Sporx.com yazarı Sedat Balcı, takımlarımızın Euroleague'den elenişlerini kaleme aldı.
Abone Ol
Bir sezonu daha Final Four göremeden tamamladık. Oysa bu sezondan çok umutluyduk! Aslında Euroleague'de sezonun en büyük kazancı, dolan tribünler oldu. Daha bir sezon önce Euroleague yönetimi tarafından bu konuda mimlenen Fenerbahçe Ülker'in bu sezon bu alandaki dönüşü muhteşem oldu. Zaman zaman Fenerbahçe Ülker'in gölgesinde kalmış gibi gözükse de, özellikle son iki yıl basketbolseverlerle bütünleşme adına önemli işler yapan Efes Pilsen de taraftar anlamında sezon boyu sıkıntı yaşamadı.
Gelelim işin başarı boyutuna... Dünya ikinciliğinin rüzgarını transfer döneminde en iyi değerlendiren ya da öyle olduğu kabul edilen takım Fenerbahçe Ülker oldu. Efes Pilsen ise, kapanma iddialarından olsa gerek kısa vadeli yatırımlarla yola çıktı ancak Fenerbahçe Ülker'den çok ümitliydik.
Ümidimizi de boşa çıkartmadılar. Sezon boyu potansiyellerini gösterdiler. Onlar için artık Avrupa'nın her takımı yenilebilirdi diyebiliriz ancak Regal Barcelona ve Olympiakos deplasmanlarında alınan galibiyetler de (özellikle Barcelona zaferi) bazı şeylerin görmezden gelinmesine yol açmadı değil...
Gelinen noktada çeyrek final göremeden Avrupa'ya veda edildi. Yani "düz mantık işletilirse" Dünya Şampiyonası'nda alınan ikinciliğin Euroleague'e bir katkısı olmadı. Ancak yine de, taraftar faktörü başta olmak üzere bazı şeyler kazanıldı, baz prestijler elde edildi. Fakat bunları elde tutmak, kazanmaktan daha zor olacak.
Fenerbahçe Ülker'e, yakın zamanda bir Final Four organizasyonu müjdelendi. Yani muhtemelen, tarihinin en güçlü kadrosunu o dönemde göreceğiz. Yine de bu sezon da bazı riskler göz göre göre alındı ve kaybedildi. (Özellikle Sean May konusunda) Sakatlıklar ise takımın kolunu kanadını kırdı (Bu yıldızlar topluluğu takım, "yolun yarısına gelmiş" Mirsad'ı aradı)
Peki rakiplerde durum neydi? Gelecek sezonlar için bize ipucu verecek hamleleri oralarda görebiliriz...
Regal Barcelona, sezonun önemli bölümünü süper skoreri Juan Carlos Navarro'dan yoksun oynadı. Fenerbahçe Ülker, Ukic olmadan Zalgiris Kaunas'ı yenemezken TOP 16'ya kadar hakiki "La Bomba" parkelerde yok gibiydi.
Onlar da, sakatlanan Gianluca Basile ve Pete Mickael sonrası takviye yaptılar. Ancak Efes'in macera arayıp Avrupa basketbolundan bihaber Flip Murray hamlesi yerine Euroleague'i bilen Alan Anderson'ı, Joe Ingles'i tercih ettiler. O Anderson ve Ingles'in TOP 16 katkılarını ise Euroleague resmi sayfasından inceleyebilirsiniz.
Olympiakos'tan da bir örnek verelim... Kağıt üzerinde Avrupa'nın en iyi guard rotasyonuna sahipler (Spanoulis, Papaloukas ve Teodosic) Bu üçlü içinde Papaloukas biraz arka planda gibi ancak onun nasıl bir kurt olduğunu, İstanbul'da gördük. O akşam liderliği garantileyen Olympiakos'un en kötü oyuncusu ise Teodosic idi. Peki en skorer oyuncusu kimdi hatırlayan var mı? Sezon ortasında neredeyse gözden çıkartılan ve Beşiktaş Cola Turka'nın kapısından dönen Zoran Erceg! En kritik anları hangi oyuncularla geçtiklerini görün!
Bizimkiler ise, geçen sezonun oyuncularıyla ayakta kaldılar. Lavrinovic kalıbının adamı olamadı. Kaya ve Tomas bir vardı bir yoktu. Saras çoğunlukla yoktu. May zaten hiç yoktu.
Kimler vardı? Ömer, Emir, Kinsey, Ukic, Oğuz ve Mirsad... Yani eskiler... Gelinen noktada transferlerin başarılı olup olmadığının değerlendirilmesini, sizlere bırakıyorum....
Efes Pilsen için de farklı bir durum yok... İki Kerem, "hücum performansıyla" Rakocevic, zaman zaman Thornton... Yine eskileri mi saydım yoksa bana mı öyle geliyor? Beşinci bir oyuncu söylemek mümkün mü? Wisniewski hem takımını hem de Ender'i bitirdi. Murray, ısrarla ait olduğu yerin NBA olduğunu gösterdi. Roberts Partizan'dan öteye gidemeyeceğini tüm dünyaya gösterdi. 12 devin 2'si Ender ve Sinan, İtalya'dan geldiğine bin pişman olduğunu düşündüğüm Cenk Akyol'un durumları da cabası...
Ama dediğim gibi Efes Pilsen'in transferlerindeki bu kalite düşüklüğü, biraz da yaşadığı belirsizlikten dolayı olabilir. Ancak Fenerbahçe, bazı oyuncularıyla büyük düş kırıklığı yaşattı.
Bu saatten sonra Tofaş'a, Oyak Renault'ya patlamışlar neye yarar!
Ümidimi koruyorum... Gelecek sezon daha iyi olabilir. Artık Avrupa'nın en iyi takımlarından oyunculara talip olabiliyoruz. Tribünler de doluyor. Bir iki doğru hamleyle Final Four özlemi bitebilir ve de bitecek!