Geri
İleri  

"Eskiden tenis ne kadar yavaşmış"

Televizyonların tek kanallı olduğu dönemde, Türk halkı tenisi onun sesinden seyretti ve sevdi. Kastettiğimiz isim TRT?nin unutulmaz spikerlerinden Fahri İkiler. Arkadaşımız Tolga Özek, İkiler?le bir araya geldi ve onunla tenis dünyasına ilişkin bir sohbet yaptı. Sizleri bu röportajla başbaşa bırakıyoruz...

***

Martina Navratilova, Steffi Graff, Ivan Lendl ve sonrakiler, yakın zamandakiler... 30?lu yıllarına yeni adım atmış biri olarak, benden öncesi, benim neslim ve sonrakiler, tenisi onun sesinden, onun anlatımından izledik ilk kez. Yıllardır da izlemeye devam ediyoruz. ?Baseline?, ?drop shot?, ?backhand slice?, ?forehand volley? ve pek çok terim ilk kez onun cümlelerinden dağarcığımıza kazındı. TRT?nin meşhur tenis spikeri, aslında deneyimli bir spor muhabiri Fahri İkiler?den bahsediyorum. Yazmaya başladığım yıldan -2005?ten- beridir bir türlü gerçekleştiremediğim bir arzumdu, kendisiyle röportaj yapmak. Çocukluğuma döndüğümde, bunun olabilirliği aklıma bile gelmezdi. Kısmet bugüneymiş beni kırmadı, çok sıcak karşıladı ve kendisiyle TRT Oran?da keyifli bir sohbet - röportaj yaptık. Kendisine tekrar sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum. Bu arada röportajda sorduğum sorulardan biri olan Türk tenis tarihi ile ilgili çok ciddi bir çalışma yaptığını belirtmeden geçemeyeceğim. Bundan sonraki nesiller için önemli bir veri kaynağı teşkil edecek. Kitabını sabırsızlıkla bekliyorum.

-Sizin anlatımınızla tenisi seven bir nesilde yer alan biri olarak, ilk izlediğim tenisçiler olan Navratilova, Graff, Becker döneminde oynanan tenis ile şu anki tenis arasında ne farklar var?
?Daha hızlı şu anki tenis. Videolarda seyrettiğim zaman fark ediyorum, tenis ne kadar yavaşmış diyorum. Conners-McEnroe maçları örneğin. Tekniğe dayalıydı, şimdi güç daha ön planda. Onlar daha uzun süreler star olarak kaldılar, şimdi sıralamalar çok çabuk değişiyor. Federer?i hariç tutarsak, erkek tenisinde sık değişim var. Eskiler efsaneydi. Şimdiki isimler bakalım efsane olabilecek mi? Navratilova 9 kere Wimbledon?ı aldı. Erkeklerde Federer bu yolda ilerlese de bayanlarda bu yolda kimseyi göremiyorum. Geri çizgide daha çok oynardı eski tenisçiler. Zamanlama çok önemli bir konu. Maç tie-break?i denen bir olay başladı, saatlerce sürüyordu maçlar ve tenis televizyonda bu kadar yer almıyordu, süreler önem kazandı. Eskiden bu kadar televizyona yönelik bir spor da değildi. Şimdiki şartlar o kadar farklı ki... Örneğin Wimbledon?da kortun üstü açıktı ve bir maç günlerce ertelenebiliyordu. Düşünebiliyor musunuz Wimbledon?dan yayın yapacağım diyorsunuz ama sürekli yayın kesiliyor, 3 saat aralar var. O zamanlar TRT dergisinde yazmıştım, bunun üstünün ne zaman kapanacağını ben görebilecek miyim acaba diyordum, fakat önceki yıllarda bunu gerçekleştirdiler. Bu da acıkçası tenisi düşündüklerinden degil. Televizyon yayınına göre oldu bunlar, yani şartlar zorladı. Oyunlar, oyuncular her şey değişiyor, bunda en önemli etken televizyon yayınları. Bu şekilde de daha çok keyif alınan bir spor haline geldi. Eskiden Grand Slam maçlarını bile izleyemiyorken, şimdi ATP/WTA turnuvalarının finalini izlemek mümkün.?

-Tenis neden hala ve hala zengin / varlıklı sporu olarak algılanıyor? Sizce bu algıda kırılmalar başladı mı?
?Bana göre bu algı kırılmaya başladı. Tenisin bu imajını kırmak çok zor olabilir. Eskiden kortlar bu kadar yaygın değildi, şimdi her sitede, her sosyal tesiste var. Eskiden tenis kulüpleri vardı ve üye olmak zorundaydın. Raket bulamazdın. Kulübe giriş aidatı ödemek durumunda kalırdın. Hatta tenis kıyafeti diye beyaz bir giysi vardı, şimdi insanlar eşofmanlarını giyip, belli bir renk tercihi olmadan tenis oynayabiliyor, hatta büyük marketlerde tenis raketleri satılıyor. TRT?de örneğin 2 tenis kortu var ve oynayan çok oluyor. Bir daire / ev almak isteyen kişi, yaşayacağı yerde, sitede tenis kortu olup olmadığını sorar hale geldi. Ankara?da kort sayısı arttı. Bu algının giderek daha da kırılacağına inanıyorum. Önemli olanın kortların artması ile birlikte tenise sadece amatörce ilgi duyan değil, profesyonel isimlerin ve antrenörlerin yetişmesi. Özellikle antrenör sıkıntısı var, eski tenisçiler bu görevleri üstleniyor ama yeterli olamadıkları noktalar var.?




?TAKDİR ETMELİYİZ?

-2009 yılında Türk tenisini gerek tenisçi gerek ise turnuvalar anlamında değerlendirebilir misiniz?
?Türkiye tenis şampiyonasına bakarsanız, 32 tenisçinin oynadığı bu turnuvalarda, ilk turlarda maçlar hep 6-0, 6-1, 6-2 şeklinde bitiyor. Tenisin Türkiye?de geliştiğinden, gelişmişliğinden bahsetmek çok mümkün değil. Hep aynı isimler yarı finalde, finalde. Bu noktada çeşitliliği sağlamak lazım. 2009?da en çok söz ettiren tenisçiler Marsel İlhan ve İpek Şenoğlu oldu. Gerçi onlarla başedebilecek tenisçi yok, özellikle de Marsel İlhan?la? Antrenmanlarını yurtdışında sürdürüyor. Çıtayı çok yükseltti bu iki tenisçi. Marsel, Amerika Açık Tenis?te ana tabloda maç kazanan bir tenisçi olarak tarihe geçti. Eleme turlarından gelerek adeta pili bitmiş halde bunu başardı. Bunları takdir / teşvik edersek, onları ve onlara özenen sporcuları daha başarılı kılabiliriz. ?Ne yapmış ki Federer?i mi yenmiş? dersek bu mantıkla hiçbir yere varamayız. Takdir etmeliyiz. İsveç?te örnegin Bjorn Borg yokken İsveç tenisi diye bir kavram yoktu. Ama başarısıyla İsveçli tenisçileri sürükledi. Turnuva anlamında ise 1946 yılından beri yapılan TED Turnuvası var. 1946 yılından beridir yapılmış başka bir organizasyon var mı hatırlamıyorum. Bunu kutlamak gerekir. Devamı için bu turnuvanın daha büyük bir turnuva olması için çaba göstermek gerekir. Kulübün yerinin değişmesi gibi bazı sebeplerle boğuştular bu zaman zarfında. Bu arada senin aracılığınla, bana ?sizin anlatımınızla verilmiş o eski maçları çok özledik?, ?eski maçları TRT yayınlasa? diye mesajlarında sevgilerini, desteklerini sunan sayın sporseverlere, izleyicilerimize çok teşekkür etmek istiyorum. Beni çok onurlandırıyorlar.?

-Sohbetimizde bir Türk tenis tarihi araştırmanız olduğunu, bunu kitap haline getirmek istediğinizden bahsettiniz.
?17 yıldır sürdürdüğüm bir çalışma. Türk tenis tarihine dair bilgi veren bir kaynak olmadığını fark ettim ve gazetelerin arşivlerinden eski maçları taraya taraya belli bir kaynağa ulaştım. Ülkemizde ne yazık ki, ne böyle bir çalışma yapılmış ne de federasyonlar kanalıyla sağlıklı bilgi alınamıyor. İnternetin de gelişmesiyle aslında iyi ki bu çalışma gecikmiş diyorum çünkü daha çok bilgiye ulaşma şansını yakaladım son 10 yıldan bu yana süreçte. Dilerim kısa süre içinde bitirip yayına vereceğim.?

-2009 yılının en iyi erkek ve bayan tenisçileri size göre kimler oldu?
?2009 yılında en öne çıkan erkeklerden Federer oldu. Bayanlardan ise mecburen Serena diyebiliriz. Zira bayan tenisini forse eden bir isim olmadı 2009?da. Safina, hep yarı final / final oynayarak derecesini yükseltti ama başarı kazanamadı. Asıl ben neyi seviyorum biliyor musunuz, büyük turnuvalarda gerek Grand Slam, gerekse önemli düzey ATP / WTA turnuvalarında, ev sahibi ülkelerden tenisçilerin yarı finale / finale kaldığı o süreçleri, o heyecanları. Öyle olduğu zaman hem seyir zevki artıyor hem de biz anlatmaktan keyif alıyoruz.?

?MÜTHİŞ KAYNAK VAR?

-Tenis ile ilgili online mecraları takip ediyor musunuz?
?WTA / ATP, Grand Slam ve diğer turnuvalarının sitelerini takip ediyorum. Benim tenisle ilgilenmeye başladığım dönemde böyle bir bilgi erişim kaynakları yoktu, şimdi öyle değil. Oyuncuların blogları var, hatta oyuncuların annelerinin, akrabalarının bloglarından oyuncu ile ilgili haberleri takip etmek mümkün. Fakat en önemli kriter, zaman oluyor. Takip etmek anlamında zamana ihtiyaç var. Anlatmak için de dolmam gerekiyor, ben de bu şekilde olabildiğince fayda sağlamaya çalışıyorum. Yeri gelmişken başka bir şey belirtmek istiyorum. Gelen elektronik postalar inanılmaz. Benim anlatımımla eski maçları TRT'nin tekrar vermesini rica eden e-postalar alıyorum. Çok keyif alıyorum, çok gururlanıyorum. Değerli tenisseverlere çok teşekkür ediyorum.?

-Bu röportajı gerçekleştirme fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum.


Röportaj: Tolga ÖZEK

✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator