne Van Gaal başarılı teknik adamlar olurlar, futbolcular tarafından saygı görürlerdi.

Öte yandan, Emre'nin eleştirildiği noktalar zaten futboluyla ilgili değil, davranışlarıyla ilgili. Bu durumda da Emre'nin kariyerli bir futbolcudan değil, kendisinden daha geniş açıyla bakabilen birilerinden gelecek eleştirilere açık olması gerekir.

Sanırım Emre bunu futbolu bıraktığında daha iyi anlayacak.



Emre'nin yapması gereken şeyler çok basit aslında (yapması gereken derken kendisi için yapması gerekenlerden bahsediyorum, yoksa biz yorumcular için malzeme bolluğu vermesinde bir sakınca yok):

1- Özür dilemenin büyüleyici etkisini anlamak: Zokora'dan ve kötü davrandığı diyer insanlardan özür dilemesi hem kendini rahatlatacak hem de karşısındakini anlamasını sağlayacaktır. Tabii bunu samimiyetle yapması koşuluyla.

2- “Ama” ları bırakmak:
(Bu kelimenin bir ara Fransa'da kullanımdan çıkarılmasının talep edildiğini biliyor muydunuz?) Aldığı güzel eleştirler gibi kötü eleştirilerin de kaynağının kendisi olduğunu anlamalı. Hayatın bir etkileşimler zinciri olduğunu.

3- Tongue Fu öğrenmek: Psikolojik tadavinin büyük faydası olur elbet. Ancak karşısındakilerin duygularını/tepkilerini anlayabileceği bir eğitimden de geçmesi gerekiyor.

(Sık sık başvurduğum Tongue Fu (Sam Horn) isimli bir kitap var. Kitap söylediğimiz sözlerin karşımızdakini nasıl hissettirdiğini, onun doğal tepkisinin nasıl olacağını, bir cümleyi sarfetmeden önce neler düşünmemiz gerektiğini mükemmel bir şekilde anlatıyor. Bu ülkede okutulması zorunlu kitaplardan biri olmalı.)

4- Keyif almak: Futbolu artık sadece keyif almak için oynamalı. Başka bir şey için değil. Şu anda tüm işaretler futbolu keyif almak için oynamadığını gösteriyor. Kafası sürekli rakiplerin kendisine karşı davranışlarında. Bunun en büyük kanıtı da verdiği tepkilerin maç içinde verilebilecek sıradan tepkiler değil, özellikle (sözlü de olsa) can acıtan, şahsına münhasır tepkiler olması.

Emre'nin kendisini bu açmazlardan kurtarmasının tek yolu bunlardan bir ya da birkaçını uygulamak için kararlı olması.

Emre bugün değişmeyi başarabilirse, “değişmenin” insanlar üzerindeki büyüsüyle adını efsaneler arasına yazdırabilir. Önünde uzun bir hayat var ve bunu mutlu yaşamak, insanların hafızalarında daha iyi şeylerle anılmak istiyorsa bunu yapmak zorunda...

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator