Tarih bunu da yazacak!
Malumunuz hafta sonu sezonun maçını izleyeceğiz. Fenerbahçe, hem iç saha performansı hem de rakibi Galatasaray’a sağladığı üstünlükle mutlak favori. Ayrıca kazanmak zorunda, ayrıca başka şansı da yok...
Malumunuz hafta sonu sezonun maçını izleyeceğiz. Fenerbahçe, hem iç saha performansı hem de rakibi Galatasaray’a sağladığı üstünlükle mutlak favori. Ayrıca kazanmak zorunda, ayrıca başka şansı da yok...
Tarih iki tane Fenerbahçe-Galatasaray derbisini öne çıkartır. Bir tanesi, 3-0’dan 4-3’e geri dönen o muhteşem karşılaşma, bir diğeri de 6-0’lık efsane!...
Bir geri dönüş mucizesiyle, bir tarihi fark mucizesini çimlere gömmek için Galatasaray’ın Fenerbahçe’yi 5-0’dan gelip 6-5 yenmesi gerekiyor. Hem geri dönüşün kralı olur, hem de 6 gollük hezimetin rövanşı alınmış olur.
Ha diyeceksiniz Son 10 yılda Kadıköy’de kazanamayan, elde ettiği beraberliği de bayram sevincinde yaşayan Galatasaray bu hafta bunu başarabilir mi? Doğrusu 5’i yer de, 6’yı atabilir mi onu bilmiyorum!
Aradaki puan farkını 6’ya indirme şansı altın tepside sunulan, play off’ta bu puanın 3 puanlık farka tekabül edeceğini bilen, rakibiyle orada iki maç daha yapacağını hatırlattığımız da yeniden bir geri dönüş efsenasine imza atması beklenen Fenerbahçe’nin ne bu muhteşem ikramı, ne de Galatasaray’ı affedeceğini düşünmüyorum.
Sahasında rakiplerine karşı ciddi bir üstünlük kuran aynı zamanda son haftalarda takımda yeniden bir bütünlük oluşmasıyla daha hırslı ve ciddiyetle oynamaya çalışan Fenerbahçe’nin özellikle hücum hattında Sow ile daha efektif bir görsel şölene dönüştürdüğü futbolu, Alex, Stoch gibi yıldızlarıyla süsleyeceğinden kuşku duymuyorum. Ayrıca Dia’nın da dakika alırsa hayatının performansını göstereceği inancındayım!..
Bir de Gökhan’ın, Mehmet’in, Emre ve Baroni’nin bu maçta normalde harcadıklarından çok daha fazla harcayacakları eforla orta alanda ve hücuma dönük organizasyonlarda rakiplerine üstünlük sağlayacaklarından endişem yok.
Tek sıkıntı geri dörtlünün, dörtlü olarak sağlayacağı uyumda. Özellikle arkaya atılan toplarda sürpriz koşular yapan Elmander, Necati, Baroş gibi topçulara karşı nasıl bir önlem alınacağında... Bunu da Serdar-Yobo ikilisinin maç konsantrasyonuyla çözmek mümkün ve orta alanda özellikle Selçuk İnan’ın rahat pas atabilmesine izin verilmemesiyle. Bilhassa hücuma daha az katılan Ziegler’in kademelere zamanında girmesi de önemli. Bir de Volkan tabii... Maçtan kopmayacak, top Muslera’nın parmaklarından sektiği anda dahi maçın bir parçası olduğunu unutmayacak...
Neticede Aykut Kocaman’ın da dediği gibi bu ligde en iyi takım Fenerbahçe’dir. Evet bu sezon Galatasaray da iyi bir takım kurmuş ve Fenerbahçe’nin de düşen performansıyla zirveye kurulmuştur. Ama artık ziyafetin sonuna gelinmiş, adisyon masaya gelmiştir. Nasıl La Liga’da Real Madrid puan rakını açsa da NouCamp’a giderken ayakları titremekte ve eli boş dönemktedir. Galatasaray’ın da hali aslında farklı değildir. Çünkü Fenerbahçe Türkiye’nin Barcelonası’dır. Hem taraftarının duruşuyla hem futbolcu topluluğunun kalitesiyle hem de Kocaman yürekli antrenörüyle...