Sporx.com'un yazarların Osman Tanburacı'nın son yazısı...
Abone Ol
Haahh hah haaaaa! Maratona bak maratona…. Sattı Türkiye’yi bir pula! Onca spor adamını bir kenara koydu, onca medya mensubunu yok saydı, F tipi örgüt gibi, canlı bomba gibi, elin düdüğünü saatlerce ekranda tutup millete ders vermeğe kalktı! Yaşarsak daha neler göreceğiz.
İçim burkuldu vallahi! Demek Türkiye’dekiler ‘kaz, koz, yoz…’ Hakem eskisi Alman allame! Mustafa Denizli en şahane!...
Denizli Hocam da bir karar verse de hoca mı yorumcu mu anlasak! Yine kendine yer pazarlıyor olmasın! Digitürk’e de artık güvenim kalmadı.
Böyle giderse bunlar kimseye yaşama hakkı vermez, ekmeğini de elinden alır, hepimizi de dünyaya rezil eder… Şimdi bakın yine benden başka bunları yazan olmayacak! Neden? Alayı hala Digiturk’ten ikbal bekliyor da ondan! Belki bir gün program yaptırırlar!
Yahu adamlar Markus denen adamı getirip tepemize dikmişler artık Türk insanını adam yerine koyarlar mı? Adam olan bunu yapar mı? Suyu mu çıktı Türk insanının! Yazıklar olsun. 3. Devre ve İlker Yasin’e helal olsun Bundan yıllarca önce kanald’de ‘3. Devre’ programında rahmetli Kazım Kanat, Engin Verel falan beyin cimnastiği yapıyoruz. Pierluigi Collina o zamanlar hakemliği yeni bırakmış… Acaba Collina gelsin mi ara sıra bizim programa falan gibilerden bir konu geçti toplantıda… 3. Devre’nin patronu İlker Yasin derhal itiraz etti; Benim bu kadar yorumcum varken ben yabancı hakem getirmem, dedi… Çok takdir etmiştim o zaman İlker Yasin’i… Sonra İlker gitti Ahmet Çakar’ı getirdi programa… Sonraki sene Bülent Yavuz da geldi…
Aslında İlker Yasin korudu futbolumuzun marka değerini. Elin yabancısını getirip biz iyi miyiz, bizim hakemimiz doğru mu yaptı diye ona sorup bizi aşağılamadı! Aşağılatmadı!...
Ahmedim hatırlasana… Yahu Ahmet Çakar hatırla, sen hatırlamazsan izleyiciler hatırlar. ‘3. Devre’ programında yırtına yırtına ‘maçlarımıza yabancı hakem gelsin’ diyordun!
Olur mu öyle şey diye ben itiraz ediyor, sen ter ter tepiniyordun ille de yabancı hakem gelsin diye… Gördün mü geldi! Ama senin yerine, Sahadaki hakemin değil!
İçine ettiniz mesleğin. Elbirliği ile…
Şimdi ikiniz Erman’la Çakar çıkmışsınız kanala içinizdeki kinleri döküyorsunuz ekrana… İkinizi de kaale almadılar ya… Sizin yerinize ecnebi hakem geldi, Baktılar sizde bir şey yok, Getirdiler yabancı damat. Komik! Susukun köye yeni adet, müstehaktır. Yıllarca gazeteciliğe vurulan darbeler bugün Erman’ı da yıktı! Bana dokunmayan bin yaşasın diye susanların sessizliğinde ezildi, ufalandı yok oldu gazetecilik… Onur Belge dışlanırken sustular, Esat Yılmaer Hürriyet’in Spor Müdürü’yken atılıp yerine müzisyenin geldiğinde sustular… Onur Belge ve Yılmaer ikisi de TSYD Başkanlığı yapmış saygın gazetecilerdi. Öğütüldüler… Yerlerine gazeteciliğin rahle-i tedrisinden geçmeyenler geldi kuruldu… Nasıl güzel şeyler umulur bu ortamdan… Spor gazeteciliğini bu duruma sokanlar, mesleğin saygınlığını kaybettirenler de; gazete ve tv patronlarına eyvallah diyen spor müdürü meslektaşlar! Balık kokmuş hem de baştan. Bundan sonra Erman’la Ahmet bir olup tuzlasalar ne yazar!
Tren kaçtı. Spor gazeteciliği saygın yerini kaybetti. Üzgünüm! Markus bizi yorumluyor. Utanç verici bir durum!
Batsın bu dünya! Yaşasın futbol!... Gazetecilik mesleği ölüyor arkadaşlar uyanın, mesleğinize sahip çıkın diye bağırdığım zamanlar başta Ligtv beni tard etti! Osman Tanburacı’yı 9 senedir (Oğuz Tongsir’in programında bir iki kez hariç) Ligtv ekranlarında gören oldu mu? Bırakın program yapmayı; maç sonraları Tanburacı’ya Ligtv’nin mikrofon uzattığını gördünüz mü? Birileri beni istemedi… O zaman Erman da sustu!
Lig tv ve türevleri gazeteciliği batırdı! Ucuz maliyetli kadrolarla patrona şirin gözükeyim derken, gün geldi patronlar kullandıkları adamları salladı salladı vurdu duvara…
Deniz bitti şimdi Markus takıldı oltaya…
Adam iyi hakemmiş! Bana ne! Adamı maç idare etsin diye getirmiyorsun ki… Türkiye’de futbol yorumlayacak adam yok diye getiriyorsun Markus’u. Utanmadan!
Kendi muhtacı himmet bir dede!... Digitürk ve Ligtv, Türkiye’de gazeteciliği dinamitlemiştir. Önüne gelene program yaptıran, yöneticilere eyvallah diyen, onları oturumlara alıp yıkayıp yağlayan, gerçekleri değil tarafçılığı saman altından yürüten bir şirketten hiç sağduyu beklenir mi? Türkiye’de gazeteciliği ayaklar altına alanlardan hiç feraset beklenir mi? Doğruyu söyleyeni istemediler, şimdi Markus Merk’e düştüler…
Erman bazı şeyleri dillendirdiği için kovuldu! Zaman zaman Erman da dilini iyi kullanmadı ama kovulmayı da hak etmedi. Böyle başa böyle tıraş! Etrafınıza bir bakın; Futbolu bırakan kalemi eline alıyor! Oynarken futbola ihanet edenlerin alayı şimdi en keskin futbol yorumcuları… Akıl satıcıları. Bunların tohumlarını atanlar bugün de Markus’u başımıza saldılar. Benim medyam yine sus pus! Eee, Böyle başa böyle tıraş!
Kendi muhtacı himmet bir dede nerde kaldı millete hizmet ede… Digiturk batmamak için bütün maçları veriyor, Gazeteler Anadolu baskılarına bu maçları yetiştiremiyor… Digitürk Tv’lere de görüntü vermiyor. Ne yapacak bu millet?, Ne yapacak bunca futbolsever.
Ligtv’ye de getirip Alman’ı koymuşlar ondan da bir şey anlaşılmıyor. Taş plak gibi bir ses Markus’un sesine karıştıkça beynimizin güneş görmemiş organları dumura uğruyor. Yazık benim futbol aşığı her renge gönül vermiş taraftarıma…
Nerdesin yurdum çocuğu Erman? Hakem yorumcusu, vatan evladı, yurdum çocuğu Erman’a kızıp Alman’ı tercihleyen zihniyetten Türk futbolu adına ne beklersin. Markus Almanca konuşuyor, karşısındaki iki Türk Şansal Büyüka ve Mustafa Denizli Türkçeyi zor konuşuyor! De mi? Yapcaz, Etcez… diye diye maraton koşuyorlar.
Yurt dışından ithal Alman’ın dedikleri simültane tercümanla tv’den futbolseverlere aktarılıyor. Bu kadar mı düştük biz. Hiç mi Almanca bilen bir tv futbol yorumcusu yok? Kov Erman’ı getir Alman’ı, kolay. Koysana karşısına bir Almanca bilen! Milleti kabakulak yapmasana! Türk futbolunun marka değeri, Türk insanını harcamakla yücelmez! Şöyle demeye getiriyor Digiturk; ‘Bizde adam yok ki hakemleri ve futbolu yorumlatalım! Türkçesi; Siz adam mısınız ki size görev verelim. Bakın biz Erman’ı bile görevden alır, Bu görevi Ermanımsı Ahmet’e bile vermez koltuğa Markus Merk’i oturturuz! Maksat vatan kurtulsun!
İddia ediyorum. Bu program on hafta sürmez! Lig uzun Maraton ya!... Bunların nefesi yetmez. Türk futbolunun marka değeri, Türk insanını harcamakla yücelmez!
Bir de masum bir kızcağız koymuşlar oraya… Affet beni cici kız sana hak veriyorum ama senin adına üzgünüm… Sözüm ona mail yoluyla gelen soruları yöneltiyorsun Markus’a… Hep aynı sorular ve de kehanet isteyen sorular. Çünkü sen de marka değeri için çalışıyorsun. Hiç olmazsa bir Almanca bilen koysaydınız da soruyu direkt sorsaydı Markus’a, Markus da nereye düştüm ben demeseydi…
Sorular şunlar; -Lige en hazır takım kim? Hoppalaaaa!... -Sıvaslı Ceyhun’u nasıl buldunuz? Alman diyor ‘elimle koymuş gibi’… Feshupanallah! Nereden bilsin Markus, Ceyhun’un cemazeyülevvelini…
Tabii Markus da talimatı almış Ligtv yöneticilerinden; Aman idare et… İzleyici velinimet!
Kırmak yok, doğruyu söylemek yok. Ona buna sataşmak yok! Fener ofsaytan gol atsa ofsayt demek yok! Galatasaray yese aman kaşlarını çat, Kablolar kesilse hiç konuşma sus. Yoksa ‘cıs’ olursun…
Bak Erman Baba’nın haline… Adam bir saniyede paketlendi. Dili bir uzadı anında o dili kestiler şimdi bir kanala düşmüş kendini kurtarmaya uğraşıyormuş!
Gel de yanma… Erman Toroğlu da hala her yerde ‘valla bana hiç müdahale etmediler’ diyor… Yahu seni durup dururken kapının önüne koydular, kovulmuştan beter ettiler sen hala kalkmış yıkama yağlama çekiyorsun!
Sonra da kalkmış kanaltürk’te Ahmet’le düet yapıyorsun. Futbol dışı konularda… Yok senin baban… Yok seni o iteledi… Yok kötü hakemdin…
Ortaklık bile yapmışsınız Ahmet Çakar’la… Beş ay sürmüş! Böyle giderse bu program kaç ay sürer Erman? Ligi bitene kadar sürerse üzülerek söylüyorum ama toplumun da IQ’su çıkar ortaya…
Konuşulanlarda futbol yok. Taşlama, kanırtma, yollama, serpiştirme, iteleme, çok. Ben yine de Erman’la Ahmet’i Markus’a tercih ederim. Onlar benim evlatlarım. Ayakları da koksa, Dilleri de soksa, Onlar benim evlatlarım… Kardeşlerim, dostlarım…
Ama lütfen futbol değil eğlence programı yapsınlar. Bizim haftanın maçları yazımız yine güme gitti… Fenerli merak etmesin 4-0’ı da yazacağım… Hatta yazdım ama yer kalmadı…
Spor Toto Süper Lig başladı. 9 maçta toplam 16 gol atıldı, 8 takım gol atmaya muvaffak olamadı. Neredeyse ligin yarısı kısır! Galatasaray Sıvas’tan yenilgiyle döndü, Beşiktaş zor zahmet kazandı, Fenerbahçe coştu, Trabzon içlerinde en etkin olan takımdı. Bursaspor bıraktığı yerden devam ediyor.
Seyircisiz maç olmasın! Bu sene lig bir hayli çekişmeli geçeceğe benzer. Favori takım, garanti şampiyonluk, dört dörtlük takım yok! Kaliteli yabancı oyuncular var, Fizik güç yerinde, Bir de amacını aşan sertlik, Hakeme itiraz olmaz ise, TFF gücünü ortaya koyabilir ise, Seyircisiz maç oynatılmaz ise, iyi maçlar izleriz. Lig uzun Maraton! 2010-2011 sezonu başlarken size bir görüntü verdim Futbol bunun neresinde derseniz? Lig uzun Maraton, derim… Önümüzdeki maça bakacağız der, lafı, Türk medyasına güvenmeyen ve ona karşı büyük bir ayıp işleyen Digiturk’e getiririm. Digiturk yöneticileri sahip oldukları şirketin gelirini artırmak için uğraşırken medyanın başına ederekten medyadan ‘futbolun marka değerinin korunmasını’ ister! Bu ne yaman çelişkidir bilir misiniz.
Türk’ün peşini bırakmayan, Makus talih Markus Merk derim.
Şimdi kafamıza bir de Markus çıktı!
İlk haftaya bakarak içlerinde en iyisi diyebileceğimiz takımsa Trabzon. Çünkü Şenol Güneş hoc; Ne yaptığını biliyor, Ayağını yorganına göre uzatıyor, Öteki takımlardan futbolcu eskilerini almıyor, Genç çocuklara şans tanıyor, Başarının sırrının devamlılıktan yana olduğunu bilerek çalışıyor.
Hayal kırıklığı yaratanlar var Başta Galatasaray… Ne yaptığı belli değil. Umutsuz değil ama gecikmişliğin azabını çok yaşayacağa benzer. Bu hafta Bursaspor maçı, arkasından deplasmanda Eskişehirspor var. Bu maçlar Galatasaray’ın bu seneki karatını ortaya koyacak. Kazanırsa, Sıvas maçı için sürpriz diyebiliriz, puan kaybına devam ederse Galatasaray için çanlar çalıyor demektir. Elano’nun askıda kalması, Baroş’un sakatlığı, Orta sahaya yapılamayan takviye, Kaleci sorunu, Neill’in yorgunluğu, Ali Turan’ın maç eksiği, Sabri’nin yokluğu, Lorik Cana’nın sudan çıkmış balıklığı, Pino’nun tartışılan sakatlığı… Bütün bunlar Galatasaray’a çelme!
Bir de Rijkaard’ın bunlardan kaynaklanan çaresizliği var. Ben hala hocanın yanındayım; Rijkaard yumuşak eldivenli katı bir hoca. Israrla oynatmak istediği futboldan vaz geçmiyor. Bu doğru bir davranış. Ya Rijkaard’ın tarzını benimseyeceksin ya da Rijkaard’ı getirmeyeceksin. Ya da Rijkaard’ın eline onun istediği futbolcuları vereceksin. Hata Rijkaard’da değil, onu eksik kadroyla çaresiz bırakanlarda. Koca Galatasaray hala gerekli transferleri yapamıyorsa mezardan hocaların babası Hideguti’yi çıkarsan ne yazar. İyi futbol iyi futbolcularla oynanır.
Transferin sona ereceği tarih olan 1 Eylül’e kadar Galatasaray’ın düzelme şansı var. Bu takıma iki tabanca gibi orta saha gelirse toparlanır, olmazsa bu sene de hüsran yaşanır. Her şeye rağmen ümidim devam ediyor. Yönetime de hala güvenim devam ediyor. Son tarih ise; 1 Eylül 2010
TFF, Şenol Güneş’e prim versin Şenol Güneş’i kutluyorum. Geçen sene mevsim ortası göreve geldiği günden bu güne sindire sindire Trabzon’u potoya soktu. Takımda iyi bir revziyon yaptı. Kimsenin yüzüne bakmadığı genç kaleci Onur’u cesurca kaleye koydu. Onur bugün Türkiye’nin en iyi kalecisi. TFF, Şenol Güneş’in bu yürekli adımından ötürü ona prim vermeli. Vermeli ki diğer bütün hocalara örnek olsun ve de Milli Takım genç oyuncular kazansın.
Şenol Hoca’nın faydaları bununla da bitmedi; Gökhan Ünal’ı yolladı. Teofilo’ya sabretti, iyi bir golcü kazandı. Serkan’ı sağ beke çekti. Alenzinho ve Yattara’yı kazandı. Bu sene fazla transfer yapmadan Jaja’yı da aldı. Geçen sene Kupa’yı aldı, şampiyonu belirledi, geçen gün Süper Kupa’yıu da kazandı. Trabzon Şenol Güneş’le büyük adımlar attı. Ankaragücü maçındaki oyunu mükemmeldi. Trabzonspor bu yıl favorilerimden…
Ankaragücü sürpriz yapabilir Trabzon maçına bakmayın, Ankaragücü de bu yıl sürpriz yapmaya aday takımlardan. İyi bir kadro kurdu ama istim üstündeki Trabzon’la karşılaşması ve Vittek’in olmaması şanssızlığı idi. Sestak, Vittek, Sapara bunlar çok iyi yabancılar. Lig biraz ilerlesin Ankaragücü çok daha iyi olur.