Geri
İleri
"Paris'te ölmek istemiyorum"
|| Son güncelleme
Paris'te yaşanan vahşet verici olaylar sırasında Stade de France'da bulunan Sporx Yayın Yönetmeni Fatih Şamlıoğlu, anbean dehşet dakikaları kaleme aldı.
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
İŞARETLE
İşte Şamlıoğlu'nun kaleminden Paris'teki o dehşet...
"Paris kana bulandı, solan hayatlar, gerçekten korkmak ile ilk kez tanışan genç bünyeler, tebessümü bol bir hafta sonunun kapılarını sonuna kadar açan bir cuma akşamına merhaba: Stade de France, Fransa - Almanya... Birbirinden önemli futbol figürlerinin o meşin yuvarlağa nefes verişine bir kez daha tanık olmak için Stade de France'ın yolunu tuttum, "Oradaydım" kelimesinin anlamı belki de hiç bu denli anlamlı yüklü olmamıştı...

"Hazırlık maçında tribünler kalabalık olur mu acaba" sorusunu da cebime koyarak Stade de France'dan içeri ilk adımımızı attık, muazzam bir atmosfer, tıka basa dolan tribünler, her koltuğa bırakılan Fransa bayrakları, maç öncesi çalan Fransa marşları ve tribünlerin Fransa98'i aratmayan kusursuz coşkusu ve herkesin yüzündeki o koca tebessüm eşliğinde başlama vuruşunu yaptık. Tipik bir orta saha mücadelesi şeklinde geçen karşılaşma, karşı tribünün hemen sağ arka tarafında atılan bombanın yarattığı inanılmaz ses ile biraz hareketlendi. Korku, endişe var mıydı? Hayır...
Yeşil sahada ve tribünde olan herkes, ben de dahil olmak üzere, stadın da kusursuz akustiği ile daha da derinleşen o sese hiç bir anlam yüklemeyedik, tebessüm ettik... İkinci patlama yaklaşık 3 dakika sonra bu kez karşı tribünün sol tarafından yankılandı, daha gürültülü, daha şiddetli, daha endişelendirici...
Kulağımızın içerisinde dalgalanan o ses sonrasında yüzlerdeki tebessüm yerini endişeli bir ifadeye bıraktı ve yine de kimse o sesin, bir bombadan çıktığını anlamadı, anlayamazdı.Dakikalar ilerledikçe statta ciddi bir tedirginlik yaşanmaya başladı ve kesilen telefonlar, gitmeyen mesajlar, bağlanılamayan internetler endişe dozajını bir adım daha ileriye götürdü. Endişe vardı, korku vardı ve en önemlisi merak vardı! O kahredici ses neydi? Evet bomba...
Telefon hatlarının yavaş yavaş devreye girmesiyle "Bomba patladı" haberleri de yağmur gibi yağmaya başladı ve maç sonunda da statta yapılan anons da ortaya çıkan durumu doğruladı. Şimdi ne olacaktı, güvenli bir bölgeye nasıl geçecektik, güvenli bölge neresiydi?
"STATTAN DIŞARI ÇIKMAYIN,
ÖLMEK İSTEMİYORUM..."
Futbolcuların sahadan çıkmasıyla, tribünleri dolduran herkes saha içerisine doğru koşmaya başladı, "Bomba var, ellerinde silah var, çocuklarınızı koruyun, duvar diplerine gitmeyin, stattan dışarı çıkmayın, ölmek istemiyorum" kulağıma gelen sözlerden bazılarıydı... Saha içerisinde yeşil zemini görmeyecek kadar bir insan kalabalığı vardı, bazıları korkudan ağlıyordu, bazıları selfie çekiyordu, bazıları stadın dışına nasıl çıkacağını merak ediyordu, karmaşık...
Yaklaşık 1 saat boyunca, ortak akıl sonucunda en güvenli bölge yeşil saha ilan edildi, herkes orada toplandı. Gelen vahşi haberler sonrasında selfie yapanlar da dahil olmak üzere herkesin korku limiti doldu ve yükselen haykırışlar tek bir noktada buluştu: "Evime gitmek istiyorum".
Yaşanan olayların ardından stat yavaş yavaş güvenli bir şekilde boşaltılmaya başlandı, sokaklar polis, asker yığını, siren sesleri, ambulans sesleri ve en önemlisi korkunun verdiği tarif edilemez o ses... Paris'te sabaha kadar ambulans sesleri kesilmedi, Fransız televizyonları sabahın ilk ışıklarına kadar canlı yayınlar yaptı, güvenli bölgeler için uyarıların tonu bir an olsun düşmedi.
Şu anda Paris'te ölüm sessizliği ve belki de Paris tarihinin en büyük kaçış planı var... Havaalanı tıka basa dolmuş durumda, herkes evine ulaşmak için büyük bir çaba sarfediyor. Söylemesi, yazması belki de çok zor ama Paris artık kaçılacak bir şehir...
Fatih ŞAMLIOĞLU / Sporx Yayın Yönetmeni
"Paris kana bulandı, solan hayatlar, gerçekten korkmak ile ilk kez tanışan genç bünyeler, tebessümü bol bir hafta sonunun kapılarını sonuna kadar açan bir cuma akşamına merhaba: Stade de France, Fransa - Almanya... Birbirinden önemli futbol figürlerinin o meşin yuvarlağa nefes verişine bir kez daha tanık olmak için Stade de France'ın yolunu tuttum, "Oradaydım" kelimesinin anlamı belki de hiç bu denli anlamlı yüklü olmamıştı...
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--

"Hazırlık maçında tribünler kalabalık olur mu acaba" sorusunu da cebime koyarak Stade de France'dan içeri ilk adımımızı attık, muazzam bir atmosfer, tıka basa dolan tribünler, her koltuğa bırakılan Fransa bayrakları, maç öncesi çalan Fransa marşları ve tribünlerin Fransa98'i aratmayan kusursuz coşkusu ve herkesin yüzündeki o koca tebessüm eşliğinde başlama vuruşunu yaptık. Tipik bir orta saha mücadelesi şeklinde geçen karşılaşma, karşı tribünün hemen sağ arka tarafında atılan bombanın yarattığı inanılmaz ses ile biraz hareketlendi. Korku, endişe var mıydı? Hayır...
Yeşil sahada ve tribünde olan herkes, ben de dahil olmak üzere, stadın da kusursuz akustiği ile daha da derinleşen o sese hiç bir anlam yüklemeyedik, tebessüm ettik... İkinci patlama yaklaşık 3 dakika sonra bu kez karşı tribünün sol tarafından yankılandı, daha gürültülü, daha şiddetli, daha endişelendirici...
Kulağımızın içerisinde dalgalanan o ses sonrasında yüzlerdeki tebessüm yerini endişeli bir ifadeye bıraktı ve yine de kimse o sesin, bir bombadan çıktığını anlamadı, anlayamazdı.Dakikalar ilerledikçe statta ciddi bir tedirginlik yaşanmaya başladı ve kesilen telefonlar, gitmeyen mesajlar, bağlanılamayan internetler endişe dozajını bir adım daha ileriye götürdü. Endişe vardı, korku vardı ve en önemlisi merak vardı! O kahredici ses neydi? Evet bomba...
Telefon hatlarının yavaş yavaş devreye girmesiyle "Bomba patladı" haberleri de yağmur gibi yağmaya başladı ve maç sonunda da statta yapılan anons da ortaya çıkan durumu doğruladı. Şimdi ne olacaktı, güvenli bir bölgeye nasıl geçecektik, güvenli bölge neresiydi?"STATTAN DIŞARI ÇIKMAYIN,
ÖLMEK İSTEMİYORUM..."
Futbolcuların sahadan çıkmasıyla, tribünleri dolduran herkes saha içerisine doğru koşmaya başladı, "Bomba var, ellerinde silah var, çocuklarınızı koruyun, duvar diplerine gitmeyin, stattan dışarı çıkmayın, ölmek istemiyorum" kulağıma gelen sözlerden bazılarıydı... Saha içerisinde yeşil zemini görmeyecek kadar bir insan kalabalığı vardı, bazıları korkudan ağlıyordu, bazıları selfie çekiyordu, bazıları stadın dışına nasıl çıkacağını merak ediyordu, karmaşık...
Yaklaşık 1 saat boyunca, ortak akıl sonucunda en güvenli bölge yeşil saha ilan edildi, herkes orada toplandı. Gelen vahşi haberler sonrasında selfie yapanlar da dahil olmak üzere herkesin korku limiti doldu ve yükselen haykırışlar tek bir noktada buluştu: "Evime gitmek istiyorum".
Yaşanan olayların ardından stat yavaş yavaş güvenli bir şekilde boşaltılmaya başlandı, sokaklar polis, asker yığını, siren sesleri, ambulans sesleri ve en önemlisi korkunun verdiği tarif edilemez o ses... Paris'te sabaha kadar ambulans sesleri kesilmedi, Fransız televizyonları sabahın ilk ışıklarına kadar canlı yayınlar yaptı, güvenli bölgeler için uyarıların tonu bir an olsun düşmedi.
Şu anda Paris'te ölüm sessizliği ve belki de Paris tarihinin en büyük kaçış planı var... Havaalanı tıka basa dolmuş durumda, herkes evine ulaşmak için büyük bir çaba sarfediyor. Söylemesi, yazması belki de çok zor ama Paris artık kaçılacak bir şehir...
Fatih ŞAMLIOĞLU / Sporx Yayın Yönetmeni
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

