Mert Günok'tan Dünya Kupası ve Premier Lig itirafı
MERT GÜNOK'TAN AÇIKLAMALAR
Fenerbahçe'nin milli kalecisi Mert Günok, A Milli Takım'ın ortaya koyduğu birliktelik ve kaliteli oyunla mart ayındaki play-off'ları geçerek 2026 FIFA Dünya Kupası'na katılacaklarına inandığını söyledi.
Anadolu Ajansının Türkiye'nin Ödeme Yöntemi TROY'un katkılarıyla hayata geçirdiği "2026 Dünya Kupası Yolunda Milli Gururlar" projesinin üçüncü konuğu olan Mert Günok, AA muhabirine özel açıklamalarda bulundu.
24 yıllık Dünya Kupası hasretini sona erdirmek için mücadele veren A Milli Takım futbolcularını, Türk halkına daha yakından tanıtmak ve milli takım taraftar olgusunu güçlendirmek için gerçekleştirilen projede, milli oyuncuların Dünya Kupası hedefi, milli takımla ilgili düşünceleri, yaşadıkları şehirlerdeki günlük yaşamları ve kulüp takımlarındaki durumları detaylı bir şekilde ele alınacak.
"ÖNÜMÜZDE İKİ MAÇ KALDI"
"İLK MAÇIMIZI GEÇECEĞİMİZE İNANIYORUM"
"DÜNYA KUPASI'NDA NE OLACAĞI BELLİ OLMAZ"
"ÇOK İYİ BİR JENERASYONA SAHİBİZ"
MİLLİ TAKIM KALESİNE İLK GEÇTİĞİ GÜN
Milli takım kalesine ilk geçtiği günü çok net hatırladığını aktaran deneyimli file bekçisi şöyle konuştu:
"Benim için çok şanslı diyebileceğim bir dönemdi. A Milli Takım’da oynayabilecek kaleciler sıralamasında 7. sıradaydım. Ümit Milli Takım ile yaz kampındayken, A Milli Takım’daki kaleci eksikliğinden dolayı beni A takım kadrosuna davet ettiler. Avusturya'da kampa dahil olmuştum. İlk milli maçımda sahaya çıkışım da 62. dakika Cenk Gönen’in sakatlanması ile oldu. Aslında o gün oynamayı beklemiyordum. 2011'den bu yana milli takım kadrosuna giriyorum ama 2014 yılında Gürcistan maçında Cenk Gönen'in sakatlanmasıyla ilk kez oyuna girme fırsatı buldum. Oyuncu değişikliği işareti gelince benim için de heyecan verici bir an olmuştu. A Milli Takım formasını giymek her genç oyuncu için en üst mertebedir. O yüzden çok heyecanlı bir şekilde oyuna girdim. Ama mizacımdan dolayı, her zamanki sakinliğimle iyi de bir maç çıkarmıştım. Aslında maçın son yarım saatinde iki tane de top gelmişti, güzel kurtarışları yapmıştım."
"BİZİM İÇİN KÖTÜ BİR AN"
EURO 2020 öncesinde yaşanan pandeminin milli takımın yakaladığı ivmeyi kesintiye uğrattığını dile getiren deneyimli kaleci, şu ifadeleri kullandı:
"Çok iyi bir kadromuz vardı. O dönemde ilk 11 oynayan oyunculardan da iki tane sakatımız vardı. Pandemiyle beraber turnuvanın 1 sene ertelenmesi takımın ivmesini bozdu. Pandemide oynanan futbol ikliminde de her şey istediğimiz gibi gitmedi. Avrupa Şampiyonası'na hazırlık aşaması da çok sağlıklı olmadı. Erken bir şekilde geri döndük. Eleme grubu maçlarının hepsinde ben oynamıştım. Sadece garantiledikten son Andorra maçında oynamamıştım. Grup maçlarının hepsinde oynayıp, pandemiden dolayı bir sene sonrasında ertelince turnuva, o dönemki seçimlerde şampiyonada oynamamış olmak beni bir hayli üzmüştü. Hatta İtalya ile oynanan açılış maçı öncesinde çimlere ve atmosfere bakmak için sahaya ilk çıktığımızda, ‘Keşke burada oynasaydım, çok güzel bir atmosfer var.’ dediğimi hatırlıyorum. Etkili bir oyun koyamamıştık. İtalya çok etkili oynamıştı bize karşı. Tabii ki o dönemin favorilerindendi. Bayağı bir üstünlük kurmuşlardı, biz de çok defansif bir oyun oynamıştık. Bizim için kötü bir an diyebilirim."
"ORADA BİTTİĞİ İÇİN ÜZÜLMÜŞTÜK"
"EURO 2020’de oynayamamış olmak beni bir hayli üzmüştü ve kendi adıma hedefi 2024 Avrupa Şampiyonası olarak koymuştum." sözlerini kullanan Mert şöyle konuştu:
"2020 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Beşiktaş’ta büyük bir sakatlık yaşadım. Oradan dönüp 2024'te oynamayı kendime hedef koydum, bu hedefe ulaştığım için kendi adıma gururlu ve mutluyum. Bir önceki turnuvadan aldığımız tecrübeler vardı. Neleri yanlış yaptık; hazırlık aşamasında, maçlardaki pozisyonlarımızda, antrenman programları, takımın saha içi ve saha dışı problemleri olsun... Hepsine aşinaydım ve bunları biliyordum. Benimle beraber 2024 kadrosunda bulunan birkaç birkaç futbolcu daha vardı. Hepimiz tecrübelerimizi aktardık. İyi bir grup aşaması geçirdik, finallerde birlik beraberliğimiz çok üst düzeydeydi. Daha kompakt bir takımımız vardı. Tabii ki hocamız da bunda büyük bir etkendi. Hocanın bizden ne istediğini net bir şekilde belli etmesi, bizden her istediğini uygulamamız için çok ısrarcı davranması, antrenmanlarda istediği çıkana kadar antrenmanı bitirmemesi, bir disiplin içerisinde herkesin de hocaya saygı duyup ona inanması önemliydi. 2024'te belki daha ileriye gidebileceğimiz bir an vardı, gitmek de isterdik ama açıkçası orada bittiği için üzülmüştük."
"BİZİM TAKIMIMIZ SONUNA KADAR SAVAŞIR"
Kısa sürelerde toplanan milli takımda birlikteliği sağlamanın zor fakat çok önemli olduğunu belirten milli kaleci, "Uzun süredir neredeyse hep aynı takımla oynuyoruz. Hocamız da takımı genelde bozmamaya çalışıyor. Genelde aynı isimleri çağırmaya çalışıyor ki bu milli takım için önemli." sözlerini kullanarak şöyle konuştu:
"Zaman zaman performansa göre değişen oyuncular oluyordur ama içeride bir birliktelik var. Saha dışında milli takımın çok iyi bir birlikteliği var, bu son yıllarda saha içine de yansımaya başladı. Şimdi çok yetenekli bir jenerasyon da geldi. Arda olsun, Kenan olsun, dünyaca tanınan isimler artık. Hakan zaten yıllardır milli takımın içerisinde 100. maçını da geçti, önemli bir lider. O yüzden birlikteliğin daha çok olması, daha kompakt bir futbol oynamamız ve hocamızın bize ne istediğini daha net bir şekilde belirtmesi, bundan sonra bir turnuva takımı olarak anılmamamız için hiçbir sebep yok. Hocamız rakip takımın duruşuna, formasyonuna ve taktiğine göre bize bir taktik veriyor ve genelde aynı oyuncular olduğu için rakibin taktiğine nasıl karşılık vereceksek ona çok çabuk şekilde uyum sağlıyor. Antrenmanlar hep bunun üzerine oluyor. Hemen hemen aynı oyuncularla oynanması, bir milli takım kültürünün oluşması önemli. Bazen bakmadan atılan toplar bile aslında planın bir parçası. Çünkü oyuncular birbirini iyi tanıyor. Kimin ne kadar hızlı olduğunu, kimin ne zaman koşu yapabileceğini biliyor. Bizim takımızın en büyük artısı uzun süredir birlikte oynayan bir ekip olması ve çok yetenekli bir kadroya sahip olmamız. Aynı zamanda bütün jenerasyonlarda olduğu gibi Türk Milli Takımı’nın formasını giyen, Türk bayrağını göğsünde taşıyan herkes sonuna kadar pes etmeyeceğinden hemfikirdir. Bizim takımız da şu anda mili formayı üstüne geçirdiği zaman her maçta sonuna kadar savaşacaktır."
"TAKIMIN ENE BÜYÜĞÜ BENİM"
"MONTELLA BİZİM İÇİN BÜYÜK ŞANS"
"HABERLERE GÜLÜP GEÇİYORDUK"
"YAPTIĞIM EN ÖNEMLİ KURTARIŞ"
Avusturya maçında son saniyedeki kurtarışın kendisi için unutulmaz olduğunun altını çizen Mert Günok, "Benim için bütün kariyerim boyunca yaptığım en önemli kurtarış. Belki de ilk defa bir kurtarıştan sonra çok büyük bir reaksiyon gösterdim bana göre. Kale arkasındaki tribünlere dönüp bir reaksiyon gösterdim ki normalde kurtarışlarımdan sonra böyle reaksiyonlar göstermem. Benim için de çok önemli bir andı. bir patlama anıydı kurtarış ve sonrasında yaşananlar için. Maçın da son saniyelerinde gelmesi, daha sonrasında maçın o şekilde bitmesi, galip gelmemiz. Biri sorduğunda anlatmaktan bıkmayacağım, benim için de her zaman çok özel bir anı kalacak bir kurtarış oldu. Galibiyeti sadece benim kurtarışıma indirgemek de doğru olmaz. Merih’in de golleri vardı. Bir takım oyunu oynadık. Herkes elinden gelenin en iyisini yaptı." şeklinde konuştu.
"GURUR VERİCİ BİR ANI OLARAK KALACAK"
"O KONUŞMA ÇOK ETKİLEYİCİYDİ"
"HEPİMİZ İNANILMAZ DUYGULANMIŞTIK"
EURO 2024'teki maçlar öncesinde Türk taraftarların yaptığı yürüyüşlerin kendilerini çok motive ettiğinin altını çizen Mert Günok, şöyle konuştu:
"Şehir değiştirdiğimizde, otellere gittiğimizde pencereden baktığımızda insanlar sabahtan akşama kadar bizi belki bir saniye görmek için bekliyordu. Bunlar herkesin yapabileceği şeyler değil. Bizim insanımız bu konuda çok farklı. Bize desteklerini özellikle Avrupa'da net bir şekilde gösteriyorlar. Sosyal medyada onların yaptığı yürüyüşleri ve tezahüratları, görmek bizi çok motive ediyordu. Ama benim en etkilendiğim an, otelin önünde saatlerce, sabahtan akşama kadar sadece bizi bir an görmek için bekleyen ama hem güvenlik hem de maça gitmemiz sebebiyle onlarla kucaklaşamadığımız anlar oldu. Buradan da onlardan özür diliyoruz ama işimiz gereği maça gitmemiz gerekiyordu. Özellikle Gürcistan ile oynadığımız ilk maçta Dortmund'da tribünlerin neredeyse yüzde 70-80’inin bizim insanımızla dolu olduğunu görmek bizi inanılmaz mutlu etti ve duygulandırdı. Daha sonrasında İstiklal Marşı okunmaya başlandığında neredeyse bütün stadın sanki Türkiye'de oynanıyor gibi İstiklal Marşı'mızı hep bir ağızdan okuması hepimizi inanılmaz duygulandırmıştı. Benim için de çok unutulmaz duygulu ve neredeyse motivasyonumun beş kat arttığı bir an olmuştu."
"GÜÇLÜ ÇIKACAĞIMIZI BİLİYORDUK"
"YAZIK OLUR"
"BU SENE BAŞARACAĞIZ"
Mert, "Son katıldığımız 2002 Dünya Kupası'yla ilgili neler hatırlıyorsun?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"2002 Dünya Kupası çok eskide kaldığı için hatırladığım çok fazla anı yok ama zaman zaman gözümde canlanan küçük küçük anılar var. O dönemlerde altyapıda oynuyordum, bazen antrenmana giderken maçlar oynanıyordu. İşte otobüsten inip yürürken, insanlar maçları izlerken kahveden kafamı uzatıp bakıp antrenmana yetişmeye devam ediyordum. 2002'de Dünya kupasıyla ilgili tam olarak hatırlayamadığım anıları önümüzdeki Dünya Kupası’nda kendim yazmak istiyorum. Dünya Kupası dediğimizde özellikle ilk aklıma gelen 2002 Dünya Kupası'ndaki Rüştü ağabeyin gözünün altına çizdiği boya oluyor. Onun turuncu forması, beyaz eldivenleri. Dünya Kupası dediğimiz zaman aslında o dönem aklımıza geliyor. Çünkü en son Türk Milli Takımı olarak 2002 Dünya Kupası'ndaydık. Yıllardır içinde bulunmak istediğim dünyanın en büyük turnuvası. Umarım bu sene bunu başaracağız."
"TÜRK HALKINA MESAJIM..."
"SAHA DIŞINDA DAHA SAKİNİM"
"AİLE HAYATINI SEVEN BİRİYİM"
"AİLEMDE FUTBOLCU GENLERİ BASKIN"
"Babam Mahir Günok, o da eski kaleci. Onun babası dedem Fehmi Günok, o da eski bir futbolcu. Ailemde futbolcu genleri baskın. Amcam Musa Günok da bir futbolcuydu. Benim ilk ismim Fehmi dedemden geliyor. Dedemin lakabı Torik Fehmi'ymiş o zamanlar, o lakabı takmışlar, nedenini açıkçası bilmiyorum ama ailede futbolcu genleri baskın. Ben de o geleneği kaleci olarak devam ettirdim. Annemin adı Necmiye Günok, 2011 Şubat'ta kanserden vefat etmişti. Benim futbolcu olmamda da büyük emekleri vardır. Çünkü 8-9 yaşından itibaren babam daha çok şehir dışında çalıştığı için antrenmana annemle gidip gelmişimdir. İşte otobüsle minibüsle akşamları okuldan sonra, beni hep o yaşlarda götürüp getirmiştir. 13-14 yaşına geldikten sonra kendi başıma gitmeye başlamıştım. Aileler okulun önemli olduğunu tabii ki düşünür ancak futbol ve okul bazen beraber gidemeyebiliyor, lise dönemini açıktan okuyup daha sonra üniversitede kazandım o dönemde bana destek verdiği için annemin futbolcu olmamda önemli bir yeri vardır. Kardeşim Merve Günok eski bir voleybolcudur. O da sakatlıklardan sonra yakın bir zamanda bıraktı. Ailede sporcu genleri olduğu için kızımın da spor yapmasını isterim. Çünkü sporcu olmak, disiplinli olmak demek. Sporcu olursa erken yaşta disipline girip hayatını daha güzel bir şekilde idame ettirebileceğini düşünüyorum."
"KIRILMA NOKTALARIMDAN BİRİ..."
"PES ETMEDİM, YILMADIM"
"25 yaşında Fenerbahçe'den ayrıldım, Bursaspor’a transfer oldum. Bursaspor'da ilk senemde yaklaşık 23 maça çıktım. İkinci senemde bir lig maçı bile oynayamadım. Benim için aslında zorlu zamanlardı." sözlerini kullanan Mert, kariyer yolculuğu hakkında şu ifadeleri kullandı:
"Futbolcular genelde böyle zorlu zamanlarda birçok kez yanılgıya ve böyle üzüntüye düşebiliyor ama hem disiplinli, futbolcu genleri taşıyan bir ailede büyümüş olmamla beraber Bursaspor’dan sonra Başakşehir'e transfer oldum. Başakşehir'deki ilk senem de Avrupa ve kupa maçlarıyla geçti, bir lig maçı oynayamadım. İki sene lig maçı oynamamış, yaşı 27-28'lere gelmiş bir oyuncu belki hedef küçültmek zorunda kalabilir ama ben hiçbir zaman pes etmedim, hiçbir zaman yılmadım. Kariyerimin dönüş noktalarından biri de Başakşehir'de oynamaya başladığım ikinci yılımdır. Başakşehir'de oynamaya başladıktan sonra tekrar A Milli Takım kapısını kendime açtım ve birinci kaleci pozisyonuna geçtim. Başakşehir'deki oynadığım ilk sene çok başarılı geçti ama şampiyon olamamıştık ama benim için A Milli Takım’da başarılı bir serüvenle geçen bir seneydi. İkinci yılımızda da Başakşehir'le beraber şampiyon olduk. Benim için çok parlak bir dönemdi. Milli takımla beraber Avrupa Şampiyonası'na katılma başarısı elde ettik."
"F.BAHÇE'YE DÖNDÜM, ÇOK MUTLUYUM"
2022 Avrupa Şampiyonası'ndan sonra Beşiktaş'a transfer olan milli kaleci o dönem ve sonrasını şöyle anlattı:
"Beşiktaş'taki ilk senem iyi geçmedi çünkü ikinci ayımda kariyerimdeki en büyük sakatlık olan ön çapraz bağ sakatlığı yaşadım. Yine kariyerimdeki kırılmalardan biri de ön çapraz bağ sakatlığı diyebilirim. Çünkü yaşım o zaman 32'ye gelmişti. 32 yaşında ön çapraz bağ sakatlığı yaşayan ve geri dönüşü nasıl olacağı belli olmayan bir oyuncu belki toplum tarafından futbol hayatı bitmiş olarak görülebilir. Ama ben yine hem ailemin, eşimin desteğiyle oralardan çıkıp tekrar A Milli Takım'ın birinci kalecisi pozisyonuna geldim. Aslında hiçbir transferim, hiçbir yılım benim için kolay geçmedi. Hep böyle zorluklarla, bazen haksızlıklarla mücadele ettim ama hiçbir zaman yılmadım. Karakterim her zaman böyleydi. Futbol hayatımın sonuna kadar da bu karakterimi koruyacağımı biliyorum. Şimdi de futbola başladığım yere Fenerbahçe'ye geri döndüm ve çok mutluyum. 40 yaşına kadar oynamak istediğimi her röportajımda söylüyorum. 40 yaşıma kadar üst düzeyde kalmak için de elimden geleni yapacağım."
"HOLLANDA MAÇINI TEKRAR OYNAMAK İSTERDİM"
"34'Ü SEÇME SEBEBİM RÜŞTÜ AĞABEY"
"KLASİK ARAÇ HOBİMVAR"
"2 PREMIER LİG EKİBİNİN İLGİSİ VARDI"
"BOCA STADI'NDA OYNAMAK İSTERDİM"
Mert Günok, "Kariyerinde sahaya çıkmak istediğin bir stadyum var mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:
"Onunla ilgili şöyle bir anım var. Başakşehir ile şampiyon olduktan sonra Şampiyonlar Ligi’nde Manchester United, PSG ve Leipzig'i çektik. Old Trafford'u her zaman görmek istiyordum, orada oynamak istiyordum. Maçtan yaklaşık bir hafta önce, milli takım dönüşünde, o zamanlar sürekli bize test yapılıyordu. Covid testi pozitif çıkanlar maçta oynayamıyordu. Benim de maçtan 1 hafta önce covid testim pozitif çıktı ama herhangi bir şey hissetmiyordum. Hatta testin yanlış olduğunu hemen anladım. Onun üstüne üç kez daha her gün test oldum. Farklı farklı kurumlardan. UEFA da o dönem Türkiye'deki regülasyondan farklı olarak test pozitif çıktığı zaman oynamanı kabul ediyordu. Oynamak için her gün teste gittim girdim ve oraya gitmeyi başarmıştım. Maç bizim için iyi geçmedi ama Old Trafford'u görmeyi gerçekten istiyordum, orada oynayabildim. Onun harici Boca Juniors Stadı’nda oynamak isterdim. Ama tabi o biraz daha zor bir hedef."
"FUTBOLDAN SONRA BELKİ MOTORSPORLAR..."
Mert, aktif futbol yaşantısından sonraki düşünceleri hakkında ise şöyle konuştu:
"Normalde futbol dünyasında kalmayı istiyorum. İleride hocalık serüvenine başlamak, teknik direktör olmak istiyorum ama tabii bunlar aslında zamanla şekillenecek, o günün şartlarına göre belirlenecek şeyler. Futbol harici arabalarla ilgili çocukluğumdan beri gelen bir hobim var. Futboldan sonra eğer başarabilirsem, belki motorsporlar içerisinde de yer almak isterim. Tabii bu nasıl olur bilmiyorum. Sonuçta futbol oynadığımız dönemde buna evet meraklıyız ama profesyonel olarak bakabileceğimiz bir ortam yok. Öyle bir şey de yapmak isterim ama ilk tabii ki hedefim teknik direktör olmak, futbolun içinde kalmak. Belki de genç oyunculara yardımcı olmak. Gençlerle ilgilenmeyi, genç kalecilerle ilgilenmeyi de seviyorum. A Milli Takım teknik direktörlüğü ise çok büyük bir hedef. Onun için de basamakları adım adım gitmek gerekiyor. Orası en üst hedef. A Milli Takım teknik direktörü olmak ülkedeki en üst mertebelerden biri. Tabii ki her Türk oyuncu gibi, ben de bunu isterim."
"İŞİ ŞOVA DÖKSEM FARKLI OLABİLİRDİ"
Mert son olarak, "Bir imkan olsaydı şu anki Mert Günok, genç Mert Günok'a hangi mesajı vermek isterdi?" sorusunu şöyle yanıtladı:
"Yani şimdiki Mert Günok, eğer çocukluğundaki Mert Günok'a bir mesaj vermek isteseydi, belki gençlik yıllarımda 'Daha yırtıcı, sahaya ağırlığını koyan bir Mert Günok olsun.' derdi. Çünkü ilk başladığım dönemlerde daha da sakin bir yapım vardı. Tabii onun dezavantajları da avantajları da vardı. Büyük takımlarda oynamak genelde sakinlik ve sükunet de gerektiriyor ama zaman zaman hırsı da ortaya koymayı, göstermeyi aslında gerektiriyor. Bazen işi şova dökmek de gerekiyor ki ben hiçbir zaman işi şova döken tarafta olmadım. Belki genç Mert Günok işi biraz daha şova dökseydi daha farklı yerlerde olabilirdi. Çünkü bizim insanımız onu da seviyor aslında. Ben sadece o şov tarafında çok olmadım. Verebileceğim belki en önemli mesaj bu olabilirdi."
