Sporx Logo
Takımım Fikstür Puan Durumu Canlı Skor
Geri
İleri
Cristiano Ronaldo milli takımı bırakmadığını açıkladı!
Google News

Cristiano Ronaldo milli takımı bırakmadığını açıkladı!

SPORX AI BAKIŞI
Açık
|| Son güncelleme
Cristiano Ronaldo milli takımı terk etmesinin ardından bir açıklama yapacağını belirtmişti. Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş! İşaretle İŞARETLE Tıkla Portekizli süper yıldız yaptığı açıklamada milli takımı bırakmadığını belirtti. Ronaldo yaşananlara dair kendi penceresinden gördüklerini anlattı.

Ronaldo, teknik direktör Jorge Jesus'un kendisine verdiği sözleri iki farklı zamanda iki kez yerine getirmediğini iddia etti.

Ronaldo'nun açıklamasının tamamı şöyle:

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
"YAŞANANLARI KENDİ AĞZIMDAN ANLATMAYA KARAR VERDİM"

"Söz verdiğim gibi, Milli Takım'ın son kampında yaşananları kendi ağzımdan ve doğrudan anlatmaya karar verdim.

2026 Dünya Kupası'nın ardından Portekiz halkına hitaben bir mektup hazırladım. O mektubu hâlâ saklıyorum ve milli takımımızdan kesin olarak ayrıldığım gün söylemek istediğim sözler orada yazıyor. Turnuvanın sonunda, Amerika Birleşik Devletleri'nden dönüş uçağındayken Federasyon Başkanı benden ayrılma kararımı yeniden düşünmemi istedi ve bu konuda ısrarcı oldu. Çünkü Portekiz Futbol Federasyonu benim devam etmemi istiyordu.

Hemen ardından, bana şu anki Milli Takım Teknik Direktörü'nün ismiyle ilgili fikrimi sordu. Onun da diğer bazı isimlerle birlikte değerlendirildiğini ancak diğer adayların kim olduğunu söylemedi. Federasyon Başkanı'na, bana göre doğru tercihin bu isim olacağını söyledim. Bu yüzden mevcut teknik direktörün göreve getirildiği gün gerçekten çok mutlu oldum. Doğru seçimdi ve alınan sonuçlar da bunu gösteriyor."

"BENİMLE DEVAM ETMEK İSTEDİĞİNİ SÖYLEDİ"

"Birkaç gün sonra yeni milli takım teknik direktöründen ilk kez bir telefon aldım. Benimle yüz yüze görüşmek istediğini söyledi. Kabul ettim ve tatilimin sonunda buluşmak üzere anlaştık. Teknik direktör o gün bana benimle devam etmek istediğini ve varlığımın projesi açısından çok önemli olduğunu söyledi. Ardından milli takımdaki rolümle ilgili bir plan sundu. İlk maçı ve son maçı oynayacağımı, fiziksel durumumu yönetmek amacıyla her maçta üç-dört değişiklik yapacağını söyledi."

"AYRICALIKLI BİR DURUMU KABUL ETMEDİM"

"O sırada Norveç ve Danimarka deplasmanlarına milli takımla gitmemem ihtimalini de önüme koydu. İlk maçı oynadıktan sonra Portekiz'de kalmamı, ardından Dragão'daki maçtan önce yeniden takıma katılmamı teklif etti. Bu öneriyi hemen reddettim. Bunu kabul etmemin doğru olmayacağı çok açıktı. Yurt dışındaki maçlarda oynamayacak olmam, takımımızın kaptanı olmaktan vazgeçtiğim anlamına gelmezdi. Portekiz'de kalma gibi ayrıcalıklı bir durumun diğer oyunculara iyi bir örnek olmayacağını düşündüm. Teknik direktör de sonunda benim değerlendirmeme katıldı.

İlk maçta Galler'e karşı oynadım ve oyundan alınmama rağmen hiçbir sorun çıkarmadım. Kaptanlık pazubandını kendi ellerimle Bruno Fernandes'e verdim. O an, Milli Takım oyuncusu ve kaptanı olarak son adımlarımı atıyor olabileceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu.

Benim için o gün en önemli şey kazanmamızdı. Kazanmak her zaman güzeldir. Portekiz için, ülkem adına kazanmak ise çok daha güzeldir."

"30 DAKİKA OYNAYACAĞIMI SÖYLEDİ"

"Norveç maçının oynanacağı gün öğle yemeği sırasında teknik direktörün yardımcılarından biri, takımın yemek yediği masaya geldi ve teknik direktörün benimle konuşmak istediğini söyledi. Büyük bir şaşkınlıkla, teknik direktör bana 30 dakika oynayabilecek durumda olup olmadığımı sordu. Ben tamamen fiziksel toparlanma sürecime odaklanmıştım. Her zamanki gibi takım arkadaşlarımla birlikteydim ve o gün oynamayacağımı düşünüyordum. Bununla ilgili hiçbir problemim yoktu.

Bu talep, fiziksel toparlanma ve antrenman planımın dışındaydı. Çünkü yalnızca ayın 4'ünde Dragão'daki maçta oynayacaktım. Buna rağmen elbette oynayabileceğimi söyledim. Bunun üzerine bana hazır olmamı, 30 dakika oynayacağımı söyledi. Sonrasını herkes biliyor. Devre arasından itibaren ısındım, dakikaların geçişini izledim ama oyuna çağrılmadım. Teknik direktör bana verdiği sözü tutmamıştı."

"TARAFTARLARDAN ÖZÜR DİLİYORUM"

"Maçın sonunda tek istediğim, karşılaşmanın galibiyetle bitmesi ve ardından yalnız kalmaktı. Taraftarların yanına gidip onları selamlamadım. Bu tamamen benim sorumluluğumda olan ve yapmamam gereken bir hataydı. Bizi orada büyük bir coşkuyla destekleyen Portekizlilerden özür diliyorum. Taraftarlardan ve Portekizli olmadığı halde yalnızca beni görmek için oraya gelmiş ve hayal kırıklığına uğratmış olabileceğim insanlardan da özür diliyorum."

"GERÇEĞİ ANLATMASI KONUSUNDA ANLAŞTIK"

"48 saat sonra teknik direktörle bir görüşme yaptık. Çok derin, son derece açık ve hiçbir filtrenin olmadığı bir konuşma yaptık. Bu olayın yalnızca tek bir şekilde kapatılabileceği konusunda anlaştık: Teknik direktörün, bana özel olarak söylediklerini basın toplantısında da tekrar etmesi.

Anlaşmamız çok basitti. Teknik direktör basın toplantısına bu konuyla başlayacak ve gerçeği anlatarak meseleyi kapatmaya çalışacaktı. Benim hiçbir zaman kendisinden süre istemediğimi, bu kamp için planı bana kendisinin önerdiğini ve bunu başka hiç kimsenin yapmadığını söyleyecekti. Beni ısınmaya gönderip ardından oyuna almamasının bir hata olduğunu ve aynı durum tekrar yaşansa bunu yapmayacağını açıklayacaktı. Toplantının sonunda teknik direktör benden kendisine sarılmamı istedi. Basın toplantısında bana söylediklerinin aynısını söyleyeceğine ve böylece konunun kapanacağına söz verdi. Ben Danimarka maçında oynamayacak, Dragão'daki maçta ise forma giyecektim."

"VERDİĞİ SÖZÜ İKİNCİ KEZ TUTMADI"

"Basın toplantısında yaşananlar ise herkesin bildiği gibi oldu. Sergilenen tavır, bir önceki gün yaptığımız görüşmeyle hiçbir şekilde örtüşmüyordu. Hak etmediğimi düşündüğüm ifadeler ve agresif bir tavırla karşılaştım. Özel görüşmemizde bana karşı asla göstermediği, 'Ben isterim, ben yaparım, benim dediğim olur' şeklinde bir yaklaşım sergiledi.

Bu, bana verdiği sözü ikinci kez tutmamasıydı. Bir kez daha sözünün bozulmasını beklemeden kampı terk etmeye karar verdim. Benim için insanlar arasındaki ilişkilerde hâlâ en önemli şey gerçektir. Ne kadar acı verirse versin, bana gerçeği söylemelerini isterim. Zaten o basın toplantısının yapıldığı günün sabahında Federasyon Başkanı ve teknik direktörle yaptığım görüşmede, eğer beni orada istemiyorlarsa bunu açıkça söylemelerini yeniden ifade ettim. Bana karşı dürüst olmaları yeterliydi. Bunu kabul edeceğimi ve her zaman hayalini kurduğum gibi güzel bir veda hazırlayabileceğimizi, kimsenin de kimseye kızmayacağını söyledim."

"YİNE DE KAMPI TERK ETMEMELİYDİM"

"Yaklaşık 25 yıllık kariyerim boyunca hiçbir teknik direktörün veya milli takım teknik direktörünün teknik ya da taktik kararlarına hiçbir zaman müdahale etmedim. Benden istenen şeyi iyi ya da kötü kabul ederim. Kararlara saygı duyarım. Ancak bana verilen söz tutulmadığında, orada artık yerimin olmadığını hissederim. Milli Takım'daki takım arkadaşlarımdan da kampı terk ettiğim için özür dilemem gerekiyor. Bu görüşmelere şahit olan herkesin doğrulayabileceği gibi teknik direktörün sözüne karşı duyduğum güven tamamen ortadan kalkmış olsa bile, yine de kampı terk etmemeliydim. Bunun sorumluluğu tamamen bana aittir. Portekiz halkından bir kez daha özür diliyorum. Ancak bir insanın verdiği sözü tutmaması benim için belirleyici bir meseledir. O noktadan sonra orada kalmamın yalnızca çalışma grubuna zarar vereceğini hissettim."

"KAPTAN OLMAM CEZAYI AĞIRLAŞTIRMALI"

"Kendimi faydalı hissetmediğim anda valizimi topladım ve ayrıldım. Bu davranışımın sonucunu Portekiz Futbol Federasyonu değerlendirmeli ve gerekli cezayı vermelidir. Bana uygulanacak cezada hafifletici bir unsur olmaması gerektiğini düşünüyorum. Ben sıradan bir oyuncu değilim, takım kaptanıyım ve bu durum cezayı hafifletmek yerine ağırlaştıran bir unsur olmalıdır. Özür diledim ancak davranışların sonuçları olması gerektiğini biliyorum. Benim kadar uzun süredir futbolun içinde olan herkes bilir ki oyuncunun statüsü ne olursa olsun kurallar herkes için aynıdır."

"AKLIMDAN GEÇEN HALA REKABET ETMEK"

"Bu konuyla bağlantılı olarak son dönemde sürekli veda maçlarından, bana yakışır bir veda yapılması gerektiğinden ve Federasyon'un bana böyle bir fırsat sunmak istediğinden bahsedildiğini duyuyorum. Hayatta aç kaldığım, birçok kez yiyecek hiçbir şey bulamadığım zamanlardan öğrendiğim bir şey var: Kimse kimseye hiçbir şey vermez. Bütün taraftarlarıma ve elbette özellikle tüm Portekizlilere söz verebilirim ki bir veya birkaç veda maçı yapacağız. Bunun için zamanımız olacak. Ancak Milli Takım'ı düşündüğümde benim aklımdan geçen asıl şey hâlâ rekabet etmek.

Dolayısıyla fiziksel olarak iyi durumda olursam, kulübümde forma giymeye devam edersem ve umarım gollerimi de atmaya devam edersem, bana verilecek cezayı tamamladıktan sonra bugüne kadar olduğu gibi Milli Takımımız adına mücadele etmek ve kazanmak için hazır olacağım.

İnanın bana, gerçek bundan daha saf ve açık olamaz."

NE OLMUŞTU?

41 yaşındaki futbolcu, Norveç karşısında yedek kulübesinde kalmasının ve Danimarka maçına da ilk 11'de başlamayacağının açıklanmasının ardından milli takım kampından ayrılmıştı.

Ronaldo, kampı terk ettikten sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ayrılık kararının nedenlerini "zamanı geldiğinde" Portekiz halkına anlatacağını belirtmişti.

Portekiz'in Norveç'i 2-1 mağlup ederek UEFA Uluslar Ligi'nde çeyrek finale yükselmesinin ardından konuşan Jesus, "Ronaldo isterse milli takıma döner. Nasıl veda edeceğine Cristiano karar vermeli." demişti.



Haber; Sporx.com, Fotoğraf; X.com
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön