Geri
İleri
"Ben Galatasaraylıyım"
Kerem Tunçeri... Türkiye'nin son yıllarda yetiştirdiği en yetenekli oyun kurucuların başında geliyor...
Aynı zamanda da en kariyerli isimleri arasında yer alıyor...
Avrupa'da lig ve Avrupa şampiyonluğu yaşamış nadir sporcularımızdan biri...
Real Madrid forması giyme onuruna erişmiş tek Türk sporcusu...
Kariyeri böyle başarılarla dolu bir oyuncunun 12 Dev Adam'daki yeri ise, özellikle son yıllarda sıkça tartışıldı...
Ciddi bir paraya 'Evet' diyerek gittiği Rusya macerasını, sezon ortasında sonlandırmak zorunda kalan Kerem yeniden ülkemize, eski takımı Efes Pilsen'e döndü...
Sporx.com olarak Kerem'e, kendisiyle ilgili bilinmeyenleri sorduk ve cesur yanıtlar aldık...
İşte o sorular ve yanıtları...
"BEN GALATASARAYLIYIM"
- Öncelikle, size soracağımız soruların bazılarının, sitemizin ziyaretçileri adına sorulduğunu belirtmek istiyorum... Bu sorular içinde en sık sorulanı ise niçin para için Efes Pilsen'i seçtiğiniz, niçin G.Saray Cafe Crown'ı istemediğiniz hakkında... Şahsi görüşüm, profesyonel bir sporcu olarak parayı tercih etmenizin gayet normal olduğu ve o eleştiriyi yapanların da aynı şartlarda olmaları halinde aynı kararı verebilecekleri yönünde. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
"Onlar da kesinlikle öyle bir tercihte bulunurdu. Sonuç olarak en ciddi teklifi Efes Pilsen yaptı. Benim de tercihim bu yönde oldu."

- Kariyerine G.Saray'da Orhun Ene gibi bir ustanın yanında başladın. Ardından parlak bir Efes Pilsen kariyeri, Beşiktaş ile bireysel anlamda yaşanan altın yıl ve ardından Real Madrid dönemi! İspanya'da çok başarılı bir dönemden sonra iyi bir teklif sonrası Rusya'ya gittin. Rusya'dan ayrılıp Türkiye'ye dönmene neden olan etkenler neler oldu?
"Rusya'da işler çok kötü gidiyordu. Takım kötüydü. Antrenör ile pek aram iyi değildi. Ödemelerde bayağı bir sıkıntı yaşanıyordu. Rusya genelinde bu sıkıntı vardı çünkü çok ciddi bir devalüasyon oldu. Dünyadaki ekonomik krizi en fazla etkileyen ülkelerin başında Rusya geliyordu. Oyuncular da teker teker ayrılmaya başladı. Real Madrid bana teklifte bulundu. Yarım dönemlik bir teklifti. ama hedeflerim hep uzun vadeli olduğundan Efes Pilsen'in 2.5 senelik kontrat teklifini kabul ettim.
Sonuçta planda olmayan bir durumdu. Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyordum. Uzun yıllar yurtdışında oynamayı planlıyordum ama neyin ne zaman olacağını önceden kestiremiyoruz. Sonuçta şartlar bunu gerektirdi.
Bu arada Ergin Ataman da uzun zamandır yakından tanıdığım bir antrenör. Efes Pilsen çok şeyler yaşadığım, çok şeyler öğrendiğim bir kulüp. Yabancısı olmadığım bir yer."
- Türkiye'den teklifler var mıydı? Varsa hangi takımlardan teklif geldi?
"F.Bahçe Ülker ve G.Saray Cafe Crown'dan da teklif aldım. Ama taraftarlara da hak vermek gerekiyor. Medyada bu tür haberler çok çıktı ama ciddi bir teklifle bana gelmediler. Herkes mutsuz olduğumu, döneceğimi düşünüyordu ama 'Oturalım, konuşalım.. Kerem gelir mi' şeklinde ciddi gelişmeler olmadı. Yalnızca beni ve menajerimi arayıp konuştuk. Bunun ötesinde bir şey olmadı."
- Euroleague'de çeyrek finale kalma mücadelesi veren F.Bahçe Ülker'den aldığın teklif, Efes Pilsen ile aynı şartlarda olsaydı, aranızın pek iyi olmadığı söylenen Bogdan Tanjevic'ten ötürü Efes'i tercih eder miydin? Tanjevic ile yıldızınızın barışmadığı şeklinde bir görüş oluşmuş durumda...
"İnsanlar doğru düşünüyor. Çünkü Tanjevic bir sene beni milli takıma almadı. Ama şu an aramızda kesinlikle bir sorun yok. Sonuçta kulüp ve milli takımlar oldukça farklı. Kulüp takımında neler olacağını bilemezdim. Ama Efes Pilsen, tanıdığım bir camia olduğu için şartlar aynı olsa bile tercihim Efes olurdu."
"BEŞİKTAŞ TARAFTARI BENİ OLDUĞUM GİBİ SEVDİ"
-Ama G.Saray ve Beşiktaş'a da kapıları kapatmadın sanırım. Şartlar uygun olursa bu iki takıma da dönebilirsin sanırım...
"Tabii dönebilirim. Sonuçta ben Galatasaraylıyım. Bunu her zaman her yerde açıkça dile getirdim. Beşiktaş'a gittiğimde Beşiktaş taraftarı da bunu biliyordu. Orada oynarken, bazı sporcuların yaptığı gibi 'Doğma büyüme Beşiktaşlıyım. Beşiktaş'a büyük sempatim var' gibi bir şey söylemedim. ama formanın hakkını o kadar iyi verdim ki Beşiktaş taraftarı da anladı zaten nasıl bir sporcu olduğumu ve bu yüzden de beni çok sevdiler. Bu durum Fenerbahçe'de oynarsam da aynı olacak.

Daha önce de söylediğim gibi Beşiktaşlı değilim ama en iyi Beşiktaşlıdan daha iyi mücadele ederim. Taraftar da bunu gördü. Zaten çok iyi bir sezon geçirdim. Ligin MVP'si oldum. Ama takım olarak da çok iyiydik. Belki sakatlanmasam şampiyon da olabilirdik."
- Rusya'daki hayatın nasıldı? Özellikle spor dışı hayat nasıl geçiyordu?
"Hayat oldukça zordu. Moskova'da gibi gözüksek de aslında şehir dışındaydık. Merkeze yarım saat uzaklıktaydık ama inanılmaz bir trafik vardı. Gündüz şehir merkezine gidemiyorduk çünkü trafikte 3 saat civarı bekleyebiliyorduk. O yüzden pek bir şey yapamıyorduk. Yaşadığımız yerin etrafında da fazla bir şey yoktu. İdman ile ev arasında yaşıyorduk. Depresif bir havası vardı. Sürekli karanlıktı."
- Avrupa'nın NBA'i olarak görülen İspanya Ligi ACB'de ter döktün. Euroleague ve ULEB Cup tecrübelerin oldukça iyi. Türkiye'de basketbolseverler ise, transfer olduğunuz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'den artık Euroleague Final Four'u bekliyor. 2.5 yıllığına geldiğiniz Efes'te esas katkınızı gelecek sezondan itibaren yapacağınız düşünüldüğünde bu kadroyla gelecek sezon Final Four oynamak mümkün mü yoksa hala eksikler mi var?
"Bence bu hedefin gerçekleşmesi oldukça yakın bir ihtimal. Şu an kadromuza bakıldığında özellikle yerliler çok kaliteli. Yabancılar da çok kaliteli ama sonuçta ufak tefek şanssızlıklar yaşandı. Mario Kasun'un sakatlığı gibi... Sonuçta pivot bölgesi Euroleague'de çok önemli bir pozisyon. Onun eksikliği hissedildi. Kerem ve Kaya ile bu açığı kapatmaya çalıştılar. Ancak onlar da bu ağır tempoyu kaldıramadı.
Sonuç olarak gelecek sezon bu kadro korunursa, belki bir iki takviye de yapılırsa, Ergin hoca ile birlikte başarılı olmamamız için hiç bir neden yok. Sonuçta daha önce de deiğim gibi yerli oyuncularımız çok kaliteli ve bu durum takımı biraz daha yukarı çıkartıyor. Belli bir kapasitemiz var. İnşallah seneye Final Four'da oluruz."
- Ligde de gayet iyi gidiyorsunuz. İlk hafta alınan Banvit yenilgisinden sonra yenilmediniz. Şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösteriliyorsunuz. Şampiyonluk yolunda ligdeki en büyük rakipleriniz kimlerdir? Bu arada Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen final serileri de son üç yılda hep sizin yenilginizle sonuçlanıyor. Bunun psikolojik olarak olumsuz bir etkisi olabilir mi?
"En başta Fenerbahçe Ülker en ciddi rakibimiz. Onlara karşı son yıllarda pek başarılı olmadığımız doğru ama sonuçta bunları aşmamız lazım. Ligde ilk maçı kazandık. İkinci maçı da alırsa olası bir eşleşmede önde olacağız. Normal sezonu ilk sırada bitirmek de saha avantajı açısından çok önemli. Sonuç olarak maç maç düşünüyoruz ve her hafta içi, hafta sonu oynayacağımız rakip için hazırlanıyoruz. Bu şekilde de sonuna kadar gitmemiz gerekiyor."
"ALDIĞIM HİÇBİR KARAR BENİ PİŞMAN ETMEDİ"
- G.Saray altyapısında oynarken önünüze koyduğunuz hedefleri, bugün itibariyle gerçekleştirdiğinizi söyleyebilir misiniz?
"Babam eski basketbolcu olduğu için basketbolun içinde büyüdüm, ama açıkçası 'Şunu olacağım! Bunu yapacağım!' şeklinde önüme hedefler koymadım ama her zaman yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım. Sonuçta da Real Madrid gibi Avrupa'nın devlerinden birinde oynadım. Futboldaki UEFA Kupası'yla eşdeğer bir kupa olan ULEB Cup'ı kazandım. ACB Ligi'nde şampiyonluk gördüm. Orada da ciddi süreler alıp kendimi kabul ettirdiğimi düşünüyorum. Orada kalabilirdim. Zaten tekrar çağırdılar. Ama sonuçta hepimiz profesyoneliz. Reddedilmeyecek bir rakamla gelen Rus takımına 'Hayır' diyemedim ama sonuçta işlerin bu noktaya geleceğini bilemezdik.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım ve aldığım her karardan ders çıkarmayı öğrendim."

- Avrupalı bir guard için NBA'de oynamak, forvet ve pivota göre daha zordur. Fizik olarak ABD'liler genelde üstün gelirler. NBA'den kamp daveti aldığınızı da biliyorum. NBA'de oynamamaktan dolayı pişmanlık duydunuz mu? Özellikle Yunanlı oyuncular, NBA'de kenarda oturmaktansa Avrupa'da yıldız statüsünde olmayı tercih ediyor. Sizin de tercihiniz bu yönde mi olurdu?
"Orada oynamadığım için kesin bir şey söyleyemem ama doğru zamanda doğru yerde olmaya inanırım. NBA'de süreler alıp Avrupa'da oynayamayan oyuncular da var. sonuç olarak NBA'e adım atmak önemli. Sonuçta o lige girdiğinde eninde sonunda süre alıyorsun ve bu şansı iyi değerlendirirsen kalıcı oluyorsun.
Elbette ki NBA'de oynamayı herkes çok ister ama şartlar bunu sağlamadı. Belki orada olsam fazla süre alamaz ve Avrupa'da yaşadığım başarıları yaşayamayacaktım. Her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum."
- Bu arada ağabeyiniz Kemal Tunçeri ile birlikte kurduğunuz bir organizasyon var ve yeni cevherleri Türk basketboluna armağan etmeyi amaçlıyorsunuz. Orada işler nasıl gidiyor?
"İyi gidiyor. Ağabeyim işin başında. Yurtdışında oynadığım dönemde fazla ilgilenemedim ama plan ve programları beraber yapıyoruz. Artık Türkiye'ye döndüm. Bu işe daha fazla zaman ayırmaya çalışacağım. Gençlerle ilgilenmek güzel bir şey. Basketbolu bıraktıktan sonra da bu işle ilgilenmek planlarım arasındaydı."
"RUSYA'DA CANIM HİÇ BİR ŞEY YAPMAK İSTEMİYORDU"
- Genç basketbolcular, idman programınızı, bireysel idmanlarınızı merak ediyor. Özel idmanlarınızı soruyorlar.
"Elbetteki özel idmanlar yapıyorum. Takım idmanlarından önce ve sonra salonda kalmaya çalışıyorum ve genelde şut idmanı yapıyorum. Sonuçta basketbol tekrar işidir. Çok çalışmayla alakalı bir spordur. Ben de onu yapmaya çalışıyorum. Son 3-4 aydır, Rusya'da bulunduğum ortamdan dolayı bu idmanları pek yapamadım. Çünkü işler çok kötü gittiğinden canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. Hava sürekli karanlıktı. Eve gidip uyumak istiyorduk."
- Oyununuzda eksik gördüğünüz yönler var mı? Mesela bazı basketbolseverler az şut kullanıp az sayı atmanızın nedenini soruyor.
"Ben hiç bir zaman şut atıp, skor yapmak için basketbol oynamadım. Genellikle pozisyona göre oynayıp takımımı daha fazla düşünmeyi tercih ediyorum. Yeri geldiğinde sayı da atıyorum. Artık bunu kanıtlama derdinde de değilim. Beşiktaş Cola Turka'da bu yönümü gösterdim. Sonuç olarak ben bir guardım ve top benim elimde. İstesem tüm hücumları kendim de kullanabilirim."
-Kendinizden sonra milli takımda oyun kuruculuk yapacak genç guard adayları içinde kimleri beğeniyorsunuz?
"Engin Atsür'ü beğeniyorum. Hem bir numara hem de iki numara pozisyonlarında oynayabiliyor. Ender zaten senelerdir oynuyor. Doğuş Balbay çok yetenekli bir isim. Şutunu da geliştirirse çok önemli bir guard olabilir."
- Beko TBL'yi yurtdışında takip ediyor muydunuz? Ligde beğendiğiniz yerli ve yabancılar kimler?
"Açıkçası fazla takip etmiyordum. Skorlara bakıyordum sadece. Beğendiğim oyuncular içinde de Ersin Görkem diyebilirim. Çok iyi bir şutör ve milli takıma kadar yükseldi."

"TÜRKLER ALDIKLARI ŞANSLARI İYİ KULLANMALI"
- Türkiye'de bir süre çok konuşulan ancak 3+2 kuralıyla durulan bir tartışma oldu. Bu da yabancı kontenjanının durumu. Bir kısım, yabancı sayısının artmasının yerlilerin önünü keseceğini söylerken bir kısım da sınırsız yabancı kuralından rekabetin doğup bunun hem yerlilere hem de takımlara faydalı olacağını savundu. Siz de, altyapı seviyesinde basketbolla yakından ilgilenen biri olarak bu konuda hangi görüşü savunuyorsunuz?
"Bu duruma öncelikle oyuncu gözüyle bakıyorum. Yabancı sınırlaması kalktığında genç yerlilerin takıma alınmaması gibi bir durum ortaya çıkabiliyor. İtalya'da yabancı sınırlaması yok. İtalya Ligi maçlarında kaç yerli oyuncu sahada yer alabiliyor! Bu durum milli takımlarına da yansıdı ve senelerdir başarısız oluyorlar. Bu bakımdan şu an uygulanan sistemin doğru olduğunu düşünüyorum.
Bu arada Türk oyuncular da, kendilerine şans verildiği zaman bunu iyi değerlendirmeli. Sonuçta bu iş herkese ekmek kazandırıyor. Genç oyuncu kazanmak önemli ama yeri geldiğinde maç kazandıracak oyuncu da ön plana çıkmalı. Sonuçta Türk oyuncular ellerinden geleni yapacak, antrenörler de onlara şans verecek."

- Milli Takıma değinecek olursak, Eurobasket 2001'den bu yana Avrupa Şampiyonaları'nda bir türlü yüzümüz gülmedi. Ancak geçtiğimiz yaz oynanan Eurobasket 2009 elemeleri ve buradaki performansımız sonrası beklentilerimiz yeniden artmış durumda. Polonya'daki grubumuzu nasıl değerlendiriyorsunuz ve turnuvadaki şansımızı nasıl görüyorsunuz?
"Elbette zor geçecek. Önemli olan turnuvaya, en hazır en formda olarak ulaşmak. Elemeleri de iyi geçirdik. Altıda altı yaptık. Zaman zaman hücumda zorlansak da çok iyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum. Aynı mücadeleyi finallerde de gösterebilirsek tabii ki şansımız var. O yüzden elimizden geleni yapacağız."
- Real Madrid'de başarılı bir sezon geçirip, İspanya'daki Eurobasket 2007 finallerine çağrılmadınız ve herkes buna şaşırdı. Ardından Eurobasket 2009 elemelerine davet edildiniz. Eurobasket 2009'ya çağrılmama gibi bir endişeniz var mı?
"Bunu asla bilemeyiz. Sonuçta buna coach karar verecek. Elbette ki çağrılmayı beklerim. 2007'de çağrımayınca üzülmüştüm ama bunun coach kararı olduğunu da bizzat ben söylüyordum herkese. Coach'un vereceği kararı bekleyeceğiz."
- Rusya'da pek göz önünde değildiniz. Maçlarınızı izleyemiyorduk. Efes'e gelişiniz sonrası milli takım kurmayları sizi canlı olarak izleyince bu durum seçilme şansınızı artırabilir mi?
"Bunun bir faktör olacağını düşünmüyorum. Sonuçta nasıl oynadığım biliniyor. Bu yüzden Rusya'da olmanın benim için bir dezavantaj olacağı fikrine katılmıyorum."
Röportaj: Sedat BALCI
Aynı zamanda da en kariyerli isimleri arasında yer alıyor...
Avrupa'da lig ve Avrupa şampiyonluğu yaşamış nadir sporcularımızdan biri...
Real Madrid forması giyme onuruna erişmiş tek Türk sporcusu...
Kariyeri böyle başarılarla dolu bir oyuncunun 12 Dev Adam'daki yeri ise, özellikle son yıllarda sıkça tartışıldı...
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Tartışılmayacak tek şey, Kerem'in şu an ülkemizin en yetenekli ve tecrübeli oyun kurucularının başında gelmesi...Ciddi bir paraya 'Evet' diyerek gittiği Rusya macerasını, sezon ortasında sonlandırmak zorunda kalan Kerem yeniden ülkemize, eski takımı Efes Pilsen'e döndü...
Sporx.com olarak Kerem'e, kendisiyle ilgili bilinmeyenleri sorduk ve cesur yanıtlar aldık...
İşte o sorular ve yanıtları...
"BEN GALATASARAYLIYIM"
- Öncelikle, size soracağımız soruların bazılarının, sitemizin ziyaretçileri adına sorulduğunu belirtmek istiyorum... Bu sorular içinde en sık sorulanı ise niçin para için Efes Pilsen'i seçtiğiniz, niçin G.Saray Cafe Crown'ı istemediğiniz hakkında... Şahsi görüşüm, profesyonel bir sporcu olarak parayı tercih etmenizin gayet normal olduğu ve o eleştiriyi yapanların da aynı şartlarda olmaları halinde aynı kararı verebilecekleri yönünde. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
"Onlar da kesinlikle öyle bir tercihte bulunurdu. Sonuç olarak en ciddi teklifi Efes Pilsen yaptı. Benim de tercihim bu yönde oldu."

- Kariyerine G.Saray'da Orhun Ene gibi bir ustanın yanında başladın. Ardından parlak bir Efes Pilsen kariyeri, Beşiktaş ile bireysel anlamda yaşanan altın yıl ve ardından Real Madrid dönemi! İspanya'da çok başarılı bir dönemden sonra iyi bir teklif sonrası Rusya'ya gittin. Rusya'dan ayrılıp Türkiye'ye dönmene neden olan etkenler neler oldu?
"Rusya'da işler çok kötü gidiyordu. Takım kötüydü. Antrenör ile pek aram iyi değildi. Ödemelerde bayağı bir sıkıntı yaşanıyordu. Rusya genelinde bu sıkıntı vardı çünkü çok ciddi bir devalüasyon oldu. Dünyadaki ekonomik krizi en fazla etkileyen ülkelerin başında Rusya geliyordu. Oyuncular da teker teker ayrılmaya başladı. Real Madrid bana teklifte bulundu. Yarım dönemlik bir teklifti. ama hedeflerim hep uzun vadeli olduğundan Efes Pilsen'in 2.5 senelik kontrat teklifini kabul ettim.
Sonuçta planda olmayan bir durumdu. Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyordum. Uzun yıllar yurtdışında oynamayı planlıyordum ama neyin ne zaman olacağını önceden kestiremiyoruz. Sonuçta şartlar bunu gerektirdi.
Bu arada Ergin Ataman da uzun zamandır yakından tanıdığım bir antrenör. Efes Pilsen çok şeyler yaşadığım, çok şeyler öğrendiğim bir kulüp. Yabancısı olmadığım bir yer."- Türkiye'den teklifler var mıydı? Varsa hangi takımlardan teklif geldi?
"F.Bahçe Ülker ve G.Saray Cafe Crown'dan da teklif aldım. Ama taraftarlara da hak vermek gerekiyor. Medyada bu tür haberler çok çıktı ama ciddi bir teklifle bana gelmediler. Herkes mutsuz olduğumu, döneceğimi düşünüyordu ama 'Oturalım, konuşalım.. Kerem gelir mi' şeklinde ciddi gelişmeler olmadı. Yalnızca beni ve menajerimi arayıp konuştuk. Bunun ötesinde bir şey olmadı."
- Euroleague'de çeyrek finale kalma mücadelesi veren F.Bahçe Ülker'den aldığın teklif, Efes Pilsen ile aynı şartlarda olsaydı, aranızın pek iyi olmadığı söylenen Bogdan Tanjevic'ten ötürü Efes'i tercih eder miydin? Tanjevic ile yıldızınızın barışmadığı şeklinde bir görüş oluşmuş durumda...
"İnsanlar doğru düşünüyor. Çünkü Tanjevic bir sene beni milli takıma almadı. Ama şu an aramızda kesinlikle bir sorun yok. Sonuçta kulüp ve milli takımlar oldukça farklı. Kulüp takımında neler olacağını bilemezdim. Ama Efes Pilsen, tanıdığım bir camia olduğu için şartlar aynı olsa bile tercihim Efes olurdu."
"BEŞİKTAŞ TARAFTARI BENİ OLDUĞUM GİBİ SEVDİ"
-Ama G.Saray ve Beşiktaş'a da kapıları kapatmadın sanırım. Şartlar uygun olursa bu iki takıma da dönebilirsin sanırım...
"Tabii dönebilirim. Sonuçta ben Galatasaraylıyım. Bunu her zaman her yerde açıkça dile getirdim. Beşiktaş'a gittiğimde Beşiktaş taraftarı da bunu biliyordu. Orada oynarken, bazı sporcuların yaptığı gibi 'Doğma büyüme Beşiktaşlıyım. Beşiktaş'a büyük sempatim var' gibi bir şey söylemedim. ama formanın hakkını o kadar iyi verdim ki Beşiktaş taraftarı da anladı zaten nasıl bir sporcu olduğumu ve bu yüzden de beni çok sevdiler. Bu durum Fenerbahçe'de oynarsam da aynı olacak.

Daha önce de söylediğim gibi Beşiktaşlı değilim ama en iyi Beşiktaşlıdan daha iyi mücadele ederim. Taraftar da bunu gördü. Zaten çok iyi bir sezon geçirdim. Ligin MVP'si oldum. Ama takım olarak da çok iyiydik. Belki sakatlanmasam şampiyon da olabilirdik."
- Rusya'daki hayatın nasıldı? Özellikle spor dışı hayat nasıl geçiyordu?
"Hayat oldukça zordu. Moskova'da gibi gözüksek de aslında şehir dışındaydık. Merkeze yarım saat uzaklıktaydık ama inanılmaz bir trafik vardı. Gündüz şehir merkezine gidemiyorduk çünkü trafikte 3 saat civarı bekleyebiliyorduk. O yüzden pek bir şey yapamıyorduk. Yaşadığımız yerin etrafında da fazla bir şey yoktu. İdman ile ev arasında yaşıyorduk. Depresif bir havası vardı. Sürekli karanlıktı."
- Avrupa'nın NBA'i olarak görülen İspanya Ligi ACB'de ter döktün. Euroleague ve ULEB Cup tecrübelerin oldukça iyi. Türkiye'de basketbolseverler ise, transfer olduğunuz Efes Pilsen ve Fenerbahçe Ülker'den artık Euroleague Final Four'u bekliyor. 2.5 yıllığına geldiğiniz Efes'te esas katkınızı gelecek sezondan itibaren yapacağınız düşünüldüğünde bu kadroyla gelecek sezon Final Four oynamak mümkün mü yoksa hala eksikler mi var?
"Bence bu hedefin gerçekleşmesi oldukça yakın bir ihtimal. Şu an kadromuza bakıldığında özellikle yerliler çok kaliteli. Yabancılar da çok kaliteli ama sonuçta ufak tefek şanssızlıklar yaşandı. Mario Kasun'un sakatlığı gibi... Sonuçta pivot bölgesi Euroleague'de çok önemli bir pozisyon. Onun eksikliği hissedildi. Kerem ve Kaya ile bu açığı kapatmaya çalıştılar. Ancak onlar da bu ağır tempoyu kaldıramadı.
Sonuç olarak gelecek sezon bu kadro korunursa, belki bir iki takviye de yapılırsa, Ergin hoca ile birlikte başarılı olmamamız için hiç bir neden yok. Sonuçta daha önce de deiğim gibi yerli oyuncularımız çok kaliteli ve bu durum takımı biraz daha yukarı çıkartıyor. Belli bir kapasitemiz var. İnşallah seneye Final Four'da oluruz."
- Ligde de gayet iyi gidiyorsunuz. İlk hafta alınan Banvit yenilgisinden sonra yenilmediniz. Şampiyonluğun en büyük favorisi olarak gösteriliyorsunuz. Şampiyonluk yolunda ligdeki en büyük rakipleriniz kimlerdir? Bu arada Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen final serileri de son üç yılda hep sizin yenilginizle sonuçlanıyor. Bunun psikolojik olarak olumsuz bir etkisi olabilir mi?
"En başta Fenerbahçe Ülker en ciddi rakibimiz. Onlara karşı son yıllarda pek başarılı olmadığımız doğru ama sonuçta bunları aşmamız lazım. Ligde ilk maçı kazandık. İkinci maçı da alırsa olası bir eşleşmede önde olacağız. Normal sezonu ilk sırada bitirmek de saha avantajı açısından çok önemli. Sonuç olarak maç maç düşünüyoruz ve her hafta içi, hafta sonu oynayacağımız rakip için hazırlanıyoruz. Bu şekilde de sonuna kadar gitmemiz gerekiyor."
"ALDIĞIM HİÇBİR KARAR BENİ PİŞMAN ETMEDİ"
- G.Saray altyapısında oynarken önünüze koyduğunuz hedefleri, bugün itibariyle gerçekleştirdiğinizi söyleyebilir misiniz?
"Babam eski basketbolcu olduğu için basketbolun içinde büyüdüm, ama açıkçası 'Şunu olacağım! Bunu yapacağım!' şeklinde önüme hedefler koymadım ama her zaman yapabileceğimin en iyisini yapmaya çalıştım. Sonuçta da Real Madrid gibi Avrupa'nın devlerinden birinde oynadım. Futboldaki UEFA Kupası'yla eşdeğer bir kupa olan ULEB Cup'ı kazandım. ACB Ligi'nde şampiyonluk gördüm. Orada da ciddi süreler alıp kendimi kabul ettirdiğimi düşünüyorum. Orada kalabilirdim. Zaten tekrar çağırdılar. Ama sonuçta hepimiz profesyoneliz. Reddedilmeyecek bir rakamla gelen Rus takımına 'Hayır' diyemedim ama sonuçta işlerin bu noktaya geleceğini bilemezdik.
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yaptığım hiçbir şeyden pişmanlık duymadım ve aldığım her karardan ders çıkarmayı öğrendim."

- Avrupalı bir guard için NBA'de oynamak, forvet ve pivota göre daha zordur. Fizik olarak ABD'liler genelde üstün gelirler. NBA'den kamp daveti aldığınızı da biliyorum. NBA'de oynamamaktan dolayı pişmanlık duydunuz mu? Özellikle Yunanlı oyuncular, NBA'de kenarda oturmaktansa Avrupa'da yıldız statüsünde olmayı tercih ediyor. Sizin de tercihiniz bu yönde mi olurdu?
"Orada oynamadığım için kesin bir şey söyleyemem ama doğru zamanda doğru yerde olmaya inanırım. NBA'de süreler alıp Avrupa'da oynayamayan oyuncular da var. sonuç olarak NBA'e adım atmak önemli. Sonuçta o lige girdiğinde eninde sonunda süre alıyorsun ve bu şansı iyi değerlendirirsen kalıcı oluyorsun.
Elbette ki NBA'de oynamayı herkes çok ister ama şartlar bunu sağlamadı. Belki orada olsam fazla süre alamaz ve Avrupa'da yaşadığım başarıları yaşayamayacaktım. Her işte bir hayır vardır diye düşünüyorum."
- Bu arada ağabeyiniz Kemal Tunçeri ile birlikte kurduğunuz bir organizasyon var ve yeni cevherleri Türk basketboluna armağan etmeyi amaçlıyorsunuz. Orada işler nasıl gidiyor?
"İyi gidiyor. Ağabeyim işin başında. Yurtdışında oynadığım dönemde fazla ilgilenemedim ama plan ve programları beraber yapıyoruz. Artık Türkiye'ye döndüm. Bu işe daha fazla zaman ayırmaya çalışacağım. Gençlerle ilgilenmek güzel bir şey. Basketbolu bıraktıktan sonra da bu işle ilgilenmek planlarım arasındaydı."
"RUSYA'DA CANIM HİÇ BİR ŞEY YAPMAK İSTEMİYORDU"
- Genç basketbolcular, idman programınızı, bireysel idmanlarınızı merak ediyor. Özel idmanlarınızı soruyorlar.
"Elbetteki özel idmanlar yapıyorum. Takım idmanlarından önce ve sonra salonda kalmaya çalışıyorum ve genelde şut idmanı yapıyorum. Sonuçta basketbol tekrar işidir. Çok çalışmayla alakalı bir spordur. Ben de onu yapmaya çalışıyorum. Son 3-4 aydır, Rusya'da bulunduğum ortamdan dolayı bu idmanları pek yapamadım. Çünkü işler çok kötü gittiğinden canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. Hava sürekli karanlıktı. Eve gidip uyumak istiyorduk."
- Oyununuzda eksik gördüğünüz yönler var mı? Mesela bazı basketbolseverler az şut kullanıp az sayı atmanızın nedenini soruyor.
"Ben hiç bir zaman şut atıp, skor yapmak için basketbol oynamadım. Genellikle pozisyona göre oynayıp takımımı daha fazla düşünmeyi tercih ediyorum. Yeri geldiğinde sayı da atıyorum. Artık bunu kanıtlama derdinde de değilim. Beşiktaş Cola Turka'da bu yönümü gösterdim. Sonuç olarak ben bir guardım ve top benim elimde. İstesem tüm hücumları kendim de kullanabilirim."
-Kendinizden sonra milli takımda oyun kuruculuk yapacak genç guard adayları içinde kimleri beğeniyorsunuz?
"Engin Atsür'ü beğeniyorum. Hem bir numara hem de iki numara pozisyonlarında oynayabiliyor. Ender zaten senelerdir oynuyor. Doğuş Balbay çok yetenekli bir isim. Şutunu da geliştirirse çok önemli bir guard olabilir."
- Beko TBL'yi yurtdışında takip ediyor muydunuz? Ligde beğendiğiniz yerli ve yabancılar kimler?
"Açıkçası fazla takip etmiyordum. Skorlara bakıyordum sadece. Beğendiğim oyuncular içinde de Ersin Görkem diyebilirim. Çok iyi bir şutör ve milli takıma kadar yükseldi."

"TÜRKLER ALDIKLARI ŞANSLARI İYİ KULLANMALI"
- Türkiye'de bir süre çok konuşulan ancak 3+2 kuralıyla durulan bir tartışma oldu. Bu da yabancı kontenjanının durumu. Bir kısım, yabancı sayısının artmasının yerlilerin önünü keseceğini söylerken bir kısım da sınırsız yabancı kuralından rekabetin doğup bunun hem yerlilere hem de takımlara faydalı olacağını savundu. Siz de, altyapı seviyesinde basketbolla yakından ilgilenen biri olarak bu konuda hangi görüşü savunuyorsunuz?
"Bu duruma öncelikle oyuncu gözüyle bakıyorum. Yabancı sınırlaması kalktığında genç yerlilerin takıma alınmaması gibi bir durum ortaya çıkabiliyor. İtalya'da yabancı sınırlaması yok. İtalya Ligi maçlarında kaç yerli oyuncu sahada yer alabiliyor! Bu durum milli takımlarına da yansıdı ve senelerdir başarısız oluyorlar. Bu bakımdan şu an uygulanan sistemin doğru olduğunu düşünüyorum.
Bu arada Türk oyuncular da, kendilerine şans verildiği zaman bunu iyi değerlendirmeli. Sonuçta bu iş herkese ekmek kazandırıyor. Genç oyuncu kazanmak önemli ama yeri geldiğinde maç kazandıracak oyuncu da ön plana çıkmalı. Sonuçta Türk oyuncular ellerinden geleni yapacak, antrenörler de onlara şans verecek."

- Milli Takıma değinecek olursak, Eurobasket 2001'den bu yana Avrupa Şampiyonaları'nda bir türlü yüzümüz gülmedi. Ancak geçtiğimiz yaz oynanan Eurobasket 2009 elemeleri ve buradaki performansımız sonrası beklentilerimiz yeniden artmış durumda. Polonya'daki grubumuzu nasıl değerlendiriyorsunuz ve turnuvadaki şansımızı nasıl görüyorsunuz?
"Elbette zor geçecek. Önemli olan turnuvaya, en hazır en formda olarak ulaşmak. Elemeleri de iyi geçirdik. Altıda altı yaptık. Zaman zaman hücumda zorlansak da çok iyi mücadele ettiğimizi düşünüyorum. Aynı mücadeleyi finallerde de gösterebilirsek tabii ki şansımız var. O yüzden elimizden geleni yapacağız."
- Real Madrid'de başarılı bir sezon geçirip, İspanya'daki Eurobasket 2007 finallerine çağrılmadınız ve herkes buna şaşırdı. Ardından Eurobasket 2009 elemelerine davet edildiniz. Eurobasket 2009'ya çağrılmama gibi bir endişeniz var mı?
"Bunu asla bilemeyiz. Sonuçta buna coach karar verecek. Elbette ki çağrılmayı beklerim. 2007'de çağrımayınca üzülmüştüm ama bunun coach kararı olduğunu da bizzat ben söylüyordum herkese. Coach'un vereceği kararı bekleyeceğiz."
- Rusya'da pek göz önünde değildiniz. Maçlarınızı izleyemiyorduk. Efes'e gelişiniz sonrası milli takım kurmayları sizi canlı olarak izleyince bu durum seçilme şansınızı artırabilir mi?
"Bunun bir faktör olacağını düşünmüyorum. Sonuçta nasıl oynadığım biliniyor. Bu yüzden Rusya'da olmanın benim için bir dezavantaj olacağı fikrine katılmıyorum."
Röportaj: Sedat BALCI
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

