Geri
İleri
Heyhat!...
Kazım KANAT'landı
SPORX AI BAKIŞI
Bir melek gibi KANAT'lanıverdi göğe doğru... Ansızın... Evet Ansızın... 20 Eylül doğum günüydü, 24 Eylül hayatını kaybettiği gün oldu... Sanki üç-dört gün yaşadı Kazım... Ya da bana öyle geliyor... Neden öyle geliyor bilir misiniz' Bence bin yıl yaşamalıydı Kazım! 1000 yıl yaşamalıydı ki kanındaki o gazetecilik, kanseri yensin... Hem kanserlilere ibret olsun Hem gazetecilere... Kazım erken gitti deyişim bu yüzden... 58'inde veda etti hepimize...
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
İŞARETLE
Bay Şapka!
O, ünlü bir gazeteci olduğu kadar ünlü bir roman yazarıydı aynı zamanda' Beş kitabı vardı, 40 senelik meslek hayatında almadığı ödül yoktu! Ici Paris, TIME ve Der Spiegel'a konu olmuş bir medya mensubuydu' O bir Beşiktaşlı, o bir Kartal, o bir Kanat' O bir Duayen'di' O Bay Şapka'ydı' Ne derseniz yakışırdı Kazım'a'
Soyadı ezbercisiydi
Futbolculara isim ve soyadlarıyla hitap ederdi Kanat... Ben de ona, inadıma Kazım derdim... Kanadını kırmıştım kendimce, Melek gibi gökyüzüne uçmasın diye...
Daum'un asker arkadaşıydı Kazım...
Beşiktaşlı Kazım Kanat'ı sansasyon yaratan haberlerinden, ucu sivri ama hakaret etmeyen kaleminden, televizyonlardaki sert, acımasız ama vurduğu yerden ses getiren dilinden tanırsınız' Seversiniz sevmezsiniz onu bilemem ama Kazım Kanat bu ülkenin yetiştirdiği ender gazetecilerden biriydi. Beşiktaşlı olmasına rağmen, dobra dobra yazar, en çok da tuttuğu takım Beşiktaş'ı eleştirirdi. Hiç kimsenin adamı olmaz, bildiğinden şaşmaz ve de en önemlisi mesleği için her şeyini verir, kalemini satmazdı! Kazım Kanat tanıdığım en iyi gazetecilerden biriydi. Güreş de yazardı, çocukluk arkadaşım dediği Christopf Daum'un hayat hikayesini de... Atletizm de yazardı, Kara Kartal'ın tarihçesini de... Geçirdiği onca hastalığa rağmen işlek bir zekası ve yanılmaz bir hafızası vardı... Kazım Kanat bir cümleden manşet çıkaran zeki ve bir o kadar da işini bilen bir gazeteciydi. Her panele katılır, her gün yazardı. Dünya istihbarat şefi gibi her olayı takip eder, canıyla uğraştığı günlerde bile falanca yerde spor tartışması var deseniz herkesten önce hareketlenir giderdi' Nice seyahatler yaptık beraber... Nice okullara gittik ikimiz...
İyide okey oynardı...
Kazım'ı kırk senedir tanırım. Lafın gelişi işte... Aslında üç eksik olmalı 40'tan... Karakaş Kazım'dı o zamanlar... Zayıf, çelimsiz ve de kara kaşlı' Haberin peşinde tazı gibi koştuğu, fotoğraf çektiği günleri anımsıyorum' Bir zamanlar beraber top da koşturduk onunla. Rüzgar gibi koşar, leblebi gibi gol kaçırır, beleş buldu mu atardı Gülhane parkına inen yokuşun ortasındaki Amerikan Dershanesi'nde'. Kazım'la bir çok gazetede beraber çalıştık ve uzun yıllar birlikte tv programları yaptık. Ondan aldığım keyif bambaşkaydı' O programlar benim için unutulamazdı çünkü Kazım'la konuşmak, tartışmak kahve telvesi gibi kalırdı insanın damağında' İyi de okey oynardık TSYD'de ve de Beşiktaş'taki Eski Beşiktaşlılar Derneği'nde... Yanık da yapardık... Kazım gönlü zengin, keyif adamıydı... Bodrum'da teknesi de, Her el elinde 'okey'i de vardı...
Kamu vicdanını titretti!
Bakmayın siz Kazım'ın ağarmış sakalına, hayatta hiç sakalı kaptırmadı Kazım. Hep dimdik ayakta durdu. Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Mesleğinin her dalında ödül aldı. Ödül aldığı gün çalıştığı gazeteden, Hürriyet'ten kovuldu' Üç gün sonra patron Erol Simavi; 'dön Kazım!' dedi aldığı cevap kesindi; 'kovulduğum yere bir daha dönmem!' Ve bir daha Hürriyet'te yazmadı' Kazım, kimseye minnet etmedi, Beşiktaş'a gönül verdi, eşi Sevinç Hanım'a taptı, oğlu Mesut'a gözü gibi baktı... Canım Kazımım, sporx'teki sütun komşum, masadaşım... Şimdi bilesin ki; Kamu vicdanı senin için sızlıyor. Mekanın cennet olsun kardeşim.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Bay Şapka!O, ünlü bir gazeteci olduğu kadar ünlü bir roman yazarıydı aynı zamanda' Beş kitabı vardı, 40 senelik meslek hayatında almadığı ödül yoktu! Ici Paris, TIME ve Der Spiegel'a konu olmuş bir medya mensubuydu' O bir Beşiktaşlı, o bir Kartal, o bir Kanat' O bir Duayen'di' O Bay Şapka'ydı' Ne derseniz yakışırdı Kazım'a'
Soyadı ezbercisiydiFutbolculara isim ve soyadlarıyla hitap ederdi Kanat... Ben de ona, inadıma Kazım derdim... Kanadını kırmıştım kendimce, Melek gibi gökyüzüne uçmasın diye...
Daum'un asker arkadaşıydı Kazım...Beşiktaşlı Kazım Kanat'ı sansasyon yaratan haberlerinden, ucu sivri ama hakaret etmeyen kaleminden, televizyonlardaki sert, acımasız ama vurduğu yerden ses getiren dilinden tanırsınız' Seversiniz sevmezsiniz onu bilemem ama Kazım Kanat bu ülkenin yetiştirdiği ender gazetecilerden biriydi. Beşiktaşlı olmasına rağmen, dobra dobra yazar, en çok da tuttuğu takım Beşiktaş'ı eleştirirdi. Hiç kimsenin adamı olmaz, bildiğinden şaşmaz ve de en önemlisi mesleği için her şeyini verir, kalemini satmazdı! Kazım Kanat tanıdığım en iyi gazetecilerden biriydi. Güreş de yazardı, çocukluk arkadaşım dediği Christopf Daum'un hayat hikayesini de... Atletizm de yazardı, Kara Kartal'ın tarihçesini de... Geçirdiği onca hastalığa rağmen işlek bir zekası ve yanılmaz bir hafızası vardı... Kazım Kanat bir cümleden manşet çıkaran zeki ve bir o kadar da işini bilen bir gazeteciydi. Her panele katılır, her gün yazardı. Dünya istihbarat şefi gibi her olayı takip eder, canıyla uğraştığı günlerde bile falanca yerde spor tartışması var deseniz herkesten önce hareketlenir giderdi' Nice seyahatler yaptık beraber... Nice okullara gittik ikimiz...
İyide okey oynardı...Kazım'ı kırk senedir tanırım. Lafın gelişi işte... Aslında üç eksik olmalı 40'tan... Karakaş Kazım'dı o zamanlar... Zayıf, çelimsiz ve de kara kaşlı' Haberin peşinde tazı gibi koştuğu, fotoğraf çektiği günleri anımsıyorum' Bir zamanlar beraber top da koşturduk onunla. Rüzgar gibi koşar, leblebi gibi gol kaçırır, beleş buldu mu atardı Gülhane parkına inen yokuşun ortasındaki Amerikan Dershanesi'nde'. Kazım'la bir çok gazetede beraber çalıştık ve uzun yıllar birlikte tv programları yaptık. Ondan aldığım keyif bambaşkaydı' O programlar benim için unutulamazdı çünkü Kazım'la konuşmak, tartışmak kahve telvesi gibi kalırdı insanın damağında' İyi de okey oynardık TSYD'de ve de Beşiktaş'taki Eski Beşiktaşlılar Derneği'nde... Yanık da yapardık... Kazım gönlü zengin, keyif adamıydı... Bodrum'da teknesi de, Her el elinde 'okey'i de vardı...
Kamu vicdanını titretti!
Bakmayın siz Kazım'ın ağarmış sakalına, hayatta hiç sakalı kaptırmadı Kazım. Hep dimdik ayakta durdu. Yazı İşleri Müdürlüğü, Genel Yayın Yönetmenliği yaptı. Mesleğinin her dalında ödül aldı. Ödül aldığı gün çalıştığı gazeteden, Hürriyet'ten kovuldu' Üç gün sonra patron Erol Simavi; 'dön Kazım!' dedi aldığı cevap kesindi; 'kovulduğum yere bir daha dönmem!' Ve bir daha Hürriyet'te yazmadı' Kazım, kimseye minnet etmedi, Beşiktaş'a gönül verdi, eşi Sevinç Hanım'a taptı, oğlu Mesut'a gözü gibi baktı... Canım Kazımım, sporx'teki sütun komşum, masadaşım... Şimdi bilesin ki; Kamu vicdanı senin için sızlıyor. Mekanın cennet olsun kardeşim.
Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

