Sporx Logo
Takımım Fikstür Transferler TRANSFERLER Canlı Skor
Geri
İleri
'Hacı oldum'

"Hacı oldum"

SEDAT BALCI ABD'DEN BİLDİRİYOR

Nike'ın düzenlediği Dünya Basketbol Festivali'nde son gün de geride kaldı. Kalan aktiviteler, ABD-Fransa ve Çin-Porto Riko maçından ibaret olduğundan Pazar günü için yazabileceğimiz fazla bir şey yok.

Yazılabilecek yegane olay, Madison Square Garden'ı görüp o efsane basketbol mabedinde maç izlemenin müthiş keyfini yaşamak oldu.

MSG'den önce, maçlardan bahsedelim... Günün ilk maçı ABD ile Fransa arasında oynandı. Fransa başlarda biraz dirense de ikinci yarıya Chauncey Billups müthiş bir giriş yaparak hançeri adeta tek başına indiriverdi ve ABD maçtan 86-55 galip ayrıldı.

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Ancak şunu da belirtmek gerek... ABD, McGee de takımdan kesilirse gerçek pivot olarak sadece Tyson Chandler'a sahip olacak. Kevin Durant, Chauncey Billups ve Derrick Rose gibi silahların varlığına rağmen pivot pozisyonundaki bu alternatifsizlik ileride sıkıntı yaratabilir hatta yaratır ve o zaman kısaların bu gücü bile yetersiz kalabilir.

Bu maçtan sonra ise, Türkiye'nin FIBA 2010'daki ilk grupta yer alan rakiplerinden ikisi Porto Riko ve Çin karşılaştı. Favori Porto Riko rakibini 92-76'lık skorla geçerken Arroyo formda bir görüntü çizdi.

Arroyo, Ayuso, Barea, Ramos ve Balkman gibi oyunculara sahip olan Porto Riko, eksikleri olan bir takım ancak küçümsenmeleri halinde çok can yakarlar!

Çin ise Yao Ming ile one man show yaptığı günlerden sonra Yao'nun yokluğunda artık şov yapacak adamı da kalmadı ve oldukça sıradan bir görüntü çizdi.

Ve MSG

Yıllardır hayalini kurduğum Madison Square Garden'da maç izleme şansını nihayet yakaladım! "Basketbolun Kabesi" denilen New York'un merkezindeki salon, dışarıdan alışveriş merkezi gibi bir görüntü veriyor. İçeri girdiğinizde salon, parke, top sesleri yerine yürüyen merdivenlerle yukarı çıkıyorsunuz.

Nihayet salona geldiğimizde kendimizi bir başka yerde hissettik. Salon değil adeta tiyaro burası. Tam dolu olmamasına rağmen tezahüratların akustiği inanılmaz! O salonun tam dolu halinde yayılacak sesleri düşünemiyorum bile.

Koridorları turladım. New York Knicks ürünlerinin resmi satış mağazasını gezdim. Buralara kadar gelmişken hot dog yemeden olmaz dedik ve karnımızı da doyurduk. Yaklaşık 10 dolara, devasa bir hot dog ve kola ile doyuyorsunuz.

Boston Celtics, Los Angeles Lakers, ABD, Fransa, Porto Riko, Çin derken onlarca farklı formayı insanların üzerinde gördüm. Bunların arasında bir Fenerbahçe formalı taraftarı da görmek ilginç oldu.

Bu arada maçların aralarında yapılan şovlar da, "NBA maçına mı geldik?" dememizi sağladı. Bu şovların en güzeli ise hiç kuşkusuz "Kiss Cam" idi. Dev ekranda gözüken çiftler o an öpüşüyordu. Tribünler ise bu görüntüyü alkışlarla kutluyordu. Yanımda, Nike adına bizim ekibin başında olan Nagwa ile aynı karede gözükmemek için neredeyse hatim indirdim ne de olsa kameraman nereden bilecek bizim durumumuzu. Kiss Cam'in sürprizi ise, maçı, bu yaz New York Red Bulls'a transfer olan Fransız yıldız futbolcu Thierry Henry ile yan yana izleyen Tony Parker'ın, eşi Eva Longoria ile aynı karede görüntülenmesi oldu. İkili, ekrana çıktıkları an oyunun kuralına uygun hareket etti.

Nike Basketbol Festivali böylece sona erdi. Kalan kısa zamanı tamamen kendimize ayırıp gezip tozma, alışveriş vs... değerlendirdik. Yağan yağmur ise günün kötü sürprizi oldu.

Her detayın düşünüldüğü, çok keyifli, eğlenceli bir festival geçirdik. Dilerim Nike, adına yakışan bu organizasyonu yapmaya devam eder. Jay-Z konseri ve Michael Jordan'ı görmek benim için unutulmaz anlardan oldular. Grubumuz çok keyifli ve kafadar insanlardan oluştuğundan kaynaşmada da zorluk yaşamayınca gerisi çorap söküğü gibi geldi. New York günlerimi yazdığım her anda bir öncekinden daha yorgundum ancak bu yorgunluğa öyle bir değiyor ki bundan yakınmayı aklınızdan bile geçirmiyorsunuz. New York anılarımı keyifle okuduğunuzu ümit ediyorum...

Haber; Sporx.com
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön