Geri
İleri
İsimsiz güllerin babası; futbolu düşünen adam!
|| Son güncelleme
Küçük çocuk, başarısız birkaç şut denemesinin ardından oyundaki en pasif eleman haline gelmişti. Kimse ona pas atmıyor, top ona doğru giderse hemen başkası araya girerek ayağından alıyor ve onu yine yalnızlığı ile baş başa bırakıyordu. Kendini dışlanmış hissetti. Rızasız bahçenin derilmeyen gülü gibi, bir süre sonra bu oyundan elini eteğini çekti. Minik Umberto artık futbol oynamama kararı almıştı.
"Futbol, günümüzün en yaygın dini, batıl inancıdır" diyen Umberto Eco'nun futbol yüzünden yazar olduğunu söylesek abartmış olmayız. Önce oyuna yeteneği olmadığı için arkadaşlarından koptu, ardından da babasının zoruyla gittiği statlarda izlediği futbol maçları ve tribünlerden yola çıkarak hayatı sorgulamaya başladı. Önce futbolu ölçtü, biçti, tarttı. Ardından taraftarları düşündü günlerce. Ne bu oyun ne de bu oyunun izleyicileri hiçbir büyük anlam ifade etmedi. Böyle geçen yıllar içinde ortaya dünyanın en saygı duyulan kültür eleştirmeni ve filozoflarından birisi çıktı işte. Her ne kadar bizi, spor medyasını, "gevezelik" yapmakla eleştirse de onun geldiği noktada bizim gevelediğimin futbolun büyük etkisi var. Kendimize de pay çıkaralım...

Eco, çocuk yaşlarda futboldan yola çıkarak girdiği sorgu labirentinde öyle yollara sapmıştı ki, kendi söylemine göre, "Tanrı'nın varlığını ve hayatın anlamsızlığını keşfetmeye" kadar gitmişti bu süreç. Tüm bunlar futbolcu olamadığı için mi? diye soruyordu yazar Peter Pericles.* Bence evet... Futbolu "anlamsız bir kozmik performans" olarak nitelendirirken en büyük sıkıntıyı ise fanatik taraftarla yaşıyordu: "Futbol fanatiklerinin garip bir kusuru var. Futbolla ilgilenmiyor bile olsan seninle futbol konuşmakta ısrarcı davranıyorlar." Kim buna itiraz edebilir ki? Sadece bindiğiniz taksileri düşünün...
"Ben fanatikleri sevmiyorum" Umberto Eco'nun futbolla ilgili en meşhur cümlesi buydu. Ona göre fanatik futbol taraftarları her türlü zararı vermeye hazır, cahil bir insan topluluğuydu. Eco'ya göre taraftarlar kavga, dövüş, kan akıtma gibi eylemlerin yanı sıra bir dinin inananı gibi aynı renklerde kıyafetler giyip, aksesuarlar takarak maçlara gidiyor, aynı ilahileri (tezahüratları) saatlerce söyleyerek bir ayin düzenliyorlardı. Eco, futbol fanatiklerini, holiganlarını hiçbir zaman sevmedi.
İtalyan filozof için futbol izleyicisi sadece 'dikizci' bir gruptu. Hatta futbol izleyicilerini, herhangi bir yerde seks yapan bir çifti izleyen sapıklardan farksız insanlar olarak betimlemişti. Freud'la da desteklediği görüşlerinin arkasında; futbol izleyicisinin cinsel dürtülerine atıf yapıyordu. Ancak tüm bunların yanında, "Futbolun tutkusunu seviyorum" itirafında da bulunmaktan geri kalamıyordu. Belki de hala içinde o çocukken oynayamadığı maçlara dair özlem vardı.
Dünya düşünen bir insanı kaybetti. Eco, futbol üzerine de düşünüyordu. Son yıllarda pek kimsenin yapmadığını yapıyordu yani. Bu yüzden biz de kaybettik.
*Peter Pericles Trifonas - Umberto Eco ve Futbol (Everest Yayınları)
YAZI: Serkan AKKOYUN
UMBERTO ECO'NUN FUTBOLLA İLGİLİ TARİHE GEÇMİŞ UNUTULMAZ 8 SÖZÜ...

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Aslında maçta oynatılmamaktan çok arkadaşları tarafından dışlanmak, yalnız bırakılmak yaralamıştı Umberto'yu. O yüzden de buna neden olan futbola karşı yıllar boyunca negatif bir bakış açısı geliştirdi. Onun için futbol, onu arkadaşlarından ayıran şeytani bir oyundu. Daha o yaşlarda futbol üzerinden hayatı algılamaya başlayan Umberto, diğer büyük yazar ve filozofların aksine hep olumsuz tarafından baktı. Evet, artık aramızda olmayan Umberto Eco, futbolu futbola rağmen sevmeyenlerdendi."Futbol, günümüzün en yaygın dini, batıl inancıdır" diyen Umberto Eco'nun futbol yüzünden yazar olduğunu söylesek abartmış olmayız. Önce oyuna yeteneği olmadığı için arkadaşlarından koptu, ardından da babasının zoruyla gittiği statlarda izlediği futbol maçları ve tribünlerden yola çıkarak hayatı sorgulamaya başladı. Önce futbolu ölçtü, biçti, tarttı. Ardından taraftarları düşündü günlerce. Ne bu oyun ne de bu oyunun izleyicileri hiçbir büyük anlam ifade etmedi. Böyle geçen yıllar içinde ortaya dünyanın en saygı duyulan kültür eleştirmeni ve filozoflarından birisi çıktı işte. Her ne kadar bizi, spor medyasını, "gevezelik" yapmakla eleştirse de onun geldiği noktada bizim gevelediğimin futbolun büyük etkisi var. Kendimize de pay çıkaralım...

Eco, çocuk yaşlarda futboldan yola çıkarak girdiği sorgu labirentinde öyle yollara sapmıştı ki, kendi söylemine göre, "Tanrı'nın varlığını ve hayatın anlamsızlığını keşfetmeye" kadar gitmişti bu süreç. Tüm bunlar futbolcu olamadığı için mi? diye soruyordu yazar Peter Pericles.* Bence evet... Futbolu "anlamsız bir kozmik performans" olarak nitelendirirken en büyük sıkıntıyı ise fanatik taraftarla yaşıyordu: "Futbol fanatiklerinin garip bir kusuru var. Futbolla ilgilenmiyor bile olsan seninle futbol konuşmakta ısrarcı davranıyorlar." Kim buna itiraz edebilir ki? Sadece bindiğiniz taksileri düşünün...
"Ben fanatikleri sevmiyorum" Umberto Eco'nun futbolla ilgili en meşhur cümlesi buydu. Ona göre fanatik futbol taraftarları her türlü zararı vermeye hazır, cahil bir insan topluluğuydu. Eco'ya göre taraftarlar kavga, dövüş, kan akıtma gibi eylemlerin yanı sıra bir dinin inananı gibi aynı renklerde kıyafetler giyip, aksesuarlar takarak maçlara gidiyor, aynı ilahileri (tezahüratları) saatlerce söyleyerek bir ayin düzenliyorlardı. Eco, futbol fanatiklerini, holiganlarını hiçbir zaman sevmedi.
İtalyan filozof için futbol izleyicisi sadece 'dikizci' bir gruptu. Hatta futbol izleyicilerini, herhangi bir yerde seks yapan bir çifti izleyen sapıklardan farksız insanlar olarak betimlemişti. Freud'la da desteklediği görüşlerinin arkasında; futbol izleyicisinin cinsel dürtülerine atıf yapıyordu. Ancak tüm bunların yanında, "Futbolun tutkusunu seviyorum" itirafında da bulunmaktan geri kalamıyordu. Belki de hala içinde o çocukken oynayamadığı maçlara dair özlem vardı.
Dünya düşünen bir insanı kaybetti. Eco, futbol üzerine de düşünüyordu. Son yıllarda pek kimsenin yapmadığını yapıyordu yani. Bu yüzden biz de kaybettik.
*Peter Pericles Trifonas - Umberto Eco ve Futbol (Everest Yayınları)
YAZI: Serkan AKKOYUN
UMBERTO ECO'NUN FUTBOLLA İLGİLİ TARİHE GEÇMİŞ UNUTULMAZ 8 SÖZÜ...

Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.


