Geri
İleri  

Ergin Ataman vakası

Sporx.com yazarlarından Kaan Tunçbilek son yazısında, Ergin Ataman'ı kaleme aldı.

Büyük bir basketbol koçu olmanın kriterleri nelerdir?

*    Koçluğunun ilk yılında, Telekom gibi iddiasız bir takıma hem ligde hem kupada final oynatmak, C.Başkanlığı kupasını kazandırmak, o takımın çehresini ve anlayışını değiştirmek midir?
*    Koçluğunun parladığı günlerde tekliflere kulaklarını kapatıp ABD'ye gitmek, Stanford Üniversitesi'nde staj niyetine koçluk yapmak ve vizyonunu geliştirmek midir?
*    Karşıyaka'nın başında çıktığı 7 maçta 7 galibiyet alıp, bu 7'nin içinde Tofaş, Efes ve Ülker gibi 3 devi yenmek midir?
*    Efes Pilsen'i henüz, 34 yaşındayken, o hep hayalini kurduğumuz Final-Four'a çıkartmak mıdır?
*    Gittiği güne kadar Avrupa'nın basketbolda söz sahibi olmayan takımlarından birine, Montepaschi Siena'ya ilk yılında Saporta Kupası'nı kazandırmak mıdır?
*    Yoksa o takımla ertesi yıl Final-Four oynamak ve yıllarca unutulmayacak bir mücadele sonrası kaybetmek midir?
*    Veya Siena'nın o günden sonra Avrupa'nın en iyi savunma yapan takımı haline gelmesini sağlamak, Siena salonlarında Türk bayraklarının dalgalanmasını sağlamak mıdır?
*    Ülker ile ilk kez Euroleague'de son 8 oynamak mıdır?
*    Efes'in başına geçip, takımın son yıllarda bir kere bile yenemediği (12-0'lık seri), psikolojik olarak teslim olduğu FenerbahçeÜlker'i (2-0 geriden gelerek) 3'ü deplasmanda olmak üzere (hem de ne deplasman) 4 kere üstüste yenerek şampiyon olmak mıdır?
*    Kadrosu kısıtlı olan Beşiktaş ile sezonu birinci bitirmek midir?
*    Yoksa o Beşiktaş ile ULEB Kupası'nda, yenilgisizlik rekoruyla ilk 8'e çıkmak ve Galatasaray'a son saniyede kaybetmek midir?
*    Sinan Güler gibi kimsenin tanımadığı bir oyuncuyla özel olarak ilgilenerek onu bir yıldız haline getirmek midir?
*    Yoksa Can Akın gibi adı ilk sıralarda geçmeyen bir oyuncuyu ligin en iyi oyun kurucularından biri haline getirmek midir?
*    ÇSKA gibi devleri bile peşinde koşturmak mıdır?

Bunlar birini Türkiye'nin en başarılı koçu yapmıyorsa devam edelim, çünkü Ataman bu sezon Beşiktaş'ın başında inanılmaz işlere imza atmaya devam ediyor. 

*    Bireyselliği ve top kayıplarıyla Euroleague'de hepimize saç baş yolduran Rakocevic ile yaşadıklarına dayanarak onun yıldızlarla çalışamayacağını söyleyenlere inat, Deron Williams ile sağladığı müthiş uyum ve takımda başka yıldız olmadığı halde sezona müthiş bir başlangıç.
*    NBA'de lokavtın bitmesi ve Williams'ın gitmesiyle, aşağılara düşmesi beklenen Beşiktaş'ı zirvede tutmaya devam etmek.
*    Türkiye Kupası'na, takımın bütün yükünü çeken Can Akın, Erceg ve Kemp'ten yoksun gitmek. Buna rağmen, o 6-7 kişilik kadroyu 5 günde 3 zor maç oynayacak şekilde tasarruflu kullanmak. Takıma kupayı kazandırmak.
*    Galatasaray ve Banvit'e ters gelen savunma ve hücum stratejileriyle kısıtlı takımın oyundan hiç düşmemesini, tempoyu hep kontrol etmesini sağlamak.
*    Bu arada, Serhat, Barış gibi uzun süre kenarda oturan oyunculardan büyük performans almak.
*    Bu arada Avrupa'da hala yola devam etmek.

………………………………………

Ancak Ergin Ataman'ın çoook büyük bir kusuru var. Ve ne kadar ilginçtir ki, bu kusur aslında gelişmiş demokrasilerde büyük bir erdem olarak kabul görüyor. 

Kusuru(!), doğru olduğunu düşündüğü şeyleri söylemekten çekinmemesi. Karşısındaki Federasyon da olsa, Türkiye'nin en büyük kulüpleri de olsa, hatta kendi çalıştırdığı kulüp de olsa eleştirmesi. Dilini tutamaması. Politik davranamaması. 

Oysa burası sindirilmiş olmayı kabul edenlerin, yanlış olduğuna inandığı şeyleri söylemekten korkanların ülkesi olduğuna göre, çok büyük bir kusur bu.

…………………………………………

Gelelim Pazar gününe. Artık  şaşırmamamız gerektiği halde hala şaşırabildiğimiz olaylara.

Olayın dört tarafı  var…

Bir kısım Fenerbahçe seyircisi:

Ataman nefretini sürdürmelerini ve sürekli bir doping suçlamasını gündeme getirmelerini anlamak mümkün değil. Üstelik kanıtlanmamış suçlamalarla uğraşmak konusunda en acı tecrübeyi kendileri yaşarken.

Bu olayı bunca yıl salonlara taşımak ne basketbol sevgisine ne de basketbol seyircisine yakışıyor. Üstelik aileleriyle geldikleri yeni salonlarından çıkartılma riskini göze almaları daha da inanılmaz.

Lütfen biraz empati.

Ergin Ataman:

Ataman hakemlere çok itiraz eden bir koç. Ancak hangisi değil ki? Mike Brown veya Obradovic farklı mı? Ve en önemlisi o da bir insan ve onun duygularının da kaldırabileceği bir baskı sınırı var. Binlerce insan aynı anda hakaret ederken ondan buna katlanmasını beklemek fazla gibi.

Öte yandan, buna dayanabilen, tribünlere kulaklarını tıkayabilen koçlar veya oyuncular yok değil. Ancak Ataman onlardan biri değil. Bu da onun duygusal yapısının dezavantajlarından biri.

Oysa takımın başında kalsa, Beşiktaş son saniyelerde teslim olmayabilirdi rakibine.

Hakemler:

Zaten sezonun belki de en kötü  yönetimini gösterdiler. Ayaklara çarpan topları görmediler. İki takım lehine verdikleri fauller çok hatalıydı. Ancak sert faullere de müsamaha gösterdiler. Hele ikinci yarıdaki ilk üçlük sayıyı faulü vermelerine rağmen geçerli saymaları inanılır gibi değildi.

Ancak yaptıkları en büyük yanlış, anons yapılması gibi küçük ve haklı  bir isteği geri çevirmeleri ve Ataman'ı kolayca harcamalarıydı.

Oysa ne kaybederlerdi ki?

Beşiktaş  taraftarı:

Ataman, Beşiktaş için büyük bir şans. Hiç bir şey beklemedikleri takımları ile hem Türkiye'de hem Avrupa'da büyük işler başarıyor. Üstelik NBA'e dönen oyunculardan, kritik sakatlıklara kadar bin türlü şeyle boğuşuyor.

Gergin günler geçiriyor. Sinirleri harap olmuş durumda. Ancak kendisine verilen destek çok zayıf olduğu gibi, tek bir mağlubiyette bile onu eleştiri yağmuruna tutuyorlar.

Oysa Beşiktaş taraftarının tam da devreye girmesi, Ataman'a destek olması gereken yer burası.

…………………………

Bu ülke, birçok değerli insan gibi, Ataman için de zor bir ülke olma yolunda süratle ilerliyor. Başka herhangi bir ülkede çok saygın bir yerde olacakken (bakınız Erman Kunter) bu ülkede kaldırılması zor bir muameleye maruz kalıyor. 

Elbirliğiyle onu kaybetmeye çalışıyor, başardıklarına kulaklarımızı kapatıyoruz, her söylediğinde kusur arıyoruz. 

İşimize geldiğinde bu ülkedeki özgürlüklerin kısıtlı olmasından şikayet ediyor, ancak doğru olduğuna inandığı şeyleri savunan insanları ayıplama alışkanlığından kurtulamıyoruz. 

İnsanların kolay harcandığından şikayet ediyor, ancak ilk fırsatta hoşumuz gitmeyen şeyler söyleyenleri harcamayı tercih ediyoruz.

Bakalım bu işten karlı  çıkan biri olacak mı...

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator