Geri
İleri  

Harlem'in Yılmaz Vural'ı

Sedat Balcı, Nike'ın "World Basketball Festival" organizasyonu için gittiği New York'tan izlenimlerini paylaşıyor

New York'ta basketbol dolu günlerimiz devam ediyor... Cumartesi günü yine sabah 7'de mesaiye başlayıp rotayı Harlem'e yani The Rucker Park'a çevirdik. Önceki günlere daha az yorucu ancak yine de dolu dolu bir gün geçirdik.

Efsane sahanın bugünkü konuğu Kobe Bryant idi. Süper yıldız, küçük basketbolcularla tek tek ilgilenip onlara hocalık yaptı. Oyuncularla ilgilenirken, oraya zorla getirilmiş bir yıldız olmaktan uzak bir görüntü çizip aksine oldukça ilgili ve candan bir yaklaşım sergilemesi dikkatlerden kaçmadı.

Kobe daha sonra, Community Day kapsamında medya mensuplarının sorularını yanıtladı. Ancak bu, gazeteciler ile yıldız oyuncu arasında soru-cevap şeklinde olmadı. Hazırlanan sorular içinde uygun görülenler seçildi ve yetlilendirilmiş biri tarafından soruldu. Bundan da anlaşılacağı üzere olumsuz sorular elendi.



Kobe'den sonra The Rucker Park, çeşitli takımların maçlarına ve Fransa Milli Takımı'nın idmanına ev sahipliği yaptı. Fransa Milli Takımı, idman sonrası ise medya mensuplarına röportaj verdi. Oyuncular içinde en fazla ilgiyi, tahmin edileceği üzere Boris Diaw gördü.

Bu arada, tribünden seçilen küçük basketbolseverler sırayla, Fransa Milli Takımı'nın Portland Trail Blazers'ta forma giyen genç forveti Nicolas Batum ile üç sayı yarışması yaptı. Batum, tahmin edileceği üzere bir sürprizin oluşmasına izin vermedi ancak çocuklardan birini bir basket farkla yenmesi de dikkatlerden kaçmadı.

Queens vs. Harlem

The Rucker Park'ta Cuma günü, Brooklyn ile Bronx arasındaki maçı izledikten sonra heyecanla bugünkü maçı bekledim. Bu sefer izleyeceğimiz maç, Queens ile Harlem arasındaydı. Takımların adları bu kadar büyük olunca sahanın da dolması kaçınılmaz oldu ancak medya adına orada olmanın verdiği avantajla saha içinde pota arkasına oturma şansı bulduk ve bu harika maçı saha içinde takip ettik.

Yıllarca adlarını duyduğumuz ve internetten ya da televizyondan görüntülerini izlediğimiz bu takımlar, aynı filmlerdeki gibi bir ortamda maçlarını yaptılar. Yine, eğlenceli bir şekilde saha içinde dolaşarak ve oyunculara takılarak maçı anlatan kişi, zaten renkli olan ortamın daha da renklenmesini sağladı.

Keyifli maçta Queens kazanan taraf olurken takımın head coachunun (aslında iki takım coachu da aynıydı) sık sık sahaya girip neredeyse üç sayı çizgisine kadar gelerek oyuncularını uyarması, rakibe sataşması ve hakemle uğraşması dikkatlerden kaçmadı. Bu sahneyi görünce de aklıma gelen ilk isim, sevgili Yılmaz Vural hocamız olurken Bogdan Tanjevic'i de diğer takımın head coachu için seçtim.

Bu maç sonrası sahada başka aktiviteler, maçlar da vardı hatta EMC Yellow ile EMC Purple maçını da zevkle izledik ancak kafa olarak sanki Queens-Harlem maçı sonrası organizasyon bitmiş gibiydi.

2 gün boyunca The Rucker Park, adeta panayır yeri gibiydi. Kurulan çadırlarda yapılan organizasyonlar, DJ şovları ve dahasını görme şansını yakaladık. Umarım bu anı gelecekte de yaşarım.

Erken biten işimiz sonrası akşam yemeği ve "nihayet" gezme tozma derken Cumartesi gününü de bitiriverdik.

Festival pazar günü sona eriyor. Bu kez de Madison Square Garden'a girerek adeta basketbol için hacı olup ABD-Fransa maçını izleyeceğiz.

Pazar günüyle ilgili yazımı da yazıp yazı serimizi sonlandırdıktan sonra ne yazık ki bavulumu toparlayıp pazartesi günü şehirden ayrılacağız.

Sedat BALCI / New York




✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator