Geri
İleri
Alkışlar Özil'e, fatura Hiddink'e
EURO 2012 Avrupa elemeleri A Grubu'nda Almanya'ya konuk olan A Milli Futbol Takımımız, 3-0'lık mağlubiyetle zirveden uzaklaştı. Büyük umutlarla geldiği Berlin'de 35 bin gurbetçinin desteğini alan Ay-Yıldızlılar, kötü bir futbol sergileyince Klose ve Türk kökenli yıldız Mesut Özil cezayı kesti.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
İŞARETLE
Almanya maçının ardından spor yazarları Mesut Özil ve Hollandalı teknik adam Guus Hiddink üzerine yoğunlaşırken eleştiriler de arka arkaya gelmeye başladı. Spor yazarlarının bir çoğu Mesut Özil'in attığı bir golle bize bir ders verdiğini düşünürken; Hiddink'in yanlış oyuncu tercihleri ve sistemi üzerinde duran yazarların sayısı ise bir hayli fazlaydı. İşte 10 spor yazarı ve 10 görüş:
SABAH GAZETESİ: RIDVAN DİLMEN
"MAALESEFLİ YILLAR GİBİYDİK"
"Karşılaşmanın özetini çıkaracak olursak; 'Maalesefli' yıllar gibiydik... Maçın hiçbir dakikasında oyuna ortak olamadık. İkinci yarının başında Halil Altıntop ile girdiğimiz net pozisyon dışında hiç etkinliğimiz yok. Kaldı ki, o pozisyon gol olsa bile, son bölümde de ümit veren bir futbol yok. Servet dışında sarı kart gören bir oyuncumuz bile yok. Hem bol pozisyon veriyorsun, hem de sinirlenmiyorsun... Bu, konsantrasyon eksikliğimizin ve mağlubiyeti baştan kabullenmenin göstergesi. Sabri, Euro-2008 elemelerinde, Almanya'da oynadığımız Norveç maçına sol bek olarak başlamıştı. 2-0 geriye düştükten sonra Fatih Hoca Volkan Yaman'ı oyuna alarak Sabri'nin bölgesini degiştirmişti. Ama dün Sabri maçı sol bek mevkisinde bitirdi. Milli Takımımız'ı uzun yıllardır bu kadar kötü oynarken görmedim. Almanya Milli Takımı'na antrenman temposuyla kaybedeceğimizi düşünmedim."
"BÜYÜK DRAM"
"Alman Milli Takımı'nı bu kadar problemli bir şekilde yakalamak zor. Takımın aklının neredeyse yarısı olan Schweinsteiger yok. Oyuncuların çoğu yorgun ve formsuz... Dünya Kupası ritminden çok uzaktalar. Ancak biz daha problemliyiz. Arda yok. Yerinde oynayan oyuncu az. Takımın isyankârı Tuncay formsuz.
Bu şartlar altında Hiddink'in planının çok kötü olduğunu söyleyemem. Bu dramatik çöküş modern zamanda hiç yaşamadığımız ağırlıkta... 20-30 yıl öncesini hatırlatan bir oyundu bu. Kabul edelim ki, bu yenilgi çok daha ağır olabilirdi. Bu dramaya tesadüf eden bir başka acıklı öykünün de altını çizmek lazım. Biz uluslararası arenada yükselirken Almanya'dan gelen çok gurbetçimizi kullandık. Belki de bunların en flaşını, Mesut'u kaybettiğimiz anda ortaya çıkan bu durum umarım bütün geleceğimizi kaplayacak bir kalabulut olmaz."
MİLLİYET GAZETESİ: UĞUR MELEKE
"VİYANA'DA DA TURGAY OYNASIN"
"Bu maçı kaybetmek dünyanın sonu değil. Yeryüzünün bence (İspanya'yla birlikte) en iyi iki “milli kulübü” nden biriyle oynadık, diğer milli kulüp de dahil hiçbir ulusal takımın Berlin'den eli boş dönmesi sürpriz sayılmaz. Sayılmamalı... Zaten dün geceyle ilgili bizi üzen şey de Berlin'deki maçı kaybetmek değil, Berlin'de kimliğimizi, (madem yurt dışındayız, bir anlamda) pasaportumuzu kaybetmek... Dünyada kulüp havasını en mükemmel biçimde oturtmuş, 6 yıldır Löw'le birlikte olan, ideal 11'ini Berlin sokaklarında herkesin sayabildiği Alman takımına karşı bizim de kozumuz Terim'den devralınan kulüp ortamını korumaktı. Sahaya 5 savunmacı+5 hücumcu gibi bir düzenle çıktık, öndeki 5 adamın dördünün Almanya doğumlu olması (F.Bahçe'de oynamayan Özer'le, şu anda Alman Ligi'nin ilk 10 santrforu arasında sayamayacağımız Halil'le başlamak) sanırım bu maça özgü bir karardı. Bu mantıkla şöyle bir tahmin yapabilir miyiz acaba: Mart'ta Avusturya önünde tek santrforumuz Viyana doğumlu Turgay Bahadır olur. O güne kadar da Tanju, Cemil gibi Avusturya Ligi Türklerine milli forma giydirip sahaya çıkarırız(!)... Mevlüt'ün şanssızlığı da herhalde bu elemede Fransa'yla eşleşmememiz!"
HÜRRİYET GAZETESİ: ERMAN TOROĞLU
"FATİH TERİM AKLANDI"
"Yıllar sonra Fatih Terim aklandı. Mesut Özil milli takımı hiç düşünmediğini söyledi. Ama biz maalesef bazen çok şartlıyız. Fatih'i sevmeyenler Mesut Özil yükseğe çıktıkça Fatih'e salladılar. İşin arka tarafını bildiğim için ben de bir açıklama yaptım ama bazı basın mensupları ona bile gıcık aldılar. İnsan üzülüyor. Bu kadar paralar verip teknik direktör götürüyorsunuz, otoriteyi kuramıyorsunuz. Türkiye'deki 70 milyonla dün gece bu stadı dörtte üç dolduran Türk insanına yazık ediyorsunuz. Ben Futbol Fedekasyonu'nun yerinde olsam dün gece Berlin Stadı'na gelip maç izleyip kahrolan seyircilerden kura çekerim 200 tanesini Amerika'ya moral seyahatine götürürüm. ayrıca onlara 2 milyon dolar ekstra para harcama yetkisi harcama kıyağı yaparım."
SABAH GAZETESİ: AHMET ÇAKAR
"TEK KELİMEYLE REZALET"
"Dün gece Milli Takımımız Avrupa'nın en kötü takımları gibi oynadı. Sahada biz mi vardık yoksa Faroe Adaları mı, Andora mı ya da San Marino mu belli değil. 2008'deki Avrupa Şampiyonası'nda da Almanlara kaybetmiştik ama asla dün geceki gibi değildik. Servet dışında bir oyuncumuz vasatı bulamadı. Üstelik Almanya'yı bir daha da böyle yakalayabilir miyiz bilmiyorum. Tek kelimeyle çağ dışıydık. Biz Hiddink'e milyonlarca Euro'yu dün geceki gibi oynayalım mı diye mi verdik? Biz Hiddink'e milyonlarca Euro'yu Sabri'den sol bek, Hamit'ten de sol açık yarat diye mi verdik? Biz Hiddink'e bunca parayı İspanya'da çok başarılı oynayan Mehmet Topal'ı kadroya almasın diye mi verdik? Şimdi sakınan göze çöp batar mı diyelim. Aurelio sakatlandı ve Azerbaycan'da da yok. Peki ne olacak? Biz milyonlarca Euro'yu Hiddink'e ilk yarı kapanalım, ileriye gitmeyelim, 1980 öncesindeki Milli Takım anlayışına dönelim diye mi verdik?"
RADİKAL GAZETES: İBRAHİM ALTINSAY
"MESUT'U YUHALAYANLARA YUH"
"Milli takımlar olsa da olur, olmasa da... Hele şu sıralar Türkiye futbol takımı hiç olmasa çok daha iyi olur. Bu takım üzerinden milliyetçi fanatizm körükleniyor zira. Şimdi Mesut Özil'in Almanya'yı tercih etmesini dillerine doladılar.Dün maç boyu yuhalandı Mesut. Benden de onu yuhalayanlara koskoca bir "Yuh!" Bu bir tercih meselesi değil. Doğduğu, yetiştiği, ekmeğini yediği, kariyerini kurduğu ülkenin formasını giyecek futbolcu elbette. Bu kadar basit. Onu yuhalayanlar, çocukları Almanya üniversitelerine gitsin diye kırk takla atmıyor sanki. Dün Türkiye'de üç tane Almanya'da yetişmiş futbolcu vardı. Bir de Brezilyalı Aurelio. Esas onların tercihi yetiştikleri yere nankörlük (!) değil mi... Yani bu işler artık karışık. Şurası net, Türkiye'de herkes grup ikinciliğinden fazlasına inanmıyor. Hiddink de herhalde, “2016 cepte, doğrudan finallerde bir şeyler yaparım” diye gelmişti memleketimize. Şimdi ise Türkiye'yi grup ikinciliğine oynatıyor. Açıkça beraberliğe yattı Türkiye dün."
RADİKAL GAZETESİ: BAĞIŞ ERTEN
"MESUT OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI"
"Açık konuşayım. Skor beni neredeyse hiç ilgilendirmedi dün. Bu maçtan sonra Mesut'un, Halil'in, Hamit'in, Nuri'nin, onlar gibi çift dilli, çift kimliklilerin hayatı zorlaşmasın istiyordum. On yıllardır iki ulus arasında sıkışmış bir neslin sırtına bir de futbolun hamaseti yüklenmese bari, diyordum. Futbolun akrabalaştırdığı iki takımın/ülkenin, göçmen politikasında sürekli çuvallayan Avrupa Birliği'ne örnek olmasını diliyordum. Ne kadarı gerçekleşti bu dileklerin? İyimser olmak kolay değil. Dün akşam Berlin'in bir Türk şehri olduğu gerçeğini bir kez daha haykıran onbinlerce taraftarın öfkesi ne yazık ki kolay soğumuyor. Oysa hepimiz biliyoruz, sorunun da, çözümün de parçaları o kitlelerde saklı. Ama bir
yerden başlayacaksak Nurilerle, Mesutlarla başlamak gerek. Mesut'u yuhalamakla değil. "
ZAMAN GAZETESİ: AHMET ÇAKIR
"DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK DURUMDA DEĞİLDİK"
"Terim'in takımıyla devam ediyor" denilen Hiddink bu kez sıkı bir değişime girişmişti ama bu da kimseyi mutlu etmedi. Özer Hurmacı'nın 11'de yer bulması, Sabri'nin solbek oynamak zorunda kalışı, Halil'in pek parlak bir döneminde olmayışından doğan itirazlar vardı. Maçın daha başı sayılabilecek bölümde Aurelio'nun sakatlanmasının ardından yerine Tuncay'ın girişi, Hiddink'in oyuna bakışını da ciddi biçimde değiştirmiş gibiydi. 'Önce savunmada ayakta kalalım' düşüncesinin yerini 'Niye gol atmayalım?' anlayışı almıştı. Yine de deplasmanda Almanya karşısında yenilgi çok büyütülecek bir durum değil. Biz zaten buna benzer durumlarda hedeflerimizi ve stratejimizi pek iyi belirleyemiyoruz. Bu yüzden de uğradığımız kayıplarla dağılıp gidiyoruz."
ZAMAN GAZETESİ: OKAY KARACAN
"MESUT SİZE GÖZ KIRPTI"
"Dün gece sahada Türk futbolunun gerçek gücünü göstermeyen, sahte bir Milli Takım vardı. Türk Milli Futbol Takımı değil, "Hiddink'in Türk Milli Takımı" kaybetti. Aslında dün gece Almanya'dan 5 gol yemediysek, şanslıyız demektir. 1980'leri anma gecesinin tek kahramanı Guus Hiddin a oynar solda da oynar. Ama Sabri sadece solda idare eder. Solbek yetiştirememiş ülkem nasıl Mesut olabilir ki? Yetiştirdiğine hocası güvenmemiş demeliyiz tabii ki.. Dün ülke futbolunun tek sorununun sadece Mesut olmadığı gerçeğiyle tanıştık. Ülkenin ciddi bir hoca sorunu var. Hiddink'in Berlin'de sahaya sürdüğü takım son yılların en kötüsüydü. Guus Hiddink maça en ideal olmayan kadrolardan biriyle çıkıp, sahada en ideal olmayan dizilişi kurguladı. Böyle bir takımın başarı şansı elinizde Hakan Şükür gibi bir golcü varsa mümkündür. Arda varsa mümkündür. Orijinal solbek'e sahipseniz olabilir. Mesut Özil temposu tutan Alman seyircileri bile yuhaladınız oysa.. Ne oldu, attı golünü.. Sonra? Adam sadece göz kırptı size!"
VATAN GAZETESİ: GÖKMEN ÖZDEMİR
"GERÇEKLER İLE YÜZLEŞME ZAMANI"
"Hayatta herkes geçmişte yaptıklarıyla yaşamının bir bölümünde mutlaka yüzleşir.. Berlin'de de böyle bir durum vardı.. Mesut yaptığı tercihle, futbolcularımız sert bir rakiple, Türk asıllı Türkler peşinden koşup destekledikleri takımlarıyla, biz de sorunumuzun sadece 'duran top' olmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Mesut stadı dolduran 40 bin kaderdaşıyla yuhalanarak yüzleşti.. Elbet yaptığı tercihin bir karşılığı olacaktı.. Hiddink'in tercihlerinin mutlaka kendi açısından bir mantığı vardır.. Sabri'yi sol bekte oynatmak, maça Nuri, Hamit, Halil gibi Almanya doğumlu ve halen bu ülkede top koşturan oyuncularla başlamak, topu ileride tutabilecek ve adam eksiltebilecek Sercan'ı 75 dakika yanında oturtmak.. Bunlara saygı duymakla beraber Özer'in 90 dakikayı nasıl tamamladığını merak ediyorum.. Ona nasıl dayandı? Mesut doğduğu kimliğe karşı oynamış olması ve gol atması çoğumuzu incitmiş olabilir. Ama bizi asıl inciten takımımızın ‘yetersiz' haliydi.."
SABAH GAZETESİ: RIDVAN DİLMEN
"MAALESEFLİ YILLAR GİBİYDİK"
"Karşılaşmanın özetini çıkaracak olursak; 'Maalesefli' yıllar gibiydik... Maçın hiçbir dakikasında oyuna ortak olamadık. İkinci yarının başında Halil Altıntop ile girdiğimiz net pozisyon dışında hiç etkinliğimiz yok. Kaldı ki, o pozisyon gol olsa bile, son bölümde de ümit veren bir futbol yok. Servet dışında sarı kart gören bir oyuncumuz bile yok. Hem bol pozisyon veriyorsun, hem de sinirlenmiyorsun... Bu, konsantrasyon eksikliğimizin ve mağlubiyeti baştan kabullenmenin göstergesi. Sabri, Euro-2008 elemelerinde, Almanya'da oynadığımız Norveç maçına sol bek olarak başlamıştı. 2-0 geriye düştükten sonra Fatih Hoca Volkan Yaman'ı oyuna alarak Sabri'nin bölgesini degiştirmişti. Ama dün Sabri maçı sol bek mevkisinde bitirdi. Milli Takımımız'ı uzun yıllardır bu kadar kötü oynarken görmedim. Almanya Milli Takımı'na antrenman temposuyla kaybedeceğimizi düşünmedim."
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
MİLLİYET GAZETESİ: MEHMET DEMİRKOL"BÜYÜK DRAM"
"Alman Milli Takımı'nı bu kadar problemli bir şekilde yakalamak zor. Takımın aklının neredeyse yarısı olan Schweinsteiger yok. Oyuncuların çoğu yorgun ve formsuz... Dünya Kupası ritminden çok uzaktalar. Ancak biz daha problemliyiz. Arda yok. Yerinde oynayan oyuncu az. Takımın isyankârı Tuncay formsuz.
Bu şartlar altında Hiddink'in planının çok kötü olduğunu söyleyemem. Bu dramatik çöküş modern zamanda hiç yaşamadığımız ağırlıkta... 20-30 yıl öncesini hatırlatan bir oyundu bu. Kabul edelim ki, bu yenilgi çok daha ağır olabilirdi. Bu dramaya tesadüf eden bir başka acıklı öykünün de altını çizmek lazım. Biz uluslararası arenada yükselirken Almanya'dan gelen çok gurbetçimizi kullandık. Belki de bunların en flaşını, Mesut'u kaybettiğimiz anda ortaya çıkan bu durum umarım bütün geleceğimizi kaplayacak bir kalabulut olmaz."
MİLLİYET GAZETESİ: UĞUR MELEKE
"VİYANA'DA DA TURGAY OYNASIN"
"Bu maçı kaybetmek dünyanın sonu değil. Yeryüzünün bence (İspanya'yla birlikte) en iyi iki “milli kulübü” nden biriyle oynadık, diğer milli kulüp de dahil hiçbir ulusal takımın Berlin'den eli boş dönmesi sürpriz sayılmaz. Sayılmamalı... Zaten dün geceyle ilgili bizi üzen şey de Berlin'deki maçı kaybetmek değil, Berlin'de kimliğimizi, (madem yurt dışındayız, bir anlamda) pasaportumuzu kaybetmek... Dünyada kulüp havasını en mükemmel biçimde oturtmuş, 6 yıldır Löw'le birlikte olan, ideal 11'ini Berlin sokaklarında herkesin sayabildiği Alman takımına karşı bizim de kozumuz Terim'den devralınan kulüp ortamını korumaktı. Sahaya 5 savunmacı+5 hücumcu gibi bir düzenle çıktık, öndeki 5 adamın dördünün Almanya doğumlu olması (F.Bahçe'de oynamayan Özer'le, şu anda Alman Ligi'nin ilk 10 santrforu arasında sayamayacağımız Halil'le başlamak) sanırım bu maça özgü bir karardı. Bu mantıkla şöyle bir tahmin yapabilir miyiz acaba: Mart'ta Avusturya önünde tek santrforumuz Viyana doğumlu Turgay Bahadır olur. O güne kadar da Tanju, Cemil gibi Avusturya Ligi Türklerine milli forma giydirip sahaya çıkarırız(!)... Mevlüt'ün şanssızlığı da herhalde bu elemede Fransa'yla eşleşmememiz!"
HÜRRİYET GAZETESİ: ERMAN TOROĞLU
"FATİH TERİM AKLANDI"
"Yıllar sonra Fatih Terim aklandı. Mesut Özil milli takımı hiç düşünmediğini söyledi. Ama biz maalesef bazen çok şartlıyız. Fatih'i sevmeyenler Mesut Özil yükseğe çıktıkça Fatih'e salladılar. İşin arka tarafını bildiğim için ben de bir açıklama yaptım ama bazı basın mensupları ona bile gıcık aldılar. İnsan üzülüyor. Bu kadar paralar verip teknik direktör götürüyorsunuz, otoriteyi kuramıyorsunuz. Türkiye'deki 70 milyonla dün gece bu stadı dörtte üç dolduran Türk insanına yazık ediyorsunuz. Ben Futbol Fedekasyonu'nun yerinde olsam dün gece Berlin Stadı'na gelip maç izleyip kahrolan seyircilerden kura çekerim 200 tanesini Amerika'ya moral seyahatine götürürüm. ayrıca onlara 2 milyon dolar ekstra para harcama yetkisi harcama kıyağı yaparım."
SABAH GAZETESİ: AHMET ÇAKAR
"TEK KELİMEYLE REZALET"
"Dün gece Milli Takımımız Avrupa'nın en kötü takımları gibi oynadı. Sahada biz mi vardık yoksa Faroe Adaları mı, Andora mı ya da San Marino mu belli değil. 2008'deki Avrupa Şampiyonası'nda da Almanlara kaybetmiştik ama asla dün geceki gibi değildik. Servet dışında bir oyuncumuz vasatı bulamadı. Üstelik Almanya'yı bir daha da böyle yakalayabilir miyiz bilmiyorum. Tek kelimeyle çağ dışıydık. Biz Hiddink'e milyonlarca Euro'yu dün geceki gibi oynayalım mı diye mi verdik? Biz Hiddink'e milyonlarca Euro'yu Sabri'den sol bek, Hamit'ten de sol açık yarat diye mi verdik? Biz Hiddink'e bunca parayı İspanya'da çok başarılı oynayan Mehmet Topal'ı kadroya almasın diye mi verdik? Şimdi sakınan göze çöp batar mı diyelim. Aurelio sakatlandı ve Azerbaycan'da da yok. Peki ne olacak? Biz milyonlarca Euro'yu Hiddink'e ilk yarı kapanalım, ileriye gitmeyelim, 1980 öncesindeki Milli Takım anlayışına dönelim diye mi verdik?"
RADİKAL GAZETES: İBRAHİM ALTINSAY
"MESUT'U YUHALAYANLARA YUH"
"Milli takımlar olsa da olur, olmasa da... Hele şu sıralar Türkiye futbol takımı hiç olmasa çok daha iyi olur. Bu takım üzerinden milliyetçi fanatizm körükleniyor zira. Şimdi Mesut Özil'in Almanya'yı tercih etmesini dillerine doladılar.Dün maç boyu yuhalandı Mesut. Benden de onu yuhalayanlara koskoca bir "Yuh!" Bu bir tercih meselesi değil. Doğduğu, yetiştiği, ekmeğini yediği, kariyerini kurduğu ülkenin formasını giyecek futbolcu elbette. Bu kadar basit. Onu yuhalayanlar, çocukları Almanya üniversitelerine gitsin diye kırk takla atmıyor sanki. Dün Türkiye'de üç tane Almanya'da yetişmiş futbolcu vardı. Bir de Brezilyalı Aurelio. Esas onların tercihi yetiştikleri yere nankörlük (!) değil mi... Yani bu işler artık karışık. Şurası net, Türkiye'de herkes grup ikinciliğinden fazlasına inanmıyor. Hiddink de herhalde, “2016 cepte, doğrudan finallerde bir şeyler yaparım” diye gelmişti memleketimize. Şimdi ise Türkiye'yi grup ikinciliğine oynatıyor. Açıkça beraberliğe yattı Türkiye dün."
RADİKAL GAZETESİ: BAĞIŞ ERTEN
"MESUT OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI"
"Açık konuşayım. Skor beni neredeyse hiç ilgilendirmedi dün. Bu maçtan sonra Mesut'un, Halil'in, Hamit'in, Nuri'nin, onlar gibi çift dilli, çift kimliklilerin hayatı zorlaşmasın istiyordum. On yıllardır iki ulus arasında sıkışmış bir neslin sırtına bir de futbolun hamaseti yüklenmese bari, diyordum. Futbolun akrabalaştırdığı iki takımın/ülkenin, göçmen politikasında sürekli çuvallayan Avrupa Birliği'ne örnek olmasını diliyordum. Ne kadarı gerçekleşti bu dileklerin? İyimser olmak kolay değil. Dün akşam Berlin'in bir Türk şehri olduğu gerçeğini bir kez daha haykıran onbinlerce taraftarın öfkesi ne yazık ki kolay soğumuyor. Oysa hepimiz biliyoruz, sorunun da, çözümün de parçaları o kitlelerde saklı. Ama bir
yerden başlayacaksak Nurilerle, Mesutlarla başlamak gerek. Mesut'u yuhalamakla değil. "
ZAMAN GAZETESİ: AHMET ÇAKIR
"DAHA İYİSİNİ YAPABİLECEK DURUMDA DEĞİLDİK"
"Terim'in takımıyla devam ediyor" denilen Hiddink bu kez sıkı bir değişime girişmişti ama bu da kimseyi mutlu etmedi. Özer Hurmacı'nın 11'de yer bulması, Sabri'nin solbek oynamak zorunda kalışı, Halil'in pek parlak bir döneminde olmayışından doğan itirazlar vardı. Maçın daha başı sayılabilecek bölümde Aurelio'nun sakatlanmasının ardından yerine Tuncay'ın girişi, Hiddink'in oyuna bakışını da ciddi biçimde değiştirmiş gibiydi. 'Önce savunmada ayakta kalalım' düşüncesinin yerini 'Niye gol atmayalım?' anlayışı almıştı. Yine de deplasmanda Almanya karşısında yenilgi çok büyütülecek bir durum değil. Biz zaten buna benzer durumlarda hedeflerimizi ve stratejimizi pek iyi belirleyemiyoruz. Bu yüzden de uğradığımız kayıplarla dağılıp gidiyoruz."
ZAMAN GAZETESİ: OKAY KARACAN
"MESUT SİZE GÖZ KIRPTI"
"Dün gece sahada Türk futbolunun gerçek gücünü göstermeyen, sahte bir Milli Takım vardı. Türk Milli Futbol Takımı değil, "Hiddink'in Türk Milli Takımı" kaybetti. Aslında dün gece Almanya'dan 5 gol yemediysek, şanslıyız demektir. 1980'leri anma gecesinin tek kahramanı Guus Hiddin a oynar solda da oynar. Ama Sabri sadece solda idare eder. Solbek yetiştirememiş ülkem nasıl Mesut olabilir ki? Yetiştirdiğine hocası güvenmemiş demeliyiz tabii ki.. Dün ülke futbolunun tek sorununun sadece Mesut olmadığı gerçeğiyle tanıştık. Ülkenin ciddi bir hoca sorunu var. Hiddink'in Berlin'de sahaya sürdüğü takım son yılların en kötüsüydü. Guus Hiddink maça en ideal olmayan kadrolardan biriyle çıkıp, sahada en ideal olmayan dizilişi kurguladı. Böyle bir takımın başarı şansı elinizde Hakan Şükür gibi bir golcü varsa mümkündür. Arda varsa mümkündür. Orijinal solbek'e sahipseniz olabilir. Mesut Özil temposu tutan Alman seyircileri bile yuhaladınız oysa.. Ne oldu, attı golünü.. Sonra? Adam sadece göz kırptı size!"
VATAN GAZETESİ: GÖKMEN ÖZDEMİR
"GERÇEKLER İLE YÜZLEŞME ZAMANI"
"Hayatta herkes geçmişte yaptıklarıyla yaşamının bir bölümünde mutlaka yüzleşir.. Berlin'de de böyle bir durum vardı.. Mesut yaptığı tercihle, futbolcularımız sert bir rakiple, Türk asıllı Türkler peşinden koşup destekledikleri takımlarıyla, biz de sorunumuzun sadece 'duran top' olmadığı gerçeğiyle yüzleştik. Mesut stadı dolduran 40 bin kaderdaşıyla yuhalanarak yüzleşti.. Elbet yaptığı tercihin bir karşılığı olacaktı.. Hiddink'in tercihlerinin mutlaka kendi açısından bir mantığı vardır.. Sabri'yi sol bekte oynatmak, maça Nuri, Hamit, Halil gibi Almanya doğumlu ve halen bu ülkede top koşturan oyuncularla başlamak, topu ileride tutabilecek ve adam eksiltebilecek Sercan'ı 75 dakika yanında oturtmak.. Bunlara saygı duymakla beraber Özer'in 90 dakikayı nasıl tamamladığını merak ediyorum.. Ona nasıl dayandı? Mesut doğduğu kimliğe karşı oynamış olması ve gol atması çoğumuzu incitmiş olabilir. Ama bizi asıl inciten takımımızın ‘yetersiz' haliydi.."
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

