Geri
İleri
İsrail-İrlanda maçının perde arkası: Eğilen başlar, siyah bantlar ve tek kişilik boykot
SPORX AI BAKIŞI
Açık
Macaristan'ın Romanya sınırına yaklaşık 40 dakika mesafedeki Debrecen kenti, normal şartlarda sakinliğiyle dikkat çeken Doğu Avrupa şehirlerinden biri.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
İŞARETLE
Ancak pazar gecesi kentin kuzeyinde, sosyalist mimarinin yerini büyük bir ormana bıraktığı noktada, bu yılın en tartışmalı futbol karşılaşmalarından biri oynandı.
Maç öncesindeki boykot ihtimali nedeniyle bir dönem mücadelenin oynanıp oynanmayacağı dahi belirsiz hale gelmişti.
İRLANDA, İSRAİL'İN MEN EDİLMESİNİ İSTİYOR
İrlanda Futbol Federasyonu (FAI), İsrail'in uluslararası futbol organizasyonlarından men edilmesini istiyor.
İrlanda hükümeti de İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendiriyor.
Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu da Eylül 2025'te yayımladığı raporda İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Gazze'de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna vardığını açıkladı. İsrail bu suçlamayı reddediyor. Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasında ise henüz nihai karar verilmiş değil.
İrlanda kamuoyundan gelen boykot baskısına rağmen hükümet ve FAI, maçların oynanması yönündeki kararını sürdürdü.
Maç yaklaştıkça bu kez futbolcular üzerinde karşılaşmaya çıkmamaları yönündeki baskı arttı.
Sonunda bunu yapan yalnızca bir oyuncu oldu: Bolton Wanderers forması giyen kaleci Gavin Bazunu.
Bazunu, İsrail'e karşı iki karşılaşmada da forma giymeyeceğini açıkladı.

TAKIM OTELİNDE KRİZ
Cumartesi günü İrlanda futbol tarihinin en yorucu günlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Futbolcular ve teknik heyet, nasıl hareket edeceklerine karar vermeye çalışırken takım otelinde yoğun baskı altında kaldı. Sonunda maç oynandı ancak normal maç protokolünün birçok bölümü uygulanmadı.
Bazunu takım otelinde kaldı. Karşılaşmadan önce iki takım futbolcularına el sıkışma fırsatı sunulmadı ve oyuncular da bunun için girişimde bulunmadı.
Maçın bitiminde de iki ülkenin futbolcuları ve teknik ekipleri birbirlerinden uzak durdu. Kaptanlar arasında maç öncesindeki geleneksel flama değişimi de yapılmadı.
İsrail milli marşı stat hoparlörlerinden çalarken İrlandalı futbolcular ve tribündeki İrlanda heyeti başlarını öne eğdi.
İSRAİL IRKÇILIĞINA SORUŞTURMA YOK
Bütün bu olağan dışı hazırlıkların ardından sahadaki gelişmeler de alışılmışın dışındaydı. İrlanda, henüz 25 dakika dolmadan 3-0'lık üstünlüğü yakaladı.
Futbolcular soyunma odasına doğru giderken bazı İsrail taraftarlarının, Gazze'deki operasyonları yürüten İsrail Savunma Kuvvetleri'ne destek amacıyla "IDF" şeklinde tezahürat yaptığı duyuldu.
FAI ayrıca İrlandalı forvet Adam Idah'a yönelik ırkçı ifadeler kullanıldığına ilişkin iddiaların, gerekli prosedürün uygulanmaması nedeniyle UEFA tarafından soruşturulamayacağının kendilerine bildirildiğini açıkladı.
İrlanda ve İsrail'in futbolcuları, bir sonraki pazar günü bu kez Sırbistan'da yeniden karşılaşacak. Belgrad'dan otomobille birkaç saat uzaklıktaki Barok kasabası Backa Topola, mücadeleye ev sahipliği yapacak.
4 bin 500 seyirci kapasiteli stadın kapıları ise güvenlik gerekçesiyle seyircilere kapalı tutulacak. Resmi olarak ev sahibi İrlanda olmasına rağmen karşılaşma Dublin'de oynanmayacak.
İRLANDA'DAKİ FİLİSTİN DESTEĞİ
İrlanda ile İsrail arasındaki futbol geriliminin geçmişi yeni değil.
İki ülkenin 2005 yılında Dublin'de oynadığı Dünya Kupası elemesi öncesinde yaklaşık 200 kişi İsrail Büyükelçiliği'nden Lansdowne Road'a kadar yürüyerek protesto gösterisi düzenlemişti. Dublin'in birçok noktasında bugün de Filistin'e destek veren duvar resimleri ve semboller bulunuyor. Bunlardan biri Bohemians'ın stadı Dalymount Park'ın yakınlarında yer alıyor.
Sokak sanatçısı Emmalene Blake'in hazırladığı "Hind's Wall", Ocak 2024'te ailesinden beş kişiyle birlikte Gazze'den kaçmaya çalışırken öldürülen, altıncı yaş gününe birkaç ay kalmış Filistinli Hind Rajab'a ithaf edildi.

İRLANDA-FİLİSTİN BAĞI
Hind Rajab'ın hikayesi dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İrlanda'da da büyük yankı uyandırdı. İrlanda toplumunun bir bölümü, Filistinlilerle kendi tarihleri arasında benzerlik kuruyor. Bu bakış açısının temelinde İrlanda'nın İngiliz ve Britanya etkisi ile yönetimi altında geçen 700 yılı aşkın tarih bulunuyor.
İrlanda'nın eski başbakanlarından Leo Varadkar, 2024'te Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret sırasında Filistinliler hakkında konuşurken İrlandalıların "onların gözlerinde kendi tarihimizi gördüğünü" söylemişti. Varadkar; yerinden edilme, mülksüzleştirme, ulusal kimliğin sorgulanması ya da reddedilmesi, zorunlu göç, ayrımcılık ve açlık gibi başlıklara dikkat çekmişti.
İrlanda, 1980'de bağımsız bir Filistin devleti talep eden ilk Avrupa Ekonomik Topluluğu ülkesi oldu. Ülke, 2024'te ise Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. İrlanda hükümeti 28 Mayıs 2024 itibarıyla Filistin'i resmen devlet olarak tanıdığını açıkladı.

7 EKİM SONRASI
Bu gelişmeler, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırının ardından yaşandı. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve ABD'nin terör örgütü olarak tanımladığı Hamas'ın saldırılarında yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü ve 250'den fazla kişi rehin alındı.
Rehin alınanlar arasında İrlanda-İsrail vatandaşı Emily Hand de bulunuyordu. Hand, bir arkadaşında kaldığı gece kaçırıldı ve yaklaşık 50 gün sonra serbest bırakıldı. Varadkar'ın, Hand'in serbest bırakılmasının ardından sosyal medyada onun için "kaybolmuştu" ifadesini kullanması İsrail'de büyük tepkiye yol açmıştı.
Varadkar aynı dönemde İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını "intikama yaklaşan bir şey" olarak tanımlamıştı.
İRLANDA HÜKÜMETİ: "MAÇIN OYNANMASI DOĞRU KARAR"
Bütün bu tarihi arka plana rağmen Varadkar'ın halefi Micheal Martin, şubat ayında FAI'nin maçı oynama kararının "doğru karar" olduğunu söyledi. Hükümet ve federasyonun karşılaşmayı iptal etmemesiyle baskının büyük bölümü oyuncuların ve teknik heyetin üzerine yöneldi.
Martin, geçtiğimiz pazartesi günü New York'taki Birleşmiş Milletler zirvesinde İrlanda Teknik Direktörü Heimir Hallgrimsson'u savunmak zorunda kaldı. Hallgrimsson, karşılaşmalarla ilgili olarak "Soykırıma karşı oynuyoruz" ifadesini kullanmıştı.
Buna karşılık İsrail Futbol Federasyonu, İzlandalı teknik adamı doğrudan hedef alan çok sert bir açıklama yaptı.
Açıklamada, "Biz cehalet, ikiyüzlülük ve aptallıkla oynamıyoruz. Bunları bünyesinde barındıran teknik direktöre karşı oynuyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Martin, İsrail Futbol Federasyonu'nun açıklamasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve geri çekilmesini istedi.
160'TAN FAZLA SPORCUDAN BOYKOT ÇAĞRISI
Hallgrimsson'un sözlerinin yayımlandığı gün, 160'tan fazla İrlandalı sporcu ve spor insanı erkek milli takımına açık bir mektup gönderdi. Mektupta İsrail'le oynanacak iki Uluslar Ligi karşılaşmasının boykot edilmesi istendi. İmzacıların arasında Hallgrimsson'dan önce İrlanda Milli Takımı'nı çalıştıran Brian Kerr de bulunuyordu.
Kerr, 2005'te İsrail'le Dublin'de 2-2 berabere kalınan karşılaşmada İrlanda'nın teknik direktörüydü. İrlanda Milli Takımı tarihinin en fazla forma giyen dördüncü oyuncusu Kevin Kilbane de boykot çağrısına destek verdi.
Kilbane, Irish Times'taki yazısında İrlanda'nın İsrail'e karşı ne Dublin'de ne Macaristan'da ne de Sırbistan'da oynaması gerektiğini savundu.

FUTBOLCULARA BÜYÜK BASKI
İrlanda Profesyonel Futbolcular Birliği'nin (PFAI) gönderdiği mektupta ise oyuncuların hem UEFA hem de FAI tarafından yalnız bırakıldığı savunuldu. Maç yaklaştıkça baskının odağı giderek futbolcular oldu. FAI, UEFA'nın zorunlu tuttuğu medya faaliyetlerini minimum seviyeye indirdi.
Geçtiğimiz pazartesi ve salı günü Dublin'deki antrenmanlara fotoğrafçıların girmesi dahi yasaklandı. İrlanda medyasında çıkan haberlere göre "Stop the Game" hareketinin protestocuları Castleknock'taki milli takım kampının çevresindeki bariyerleri aşıp otelin lobisine girdi.
Protestocular, "Ole, Ole" melodisi eşliğinde "Oynamayın! Oynamayın!" şeklinde slogan attı.
FAI'DE OYLAMA DEĞİŞTİ
FAI, geçen kasım ayında yüzde 93'lük oyla UEFA'dan İsrail'i Avrupa futbolundan men etmesini isteme kararı aldı. Ancak temmuz ayında yapılan başka bir oylamada üyelerin yüzde 68'i İsrail maçlarının oynanması yönünde oy kullandı.
PFAI'nin yaptığı ankette cevap veren üyelerin yüzde 63'ü maçların oynanmasına karşı çıktı. İrlanda Futbol Taraftarları Ortaklığı'nın şubat ayında açıkladığı ankette ise katılımcıların yüzde 75,6'sı boykotu destekledi.
10 MİLYON EUROLUK ENDİŞE
FAI, boykot kararı alınması halinde 10 milyon Euro'ya kadar gelir kaybı yaşayabileceğini hesapladı. Federasyon ayrıca Uluslar Ligi grubundaki altı maçın ikisinde hükmen yenilgiyle altı puan kaybetmekten ve bir alt lige düşme ihtimalinden endişe etti.
Böyle bir durumun hem daha düşük profilli rakiplerle oynanmasına hem de gelirlerin azalmasına yol açabileceği, ayrıca İrlanda'nın kura sıralamasını olumsuz etkileyebileceği değerlendirildi.
İrlanda, Kosova deplasmanındaki ilk maçını kaybettiği için grubun son sırasında kalma tehlikesi de yaşıyor.
EURO 2028 DETAYI
İrlanda aynı zamanda EURO 2028'in ortak ev sahiplerinden biri. İngiltere, İskoçya ve Galler'le birlikte ev sahibi ülkeler de normal eleme sürecine katılacak ancak elemelerden çıkamayan ev sahipleri için iki kontenjan ayrılacak.
Dolayısıyla diğer ev sahibi ülkelerden en az ikisinin normal yoldan turnuvaya katılması durumunda İrlanda'nın kendi topraklarında düzenlenecek EURO 2028'de yer alması mümkün olacak.
UEFA'nın disiplin talimatının 26. maddesine göre bir üye federasyonun maça çıkmayı reddetmesi halinde organizasyondan men dahil olmak üzere "uygun görülen" disiplin yaptırımları uygulanabiliyor.
UEFA, OLASI CEZAYI AÇIKLAMADI
FAI CEO'su David Courell, UEFA'nın İrlanda'nın İsrail maçlarından çekilmesi halinde uygulanacak cezanın ne olacağını kendilerine açıklamadığını da söyledi. Courell, federasyonun ağır yaptırım tehditleriyle karar almaya zorlanmadığını kabul etti.
Litvanya, Letonya ve Estonya'nın 2024'ten itibaren Belarus'a karşı kadın ve genç milli takım düzeyindeki maçlara çıkmamaları nedeniyle UEFA tarafından cezalandırıldığı hatırlatıldı.
Bu örneklerde maçlar 3-0 hükmen sonuçlandırıldı ve olaylardan birinde 5 bin Euro para cezası verildi.

RUSYA-İSRAİL TARTIŞMASI
Tartışmaların önemli başlıklarından biri de UEFA ve FIFA'nın Ukrayna'nın işgalinin ardından Rusya'yı organizasyonlardan uzaklaştırırken, İsrail'in uluslararası müsabakalarda yer almaya devam etmesi. Futbol otoriteleri, federasyonların devletlerden bağımsız olması gerektiğini belirten statülerine dayanıyor.
Polonya 2022 yılında Dünya Kupası play-off'unda Rusya'ya karşı oynamayı reddettiğinde birçok Avrupa ülkesinin desteğini almıştı. Rusya'nın men edilmesinde güvenlik gerekçeleri de öne çıkarılmış, İsrail'in aksine Rusya'ya tarafsız sahada karşılaşma oynama seçeneği verilmemişti. Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) de uygulanan yaptırımların yürürlükte kalmasına karar vermişti.
"İRLANDA TEK BAŞINA HAREKET ETMEK ZORUNDA"
Geçen yıl bazı Avrupa ülkeleri arasında İsrail'in turnuvalardan çıkarılması ihtimali tartışıldı ancak Orta Doğu'daki barış sürecine yönelik girişimlerin başlamasıyla bu yöndeki ivme kayboldu. Şu ana kadar hiçbir ülke İsrail'e karşı bir milli maça çıkmayı reddetmedi.
Bu nedenle FAI'nin boykot kararı vermesi halinde tek başına hareket etmesi ve ardından başka ülkelerin kendisini takip edip etmeyeceğini beklemesi gerekecekti.
SIRBİSTAN KARARI DA TARTIŞILDI
FAI'nin kendi evindeki İsrail maçını Sırbistan'a taşıması da tartışmalara neden oldu. Bunun sebebi, İrlanda'nın 1999 yılında dönemin Yugoslavya'sıyla oynanması gereken karşılaşmaya çıkmamasıydı. İrlanda hükümeti o dönemde Yugoslav heyetine giriş vizesi vermemişti.
Dönemin FAI CEO'su Bernard O'Byrne ise insan hakları sicili tartışmalı bütün ülkelerle maç yapılmaması halinde İrlanda'nın fikstürünün "önemli ölçüde kısalacağını" söylemişti. Karşılaşma üç ay sonra oynanmış ve FAI nispeten hafif bir cezayla karşılaşmıştı.
FUTBOLCULAR: "KENDİMİZİ ORTADA BIRAKILMIŞ HİSSEDİYORUZ"
İrlanda'nın perşembe günü Kosova'ya 1-0 yenildiği karşılaşmanın ardından futbolcular üzerindeki baskı daha görünür hale geldi.
Kaptan Dara O'Shea, oyuncuların kendilerini "ortada bırakılmış" hissettiklerini söyledi. Kanat oyuncusu Chiedozie Ogbene, UEFA'nın futbolcuları bu pozisyona sokmasını "haksızlık" olarak değerlendirdi.
Orta saha oyuncusu Jason Knight ise daha açık konuştu:
"Bu maçın oynanmaması gerektiğini düşünüyorum."
Knight ayrıca takımın ertesi gün konuyu daha derin şekilde konuşacağını açıkladı.

İSRAİL MAÇINDA TARTIŞMALI GOL SEVİNCİ
İrlanda Kosova'da mücadele ederken, aynı gün Linz'de Avusturya'ya 3-1 yenilen İsrail'in karşılaşmasında başka bir tartışma yaşandı. 20 yaşındaki İsrailli forvet Saied Abu Farchi, ikinci yarının başında beraberlik golünü attıktan sonra köşe gönderiyle yaptığı gol sevinci nedeniyle kırmızı kart gördü. Hakemler hareketi tüfek kullanımını taklit eden bir hareket olarak yorumladı.
İsrail Futbol Federasyonu ise daha sonra karara itiraz etti. Federasyon, Arap ve Müslüman olan Abu Farchi'nin aslında bilardo sopası kullanıyormuş gibi yaptığını ve oyuncunun daha önce Maccabi Tel Aviv formasıyla da benzer bir sevinç gerçekleştirdiğini savundu.
BAZUNU'NUN KARARINDA ETKİLİ OLDU
İrlanda'nın Kosova yenilgisinin ertesi sabahı ikinci kaleci Gavin Bazunu, Abu Farchi'nin gol sevincine ilişkin görüntüleri gördü. Görüntüler sosyal medyada çok sert tepkilere neden olmuştu. Bu gelişme, takımın Priştine'den Macaristan'a hareket etmesinden önce yapılan gergin toplantıyı da etkiledi. O aşamada toplu bir boykot gündemde değildi.
Ancak oyuncuların el sıkışma gibi maç protokollerinde nasıl davranmaları gerektiği konusunda FAI'den tavsiye istemeleri nedeniyle takımın uçuşu gecikti.
BAZUNU: "İSRAİL'E KARŞI OYNAMAK İSTEMİYORUM"
Başlangıçta Debrecen'de oyuncular adına ortak bir açıklama yapılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak bunun için bütün futbolcuların mutabakat sağlaması gerekiyordu. Bazunu hemen karar vermedi ve gece boyunca düşünmek istedi. Ertesi sabah ailesiyle yaptığı görüşmelerin ardından Hallgrimsson'a İsrail'e karşı iki maçın hiçbirinde forma giymek istemediğini söyledi.
Buna karşın iki İsrail maçı arasındaki Avusturya karşılaşması için milli takım kadrosunda kalacağını bildirdi. Bazı takım arkadaşları da Bazunu'nun boykotuna katılmayı düşündü ancak bu oyuncuların sayısı netlik kazanmadı.
Bazunu daha sonra yaptığı açıklamada kararının İsrail halkına veya Yahudi toplumuna yönelik olmadığını özellikle vurguladı ve masum insanların öldürülmesine karşı kişisel inancından kaynaklandığını söyledi.

HALLGRIMSSON: "KARİYERİMİN EN ZOR GÜNLERİ"
Oyuncular, Hallgrimsson ve FAI CEO'su Courell ile başka toplantılar da gerçekleştirdi. Hallgrimsson daha sonra bu süreci teknik direktörlük kariyerinin "en zor" günleri olarak tanımladı. Cumartesi günü bir noktada maçın tamamen iptal edileceğini düşündüğünü de söyledi.
Takım otelinde kriz devam ederken statta yapılması gereken basın toplantısı önce iki saat ertelendi. Üstelik UEFA'nın da ertelemeden, basın toplantısı salonunda bekleyen gazetecilerle aynı anda haberdar olduğu belirtildi.
Sonunda basın toplantısı yaklaşık 5.5 saat gecikmeyle gerçekleştirildi.
OYLAMA İDDİASI: 14'E 8
Basın toplantısı öncesinde Courell ve FAI Futbol Direktörü John Martin, yaşanan gecikmenin perde arkasını anlattı. Courell isim vermeden bir futbolcunun maçta yer almamaya karar verdiğini duyurdu. Ayrıca takım içinde yapılan bir dizi oylamada oyuncuların "önemli çoğunluğunun" karşılaşmaya çıkmaktan yana olduğunu söyledi.
Bir gazetecinin oylamanın 14'e 8 sonuçlandığı iddiasını sorması üzerine Courell bu rakamları doğrulamayı reddetti.
Bazunu ise daha sonra böyle bir oylamadan haberi olmadığını ve bu nedenle oylamaya katılamadığını belirtti. Courell ve Hallgrimsson ayrıca milli takım kampı öncesinde yaklaşık 30 oyuncu ve personelle görüşülmesine rağmen Bazunu'nun bu konudaki düşüncesinin kendisine sorulmadığını kabul etti.
"KAHRAMANCA BİR KARAR"
Eski İrlanda Milli Takım Teknik Direktörü Brian Kerr, Bazunu ile temas kurduktan sonra Virgin Media Sport'a yaptığı açıklamada kalecinin kararını "kahramanca" olarak nitelendirdi. Kerr, Bazunu'nun kendisini oldukça kötü ve dışlanmış hissettiğini de söyledi.
Cumartesi öğleden sonra yaşanan yoğun gerginlik sırasında Bazunu'yla konuşma biçimi nedeniyle bir takım arkadaşının daha sonra kendisinden özür dilediği belirtildi.
SAVUNMACI 'KALECİ' OLARAK KADROYA YAZILDI
Pazar sabahına gelindiğinde durum daha da sıra dışı bir hal aldı. Kurallar kadroda üç kalecinin bulunmasını zorunlu tuttuğu için FAI, Queens Park Rangers forması giyen savunmacı Jimmy Dunne'ı kaleci olarak kaydettirmek zorunda kaldı.
Dunne, maç öncesi ısınmada eldiven takmıyordu. 20 bin kişilik statta yalnızca birkaç yüz İsrailli taraftar ile küçük bir İrlanda taraftar grubu bulunuyordu. Güvenlik gerekçesiyle deplasman taraftarlarına genel bilet satışı yapılmamıştı.
SESSİZ STADYUMDA 3 GOL
Stadın büyük bölümü boş olduğu için futbolcuların kramponlarının topa vurma sesi ve kale ağlarının hareketi bile duyulabiliyordu. İrlanda daha maçın başlarında fileleri üç kez havalandırarak kontrolü eline aldı.
İrlandalı futbolcular, sahaya çıkma kararlarını kendi zihinlerinde haklı çıkarabilmek için güçlü bir galibiyete ihtiyaçları varmış gibi oynadı. Ancak iyi bir sonuç bile ülkelerinde üzerlerine yönelen eleştirilerin sona ereceği anlamına gelmiyordu.
İsrail - İrlanda karşılaşmasının perde arkasındaki tablo, futbolun çok ötesine geçen bir noktaya çoktan ulaşmıştı.

Maç öncesindeki boykot ihtimali nedeniyle bir dönem mücadelenin oynanıp oynanmayacağı dahi belirsiz hale gelmişti.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Karşılaşma Macaristan'da oynanmasına rağmen ev sahibi İsrail'di. İsrail, Hamas'ın 7 Ekim 2023'teki saldırıları ve sonrasında Gazze'de başlayan savaşın doğurduğu güvenlik riskleri nedeniyle 2023'ten bu yana Macaristan'daki 14. "iç saha" maçına çıktı.İRLANDA, İSRAİL'İN MEN EDİLMESİNİ İSTİYOR
İrlanda Futbol Federasyonu (FAI), İsrail'in uluslararası futbol organizasyonlarından men edilmesini istiyor.
İrlanda hükümeti de İsrail'in Gazze'deki eylemlerini "soykırım" olarak nitelendiriyor.
Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilen Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu da Eylül 2025'te yayımladığı raporda İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Gazze'de soykırım gerçekleştirdiği sonucuna vardığını açıkladı. İsrail bu suçlamayı reddediyor. Uluslararası Adalet Divanı'ndaki soykırım davasında ise henüz nihai karar verilmiş değil.
İrlanda kamuoyundan gelen boykot baskısına rağmen hükümet ve FAI, maçların oynanması yönündeki kararını sürdürdü.
Maç yaklaştıkça bu kez futbolcular üzerinde karşılaşmaya çıkmamaları yönündeki baskı arttı.
Sonunda bunu yapan yalnızca bir oyuncu oldu: Bolton Wanderers forması giyen kaleci Gavin Bazunu.
Bazunu, İsrail'e karşı iki karşılaşmada da forma giymeyeceğini açıkladı.

TAKIM OTELİNDE KRİZ
Cumartesi günü İrlanda futbol tarihinin en yorucu günlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Futbolcular ve teknik heyet, nasıl hareket edeceklerine karar vermeye çalışırken takım otelinde yoğun baskı altında kaldı. Sonunda maç oynandı ancak normal maç protokolünün birçok bölümü uygulanmadı.
Bazunu takım otelinde kaldı. Karşılaşmadan önce iki takım futbolcularına el sıkışma fırsatı sunulmadı ve oyuncular da bunun için girişimde bulunmadı.
Maçın bitiminde de iki ülkenin futbolcuları ve teknik ekipleri birbirlerinden uzak durdu. Kaptanlar arasında maç öncesindeki geleneksel flama değişimi de yapılmadı.
İsrail milli marşı stat hoparlörlerinden çalarken İrlandalı futbolcular ve tribündeki İrlanda heyeti başlarını öne eğdi.
İSRAİL IRKÇILIĞINA SORUŞTURMA YOK
Bütün bu olağan dışı hazırlıkların ardından sahadaki gelişmeler de alışılmışın dışındaydı. İrlanda, henüz 25 dakika dolmadan 3-0'lık üstünlüğü yakaladı.
Futbolcular soyunma odasına doğru giderken bazı İsrail taraftarlarının, Gazze'deki operasyonları yürüten İsrail Savunma Kuvvetleri'ne destek amacıyla "IDF" şeklinde tezahürat yaptığı duyuldu.
FAI ayrıca İrlandalı forvet Adam Idah'a yönelik ırkçı ifadeler kullanıldığına ilişkin iddiaların, gerekli prosedürün uygulanmaması nedeniyle UEFA tarafından soruşturulamayacağının kendilerine bildirildiğini açıkladı.
BİR HAFTA SONRA YİNE KARŞILAŞACAKLAR🤬UEFA bariz, açık, net ırkçılığı soruşturmayacak!
👉İsrailli taraftarlar, İrlandalı futbolcu Adam Idah topu aldığında maymun sesleri çıkardı. UEFA, maçta gerekli prosedürün uygulanmaması nedeniyle soruşturulma açılmayacağını İrlanda'ya bildirdi.pic.twitter.com/YTCwpQwdl9
— Sporx (@sporx) September 28, 2026
İrlanda ve İsrail'in futbolcuları, bir sonraki pazar günü bu kez Sırbistan'da yeniden karşılaşacak. Belgrad'dan otomobille birkaç saat uzaklıktaki Barok kasabası Backa Topola, mücadeleye ev sahipliği yapacak.
4 bin 500 seyirci kapasiteli stadın kapıları ise güvenlik gerekçesiyle seyircilere kapalı tutulacak. Resmi olarak ev sahibi İrlanda olmasına rağmen karşılaşma Dublin'de oynanmayacak.
İRLANDA'DAKİ FİLİSTİN DESTEĞİ
İrlanda ile İsrail arasındaki futbol geriliminin geçmişi yeni değil.
İki ülkenin 2005 yılında Dublin'de oynadığı Dünya Kupası elemesi öncesinde yaklaşık 200 kişi İsrail Büyükelçiliği'nden Lansdowne Road'a kadar yürüyerek protesto gösterisi düzenlemişti. Dublin'in birçok noktasında bugün de Filistin'e destek veren duvar resimleri ve semboller bulunuyor. Bunlardan biri Bohemians'ın stadı Dalymount Park'ın yakınlarında yer alıyor.
Sokak sanatçısı Emmalene Blake'in hazırladığı "Hind's Wall", Ocak 2024'te ailesinden beş kişiyle birlikte Gazze'den kaçmaya çalışırken öldürülen, altıncı yaş gününe birkaç ay kalmış Filistinli Hind Rajab'a ithaf edildi.

İRLANDA-FİLİSTİN BAĞI
Hind Rajab'ın hikayesi dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İrlanda'da da büyük yankı uyandırdı. İrlanda toplumunun bir bölümü, Filistinlilerle kendi tarihleri arasında benzerlik kuruyor. Bu bakış açısının temelinde İrlanda'nın İngiliz ve Britanya etkisi ile yönetimi altında geçen 700 yılı aşkın tarih bulunuyor.
İrlanda'nın eski başbakanlarından Leo Varadkar, 2024'te Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret sırasında Filistinliler hakkında konuşurken İrlandalıların "onların gözlerinde kendi tarihimizi gördüğünü" söylemişti. Varadkar; yerinden edilme, mülksüzleştirme, ulusal kimliğin sorgulanması ya da reddedilmesi, zorunlu göç, ayrımcılık ve açlık gibi başlıklara dikkat çekmişti.
İrlanda, 1980'de bağımsız bir Filistin devleti talep eden ilk Avrupa Ekonomik Topluluğu ülkesi oldu. Ülke, 2024'te ise Filistin Devleti'ni resmen tanıdı. İrlanda hükümeti 28 Mayıs 2024 itibarıyla Filistin'i resmen devlet olarak tanıdığını açıkladı.

7 EKİM SONRASI
Bu gelişmeler, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırının ardından yaşandı. Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve ABD'nin terör örgütü olarak tanımladığı Hamas'ın saldırılarında yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü ve 250'den fazla kişi rehin alındı.
Rehin alınanlar arasında İrlanda-İsrail vatandaşı Emily Hand de bulunuyordu. Hand, bir arkadaşında kaldığı gece kaçırıldı ve yaklaşık 50 gün sonra serbest bırakıldı. Varadkar'ın, Hand'in serbest bırakılmasının ardından sosyal medyada onun için "kaybolmuştu" ifadesini kullanması İsrail'de büyük tepkiye yol açmıştı.
Varadkar aynı dönemde İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını "intikama yaklaşan bir şey" olarak tanımlamıştı.
İRLANDA HÜKÜMETİ: "MAÇIN OYNANMASI DOĞRU KARAR"
Bütün bu tarihi arka plana rağmen Varadkar'ın halefi Micheal Martin, şubat ayında FAI'nin maçı oynama kararının "doğru karar" olduğunu söyledi. Hükümet ve federasyonun karşılaşmayı iptal etmemesiyle baskının büyük bölümü oyuncuların ve teknik heyetin üzerine yöneldi.
Martin, geçtiğimiz pazartesi günü New York'taki Birleşmiş Milletler zirvesinde İrlanda Teknik Direktörü Heimir Hallgrimsson'u savunmak zorunda kaldı. Hallgrimsson, karşılaşmalarla ilgili olarak "Soykırıma karşı oynuyoruz" ifadesini kullanmıştı.
Buna karşılık İsrail Futbol Federasyonu, İzlandalı teknik adamı doğrudan hedef alan çok sert bir açıklama yaptı.
Açıklamada, "Biz cehalet, ikiyüzlülük ve aptallıkla oynamıyoruz. Bunları bünyesinde barındıran teknik direktöre karşı oynuyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Martin, İsrail Futbol Federasyonu'nun açıklamasını "kabul edilemez" olarak nitelendirdi ve geri çekilmesini istedi.
160'TAN FAZLA SPORCUDAN BOYKOT ÇAĞRISI
Hallgrimsson'un sözlerinin yayımlandığı gün, 160'tan fazla İrlandalı sporcu ve spor insanı erkek milli takımına açık bir mektup gönderdi. Mektupta İsrail'le oynanacak iki Uluslar Ligi karşılaşmasının boykot edilmesi istendi. İmzacıların arasında Hallgrimsson'dan önce İrlanda Milli Takımı'nı çalıştıran Brian Kerr de bulunuyordu.
Kerr, 2005'te İsrail'le Dublin'de 2-2 berabere kalınan karşılaşmada İrlanda'nın teknik direktörüydü. İrlanda Milli Takımı tarihinin en fazla forma giyen dördüncü oyuncusu Kevin Kilbane de boykot çağrısına destek verdi.
Kilbane, Irish Times'taki yazısında İrlanda'nın İsrail'e karşı ne Dublin'de ne Macaristan'da ne de Sırbistan'da oynaması gerektiğini savundu.

FUTBOLCULARA BÜYÜK BASKI
İrlanda Profesyonel Futbolcular Birliği'nin (PFAI) gönderdiği mektupta ise oyuncuların hem UEFA hem de FAI tarafından yalnız bırakıldığı savunuldu. Maç yaklaştıkça baskının odağı giderek futbolcular oldu. FAI, UEFA'nın zorunlu tuttuğu medya faaliyetlerini minimum seviyeye indirdi.
Geçtiğimiz pazartesi ve salı günü Dublin'deki antrenmanlara fotoğrafçıların girmesi dahi yasaklandı. İrlanda medyasında çıkan haberlere göre "Stop the Game" hareketinin protestocuları Castleknock'taki milli takım kampının çevresindeki bariyerleri aşıp otelin lobisine girdi.
Protestocular, "Ole, Ole" melodisi eşliğinde "Oynamayın! Oynamayın!" şeklinde slogan attı.
FAI'DE OYLAMA DEĞİŞTİ
FAI, geçen kasım ayında yüzde 93'lük oyla UEFA'dan İsrail'i Avrupa futbolundan men etmesini isteme kararı aldı. Ancak temmuz ayında yapılan başka bir oylamada üyelerin yüzde 68'i İsrail maçlarının oynanması yönünde oy kullandı.
PFAI'nin yaptığı ankette cevap veren üyelerin yüzde 63'ü maçların oynanmasına karşı çıktı. İrlanda Futbol Taraftarları Ortaklığı'nın şubat ayında açıkladığı ankette ise katılımcıların yüzde 75,6'sı boykotu destekledi.
10 MİLYON EUROLUK ENDİŞE
FAI, boykot kararı alınması halinde 10 milyon Euro'ya kadar gelir kaybı yaşayabileceğini hesapladı. Federasyon ayrıca Uluslar Ligi grubundaki altı maçın ikisinde hükmen yenilgiyle altı puan kaybetmekten ve bir alt lige düşme ihtimalinden endişe etti.
Böyle bir durumun hem daha düşük profilli rakiplerle oynanmasına hem de gelirlerin azalmasına yol açabileceği, ayrıca İrlanda'nın kura sıralamasını olumsuz etkileyebileceği değerlendirildi.
İrlanda, Kosova deplasmanındaki ilk maçını kaybettiği için grubun son sırasında kalma tehlikesi de yaşıyor.
EURO 2028 DETAYI
İrlanda aynı zamanda EURO 2028'in ortak ev sahiplerinden biri. İngiltere, İskoçya ve Galler'le birlikte ev sahibi ülkeler de normal eleme sürecine katılacak ancak elemelerden çıkamayan ev sahipleri için iki kontenjan ayrılacak.
Dolayısıyla diğer ev sahibi ülkelerden en az ikisinin normal yoldan turnuvaya katılması durumunda İrlanda'nın kendi topraklarında düzenlenecek EURO 2028'de yer alması mümkün olacak.
UEFA'nın disiplin talimatının 26. maddesine göre bir üye federasyonun maça çıkmayı reddetmesi halinde organizasyondan men dahil olmak üzere "uygun görülen" disiplin yaptırımları uygulanabiliyor.
UEFA, OLASI CEZAYI AÇIKLAMADI
FAI CEO'su David Courell, UEFA'nın İrlanda'nın İsrail maçlarından çekilmesi halinde uygulanacak cezanın ne olacağını kendilerine açıklamadığını da söyledi. Courell, federasyonun ağır yaptırım tehditleriyle karar almaya zorlanmadığını kabul etti.
Litvanya, Letonya ve Estonya'nın 2024'ten itibaren Belarus'a karşı kadın ve genç milli takım düzeyindeki maçlara çıkmamaları nedeniyle UEFA tarafından cezalandırıldığı hatırlatıldı.
Bu örneklerde maçlar 3-0 hükmen sonuçlandırıldı ve olaylardan birinde 5 bin Euro para cezası verildi.

RUSYA-İSRAİL TARTIŞMASI
Tartışmaların önemli başlıklarından biri de UEFA ve FIFA'nın Ukrayna'nın işgalinin ardından Rusya'yı organizasyonlardan uzaklaştırırken, İsrail'in uluslararası müsabakalarda yer almaya devam etmesi. Futbol otoriteleri, federasyonların devletlerden bağımsız olması gerektiğini belirten statülerine dayanıyor.
Polonya 2022 yılında Dünya Kupası play-off'unda Rusya'ya karşı oynamayı reddettiğinde birçok Avrupa ülkesinin desteğini almıştı. Rusya'nın men edilmesinde güvenlik gerekçeleri de öne çıkarılmış, İsrail'in aksine Rusya'ya tarafsız sahada karşılaşma oynama seçeneği verilmemişti. Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) de uygulanan yaptırımların yürürlükte kalmasına karar vermişti.
"İRLANDA TEK BAŞINA HAREKET ETMEK ZORUNDA"
Geçen yıl bazı Avrupa ülkeleri arasında İsrail'in turnuvalardan çıkarılması ihtimali tartışıldı ancak Orta Doğu'daki barış sürecine yönelik girişimlerin başlamasıyla bu yöndeki ivme kayboldu. Şu ana kadar hiçbir ülke İsrail'e karşı bir milli maça çıkmayı reddetmedi.
Bu nedenle FAI'nin boykot kararı vermesi halinde tek başına hareket etmesi ve ardından başka ülkelerin kendisini takip edip etmeyeceğini beklemesi gerekecekti.
SIRBİSTAN KARARI DA TARTIŞILDI
FAI'nin kendi evindeki İsrail maçını Sırbistan'a taşıması da tartışmalara neden oldu. Bunun sebebi, İrlanda'nın 1999 yılında dönemin Yugoslavya'sıyla oynanması gereken karşılaşmaya çıkmamasıydı. İrlanda hükümeti o dönemde Yugoslav heyetine giriş vizesi vermemişti.
Dönemin FAI CEO'su Bernard O'Byrne ise insan hakları sicili tartışmalı bütün ülkelerle maç yapılmaması halinde İrlanda'nın fikstürünün "önemli ölçüde kısalacağını" söylemişti. Karşılaşma üç ay sonra oynanmış ve FAI nispeten hafif bir cezayla karşılaşmıştı.
FUTBOLCULAR: "KENDİMİZİ ORTADA BIRAKILMIŞ HİSSEDİYORUZ"
İrlanda'nın perşembe günü Kosova'ya 1-0 yenildiği karşılaşmanın ardından futbolcular üzerindeki baskı daha görünür hale geldi.
Kaptan Dara O'Shea, oyuncuların kendilerini "ortada bırakılmış" hissettiklerini söyledi. Kanat oyuncusu Chiedozie Ogbene, UEFA'nın futbolcuları bu pozisyona sokmasını "haksızlık" olarak değerlendirdi.
Orta saha oyuncusu Jason Knight ise daha açık konuştu:
"Bu maçın oynanmaması gerektiğini düşünüyorum."
Knight ayrıca takımın ertesi gün konuyu daha derin şekilde konuşacağını açıkladı.

İSRAİL MAÇINDA TARTIŞMALI GOL SEVİNCİ
İrlanda Kosova'da mücadele ederken, aynı gün Linz'de Avusturya'ya 3-1 yenilen İsrail'in karşılaşmasında başka bir tartışma yaşandı. 20 yaşındaki İsrailli forvet Saied Abu Farchi, ikinci yarının başında beraberlik golünü attıktan sonra köşe gönderiyle yaptığı gol sevinci nedeniyle kırmızı kart gördü. Hakemler hareketi tüfek kullanımını taklit eden bir hareket olarak yorumladı.
İsrail Futbol Federasyonu ise daha sonra karara itiraz etti. Federasyon, Arap ve Müslüman olan Abu Farchi'nin aslında bilardo sopası kullanıyormuş gibi yaptığını ve oyuncunun daha önce Maccabi Tel Aviv formasıyla da benzer bir sevinç gerçekleştirdiğini savundu.
BAZUNU'NUN KARARINDA ETKİLİ OLDU
İrlanda'nın Kosova yenilgisinin ertesi sabahı ikinci kaleci Gavin Bazunu, Abu Farchi'nin gol sevincine ilişkin görüntüleri gördü. Görüntüler sosyal medyada çok sert tepkilere neden olmuştu. Bu gelişme, takımın Priştine'den Macaristan'a hareket etmesinden önce yapılan gergin toplantıyı da etkiledi. O aşamada toplu bir boykot gündemde değildi.
Ancak oyuncuların el sıkışma gibi maç protokollerinde nasıl davranmaları gerektiği konusunda FAI'den tavsiye istemeleri nedeniyle takımın uçuşu gecikti.
BAZUNU: "İSRAİL'E KARŞI OYNAMAK İSTEMİYORUM"
Başlangıçta Debrecen'de oyuncular adına ortak bir açıklama yapılması konusunda anlaşmaya varıldı. Ancak bunun için bütün futbolcuların mutabakat sağlaması gerekiyordu. Bazunu hemen karar vermedi ve gece boyunca düşünmek istedi. Ertesi sabah ailesiyle yaptığı görüşmelerin ardından Hallgrimsson'a İsrail'e karşı iki maçın hiçbirinde forma giymek istemediğini söyledi.
Buna karşın iki İsrail maçı arasındaki Avusturya karşılaşması için milli takım kadrosunda kalacağını bildirdi. Bazı takım arkadaşları da Bazunu'nun boykotuna katılmayı düşündü ancak bu oyuncuların sayısı netlik kazanmadı.
Bazunu daha sonra yaptığı açıklamada kararının İsrail halkına veya Yahudi toplumuna yönelik olmadığını özellikle vurguladı ve masum insanların öldürülmesine karşı kişisel inancından kaynaklandığını söyledi.

HALLGRIMSSON: "KARİYERİMİN EN ZOR GÜNLERİ"
Oyuncular, Hallgrimsson ve FAI CEO'su Courell ile başka toplantılar da gerçekleştirdi. Hallgrimsson daha sonra bu süreci teknik direktörlük kariyerinin "en zor" günleri olarak tanımladı. Cumartesi günü bir noktada maçın tamamen iptal edileceğini düşündüğünü de söyledi.
Takım otelinde kriz devam ederken statta yapılması gereken basın toplantısı önce iki saat ertelendi. Üstelik UEFA'nın da ertelemeden, basın toplantısı salonunda bekleyen gazetecilerle aynı anda haberdar olduğu belirtildi.
Sonunda basın toplantısı yaklaşık 5.5 saat gecikmeyle gerçekleştirildi.
OYLAMA İDDİASI: 14'E 8
Basın toplantısı öncesinde Courell ve FAI Futbol Direktörü John Martin, yaşanan gecikmenin perde arkasını anlattı. Courell isim vermeden bir futbolcunun maçta yer almamaya karar verdiğini duyurdu. Ayrıca takım içinde yapılan bir dizi oylamada oyuncuların "önemli çoğunluğunun" karşılaşmaya çıkmaktan yana olduğunu söyledi.
Bir gazetecinin oylamanın 14'e 8 sonuçlandığı iddiasını sorması üzerine Courell bu rakamları doğrulamayı reddetti.
Bazunu ise daha sonra böyle bir oylamadan haberi olmadığını ve bu nedenle oylamaya katılamadığını belirtti. Courell ve Hallgrimsson ayrıca milli takım kampı öncesinde yaklaşık 30 oyuncu ve personelle görüşülmesine rağmen Bazunu'nun bu konudaki düşüncesinin kendisine sorulmadığını kabul etti.
"KAHRAMANCA BİR KARAR"
Eski İrlanda Milli Takım Teknik Direktörü Brian Kerr, Bazunu ile temas kurduktan sonra Virgin Media Sport'a yaptığı açıklamada kalecinin kararını "kahramanca" olarak nitelendirdi. Kerr, Bazunu'nun kendisini oldukça kötü ve dışlanmış hissettiğini de söyledi.
Cumartesi öğleden sonra yaşanan yoğun gerginlik sırasında Bazunu'yla konuşma biçimi nedeniyle bir takım arkadaşının daha sonra kendisinden özür dilediği belirtildi.
SAVUNMACI 'KALECİ' OLARAK KADROYA YAZILDI
Pazar sabahına gelindiğinde durum daha da sıra dışı bir hal aldı. Kurallar kadroda üç kalecinin bulunmasını zorunlu tuttuğu için FAI, Queens Park Rangers forması giyen savunmacı Jimmy Dunne'ı kaleci olarak kaydettirmek zorunda kaldı.
Dunne, maç öncesi ısınmada eldiven takmıyordu. 20 bin kişilik statta yalnızca birkaç yüz İsrailli taraftar ile küçük bir İrlanda taraftar grubu bulunuyordu. Güvenlik gerekçesiyle deplasman taraftarlarına genel bilet satışı yapılmamıştı.
SESSİZ STADYUMDA 3 GOL
Stadın büyük bölümü boş olduğu için futbolcuların kramponlarının topa vurma sesi ve kale ağlarının hareketi bile duyulabiliyordu. İrlanda daha maçın başlarında fileleri üç kez havalandırarak kontrolü eline aldı.
İrlandalı futbolcular, sahaya çıkma kararlarını kendi zihinlerinde haklı çıkarabilmek için güçlü bir galibiyete ihtiyaçları varmış gibi oynadı. Ancak iyi bir sonuç bile ülkelerinde üzerlerine yönelen eleştirilerin sona ereceği anlamına gelmiyordu.
İsrail - İrlanda karşılaşmasının perde arkasındaki tablo, futbolun çok ötesine geçen bir noktaya çoktan ulaşmıştı.

Haber; Sporx.com, Fotoğraf; Imago
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

