Geri
İleri  

Ivkovic ders olsun

Unutulmaz bir finale sahne olan İstanbul'daki Final Four organizasyonunu yerinde takip eden Erdi Aydemir, izlenimlerini aktardı.

Futbol 11 kişinin oynadığı, beyefendilerin izlediği ve holiganların oynadığı garip bir oyun. Teknik direktörlerin maç içinde pek az müdahale edebildiği futbol, bu noktada basketboldan çok farklı bir yere ayrılıyor.

Basketbol ise koçların elinde olan, profesyonel sporcuların oynadığı bir beyefendi sporudur. En büyük kanıtı da çoluk çocukla Euroleague şampiyonu olan Dusan Ivkovic'tir.

Sezon başında Angelopoulosların para musluklarını kapatmasıyla birlikte Milos Teodosic, Radoslav Nesterovic, Zoran Erceg, Jamon Lucas Gordon, Papaloukas, Halperin gibi oyuncularını kaybettikten sonra gençleşme yoluna giden Olimpiakos, en doğru koçu takımın başında tutarak başarıya ulaştı.

İlk tur gruplarında Fenerbahçe'nin, Top 16'da da Galatasaray'ın grubuna düştüğünde “yüksek torbadan gelen en zayıf takım” gözüyle baktığımız Olimpiakos, Final-
Four'da da herkesi şaşırttı ve şampiyonluğa ulaştı.

22 yaşındaki Mantzaris, Papanikolaou, Sloukas gibi üç oyuncuyla Final-Four'da finali bitiren Ivkovic, genç oyuncularla da bir yerlere gelebileceğini kanıtladı.

Üstelik 19 sayı gerideyken CSKA Moskova'ya karşı farkı kapattı ve rakibine son periyotta 14 sayılık fark attı. Bu tam anlamıyla altında Ivkovic'in imzası olan bir başyapıttır ve çok laf etmeye gerek yoktur.

Ama çıkarılması gereken bir ders vardır. Olimpiakos'un 10 katı para harcayıp saçma sapan yabancılarla çeyrek finallere bile kalamayan Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ülker'in koç seçiminde alması gereken bolca ders vardır. Tabii ki anlayana.

Final-Four'un Kaybedeni

Herkes son saniyede CSKA Moskova'ya kaybeden Panathinaikos'u düşünse de Cuma ve Pazar günlerinin en büyük kaybedeni Barcelona Regal oldu. Üçüncü olsalar da oynadıkları oyun, Xavier Pasqual'i gözümüzde Neven Spahija standardına indirdi.

Üçüncülük maçını göz önünde bulundurmamak gerekiyor. Çünkü hakemler nedeniyle finalde olan Panathinaikos, zaten Final-Four'u Cuma gecesi bitirmişti. Cumartesi günkü
galayı boykot etmeleri de bunun en büyük kanıtıydı.

Maç boyunca Diamantidis'in ancak takılması da başka bir gerçekti. O halde bile döküntü halindeki Pana'yı son dakikalarda dize getirdiler.

Elindeki derin kadroyu çok kötü kullanan, Chuck Eidson'ı bu kadar kötü kullanan bir koç, Barcelona Regal benchini hak etmiyor. Hele ki Vazquez-N'dong ikilisini kısacık Olimpiakos'a karşı bir dakika bile kullanmayan bir koç, Barcelona'nın başında İstanbul'a gelmeyi hiç mi hiç hak etmiyor.

Benim MVP Seçimim

Final maçı üçüncü periyoda geldiğinde Olimpiakos, 12 oyuncusunun içinden sadece 3 oyuncusunun sayı attığını görmüştü. Bu isimler de Spanoulis, Antic ve Papanikolaou idi.

Son 15 dakikada ise sayı atan oyuncu sayısı 7'yi geçmişti. Ama maçı oralara getiren ne Spanoulis ne de Antic'ti. Final maçı için bir MVP seçilecekse bu sadece ve sadece Papanikolaou olmalıydı.

Üstelik 22 yaşındaki genç oyuncu, maç boyunca Ramunas Siskauskas tarafından savunulmuştu.

Siskauskas ki şimdiki hocası Kazlauskas tarafından geçmişte Litvanya'da 4 numara dahi oynatılmıştı.

Bu yaştaki bir ismin taraftarla bütünleşerek bu kadar çok sorumluluk alması takdire şayan bir olaydır. Ancak basın tribünündeki MVP seçiminde kendi adını kağıtlara
yazdıramadı. Bu hatayı yapan basın mensuplarından biri de bendim. Kendi adıma Papanikolaou'dan özür dilerim.

Sürprizi bol, savunması kallavi bir Final-Four yaşadık. Şu da bir gerçek ki Türkiye 2010 Dünya Şampiyonası'ndan sonra bir organizasyondan daha alnının akıyla çıktı. Keşke Olimpiakos-Panathinaikos kavgaları da olmasaydı.

Emeği geçen herkese en çok da kendilerini pervane kılan gönüllü gençlere teşekkür ederim.

https://twitter.com/#!/erdi_aydemir



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator