Sporx Logo
Takımım Fikstür Transferler TRANSFERLER Canlı Skor
Geri
İleri
Göztepe'de bir başarı hikayesi...

Göztepe'de bir başarı hikayesi...

Bir dönem Kartalspor A2 antrenörlüğü yapan Özgür Zengin, şimdilerde Göztepe'den genç yetenekleri yetiştirme görevini üstlenmiş durumda... Göztepe.com Özgür hoca ile geçmişte yaşadığı başarıları ve gelecek için planlarını konuştu. İşte o söyleşi;

"Umarız bu sıkıntılı günlerimizde kafalarımızı dağıtacak bir sohbet gerçekleştirebilmişizdir. Buyrun başlayalım...

Hocam geçmişinizden, kariyerinizden bahsedebilir misiniz biraz?

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Kartal sporda çalıştım 13 yıl. 99 yılında başladım bütün yaş gruplarında çalıştım. Spor okulu kurdum, spor okulu yoktu Kartal'da. Şu anki gibi imkanlarımız yoktu, tesisimiz yoktu. Burada bir çok imkan var. Orada yönetim zaten hiç yoktu. Her sene yönetim değişiyordu. Her parti geldiğinde yönetim değişiyordu. Ama her gelen bizi tuttu, her gelen bize sahip çıktı, çünkü biz bir tek şunu yaptık, İnsanlara sormadık, sen nerelisin ? kimsin ? Annen baban ne iş yapıyor? Biz bunlarla ilgilenmedik. İlgilendiğimiz şey çocukların futbol yetenekleriydi... Biz sadece çocukların futbola olan yeteneklerini ele aldık. Dolayısıyla biz, bir sistem kurduk orada. 50 kişiyle başladığımız futbol okulu 600 kişi oldu. Böyle bir fazlalık olunca dedik ki, çocukları kontrol edemiyoruz. İnternet ortamında bir sistem kurduk. Çocukların adı soyadı ile sisteme girdiğimizde, tüm kayıtlarına ulaşabileceğimiz bir sistem oluşturduk. Aynı zamanda velilerinde çocuklarının gelişimlerini takip edebilecekleri bir sistem oldu bu...



Bu 600 kişilik futbol okulu tüm alt yapıyı destekledi. Oradaki çocuklar dört, beş sene sonra Türkiye şampiyonluklarında yarışacak düzeye geldiler. Aslında bizim Kartalspora profesyonel oyuncu vermeye başladığımız dönem, Hüseyin Kurt dönemidir. Fakat, o dönemdeki başkan yedi tane oyuncuyu Fenerbahçeye sattı. O süreçteki en iyi oyuncularımız Fenerbahçe'ye gidince biz A takıma üç, dört sene oyuncu veremedik. Ondan sonra gelen yönetim dedi ki "biz oyuncu satmayacağız A takıma oyuncu yetiştirmeni istiyoruz". Oyuncularımız, yani alttan gelen gruplar tekrar birikti. Birikince geçen sene ve bir önceki sene patlama oldu. Türkiye şampiyonlukları geldi ve A takım kadrosuna pek çok oyuncu yetişmiş oldu. Alttan sürekli kendini besleyen bir sistem kurulmuş oldu. Günübirlik bir takım yerine, alt yapı ile desteklenen bir takım kurulmuş oldu.

Kartalspor'daki Türkiye Şampiyonluklarından sonra sayın başkanımızın bir talebi oldu benden. Bende kıramadım. Buraya gelince, ailem orada kaldı. Ben 28 yıldır Kartaldayım. Aynı zamanda öğretmenim. Eşim ailem Kartalda. Hatta ben buraya geldikten sonra Kartal başkanı, bir yıllık bir tatilde hoca diye açıklama durumunda kaldı.. Geçici bir süre bizimle olamayacak, sonra aramıza geri dönecek dedi.

Hocam, Kartalsporda yaşadığınız bu başarılı sürecin anahtarı neydi?

Sistemi kurarken mantığımız şuydu. Bir, Biz yapamayacağımız işin sözünü çocuklara vermiyoruz. Çünkü çocuk tertemiz bir sayfa olarak geliyor buraya. siz ona yalan söylerseniz kirleniyor, velisi yalan söylerse kirleniyor. Yapamayacağınız şeylerle ilgili söz verince kirleniyor, ümitleniyor, okulunu bırakıyor, hevesleniyor... Biz diyoruz ki, hayır. Çocuğunuzun yetenekleri bunlar. Biz bu noktaya kadar taşıyabiliriz. Bundan sonrası için bir şey yapamayız. İnsanlara dürüst davrandık. Biz bunu yaptık, başka bir şey yapmadık. İki, biz çocukların hepsine kendi çocuğumuz gibi baktık, öyle davrandık. Biz velilere dedik ki, bu satten sonra artık çocuğunuz, bizimde çocuğumuz. Kulüpten içeri girdi, formasını giydi. Ona sevgi ile davrandık, o çocuk bizi sevdi yanına bir kişi daha getirdi. Yetenekli oyuncu getirdi. Bir iken iki oldular, performans arttı.

Oradaki tesislerle buradaki tesisler arasında farklar nedir?

Orada şu an bir tek suni çim saha var. Suni çim sahanın soyunma odaları var bir de. Burada yan sahalar var, halı sahalar var. Yemekhaneler var. Orada yemekhane falan hiç yoktu... Bunlar takım için, birlik beraberlik için önemli... Burada kulubün ekonomik olarak bir yapısı var. Bu ekonomik yapı içerisinde giderlerinizi karşılayabileceğiniz imkanlar var.
Fakat buradaki en büyük problem, bir sistem olmaması. Haliyle yetenekli oyuncu da yok. Çok sınırlı. Kendi hocalarımızla da bunu tartışıyoruz. Yetenekli oyuncu sıkıntımızı gidermek için her hafta düzenli bir şekilde çevremizdeki tüm maçları izliyoruz. Alt yapıya yetenekli oyuncular arıyoruz.



Hocam, İzmirli veliler, diğer izmir takımlarına oranla kulübümüzün alt yapısını ne derecede tercih ediyorlar? İzmir'de yaş küçüldükçe, okullarda parklarda, alışveriş merkezlerinde İstanbul Takımlarının formalarıyla geziyor minikler. Ne zaman Göztepe formaları göreceğiz?

İzmir'de şöyle bir gerçek var. Alt yapı konusunda marka olmuş bazı kulüpler var İzmir'de. Fakat, onlar da kalıcı başarıları sağlayamamışlar. Öncelikle sportif anlamda kalıcı başarılara imza atmamız gerek. Hem A takım kadrosu olarak, hem de alt yapı olarak. Daha sonra, o başarılı kadrolarda alt yapı oyuncularımız boy göstermeli. Göstermeli ki, bizim de alt yapımız marka haline gelsin. Daha sonra kendiliğinden talep edilir hale geleceğiz. Hem sportif başarılar, hem de alt yapıdan yetişmiş futbolcularımız olunca, yavaş yavaş formalar Göztepe formaları olacaktır...

Buradaki sözleşmeniz bizdeki bilgilere göre 31 mayıs 1012' de bitiyor. Sonrası? Dediğimizde, gülümsüyor Özgür hoca ve devam ediyor ;

Şimdi, neyse... İmam başkan çağırdı gittik konuştuk, alt yapılar biliyorsunuz ki hemen sonuç alacağınız işler değil. Siz çocuğu 12 13 yaşından alıp 18 19 yaşına getirdiğinizde sonuç alabileceğiniz bir ürün oluyor ortada. Dolayısıyla bu eğitim sürecinin sonunda, sistematik bir çalışma ile birlikte bu noktaya gelebiliyorsunuz. Tabi başkanımızın bu işleyiş ile ilgili fikri yoktu...
Biz alt yapının ne demek olduğunu ve sistemini anlattık. Başkanımızında kafasına yattı. Yatınca, "başkanım bu kısa sürede sonuç alabileceğimiz bir iş değil" Beş yıl sonunda ortaya çıkabilecek bir ürün.. İzmir'de şu an kabul edersiniz etmezsiniz, Bucaspor alt yapısıyla İzmir'in önünde bir kulüp, hatta Türkiye'nin önünde bir kulüp. Ben 2008 yılında akademik liglerin gelişim sorumlusu görevini yaptım. Bizim, tüm seminerlerde Bucaspor'un tesislerini gösteriyorlardı... Şu tesisi var, bu tesisi var diye... Dolayısıyla öyle bir şey oldu ki, o tesisler bütün Türkiye'deki oyuncuların cazibe merkezi haline geldi ve insanlar orayı talep etti, tesislerinden ötürü... Dolayısıyla, "başkanım, tesisle ilgili problemler ne zaman çözülecek?" dedim. "Çözüyoruz" dedi... "Urladaki yer ile ilgili önümüzdeki günlerde yatırımı yapacağız" dedi. "Burada size kalacak. Yeni bir yer yapılacak. Artık yatılı olarak kalınabilecek dedi ve ekledi, ben de istiyorum yetenekli futbolcuların profesyonel kadromuzda yer almasını ve bu konuda sonuna kadar destek vereceğim." Sözleşme konusuyla ilgilide, "Biz burada olduğumuz sürece, sende buradasın, bizi temsil ediyorsun ve biz bunun araştırmasını çok yaptık." Dedi...

Gerçekten de başkan beni çok araştırmış. Bu kulüpte sözleşmeler bir yıllık yapılıyor. Benimle alakalı değil. Sözleşmenin bitiş ve başlangıç tarihlerini çokta baz almıyorum. Biz buraya söz vererek geldik. Ve başkanımızda, biz burada olduğumuz sürece sende buradasın dedi. Sözleşmeyi gönülden yaptık biz. O yüzden de sözleşme tarihinden sonrasını pek düşünmüyorum. Başkan bize bu görevi verdikten sonra, biz de hizmet etmeye devam edeceğiz. Ama alt yapı hocası, Ama malzemeci hiç fark etmez...

Göztepeye geldikten sonra ne gibi adımlar attınız?

Biz buraya geldikten sonra, öncelikle bir durum tespiti yaptık. Yani nedir, eksik ne? Problem ne? Diye araştırmalar yaptık. Ve sonuçlarını götürüp başkana gösterdik. Bir kere tesisin fiziki yapılanmasının yenilenmesi gerek. Varolan antreman malzemelerin çok yetersiz olduğunu söyledik. Mantalitenin değişmesi gerektiğini, çalışanların olaya bakış açısının değişmesi gerektiğini anlattık. Ve ben buraya gelirken, hiç kimsenin ekmeğiyle oynamayacağımı belirttim. Önce insanları tanımamız gerektiğini, fırsat vermemiz gerektiğini söyledim. İnsanları tanıdıktan, fırsatlar verdikten sonra performans grafiklerini inceleyip yola devam edip etmeyeceğimizi, kulübe katkı sağlayacak oyuncular getiren, tespit eden ve gerçekten başarı için çalışan hocalarla devam edeceğimizi belirttik.

Biz İstanbul'dan üç kişi geldik. Bir tanesi kondüsyoner olarak geçmiş dönemlerde Rıza Çalımbay ile çalışan bisiri. Bir de futbol okullarının başına birisini getirdik. O da, İstanbul Üniversitesi Antrenörlük Bölümünü birincilikle bitiren bir arkadaşımız. Onlarıda kandırmak kolay olmadı... Zorla getirdim. Yanlış anlaşılmasın tabii. İkiside yeni evli olmalarına rağmen geldiler. Şimdi evlerini falan taşıdılar. Biz sistemi tamamen değiştirdik. Gelin, bakın, izleyin. Destek olun... Yani, eleştiriye de ihtiyacımız var. İnsanlar birbirlerine karşı doğru anlamda söylenilen eleştirileri alıp, kendilerine ve fikirlerine doğru katabiliyorlarsa hem eleştiri hemde eleştiriye olan bakış açısı doğrudur. Fayda sağlar. Buna hepimizin ihtiyacı var. Şimdi bu durum tespitini yaptıktan sonra ben tüm takımları iki ay izledim... Yalnızca izledim.

Çok ciddi anlamda takımlarda yetenekli oyuncu eksikliği var. Takımlar hep şöyle kurulmuş " Ahmet'in oğlu, Mehmet'n oğlu, Süleyman'ın oğlu... " Bu adamın burada ne işi var diyorum, e hocam o adamı göndermeyin onun babası bilmem kim, babası ortalığı birbirine katar." Kesinlikle ben böyle bir sistemle çalışmayacağım, dedim. Bir çok futbolcu ile bu şekilde yolları ayırdık. Ve gönderilenlerin kesinlikle futbolla hiç bir alakası yoktur.. Sizden önceki toplantıda konuştuk. Bizim sistemimiz bu olacak! Buraya hoca, sadece antreman yaptırmaya gelmeyecek! Burası, profesyonel bir kulübün alt yapısı. Yetenekli oyuncu getirecek. Arayacak, tarayacak. Kendi bulunduğu bölgeden katkı sağlayacak hocalar... Vizyon sahibi olacaklar. Özellikle 14-15-16 yaş gruplarımız bizim hedef gruplarımız. Ve maalesef en zayıf olduğumuz gruplar. Bu gruplara önümüzdeki yıl çok ciddi bir şekilde yetenekli oyuncu katkısı yapmamız lazım. Bunun için başkan bütçe ayırdı. Bunun için çok da kararlı. İzmir içinde ve çevresinde ne kadar yetenekli oyuncu varsa talip oluyoruz.



Göztepe Spor Kulübü olarak var olan üstteki marka değerini, alt yapıda da yükseltmemiz lazım. İzmir içinde bu iş böyle. Yetenekli futbolcuya talip oluyoruz, "e hocam ben çocuğumu Altay'a vereceğim."Diyor. Altay bir marka olmuş. "Bucaya vereceğim diyor." Buca bir marka olmuş... Biz de önümüzdeki yıllarda alt yapı konusunda da marka olmak için adımlar atacağız. Temellerini attık atıyoruz.

Hocam, Alt Yapı çok önemli diyoruz. Mutlak başarıya ulaşmak için, sizce yönetimin alt yapı çalışmalarına karşı tavrı nasıl olmalı? Yönetim bu konuda nasıl destek vermeli?

Alt yapılarda yönetimin bakış açısı çok önemli. Yani yönetim, hangi profesyonel takım hocasını getirirse getirsin, tamam, profesyonel takım adına başarı çok önemli, çok büyük bir camia, beklentiler çok yüksek, kaliteli yıldız oyuncu beklentisi çok yüksek fakat, kadrosundaki genç futbolcuya eş değer durumdaki futbolcuyu dışaradan transfer edeceğine, kendi alt yapısından çıkarmalı. 1.lig'den çok yetenekli çok değerli kendini kanıtlamış bir oyuncu alacağız... Fakat yedeğini de, alt yapıdan koymalıyız. Yarın, öbürgün o oyuncuya bir şey olduğu zaman, benim ruhumla birlikte hareket edebilen, formasını öyle sahiplenen futbolcu olmalı yerinde. Önemli olan doğru teşhisi koyup, oyuncu bulma kaynaklarınızı doğru çalıştıracak sistemi kurmak. Bizim oyuncu bulma kaynaklarımız;

1-Futbol okumuz.
2-Diğer okullar.
3-Amatör takımlar.

Oyuncu bulma kaynaklarımız bunlar. Mesela biz geldiğimizde burada bize 800 kişilik futbol okulu olduğunu söylediler. Reel anlamda inceleyince, 179 kişi burda var 184 kişi bölge okullarında. Bölge okullarının ne yaptığı belli değil, hoca yok başında tatile gitmiş. Hoca yok başında başka birisi çalıştırıyor. 2004'lü çocuk, 98'li çocukla aynı takımda oynatılmış. Biz merkezler belirledik. Bornova bizim merkezimiz 100 kişi olduk. Bayraklı 100 kişi oldu. Torbalı 100 kişi oldu. Bir de istiyoruz ki bir düzen olsun, veli oraya geldiğinde sistemi görsün. Bir ciddiyet olsun. Bu konularda aslında mesafe kat ettik. Bir miktar rahatladık aslında. Bu sistemde yarın öbür gün kendiliğinden yetenekli futbolculara dönüşecek. Asıl amaç, İzmir içinde var olan yetenekli futbolcuların bizi tercih etmesini sağlayabilmek. Bu konuda yönetimin verebileceği en büyük katkı, sağlayabileceği maddi imkanlardır...

Hocam, yeri gelmişken Göztepe Taraftarı ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi soralım... Neler düşünüyorsunuz?

Taraftarın hakkında, neler düşünüyoruz? Allah herkese böyle bir taraftar topluluğu nasip etsin. Bu kadar takip eden destek veren ve hiçbir çıkar ilişkisi olmadan gönül sevgisini veren bir taraftar topluluğu bulmak çok zor. Böyle büyük bir camiaya da, maziye de bu yakışır zaten. Aslında bizleri yani çalışanlarıda teşvik ediyor bu güç. İşimize daha fazla motive olmamızı sağlıyor. Aynı zamanda daha fazla sorumluluk yüklüyor...

Hocam, İstanbuldan kilometrelerce uzakta, Anadolu'da, İzmir'de üç büyüklerin futbol okullarını görüyoruz. Sizce Altyapıya faydası nedir bu oluşumların?

Türkiye'de bu tarz futbol okulları artık ticari oldu. Bir kişi gidiyor Fenerbahçe takımı adına futbol okulu açıyor, bedeli neyse takımın isim hakkını kullanmak için onu veriyor... Ancak o ticari işletmenin takımla alakası olmuyor. Tamamen ticari şekilde işliyor düzen... İsim hakkını kullanmak için bedelini ödüyorsun, Futbol Okullarına gelenlerden bedelini alıyorsun... Ben o tür yerler istemiyorum. Ben Kartal da hiç bir zaman dağılmadım. Burada da dağılma taraftarı değilim. Yetenekli oyuncu, merkezinize en yakın futbol okullarından çıkar. Ruhunuza en yakın yerde, özünüzden çıkar. Yakın çevrenizden çıkar. Yakın çevremizde bizim için Ege Bölgesi... Önemli olan yakın çevreden bulduğunuz cevherleri yetiştirebilmek.



Hocam, A takım hocamızın alt yapımıza bakış açısı nedir?

Şimdi Hüseyin Hoca ile daha önce çalışmadık. Burada tanıştık. İletişimimiz iyi. Fakat A takımın lige başlama süreci sorunlu olduğu için, oradaki sorunlara, problemlere aktardı enerjisini. Rahatlıkla, beraber A takımın maçından sonra birlikte bir alt yapı maçı izleme, burada ki futbolcuları değerlendirme süreci geliştiremedik...

Hocam, A takımdan A2 ye gönderilen oyuncularla aranız nasıl?

Ben şu tarzda çalışan birisiyim. ister A2 takımı oyuncusu olsun ister A takım oyuncusu... Resmi bir müsabakada formasının hakkını vermediği takdirde, ben değişiklik levhasını 33'de de kaldıran bir teknik direktörüm, 45 de de... Genç yetenekleri bulmanın ve şans vermenin, tecrübelendirmenin, A takıma hazırlamanın yanında, A2 takımının amacı, A takımda forma şansı bulamayan, sakatlıktan çıkan, formu düşük olan oyuncuların hazırlanmasını ve formda kalmasını sağlamaktır. Bir iki maçta böyle bir talep oldu. Biz de iki maçta oynattıktan sonra özellikle Kartal maçından sonra devrede 4 oyuncu değiştirmek zorunda kaldım. Bunu A takım hocasıyla paylaştım. "A2 takıma geliyorsanız, A takımda maç oynuyormuş gibi geleceksiniz." dedim. "5'e 2 yapmaya gelecekseniz gelmeyin. Nerede olursanız olun formanınızı sahiplenin" dedik. "Sahiplenmeyecekseniz gelmeyin dedik." Sahiplenen de oldu sahiplenmeyen de...

Hocam, A takıma çıkabilecek kapasiteye eriştiğine inandığınız futbolcumuz var mı?

Biliyorsunuz A2 takımı geçen sene lig sonuncusuydu.. A2 takımında ki bütün oyuncuları Hüseyin hoca İnciraltında sezon öncesi kampta gördü. Bazılarını da boluya götürdü... Fakat geçen seneki takım gayet toplama bir takımdı. Buraya ilk geldiğimde bunu gördüm. 30 gün 40 gün deneme süreci geçirdik.. Maç oynayarak performansını arttıran futbolcular var. Fırat işte... Bu gün A takıma göz kırpmaya başladı. Ramazan var. Stoper Emre iyi. Mehmet var. Bunların hepsi A takımla anteramana çıktıkları zaman, oradaki oyuncular nezninde de performanslarını sürdürebilmeli. A takımın rahat bir süreci olmadığı için çocukları daha o anlamda değerlendiremedik. bu haftadan sonra öyle bir rapor vereceğiz artık...

Hocam, 39 yaşındasınız, 10 yıl sonra kendinizi nerede görmek istersiniz?


Vallaha ben şunu söyleyeyim. Futbol, çok çirkefleşmiş, çok kötü bir hale gelmiş. Bir çok kişinin karekteri bozulmuş ve bunlar camiada hoca antrenör, yönetici olmuş... Bir yerlere gelebilmek için mutlaka arkanızda bir takım karanlık güçlerin olması gerektiği bir camia haline gelmiş. Ben kendi kişiliğimle ve karakterimle birlikte bozulmamayı, aynı zamanda bu işi öğretmenliğimle birlikte uzun yıllar südürebilmeyi hedefliyorum. Bu noktadan sonra ben kendi doğrularımla hareket edeyim de, doğrularım beni yukarılara taşıyabiliyorsa o süreç kendi kendine gelişir. Öbür türlü olacaksa öyle bir niyetim, hedefim yok. Önce işim. Önce doğrularım. 5 günlük çocuğumu bırakıp işimin başına geliyorum.

Peki Hocam, bir futbol adamı olarak, A takım yorumlarınız nelerdir?

A takımda gözle görünün bir şey var. Takımda, tam anlamıyla oturmuş bir takım ruhu olmadığını düşünüyorum. Takımın ruhu da olmadığı için, sahaya iyi futbol, en azından beklentileri karşılaycak bir futbol yansımıyor. Bireysel olarak çok yetenekli ve tecrübeli futbolcular var ama, bizde şöyle bir laf vardır. "Bireysel yetenekli oyuncu maç kazandırır. Takım oyunu şampiyonluk..." Takımın ruhunu yakalamayamadığınız sürece işiniz çok zordur.

Hocam bizlerin, Göztepe camiasının alt yapıya olan bakış açısını nasıl değerlendiriyorsunuz?


İnanılmaz derecede büyük bir taraftar kitlemiz var. Fakat taraftar kitlemizin alt yapıya bakış açısı yeterli değil. Alt yapımız var ama, bu alt yapının gelecekte, yarın öbür gün bize, kadroya futbolcu yetiştireceği fikrine olan inanç yeterli değil.

Hocam, henüz görevinizde çok yenisiniz. Alt yapı ve dolayısıyla alınan sonuçlar birden iyi yönde ivmelendi nedenini neye bağlıyorsunuz?


Alt yapıda daha öncelerden çalışan birisi olduğumum için, sıfırdan gelen birisi değilim. Bir takım bilgilerim ve tecrübem var. Varolan kadroyu değerlendirebildiğimiz en iyi şekilde şekillendirdik. Deneme yanılma yapmadık. Zaman kaybı yaşamadık. Önceden bildiklerimizi buraya yansıttık. Yeterli olanlarla, yetersiz olanları ayırdık ve katkı sağladık. Ha, şu an istediğimiz hedefe ve sisteme ulaşabildik mi? Hayır. Daha yüzde otuzundayız.

Hocam son olarak, Göztepe'deki hedeflerinizi bir kaç cümle ile özetleyebilir misiniz?

İşimi profesyonelce yapmaya çalışan amatör biriyim. Öncelikle işimi iyi yapmaya çalışıyorum. Bu camiaya layık olmaya çalışıyorum. Sonsuza kadar burada olmak için birilerine yalakalık yapacak biri de değilim. Biz buraya oturmaya gelmedik. Öncelikle var olan altyapıdaki sistemsizlik problemini çözüp, kurumsal yapı çerçevesinde herkesin görev dağılımını yaptık. Bir sistem kurduk. Sonra ilk adım olarak varolan yetenekli oyuncuları ayırt ettik. Daha fazlasına talip olmaya çalışıyoruz. İzliyoruz. İzmir'de ne kadar maç oynanıyorsa alt yapı branşlarında hepsini takip ediyoruz. Başkanımız destek veriyor. Raporlar doğrultusunda talip oluyoruz.. Daha sonraki hedefimiz ise, elde ettiğimiz ve edeceğimiz yetenekli futbolcuları A takıma çıkarıp tutunduracak bir sistem oluşturmak.

Son olarak bizde hocamıza, bize zaman ayırdğı ve gayet samimi bir ortamda sorularımızın karşılığında cevap değil, yüreğinden geçenleri ifade ettiği için teşekkürlerimizi iletiyoruz.


Duramıyor, Özgür hoca ve ekliyor;

Futbol bir takım oyunu. Bu takım oyununun içinde futbolcu, hoca, yönetici, aileler ve taraftarlar var. Bu yüzden bize destek verilmesi, yanımızda olunması, camiaca kenetlenebilmemiz çok önemli. Bu açıdan. fikirlerimizi beyan etme şansı tanıdığınız için ben size teşekkürlerimi iletiyorum."

Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön