Skibbe'nin takımının hastalığı belli ama bir türlü tedavi edilemiyor. Galatasaray geri dönemiyor...
Abone Ol
Skibbe'nin takımının hastalığı belli ama bir türlü tedavi edilemiyor. Galatasaray geri dönemiyor, defansından iyi top çıkamıyor... Ve bu hastalığın çaresi bulunamıyor! O zaman muska yazdıracaksın! Skibbe Bursa maç sonrası gerçeklerin altını çizdi. Demek herkesin dediği gibi Skibbe yeteneksiz ve bilgisiz bir hoca değil. Sokaktaki adam ne diyorsa aynısını Skibbe de söyledi!!!!.... O halde takımın başında kalabilir!!!... Skibbe'nin dediğini futbolcuları uygulamadı. Ne yani, oyuna girip Skişbbe mi göz hapsine alacaktı Yusuf'u... Ne dedi Skibbe; Topu kaptırdığımızda defansif moda geçemiyoruz! E günaydın! Bir de ne dedi Skibbe; Servet topla oynayamıyor... E pes! Servet ne zaman topla oynadı ki... Ama biz onu Beckenbauer yaptık! Çünkü başka Servet yok! Türk futbolunun derdi budur! Yoksa; Aragones, Skibbe, Zico, Kalli, Del Bosque falan hikaye... Kabahat bizim futbolu algılamamızda... Önümüze geleni imparator, padişah ilan ediyoruz sonra fermana kelle veriyoruz! Servet Milli takımda, Servet Galatasaray'da banko!... Sakat da olsa... Dökülse de... Alıp alıp topu kaybedene kadar rakip kaleye götürse de... İmparator bile ondan vaz geçmiyorsa n'apsın Skibbe! Yerine adam yok adaaaam! Servet her kornerde kafayla gol atmaya gidiyor. Hepsi karavana! Bu güne kadar kaç kafa golü attı Allah aşkına! Bi söylesenize... İstatistik yapsan 1000'de 1 çıkar... Boşuna mı Kalli Milat'tan Önce ilk sefer geldiğinde Galatasaray defansına; Stumpf ve Falco Götz'ü aldırdı... Bak Meira'ya; hem defans hem ofans... Ama elde bir Meira var! Bunların altını çizdikten sonra Bursa mağlubiyetine gelelim.
Koca Galatasaray bir YUSUF'u tutamadı! Hoca olmaya gerek yok! Futbolcu olmaya da gerek yok! Yahu hırsız eve girmiş, kapıya kamyonu dayamış... Örtü dantel, tencere tava götürüyor ve sen hala buzdolabını götüremez, masayı alamaz, yatağı taşıyamaz diyorsun!... Adam kamyonla gelmiş sen ne diyorsun! Yusuf da öyle... Yusuf resmen üç puan hırsızı! Sevimli aşirementocu! Ona tedbir almazsan; Orta sahana kilit vurmazsan, Alan savunmasında gözden kaçırıp topa sahip olmasına izin verirsen, Seni soyar soğana çevirir... Mahşere kadar yanarsın! Nitekim öyle oldu! Skibbe ucuz atlattı; Sercan'la Adriano usta olsalar Yusuf gol olur Skibbe'nin üzerine yağardı!... Tam net beş gol su gibi boşa aktı! Bursa iki de attı, etti yedi!... Peki bu golleri kim yedi' Bütün takım! One way ticket! Skibbe'nin eline sopa alması lazım; Nonda, Arda, Baros ve de oynadı mı bilemiyorum, göreni varsa söylesin bir de Lincoln!... Mudanya dolaylarında arabasının bozulduğu söyleniyor, bir başka rivayete göre de Lincoln'ün benzini bitmiş!... Her neyse, bu saydıklarım; Nonda, Arda, Baros ve Lincoln tatile bile giderken 'One way ticket' alıyorlar... Geri dönüşleri keyfe kalmış! Ayhan'la Hakan Balta da havuz nöbetinde eksik kalınca felaket kapıyı çalıyor... Biri zaten 'Balta', onun yeri sol defans ne işi var havuzun göbeğinde... Adam yokluğundan işte... Barış, Hasan, Serkan Çalık, Mehmet Topal, Linderoth, Kewell sakat olunca... Sabri bekte, Serkan yedekte olunca n'apsın Skibbe... O mu çıkıp oynayacak' Galatasaray takımına gelmiş her futbolcu ya Skibbe'nin dediğini yapacak ya kendi aklına güvenip kıskıvrak YUSUF'u yakalayacak. Beceremezsen, Yusuf becerir işte! Maçın özeti budur.
Samet Aybaba'yı kutluyorum Bursaspor'un hocası Samet Aybaba'yı kutluyorum, neredeyse sıfırdan bir takım yaratıyor. Bu yıl Bursaspor çok adam verdi adam aldı. Aybab iyi bir takım yaratmış, başka hocalar gibi Yusuf'a pranga vurmamış. Futbolcusuyla kişilik savaşına girmemiş. 'Çık oyna, takımına maçı kazandır' demiş! Yusuf da oynadı Bursaspor da maçı çatır çatır aldı! Mustafa Sarp ve Keçeli olanı dinamo gibiydiler... Sercan telaşlı atak, Adriano biraz kavruk, Veli, Bekir mükemmeldiler. Sonlarda Bursa yoruldu ama atı alan da YALOVA'yı geçti...
Galatasaray'a tavsiyeler 1-Şut çekmeden maç kazanılmaz, 2-Sabri'den büyük takıma futbolcu olmaz, 3-Hakan Balta'dan orta sahaya fayda gelmez! 4-Servet her kornerde ileri gitse de, savunmadan alıp alıp top götürse de gol atamaz! 5-Kewell'siz Galatasaray yaratıcı olamaz! ...................................... Sakatlıklar bir tarafa, böyle giderse; Skibbe de kendi kaderini kendi çizecek.
Skibbe'ye de öneriler İsimlerin etkisinde kalmaktan vaz geç, yoksa bu dert seni götürür, muska da kurtarmaz! Nonda, Lincoln, Baros, ve de sakatlığı kesin Arda aynı anda oynamaz! Hele Kewell yoksa. Çünkü Kewell Galatasaray'ın akıl 'drajesi'... Takımın yükünü ötekiler taşıyamıyor! Şayet, Özür dilerim ama... 4-6-0'ın 6'sını; Aydın, Yaser, Baros, Ayhan, Lincoln, Alpaslan olarak dizseydin, Galatasaray maçı kazanabilirdi... Zira Bursa bu ligin üstün değerde takımı. Genç ve dinamik. O halde; Topu çabuk ve dikine oynayan adamlar lazım. Kaptırdığında Alpaslan, Yaser, Aydın gibi gençler lazım ki rakibe 3. bölgede bassınlar... Nonda da çaptan düşük! Arda da... Aslında Ayhan da çok koşmasına rağmen ayağında çok top tutuyor, ekseni etrafında çok dönüyor, çok geri pas yapıyor.... Top ayakta 2-3 saniyeden fazla kalmayacak. Ayhan'ın ortalaması; 17 dakika!... Bu zamanda çağ gerisi futbol hiç çekilmiyor. Hakan Balta'nın da yeri sol bek... Hakan varken Volkan da sol bekte oynamaz! Skibbe bunlara dikkat etmeli. İsim değil; koşan ve akıllı olan ayak oynar! Bir başka önemli not; Baroş'a bir pozisyonda üst üste üç sarı verilmeliydi! Maçın sonlarına doğru; 1-Topa elle müdahaleden, 2- Rakibini arkadan çekmekten, 3- Yerde yatan Ömer'in sırtına basmaktan! Aynı anda ayrı ayrı üç sarı görmeliydi... Baros dedim de aklıma geldi; Baros sustu puanlar uçtu!
Aghahowa ve Emre Gırtlak dokuz boğumdur derler ya... Şart olsun doğru! Neler neler var yazacak... Al işte bir yanda Kayseri'nin üç otuz paraya bulduğu Aghahowa, Öte yanda Fenerbahçe'nin tonla euro verip bonservis bedeli ödeyerek aldığı Emre Belözoğlu! Biri üç gol atıp hat-trick yapıyor, Ötekinin üst üste üç maçı yok! Aghahowa gollerden sonra üst üste altı perende atıyor, Emre paraya takla atıyor, fol yok yumurta yokken menekşe yaprağından incinip sedyeyle sahadan çıkıyor... Üstelik Alex de kadroda yok! Kim kurtaracak Fener takımını' Sonra Fenerbahçe tribünleri aşkını dile getiriyor; I love you Zicooo I love you Tuncaaaay I love you Aurelliooo.... I love you Feneeer... Peki bunlar nereye, nasıl, niçin gittiler' Allah Allah! Ya kalanlar... Volkan Volkan'dan Fener'e kaleci olmaz! Bir kaleci bu kadar çok hata yapmaz, Topa bu kadar kontrolsüz çıkmaz, Tek pozisyonda iki kere arka arkaya aynı saniye içinde ıska geçmez! Geçerse, Fenerbahçe'de kaleye geçmez! Maldonado Nereden aldık, almaz olaydık denen Maldonado bugün olmazsa olmaz ise, Takıma kırık paralık katkısı yok ise, Medya; ayıp olmasın, Josico da kelek çıktı Fener zorda kalmasın diye Maldonado'yu da görmezden geliyor ise Fener başarılı olamaz! Roberto Carlos Unutulmaz sol bek, Real Madrid'de ömrünü geçirmiş Roberto Carlos'un Fener'e ve bu ülkeye en büyük faydası; 35 Yaş şiirinin Galatasaraylı yazarı ünlü şair Cahit Sıtkı Tarancı'nın ruhuna rahmet okutmasıdır. Ka-Kazım Net ve açık; Ka-Kazım Fenerbahçe'nin oyuncusu değil! En azından şimdilik... En azından futbolu önemseyene kadar... Defans ve orta saha Kimi koyarsan koy; Edu-Lugano... Önder-Edu... Yasin-Lugano... Lugano-Can Arat... Iııh!... Sakatlık sonrası futboluna kurban olduğum Gökhan Gönül de henüz hazır olmadığından, Bu defans dikiş tutmuyor. İnanmayan varsa Aghahowa'ya sorsun! Ben müsterihim Fenerbahçe'nin bu eksik ve hatalarını hep söyledim. Dinletemedim. Sakalım yok bıyığım var, o da tahrikkar! Oysa Fenerbahçe bu ülkenin olmazsa olmaz takımı, uğruna yananı, sevgisi yürekte belki de en çok olanı.... Ama heyhat tesadüfen bile bir başarısı yok Avrupa'da... Çünkü eleştiriye tahammülü yok, çünkü büyüklüğüne o kadar inanmış ki hatalarını bile görmüyor, dostunu düşman addediyor... Aragones ne yapsın! Tenhada konuşsak Aragones beni kutlayacak ama nerdeee... Aragones'in elinde; İniesta, Senna, Fabregas, Xavi, Capdevila, Alonso, Cazorla var da oynatmıyor mu' Fenerbahçe'de sahada; Selçuk, Maldonado, Emre, Yedek kulübesinde; İlhan, Yasin, Gürkan, Ali Bilgin, Burak, Deniz var... Siz bakmayın onun adının Deniz olduğuna, Deniz, kumda unutulmuş bir damla su.... Aylar sonra hatırlandı, belki de sene sonra... Saraçoğlu'na düştü. Fenerbahçe'de sakatlıklar da var... Yazık, Emre Belözoğlu zaten müzmin sakat, onu biliyoruz ama; Deivid'le Vederson talihsizlik... Alex'inki geçici... Ya Kayseri; Koray, Toledo, Puroviç sakat! Cangele yeni düzeldi... Gökhan Ünal gitti, Kaleci İvankov da gitti... Bir Aghahowa geldi, pir geldi! Kayseri'nin attığı ilk gole bakın; Bilal Aziz 40 metre geriden orta yapıyor, Aghahowa golü atıyor... Dikkat! Fenerbahçe kendi evinde Saraçoğlu'nda kim bilir kaç yıl sonra belki de ilk kez taşradan gelen bir lig takımına 4-1 yeniliyor... Hem de bir Nijeryalısı hat-trick yapıyor; Aghahowa... O Kayseri ki; Üç gün önce taa Paris'ten geliyor. Yol yorgunu ve eksik... Ve de UEFA'da PSG'ye kök söktürmesine rağmen elenerekten... Geliyor Saraçoğlu'nda, Şampiyonlar Ligi'nde oynayan anlı-şanlı Fenerbahçe'yi 4-1 yeniyor! Ortada hayret edilecek bir şey var ama.... Nedir acaba' Bir de gerçek var; Fenerbahçe'nin bu hale gelmesinde en büyük kabahat onu dev aynasında gösteren Fenerbahçe medyasıdır. Fenerbahçe bir kez olsun kendi gerçeğini göremedi ki! İşte size beni doğrulayacak iki cümle daha, biri; Saraçoğlu'ndaki Kiev beraberliğinden sonra Sevgili Mahmut Uslu'dan; 'N'olmuş yani... Biz bunları gider orada yeneriz!' İkincisi medya genelinden; 'Fenerbahçe bu ligde yürüyerek şampiyon olur!' Hep beraber izliyoruz; Yürüyor işte...
Milli Takım seçmeleri... Milliler için de söyleyeceklerim var; Kendi takımlarında iyi olmayan Volkan Demirel, Gökhan Zan, Emre Belözoğlu'nda ısrar etmek mağlubiyete çanak tutmaktır! Sakat Arda ve Sabri'den medet ummak galibiyete set çekmektir. Tek maçta bunca yıllık Yusuf Şimşek'i görüp üç gün önce açıklayıp da almadığın kadroya üç gün sonra davet etmek işini gereği gibi yapmamaktır. Yine tek maçta Kayserili Turgay'ı almak ökseye yapışmaktır. Bir hatırlatma; Dün Fatih Tekke, Rusya'da hat-trick yaptı! Milli kadroda yine yok! Aghahowa T.C. olsa alınırdı ama...