Geri
İleri  

Şekip Mosturoğlu'ndan divan kurulunda flaş sözler!

|| Son güncelleme

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, divan kurulunda çarpıcı açıklamalara imza attı.

Fenerbahçe Yüksek Divan Kurulu Başkanı Şekip Mosturoğlu, divan kurulunda çarpıcı açıklamalara imza attı.

Şekip Mosturoğlu'nun sözleri şu şekilde:

"İçinde bulunduğumuz ay içinde Türk futbolunda önemli gelişmelere şahit olduk. Bu gelişmeler, bizim hemen hemen her divan kurulunda dile getirdiğimiz konularla alakalı. Bizler bu konuları dile getirirken rakiplerimiz bu konuların maddi gerçeklikle örtüşmediğini, futbolda elde edemediğimiz şampiyonluklara bahane olarak bu konuları gündeme taşıdığımızı söylüyorlardı. Bugünse durum çok farklı.

Sizlere çok çarpıcı olduğunu düşündüğüm bazı sayılar vermek istiyorum. Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım başkanlık dönemlerinde toplam 1107 gün hak mahrumiyeti cezası almıştır. Başkanımız Sayın Ali Koç başkanlık ve yöneticilik döneminde toplam 776 gün hak mahrumiyeti cezası almıştır. Sayın Mahmut Uslu, Sayın Burak Kızılhan rekor cezalar alan yöneticilerimizdir. Son 10 yılda Kulübümüz 30-40 milyon TL seviyesinde para cezası almıştır. Sadece 2023-2024 sezonunda kulübümüz aleyhine toplam 3.600.000 TL para cezası verilmiştir. Yine aynı sezonda Başkanımız Ali Koç'un bireysel açıklamalarından dolayı aldığı para cezalarının toplamı ise 2.249.000 TL'yi aşmıştır. Rekor ise Sayın Mahmut Uslu'nun Ağustos 2026 tarihinde tek seferde almış olduğu 2.500.000 TL'lik cezadır. (Bu ceza daha sonra Tahkim Kurulu tarafından kaldırılmıştır). Bu cezaların tamamı TFF ve hakemler hakkında yapılan açıklamalar sebebiyle TFF PFDK tarafından verilmiş cezalardır. Bu büyüklükte cezalar tarihte başka hiçbir kulübe, başkan ve yöneticiye verilmemiştir.

"BUNLAR SAMİMİ DEĞİLLER!"

Bugün, geçmişte bizleri; TFF, kurullar, MHK ve hakemler konusunda yaptığımız açıklamalar sebebiyle eleştiren kişilerin, bizim o gün ısrarla dile getirdiğimiz gerçekler üzerinden söylemlerini duyuyoruz. Hani geçmişte geniş bir kitlenin dillere pelesenk olan bir söylemi vardı. Hatırlayın; 'Sen Fenerbahçe isen hakemi de Federasyonu da yeneceksin.' Ne oldu? Bugün ne değişti? Bugün, bu konuyla ilgili sesi gür çıkanlara, bizim onlarca yıldır söylediğimiz gerçekleri bugün söylemeye başlayanlara asla inanmayın. Bunlar hiçbir şekilde samimi değiller. Bunlar, ayarını bozdukları Türk futbol sisteminden nemalananlardır. Bunlar, kendileri tarafından bozulan sistemin yenilenmesi derdinde değillerdir. Bunların amacı, bu bozuk düzeni bu bozuk eko sistemi kendilerine yakın yeni aktörlerle doldurmak ve yine bu bozuk sistemden sürgit yararlanabilmektir.

Değerli Fenerbahçeliler,

Yıllardır bu kürsüden yaptığımız konuşmalarımızda, kulübümüz tarafından yayınlanan bildirilerde haykırdığımız, 'Türk futbolunda gözlerimizin önünde trajik bir tiyatro oynanıyor.' sözünün ne kadar büyük bir maddi gerçekliğe dayandığı bugün tüm çıplaklığıyla ortaya çıkmıştır. Bizler, 'Türk futbolunda sistem köhnemiş, kurumsal yapı çürümüş; isimlerin değişmesi yetmez, reform şart.' dedikçe; birileri bizleri sportif rekabet hırsıyla hareket etmekle suçladı. Ancak bugün, Fenerbahçe Spor Kulübü'nün söylemlerindeki haklılığı, bir kez daha, hem de çok acı bir şekilde tecelli etmiştir.

Bugün, Türk Futbolu, tarihinin en büyük kurumsal çöküşünü ve adalet önünde hesap verme noktasındaki açmazlarını yaşamaktadır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ve kamuoyunda 'Hakemler Dosyası' olarak bilinen soruşturma kapsamında, Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanının ve birçok üst düzey hakem yöneticisinin tutuklanmış ya da haklarında adli kontrol kararı verilmiş olması, yıllardır karşı karşıya olduğumuz organize yapının adli olarak da ortaya çıkartılması mahiyetindedir.

Hakem terfi sınavlarında, bizzat bazı MHK mensupları tarafından yapılan kanunsuz eylemler, terfi ve maç görevlendirmelerinde yapılan kayırmacılık ve adamcılık konuları yapılan soruşturmanın bu aşamasında maddi delilleri ile birlikte kamuoyunun bilgisine gelmiştir. Liyakatin unutulduğu, maç almanın MHK başkanının iki dudağı arasında olduğu, MHK başkanının kendi subjektif tercihleri ile hakemliğin bitirildiği ya da hakemliğin sürdürüldüğü bir iklimde adil oyundan bahis edilemez. Bizler, MHK Başkanının söz konusu kişisel tercihlerinin hangi saiklerle oluştuğunu, hangi kulüplerin bundan yararlanmış olduğunu soruşturmanın bu aşamasında henüz bilemiyoruz. Sayın Adalet Bakanımız da soruşturmanın henüz bu yönde gelişmediğini kamuoyuna açıkladı. Ancak unutmayalım ki tutuklu bulunan MHK Başkanının kişisel tercihleri ile görev alan hakemeler, ligin kaderini, şampiyonları, küme düşenleri belirlemiştir. Şikâyetçi hakemlerin samimi ifadeleri ile MHK Başkanının, atamalar ve terfi kararlarındaki saikinin ortaya çıkmasıyla bu soruşturmanın başka bir noktaya evrilmesi de bir olasılıktır. Ancak bizim bu aşamada görebildiğimiz şikâyetçi hakemlerin kendi iç işleyişleri ile ilgili kamuoyuna yansıyan ifadeleridir. Bu yeterli değildir. Bizler, bu hakemlerimizin, dürüstlükle, temiz futbol adına konuşmasını, yaşadıklarını tüm boyutları ile savcılık makamıyla paylaşmalarını bekliyoruz.

"ADİL BİR SONUÇ ÇIKMAZ"

Bizler daha önce defalarca söyledik: Gördüğünü çalamayan, görmediğini çalan hakemlerin, onları sistemde tutmak için raporlarını manipüle eden gözlemcilerin hazırladıkları raporların içeriğindeki verilerle yapay zekaya dahi atama yaptırırsanız ortaya adil bir sonuç çıkmaz! Bu şekilde işleyen 'sözde' yapay zekâ sistemi, sadece bu günkü adil olmayan düzeni sürdürmeye ve sorumluları gizlemeye yarayan bir maskedir. İşte o maske de bugün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmayla tamamen düşmüştür. Hakemlik müessesesinin amatör kademelerden Süper Lig'e kadar nasıl bir kayırmacılık, şaibe ve haksızlık sarmalına girdiğini bugün sadece biz değil, artık adli makamlar da tespit etmektedir.

MHK odaklı bu soruşturma sürerken, kamuoyu, üst düzey Süper Lig hakemlerinin yasa dışı bahis ağlarına karıştığı, bunlarla olan para trafiklerinin MASAK raporlarıyla belgelendiği başka bir soruşturmadan haberdar olmuştur. Bu soruşturmada, 6222 sayılı yasa kapsamında, şike ve teşvik suçundan tutuklanan faal üst düzey hakemler bulunmaktadır. Hakemlerin 6222 sayılı yasa kapsamında şike ve teşvik suçundan tutuklandığı bir düzende, artık kimse bize 'adil oyundan' ya da 'temiz futbol dürüstlüğünden' bahsedemez. Şu an üzerinde 'gizlilik kararı' olan bu soruşturmanın içeriğinin bütün yönleri ile ortaya çıktığı gün, bu suçlamaya konu maçlar ve bu maçların ligin kaderine olan etkisi de gün yüzüne çıkacaktır. Temennimiz yapılacak etkin soruşturma sonucunda Savcılık makamı tarafından işlendiği düşünülen suçların tüm yönleri ile failleri ve delilleriyle birlikte ortaya çıkarılmasıdır. Hiç şüpheniz olmasın ki hukuki süreçler geliştikçe bizler de bu süreçlere müdahil olacağız.

Temiz Futbola yönelik olarak başta Adalet Bakanımız olmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına, İçişleri Bakanımıza ve emniyet mensuplarımıza yapmış oldukları çalışmaları için camiamız adına şükranlarımızı sunuyorum.

"UEFA GÖZLEMCİ GÖNDERDİ"

Dikkatinizi çekmek isterim; binlerce TFF bağlısının ve hakemin bahis oynadıkları gerekçesiyle PFDK'ya sevk edildiği, ceza aldığı, UEFA'nın Türk futbolundaki olağanüstü gelişmeleri takibe alarak Türkiye'ye gözlemci gönderme kararı aldığı bu süreçte, bizler hep aynı noktadayız. Bizler Türk futbolunun paydaşlarının ortak menfaatleri için yeni bir sistem kurulması amacıyla bozuk sisteme karşı mücadele ederken; bu bozuk düzenden beslenen rakiplerimiz hala kendi küçük çıkarlarının peşinde koşmakta ve günün değişen şartlarına uyum gösterme gayreti ile samimi olmayan açıklamalarda bulunmaktadır.

Onların TFF ya da MHK için attıkları 'istifa' çığlıkları köhne sistemi, bu sistemin yarattığı adil olmayan düzeni değiştirmek için değil, mevcut adil olmayan çarkı kendi kadrolarıyla döndürmek içindir. İşte Türk futbolunda gözlerimizin önünde trajik bir komedi oynanıyor dediğimizde kast etmiş olduğumuz tam da budur.

"UEFA DENETİMİNDEN KURTULAMAZ"

Bizim isteğimiz nettir. Kişilerin değil, bu çürümüş sistemin kökten değişmesi, şeffaflığın, denetimin ve hesap verebilirliğin Türk futboluna eksiksiz olarak hakim olmasıdır. Güvenin kişilere değil, kuruma ve sisteme karşı duyulması gereklidir. Türk futbolunun köhnemiş, işlemeyen, düzelme ihtimali de olmayan bu kurumsal yapı ve sistemle ileriye gitmesi, adil oyun düzeninin sağlanabilmesi mümkün değildir. Futbolun paydaşlarının bugünkü federasyon başkan ve yönetimi yerine yeni bir başkan ve yönetim arayışının öncelenmesinden vazgeçilmesi, Türk futbol sisteminde kurumsal, köklü bir değişiklik için derhal bir araya gelmesi şarttır. Türk futbol sisteminde kurumsal, köklü bir değişiklik için bir araya gelmezsek Türk futbolu adliyelere düşmekten de, UEFA denetimine girmekten de kurtulamaz.

Büyük Fenerbahçe Camiası,

'Gerçeklerin bir gün ortaya çıkması huyu vardır.' sözü bizim camiamızın bir mottosudur. Bugün yıllardan beri Türk futbolunda mücadele ettiğimiz, köhnemiş bir düzen, geçmişten bugüne anlattığımız tüm olgularıyla ortaya çıkmıştır. Mücadele etmek, Fenerbahçe olarak bizim fıtratımızda vardır. Ancak bu noktada artık önemli olan bugüne kadar tek başımıza sürdürdüğümüz mücadelenin sonuçlandırılması, bu bozuk düzenin yıkılması gerektiğinin herkes tarafından kabul edilmesidir.

Bu bozuk, bu köhnemiş düzenin yıkılması gerektiğini kabul etmeksizin; sadece kişilerin istifasını isteyenlerin samimiyetini sorgulayın. Onlar, yıkılması gereken bozuk düzenin paydaşlarıdır ve bu düzenden menfaat devşirenlerdir. Er ya da geç bunlar da layık oldukları kaderi yaşayacaklar iş tuttukları ortakları gibi tarihin karanlık sayfalarına gömüleceklerdir. Bizim mücadelemiz sadece kendimiz için değil; adalet, temiz futbol ve Türk futbolunun geleceği içindir. Mücadelemiz kişilerle değil, bozuk düzene karşıdır.

Değerli hazirun, sözlerimin bu bölümünde 29 Ekim'le ilgili kısa bir açıklama yapmak istiyorum. Önceki Başkanımız Sayın Ali Koç'un tarihi bir sözünü bu vesile ile bir kere daha sizlere hatırlatmak istiyorum. 'Atatürk'ün hangi takımı tuttuğu değil, hangi takımın onun izinden yürüdüğü, onun ışığında olduğu önemlidir.' Bu sözlerle de ifade edildiği gibi Fenerbahçe Spor Kulübü, bir spor kulübü olmasının ötesinde Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkılaplarına, Cumhuriyetin kazanımlarına ve Cumhuriyet değerlerine sarsılmaz bir sadakatle bağlı olan, bu ülkenin en köklü sivil toplum kuruluşlarından birisidir. Bizler, şanlı tarihimizden aldığımız bu tarihî sorumlulukla, 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' nesiller yetiştirmeye, ülkemizin ve kulübümüzün aydınlık geleceği için omuz omuza yürümeye kararlılıkla devam edeceğiz. Bu duygu ve düşüncelerle, başta devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan kılan tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; tüm camiamızın ve milletimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı'nı en içten dileklerimle kutluyorum; yaşasın Cumhuriyet, yaşasın Fenerbahçe!"  



✍ AVRUPA'DA GERÇEKLEŞEN O BOMBA TRANSFER! HERKES ŞU ANDA BUNU KONUŞUYOR! 🫵 👉 BURADA
amp-next-page separator