Geri
İleri  

"Ringe çıkınca çok vahşi bir insanım"

Adını Dünya Boks Tarihine altın harflerle yazdırmayı başaran Dünya Boks Şampiyonu Selçuk Aydın, Sporx’ten Yavuz Atalay’a konuştu. Aydın’dan çarpıcı açıklamalar…

O bir Dünya Şampiyonu… Onu Dünya Şampiyonu yapan şey ise ringde değil ring dışında attığı yumruklar oldu. Ve o kadar karakterli bir insan ki; ona ‘Karakterli Selçuk Aydın’ demek yerine ‘Dünya Şampiyonu Selçuk Aydın’ demeyi bir hakaret sayıyorum… Şu da bir gerçek ki; Selçuk Aydın Dünya Şampiyonluğunu kazanırken, Dünya da Selçuk Aydın’ı kazandı…

İşte; Sporx’ten Yavuz Atalay’ın Dünya Boks Şampiyonu Selçuk Aydın ile yaptığı o keyifli röportaj;

-“RİNGE ÇIKINCA ÇOK VAHŞİ BİR İNSANIM…”

Ringdeki Selçuk Aydın ile başlayalım…

Ben ringe çıkınca çok vahşi bir insanım ama sosyal hayatımda beyefendi olarak yaşamaya çalışıyorum.

-“NANKÖRLÜK ETMEK İSTEMİYORUM”

Devletin sana desteğini sormak istiyorum… Yetkililerin…

Nankörlük etmek istemiyorum. Şimdiki Cumhurbaşkanımız bizi birkaç kere bağrına bastı, destekledi. İnsanların bana verdiği ilgiden çok memnunum. Ama altındaki insanlara ulaşmakta zorluk çekiyorduk. Spor Bakanı, Gençlik Spor Genel Müdürlüğü… -Mehmet Atalay’ı tenzih ediyorum. Ondan sonrakiler için diyorum. Mehmet Atalay, benim kariyerimde bir mimardır.- Kaldı ki şöyle de enteresan bir durum var; daha bizi kendi camiamız sahiplenmedi ki… Mesela örnek vermek istiyorum. Ben müsabakalardan geliyorum, arkadaşım anlatıyor bana. Diyor ki: “Geçen ‘x’ kişisini gördüm. Sordum Selçuk’un maçını izledin mi, diye. Haberi yok. ‘y’ kişisini gördüm. Sordum Selçuk’un maçını izledin mi, diye… ‘Ya yok ya, şu eksiği falan filan var da…’ gibi konuştu…” Anlatabiliyor muyum? Gerçekler bunlar… Bu ego faktörü beni soğuttu.

-“HAYATIMI YURT DIŞINDA KAZANIYORUM, BAŞARILARIMI TÜRKİYE’YE MAAL EDİYORUM”

Türkiye’den destek alabiliyor musun?

Türk bir sponsorum yok. Bunu söyleyebilirim… Daha net şunu söyleyeyim; ben hayatımı yurt dışında yani Amerika ve Almanya’da kazanıyorum ama başarılarımı Türkiye’ye maal ediyorum…

-“MAÇLARA KESİN KAZANACAĞIM, DİYE ÇIKARIM”

Ring öncesini sormak istiyorum. Müsabakaya çıkmadan önce kafanın içinde neler var?

Kafamın içerisinde kesinlikle bir soru işareti yoktur. Bu da beni ben yapan en önemli unsurdur. Ringe 1-0 önde çıkarım çünkü kesin kazanacağım… Bu bir küstahlık değildir… Kendine inanmak çok önemlidir. Çünkü ringde kırılma anları vardır. En başta dediğim o soru işareti kafanızda varsa, nefsiniz size şunu söylüyor: “Tamam. Geri çekil.” Eğer soru işareti yoksa geri çekilemiyorsunuz.

-“AVRUPA ŞAMPİYONU OLDUĞUM MAÇTA İÇİMDEN BİR SES BANA GERİ ÇEKİL DEDİ”

Böyle bir an yaşadın mı?

2009’da Avrupa Şampiyonu olduğum zaman, hayatımda ilk defa burnum kanadı ringde. Burnum kırılmıştı… 9. Raunttu… Aşırı su kaybetmiştim… Ve içimden bir ses bana şunu söyledi: “Tamam. Burnun kırıldı. Geri çekil. Seni kimse yadırgamaz. Bir dahaki maçta kazanırsın.” İçimdeki diğer bir ses ise bana şunu söyledi: “Çok çalıştın. Ailen burada. Bak, annen bile seni izliyor. İkincisi olmayabilir. Devam et.” Orada, önce nefsime bir yumruk attım sonra da rakibi nakavt ettim.

-“BAZI MAÇLARDA, MAÇTAN SONRA NE YAPACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM”

Ringde dövüşürken kafandan neler geçiyor? Savunmadayken, ataktayken…

Söyleyeceğim, inanamazsın… Bazı maçlarda, maçtan sonra yapacağım şey bile aklıma geliyor (Gülüyor)… O maçın zorluğuyla alakalı bir durum. Zorlayıcı bir maç değilse, sosyal hayatınızı düşünebiliyorsunuz ama zorlayıcı ve tempolu bir maçsa sadece rakibe odaklanıyorsunuz. Rakibin gözlerine bakıp onu yakalamaya çalışıyorsunuz.

-“EĞER O ANDA FARK ETSEYDİM, BİR YUMRUK DAHA ATARDIM”

Müsabakalarınızda yaşadığın enteresan bir an var mı?

İspanya’da bir maç yaptım. Kazandım. Bana bir tane Trabzonspor forması hazırlamışlardı, onu giymek için hemen köşeme gittim. Oynadığım rakip çok pasif kaldı karşımda hemen düştü zaten… Ben formayı giyerken beni protesto ediyormuş, “Ben dövüşecektim daha” filan diye… Bu olayı, müsabakamı banttan izlerken fark ettim, gördüm. Çok kızdım. Eğer o an bu olayı fark etseydim gidip üzerine bir yumruk daha atabilirdim (Selçuk Aydın, bu anısını gülerek anlatıyor…)

-“RAKİBİ NAKAVT ETTİĞİMDE ONA BİŞEY OLUP OLMADIĞINI HİSSEDİYORUM”

Rakibi nakavt ettiğinde aklına ilk gelen şey ne? Hani öldü mü, kaldı mı…

Onu zaten hissediyorum. Bunu iki kere yaşadım. Acaba bişey oldu mu diye tedirgin oldum… Diğerlerinde tedirgin olmadım. Nakavt ettim ama kontrollü… Sadece dediğim gibi o ikisinde endişelendim. Zaten onları da sedyeyle aldılar.

-“EN BÜYÜK PROBLEMİM AŞIRI DUYGUSAL OLMAMDI”

Boksa 1 yıl ara vermiştin. Şimdi geri döndün…

En son maçta kaybetmiştim. Net bir şekilde kaybetmiştim. Hak etmediğim, beklemediğim bir mağlubiyetti. Karşımdaki rakip de bana göre çok güçlü olmayan bir rakipti. Bu düşüncem kaybettiğim diğer rakiplerim için de geçerli. Bunu samimiyetimle söyleyebilirim. Ama bu zemini (son maçta alınan mağlubiyet) hazırlayan faktörler vardı. O faktörler beni yıprattı. En büyük problemim, aşırı duygusal olmamdı.

-“SON MAÇ BENİM İÇİN KOLAY LOKMAYDI”

Son maçından biraz bahsedelim…

Uzun süre ara vermiştim ringlere… Sevenlerimin ve ailemin motivasyonu ile geri döndüm. Tabi, müsabakalara çıkmadığım için sıralamamı kaybettim. Çıktığım bu son maç da bir eleme maçıydı. Çok önemli bir maç değildi. Hani derler ya, kolay lokma, diye… O misal…

-“ÖNCE AVRUPA SONRA DÜNYA ŞAMPİYONU OLACAĞIM TEKRAR”

Planların neler? Kafandan neler geçiyor?

Haziran’da Almanya’da ringe çıkacağım. Sene sonuna doğru da Avrupa Şampiyonluğunu kazanacağım. İnanıyorum. Kendimden eminim. Çünkü İtalyan Boksörü ben antrenman maçı için Trabzon’a davet etmiştim. Gelmişti ve antrenman maçı yapmıştık. Orada zayıf kalmıştı. İyi hazırlandıktan sonra bana karşı koyabileceğini zannetmiyorum. Sonra Dünya Şampiyonluğu…

-“YENİLDİĞİM RAKİP KAÇMAZSA, ONUNLA TEKRAR MAÇ YAPACAĞIM”

Aynı ringe çıkmak istediğin bir boksör var mı?

En son kaybettiğim maçın rövanşını mutlaka yapacağım. Eğer adam kaçmazsa… Kaçarsa da yapacak bişey yok. Rövanş maçında şartlar eşit olacak. Aynı zamanda hazırlıklara başlayacağız, ben kilomu sistemli bir şekilde düşeceğim ve bir daha ringe çıkacağız. Yenebiliyorsa o zaman yensin beni… Ben de alkışlayacağım. Mesela Robert Guereiro ile bir daha oynamak isterim. Robert ile oynadığım maçta, ortam baskısı ile birlikte bizi resmen ezdiler… Hakem baskısı da vardı.

“HAKEM, SOYUNMA ODASINDA BENİ TAHRİK ETTİ”

Hakem baskısı derken?

Hakem beni soyunma odasında resmen tahrik etti. Geliyor bana –daha önce yapılmamış bir abartıda- şunu yaparsan direk ihtar alırsın, şunu yaparsan direk diskalifiye olursun… Resmen tahrik ve taciz etti.

-“BOKSTA DAHA AĞIR ŞİKE VAR”

Türk Sporunda şike bir gerçek… Biliyorsun… Boksta durum ne?

Boksta daha ağırı var. Çünkü tek bir maçta çok büyük paralar dönüyor. Mesela ben o maçı kaybettim rakibim 3.5 Milyon Dolar kazandı. Ben daha az bir paraya evime gittim. Ama o ondan sonra Myweather ile dövüştü. Yani o pastayı bize yedirmediler.

-“HER GÜN 7 SAAT ANTRENMAN YAPIYORUM”

Antrenman programın nedir?

Günde iki antrenman yapıyoruz. Bazen 3 yapıyorduk ama onu kaldırdık. Çünkü 3 antrenman psikolojik olarak yoruyordu. Fiziksel olarak sıkıntı yok… Günde 7 saat net antrenman yapıyorum. Bunun 1 dakika azı, 1 dakika fazlası yok.

-“İNSAN OLDUĞUMU HATIRLAMAK İSTİYORUM”

Ama ısrarla Trabzon’dan mücadelelere gidiyorsunuz.

Ben evimde olmak istiyorum. Arkadaşlarımı, ailemi, çevremi, yaylaları seviyorum. Bugün Almanya’da olmam gerekiyordu. Ama ‘hayır’ dedim. Ben evimde çalışacağım, sonra geleceğim. İnsan olduğumu hatırlamak istiyorum. Robot değilim. Yıllar geçti. Otel odasında tek başıma yaşlandım ben…

-“BİR GÜN SELÇUK AYDIN VE İBRAHİM HACIOSMANOĞLU OTURUP KONUŞACAK”

Her maç yanınızda görünen Hacıosmanoğlu artık yanınızda görünmüyor… Trabzonlu ve Trabzonsporlu olduğunuz için soruyorum…

Her maçtan sonra yanımda görünüyordu. Bir maç kaybettik ve geçmiş olsun filan demedi. Başka şeyler de var… Benim terazim çok ince tartar. Onun terazisi de ince tartar. Trabzonspor Başkanı olduğu için yorum yapmak istemiyorum. Ama Selçuk ve İbrahim bir gün konuşacak.

-“SALON İSTEDİK, ORHAN FEVZİ GÜMRÜKÇÜOĞLU VERMEDİ”

Geçtiğimiz günlerde bir açıklamanız oldu. Trabzon’da antrenman yapacak yerim yok, diye… Nedir olayın tamamı?

Kardeşimle birlikte Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun yanına gittik. Salon rica ettik. Makul bir ücret karşılığında… Beni komik bir şekilde geçiştirdi. Ama aynı Belediye Başkanı, ben Amerika’da Dünya Şampiyonluğu Maçına çıktıktan sonra beni kapıda karşılayıp; “Ooo… Selçuk ’cum… Bir şeye ihtiyacın var mı” da dedi. Neyse rica ettik… Bana, “Trabzonspor’da geçenlerde böyle bir yer istedi benden. Öyle oldu da, böyle oldu…” filan dedi. Bi dakka başkanım ya, dedim. Siz bana şunu mu demek istiyorsunuz: “Trabzonspor’un böyle bir ihtiyacı vardı. Trabzonspor’a böyle bir yer veremedik, sana hiç veremeyiz?” Sizin karşınızda bir Dünya Şampiyonu var, dedim. Bozuldum, çıktım. Sayın Ahmet Metin Genç ise Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun tam aksine bize yardımcı olacağını söyledi. Teşekkür ediyorum kendisine…

-“FOTOĞRAFI BENLE ÇEKİLİYOR, DESTEĞE GELİNCE GERİ ÇEKİLİYOR”

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu için “Fotoğrafçı Başkan” ifadesi dersek yanlış olmaz herhalde…

Dünya Şampiyonluğu’na hazırlanıyorum. Karnım sürekli aç. Ve sürekli bişeyler yemek istiyorum. Canım çekiyor. Yorgunluk, açlık, stres, konsatrasyon… Bunlar insanı zaten agresif yapıyor. Kilo düşmem gerekiyor. Bunları keyif için yapmıyorum. Mecburum. Salona ihtiyacım var. Maçlardan sonra benimle fotoğraf çektiren başkan bey, salona gelince, öyleydi de böyleydi… Ben bedava istemiyorum. Makul bir ücret karşılığında dedim… Kaldı ki o salonu yine Trabzon’daki genç kardeşlerimiz için kullanacağız… Trabzon’daki siyasilerin birçoğuna da Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’na baktığım gibi bakıyorum. Şampiyon olunca, “Ooo… Selçuk’cum naber” ondan sonra adamı ara sana geri dönmesin… Siz kimsiniz kardeşim ya!

-“NEZAKET ZİYARETİNE GİTTİM,'NE İSTİYORSUN?' DEDİ”

Hadi bitane anlat da bitirelim…

Bana yakın olan bir isim… İsmini vermeyeceğim. Resmi bir devlet kurumu… Önemli bir isim. Dedim ki kendi kendime; büyük başarılar elde ettim, bu adam da bizim adamımız, gidip nezaket ziyareti yapıp onu onure etmeliyim. O dönem şimdiki Cumhurbaşkanımız ile de gazetelere çıkmıştık. Filan… Neyse gittim. Çay içtik falan… O şimdi bekliyor ki, ne talep edeceğiz ondan… Dedi ki bana, ne istiyorsun? (Gülerek anlatıyor bu kısmı Selçuk Aydın) Dedim ki, sağlığınızı mutluluğunuzu istiyorum… Nezaketen sizi görmeye geldik. Çok şaşırdı…

Mayweatger ve Pacquiao mücadelesini de sormadan geçmeyeyim…

Bu adamların müsabakaları gelmiş geçmiş en büyük bütçeli müsabaka… Ve bu adamlar benim rakiplerim. Aynı kilodayız…



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator