Geri
İleri
"Hiç bir futbolcu ihanet etmez"
Galatasaraylı futbolcu Sabri Sarıoğlu GSTV'de yayınlanan 'Son Pas' programına konuk oldu.
İşte Son Pas programına konuk olan Sabri Sarığlu röportajı:
Dilersen ilk olarak Hagi ile başlayalım. Yeni teknik direktörünüz Hagi oldu. Hagi ile ilgili neler söylemek istersin.
Hagi ile 2004 yılında çalışma fırsatı buldum. İlk geldiği zaman da başarılı işlere imza atmıştı. 2. gelişinde de aynı başarıları devam ettireceğine inanıyorum. Yapı olarak, futbolcuyla diyalogları çok iyi olan bir teknik direktör. Her şey iyi gidiyor. Antrenmanlarda hocamızın istediği şeyleri yapmaya çalışıyoruz, bizden beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Her şey şuan iyi gidiyor, aldığımız sonuç ve oynadığımız oyun da bunun göstergesi. İnşallah bu gidişat üstüne kata kata devam eder.
Ben prensip olarak, hocalar arasında ayrım yapmıyorum. Herkesin kendine özgü oyun felsefesi vardır. Herkesin kendine has bir oyun biçimi vardır. Rijkaard da zaten kariyeri başarılarla dolu bir hoca. Onu tartışmaya gerek yok. Kendisiyle çok iyi zamanlar geçirdik, kötü günlerimiz oldu. Rijkaard ile çalıştığımız için çok mutluyuz ve gururluyuz. Daha farklı skorlar alıp, daha iyi yerlerde olup devam etmek isterdik ama futbolun içinde böyle şeyler olabiliyor. Ne kadar kariyerli olursanız olun büyük takımlarda başarısızsan, ilk başta hocalar sonra futbolcular sonra yöneticiler yavaş yavaş gitmeye başlıyor. Böyle bir senaryo oldu. Hocamızla geçirdiğimiz günlerden dolayı mutluyuz. Ayrıldığı içinde üzgünüz, ama dediğim gibi futbol içersinde bunlar var kendisine hocalık hayatında başarılar diliyorum. Artık yeni kulübü veya devam edecek mi etmeyecek mi onu da bilmiyoruz ama kendisi çok iyi bir insandı. İnşallah önü açık olur daha da büyük başarılara imza atar.
Rijkaard ayrıldıktan sonra, basında futbolcuların takımı sabote ettiği şeklinde dedikodular ve haberler çıktı. Senin bu konuda ki görüşlerin neler?
Ben öyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Bir futbolcunun takımı veya hocayı sabote edeceğine inanmıyorum. Sonuçta mesleğimiz bu bizim. Biz bu işten para kazanıyoruz, ekmeğimizi yiyoruz. Bir futbolcunun kasıtlı oynamayarak mesleğine ihanet edeceğini düşünmüyorum. Öyle yapıda oyuncu varsa da zaten ben onun samimiyetinden ve iş ahlakından şüphe ederim. Hepimiz dürüst ve karakterli oyuncularız. Hepimiz gerektiğince çalışıp, para kazandığımız camiaya en iyi hizmeti vermek zorundayız. Onun içinde elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Skorlar kötü gidince böle dedikodular çıkıyor. Ben katılmıyorum. Karakterli oyuncularla beraberiz. Hepsi birbirinden iyi insanlar işlerini de seviyorlar. Dediğim gibi bir futbolcu mesleğine saygı duyup, oynasa da oynamasa da her zaman çalışıp, oynuyorsa daha da iyisini yapmak için çalışmalı, oynamıyorsa formayı kapmak için daha da çok çalışmalı. Bizim takımımızda bu hava sezon başından beri var. O dedikodulara inanmıyor.
Galatasaray’ın sakatlıkların bitmediği, oyunculara yeterli antrenman yaptırılmadığı şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Sen bu görüşe katılıyor musun?
Tabi ki katılmıyorum. Gayet iyi çalışıyoruz. Çok tempolu antrenmanlar yapıyoruz. Bazen eve gittiğimiz de kolumuzu kaldıramayacak halde oluyoruz. Neticeler kötü gidince skorlar kötü yansıyınca böyle nedenler ve bahaneler aranıyor. Sakatlarımız çok ama bu çalışmadığımızdan dolayı değil darbeye bağlı sakatlıklar. En son Serkan arkadaşımız ciddi bir sakatlık yaşadı. Futbol içerisinde olabiliyor. Sakatlık da futbol içerisinde olan bir şey. Sonuçta biz birebir mücadelenin olduğu bir sporun içerisindeyiz. Kora kor mücadele ediyorsunuz. Kasıtlı bir şey değil ama ister istemez o esnada sakatlanabiliyorsunuz. Çünkü adrenalini yüksek seviyede maçlar oynuyorsunuz. Böyle sakatlıkların olması doğal. Yaptığımız meslek kolay değil. İçerisinde sakatlık da var. Elimizden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyoruz. Sakatlık olunca da tedavilerle sahalara dönmeye çalışıyoruz. Bende çok sakatlık geçirdim. Arkadaşlarımdan geri kalmamak için çok çalışarak sakatlıkları atlattım. Güzel bir sağlık ekibimiz var. Çok iyi bir fizyoterapistimiz var. Fatih Hoca sağ olsun çok iyi çalıştırıyor.
Dilersen senin futboluna da dönelim. Zaman zaman sağ açıkta da forma giyiyorsun. Hem sağ bek hem sağ açıkta kendi performansını değerlendirir misin? Yani asist yapmak mı daha çok hoşuna gidiyor yoksa savunmada kalmak mı?
Ben uzun bir süre sağ açık oynadım. İlk mevkiimde sağ açıktı. Uzun süre sağ açık oynadıktan sonra mecburiyetten sağ beke döndüm. Hiçbir zaman mevkii ayırt eden bir oyuncu değilim. Hocam bana nerede görev verirse o görevi yerine getirmek için elimden gelen her şeyi yaparım. Önceden sağ açık oynadığım için sağ açık daha rahat geliyor ama sağ bek de uzun yıllar oynadım orası da artık bana yabancı gelmiyor. Artık futbolda mevkii kavramı kalmadı. Hoca size nerede görev veriyorsa o bölgede en iyisini yapmak zorundasınız. Bende hocam bana nerede görev veriyorsa en iyisini yapmaya çalışıyorum.
Antalyaspor maçında da sahaya kaptan olarak çıktın. Basın Galatasaray’daki kaptanlık konusuna da eleştiriler getiriyor. Kaptanlık konusunda neler söylemek istersin.
Bu tür eleştirilere çok şaşırıyorum. 9 yaşında girdim bu kulübün içerisine. Yaşım 26 ve 17 sene oldu. 9 senelik de A Takım tecrübem var kaptanlık bandının bana takılması niye böyle insanları şaşırtıyor anlamıyorum. Galatasaray’da bir Yönetim Kurulu, başkan var ve kaptanları onlar seçerler.
2007-2008 sezonunda Fenerbahçe’yi Ali Sami Yen Stadı’nda Nonda’nın attığı golle mağlup edip şampiyonluk kapısını sonunu kadar araladığınız maçtan sonra Galatasaray taraftarına 3’lü çektirmiştin. Beraberlikle biten son Fenerbahçe maçında üçlü çektirme olayına, "Beraberliğe seviniyorlar" yorumları yapıldı. Sen bu yorumlara katılıyor musun?
Galatasaray camiasına olan sevgim, Galatasaray taraftarına olan sevgimi hiç kimse tartışamaz. En iyi Galatasaraylıyım diyenin daha da üstünde bir Galatasaraylıyım. Bunu kimse eleştiremez veya aksini iddia edemez. Taraftarım benden 3’lü çektirmek istese yaparım. Sonuçta bu 3’lü çektirmek küfürlü tezahürat, hakaret içeren veya rakibi inciten bir olay değil ki. Sonuçta Galatasaray taraftarının memnun olduğu, coştuğu ve sevgi gösterisinde bulunduğu bir olay. Fenerbahçe maçından sonra da bu istekte bulundular. Onları hiçbir zaman kıramam. Bu sebeple yaptırdım hiç de pişman değilim. Eleştirenleri şu şekilde anlamıyorum, sanki beni Kadıköy’den bir puan çıkardıktan sonra bu sevinci yaptığım iddia ediliyor. Halbuki biz soyunma odasına girdiğimiz zaman, bütün futbolcular olarak üzgündük. Çok iyi oynadığınız bir maçta galibiyeti kaçırdık. Çok iyi bir mücadele gösterdik, herkes birbirine yardım etti. 3 puanı kaçıran taraftık, onun üzüntüsünü yaşadık ama taraftarımız hırsımızı, mücadelemizi, isteğimizi görünce mutlu oldu. Gönül isterdi ki oradan 3 puan ile dönelim ama göstermiş olduğumuz mücadeleyi onlar da çok beğendi. Bu yüzden 3’lü çektirmemi istediler ve onları kırmadım yaptım. Rakip oyuncuları, taraftarları veya camiayı incitecek, onları kızdıracak bir hareket olduğuna inanmıyor. Sonuçta taraftarla bizim aramızdaki sevinç gösterisidir bu. Ama hiçbir zaman bir puan aldık diye yaptırdığım bir olay değildi.
Önünüzde çok kritik maçlar var. Trabzonspor, Manisaspor, Kayserispor ve Beşiktaş karşılaşmaları. Bu karşılaşmalar ile ilgili görüşlerin neler.
Her maç zor. Fikstür avantajı veya dezavantajı olduğuna inanmam. 2 haftadır iyi bir performans sergiliyoruz ve inşallah bunun üstüne kata kata devam etmek istiyoruz. Trabzonspor ile çok önemli ve zor bir maçımız var. Trabzonspor’un yüksek bir grafiği var. İyi oynuyorlar, güzel bir maç olacak. Amacımız oraya gidip 3 puanla dönmek. Çünkü puan kaybetmek gibi bir şansımız kalmadı. Yeterince puan kaybettik. Artık Galatasaray’ın 3 puan serisini yakalayıp üst sıralara tırmanma zamanı geldi ve bizde bunun bilincindeyiz. İnşallah Trabzonspor maçında da iyi futbolumuzun üstüne daha iyisini katıp daha iyi oynayıp galip gelerek bu 3 puan serisine devam etmek istiyoruz. Medical Park Antalyaspor galibiyeti bizim için iyi oldu. Trabzonspor’u da yenip ertesi haftaki Manisaspor maçına aynı moralle çıkmak istiyoruz. Şuan gerideyiz ama uzun bir maraton var önümüzde. 3 puanlı sistemle her şey olabilir. Amacımız hiç puan kaybetmeden üst sıralara tırmanmak ve liderliğe çıkmak. Birincilik Galatasaray için her zaman başarıdır. İkincilik başarısızlıktır. Bizim amacımız güzel bir seri yakalayıp, iyi futbol oynayıp taraftarımızı mutlu etmek.
Türk Telekom Arena’da da mutlu sona çok yaklaştık. Yıllarca farklı statlarda, atmosferlerde maçlar yaptın. Türk Telekom Arena’ya gittiniz, gördünüz. Tribün yapısı ve atmosfer olarak size avantaj sağlayacağını düşünüyor musun?
Sağlayacaktır. Tribünler sahaya çok yakın. Dolu anında nasıl bir atmosfer olacağını hayal ettiğimiz zaman biz bile heyecanlanıyoruz. Sadece Galatasaray için değil, Türk futbolu içinde büyük bir kazanç. Türkiye’de statların yenilenmesi, zeminlerin daha da iyi olması gerekir. Şampiyonlar Ligi olsun UEFA Avrupa Ligi olsun buralarda yarışmak için futbolumuzu geliştirmemiz gerekiyor. Bakıyorsunuz Türkiye’de bazı statlarda çok kötü zeminler oluyor, ondan sonra futbolun kalitesini yükseltmemiz isteniyor ama zeminden dolayı çok zorlanıyoruz. Sadece Galatasaray olarak değil diğer futbolcu arkadaşlarımızın da benimle aynı kanaatte olduğunu düşünüyorum. Artık daha yeni statlarda daha güzel zeminlerde oynamak zorundayız. Futbol endüstrisi daha da yükseldi, yani bu yarışın içinde olmak istiyorsak statlarımızın daha iyi, zeminlerin daha kaliteli olması gerekir. Sonuçta futbol bir seyir zevki olan oyun. Sahanın güzel olması, tribünlerin dolu olması, stadın güzel olması bu seyir zevkini daha da yükseltiyor, futbolcuyu da daha çok şevklendiriyor. Dediğim gibi inşallah Türk Telekom Arena bittikten sonra daha güzel atmosferle, daha güzel ambiyanslarla, maçlarda daha baskılı oynayacağımıza inanıyorum. Türk Telekom Arena’da taraftarımızın bize vereceği destekle, daha hırslı daha da bir şevkli oynayacağıma inanıyorum. Ali Sami Yen Stadı’nı unutmamak lazım. O bizim gözbebeğimiz, onu hiç bir zaman unutmayacağız. Son maçlarımızı oynuyoruz. Büyük bir hüzün içerisindeyiz ama artık daha iyi, modern ve daha çok kapasiteli bir stada ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Türk Telekom Arena en kısa sürede bitecek inşallah. 2. yarıyla birlikte başlayacağımıza inanıyorum. Orada daha iyi, daha kaliteli maçları taraftarımıza izleteceğimize inanıyorum.
Tabi taraftarlar da Ali Sami Yen’ini hiçbir zaman unutmayacaklardır. Taraftarlar için neler söylemek istersin ?
Dediğim gibi Galatasaray taraftarıyla büyüdüm, onların desteğiyle buralara geldim. Zaman zaman eleştirildim, protesto edildiğim anlarda oldu ama hiçbir zaman onlara kızmadım, üzülmedim. Ama insan ister istemez biraz kırgınlık burukluk yaşıyor ama hiçbir zaman onlara karşı bir kırgınlığım olmadı, art niyetim olmadı. Çünkü biliyorum ki onlar benden büyük beklentiler içerisinde. Ben de bazen bu beklentileri karşılamadığım zaman onlarda dışa vuruyorlar tepkilerini. Hiçbir zaman onlara kızmadım onlarla aramda güzel bir bağ var ve onları çok seviyorum. Sadece ben değil bütün takım arkadaşlarım. Çünkü Galatasaray’ı Galatasaray yapan taraftarıdır. Dediğim gibi onları hiçbir zaman unutmuyoruz. Onlar her zaman bize destek veriyorlar, vermeye devam etsinler. Onlarda inansınlar verdikleri desteğe karşılık vermek isteyen çok iyi bir grup var. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir grup var. Bazen kötü oynuyoruz ama bilerek kötü oynadığımızı düşünmesinler. Sahaya çıktığımız zaman elimizden geleni ortaya koyuyoruz. Onlar için onların gelip bize verdikleri destek için onlara karşılık vermek için mücadele ediyoruz. Kötü oynadığımız zamanlarda bile ben hep şunu kafamda yer edindirdim. Galatasaray takımı kötü oynayabilir. Oyuncular kötü oynayabilir ama hiçbir zaman kötü mücadele edemez, sonuna kadar mücadele etmek zorunda. Çünkü taraftarlar geliyor size destek veriyor. Onların emeklerine karşılık vermemiz lazım. Dediğim gibi kötü oynasak ta kötü mücadele etmiyoruz, elimizden gelen her şeyi yapıyoruz varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz. Çok mücadele edersin iyi oynarsın ama kaybedersin fakat bir çaba sarf etmiş olursun elinden gelen her şeyi yaparsın. Taraftar da fark eder ve derki futbolcular elinden geleni yaptı bir anlık hatadan dolayı kaybetti. Onlarda bu anlayışı gösterirler zaten. Biz iyi oynamak istiyoruz. Kaybettiğimiz zaman bile onlara ne kadar hırslı, azimli olduğumuzu kazanmak için ne kadar hırslı olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bu sıralamada iyi futbol ve iyi mücadele olur kötü futbol ve kötü mücadele olmaz. Galatasaray’ın kazanması için Galatasaray camiasını yüksek seviyelere getirmek için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz.
Dilersen birazda Milli Takım’dan bahsedelim. Milli Takım’ın 2010 Şampiyonası Grup Elemelerindeki performansını ve şansını değerlendirebilir misin?
2 galibiyete güzel bir başlangıç yaptık. Fakat, Almanya ve Azerbaycan maçları bizim için hayal kırıklığı oldu. İstemediğimiz mağlubiyetler aldık. Tabi ki bunun üzüntüsünü yaşadık ve geride kaldık. Önümüzde daha çok maç var ve daha kaybedilmiş maç yok. Tabi üzüntüsünü yaşıyoruz ama ileriye bakmak zorundayız. Önümüzde daha çok maç var. Amacımız Avrupa Şampiyona’sına gitmek. Türkiye’nin her zaman bu tür turnuvalarda yeri var. En son 2008 Avrupa Şampiyonası’nda bunu gösterdik. Ne kadar iyi bir takım olduğumuzu gösterdik. 2012 Avrupa Şampiyonası’na da mutlak suretle gitmemiz lazım. İnşallah arkamızdaki maçları unutup önümüzdeki maçlara daha iyi bir şekilde hazırlanacağız ve galip olacağımıza inanıyorum. Avrupa Şampiyonası her zaman ülkemizi tanıtmak, hem futbolumuzu göstermek hem de bizim açımızdan çok güzel bir organizasyon. Dediğim gibi, geride ki maçlardan iyi bir ders çıkartıp önümüzde ki maçlarda daha başarılı olacağımıza inanıyorum. Elimizden gelen her şeyi yapıp, kazanıp herkesi sevindirmek istiyoruz.
Milli Takım’da prim konusu polemik haline getirildi. Sakat olsa da Milli Takım’a sadece prim için giden futbolcular olduğu iddia edildi. Bu konuyla ilgili görüşlerin neler?
Bu görüşe ben katılmıyorum. Yani bir futbolcunun sadece prim için Milli Takım’a geleceğine inanmıyorum. Milli Takım en iyi oyunculardan kurulur. Sonuçta ülkemizde çok iyi oyuncular var başımızda da çok saygıdeğer, kariyerli bir hocamız var. Kimi seçerse koşa koşa Milli Takım’a gelir zaten. Hocamız ne zaman maçtan önce bir kadro yapsa, hemen eleştiriler gelmeye başlıyor. Biz Milli Takımız, Milli Takım denildiğinde Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Anadolu takımı fark etmiyor. Çünkü sonuçta ülkemizi temsil ediyoruz. Biz bir bütün olursak kazanırız. Kendi içimizde bu iyi yönde olmayan eleştirileri yaparsak, bizim için iyi olmuyor. Biz bir bütün olarak kendimize sahip çıkarsak, maçlarımızı kazanacağız. Tamam belki maçlar kötü gider, o zaman saygı duyarım. Spor yazarları olsun, dışarıdaki eleştirmenler olsun, saygı duyarım. Zaten kötü oynadığınız zaman eleştirileri dinlemek zorundasınız. Zaten biz hiçbir zaman eleştirildik diye şikayet etmedik. Ama oyuncunun karakteri ve kişiliğiyle ilgili hakarete varan eleştirilere katlanamayız. Eleştirilerden her zaman ders alan insanlarız. Ben genelde olumsuz eleştirileri dinleyen bir insanım, ama düzeyli bir şekilde yapılmasın gerekir. Eski futbolcular olsun, futbolun duayenleri olsun, düzeyli bir seviyede benim futbolum hakkında bir eleştirileri olsun, ben “neden oldu” diye bakarım ve yapmamaya çalışırım. Ama bazı kesim ciddi bir şekilde eleştirmeyi bırakıyor ve hakarete başlıyor. Dediğim gibi biz Türkiye’yi temsil ediyoruz, biz 70 milyonu temsil ediyoruz. Futbol dünyanın en gözde sporu sonuçta. Ülkemizin tanıtımı için en önemli organizasyonlardan biri Avrupa Şampiyonası. Biz buna katılmak istiyoruz. Ama bir bütün olmazsak, birlik olmazsak biz bunları başaramayız. Biz eleştirilerden nasibini alan insanlarız ama eleştirilerin de düzeyli olması gerekir. Sevinçlerimiz de düzeyli olmalı, çünkü başarılı olmak her zaman emek istiyor. En yükseğe çıksanız bile orada kalmanız için bir mücadele vermek zorundasınız. Spor yazarları, bütün taraftarlar hangi kulübün taraftarı olursa olsun bir bütün şeklinde Milli takımı desteklemesi gerekir. Avrupa Şampiyonası’na katılacağız, ben buna gönülden inanıyorum.
Çok kısa olarak hemen şunu sormak istiyorum kariyerinde unutamadığın maç hangisiydi ?
Avrupa’da, Milli Takım’da oynadığımız bütün maçlar unutamadığım maçlardandır. 2007-2008 sezonu Sivasspor’u 5-3 yendiğimiz maç. Şampiyonluğumuz belli eden maçtı. O maçı unutamam. Ali Sami Yen Stadı’nda oynadığımız Bordeaux maçında da son dakikalarında attığım golü unutamam. Daha sayamadığım çok maç vardır ama ilk aklıma gelenler bunlar.
İşte Son Pas programına konuk olan Sabri Sarığlu röportajı:
Dilersen ilk olarak Hagi ile başlayalım. Yeni teknik direktörünüz Hagi oldu. Hagi ile ilgili neler söylemek istersin.
Hagi ile 2004 yılında çalışma fırsatı buldum. İlk geldiği zaman da başarılı işlere imza atmıştı. 2. gelişinde de aynı başarıları devam ettireceğine inanıyorum. Yapı olarak, futbolcuyla diyalogları çok iyi olan bir teknik direktör. Her şey iyi gidiyor. Antrenmanlarda hocamızın istediği şeyleri yapmaya çalışıyoruz, bizden beklentilerini karşılamaya çalışıyoruz. Her şey şuan iyi gidiyor, aldığımız sonuç ve oynadığımız oyun da bunun göstergesi. İnşallah bu gidişat üstüne kata kata devam eder.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Rijkaard ile yollar ayrıldı. Hagi ile Rijkaard arasındaki farklılıklar neler sence.Ben prensip olarak, hocalar arasında ayrım yapmıyorum. Herkesin kendine özgü oyun felsefesi vardır. Herkesin kendine has bir oyun biçimi vardır. Rijkaard da zaten kariyeri başarılarla dolu bir hoca. Onu tartışmaya gerek yok. Kendisiyle çok iyi zamanlar geçirdik, kötü günlerimiz oldu. Rijkaard ile çalıştığımız için çok mutluyuz ve gururluyuz. Daha farklı skorlar alıp, daha iyi yerlerde olup devam etmek isterdik ama futbolun içinde böyle şeyler olabiliyor. Ne kadar kariyerli olursanız olun büyük takımlarda başarısızsan, ilk başta hocalar sonra futbolcular sonra yöneticiler yavaş yavaş gitmeye başlıyor. Böyle bir senaryo oldu. Hocamızla geçirdiğimiz günlerden dolayı mutluyuz. Ayrıldığı içinde üzgünüz, ama dediğim gibi futbol içersinde bunlar var kendisine hocalık hayatında başarılar diliyorum. Artık yeni kulübü veya devam edecek mi etmeyecek mi onu da bilmiyoruz ama kendisi çok iyi bir insandı. İnşallah önü açık olur daha da büyük başarılara imza atar.
Rijkaard ayrıldıktan sonra, basında futbolcuların takımı sabote ettiği şeklinde dedikodular ve haberler çıktı. Senin bu konuda ki görüşlerin neler?
Ben öyle bir şey olduğuna inanmıyorum. Bir futbolcunun takımı veya hocayı sabote edeceğine inanmıyorum. Sonuçta mesleğimiz bu bizim. Biz bu işten para kazanıyoruz, ekmeğimizi yiyoruz. Bir futbolcunun kasıtlı oynamayarak mesleğine ihanet edeceğini düşünmüyorum. Öyle yapıda oyuncu varsa da zaten ben onun samimiyetinden ve iş ahlakından şüphe ederim. Hepimiz dürüst ve karakterli oyuncularız. Hepimiz gerektiğince çalışıp, para kazandığımız camiaya en iyi hizmeti vermek zorundayız. Onun içinde elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Skorlar kötü gidince böle dedikodular çıkıyor. Ben katılmıyorum. Karakterli oyuncularla beraberiz. Hepsi birbirinden iyi insanlar işlerini de seviyorlar. Dediğim gibi bir futbolcu mesleğine saygı duyup, oynasa da oynamasa da her zaman çalışıp, oynuyorsa daha da iyisini yapmak için çalışmalı, oynamıyorsa formayı kapmak için daha da çok çalışmalı. Bizim takımımızda bu hava sezon başından beri var. O dedikodulara inanmıyor.
Galatasaray’ın sakatlıkların bitmediği, oyunculara yeterli antrenman yaptırılmadığı şeklinde iddialar ortaya atılıyor. Sen bu görüşe katılıyor musun?
Tabi ki katılmıyorum. Gayet iyi çalışıyoruz. Çok tempolu antrenmanlar yapıyoruz. Bazen eve gittiğimiz de kolumuzu kaldıramayacak halde oluyoruz. Neticeler kötü gidince skorlar kötü yansıyınca böyle nedenler ve bahaneler aranıyor. Sakatlarımız çok ama bu çalışmadığımızdan dolayı değil darbeye bağlı sakatlıklar. En son Serkan arkadaşımız ciddi bir sakatlık yaşadı. Futbol içerisinde olabiliyor. Sakatlık da futbol içerisinde olan bir şey. Sonuçta biz birebir mücadelenin olduğu bir sporun içerisindeyiz. Kora kor mücadele ediyorsunuz. Kasıtlı bir şey değil ama ister istemez o esnada sakatlanabiliyorsunuz. Çünkü adrenalini yüksek seviyede maçlar oynuyorsunuz. Böyle sakatlıkların olması doğal. Yaptığımız meslek kolay değil. İçerisinde sakatlık da var. Elimizden geldiğince dikkatli olmaya çalışıyoruz. Sakatlık olunca da tedavilerle sahalara dönmeye çalışıyoruz. Bende çok sakatlık geçirdim. Arkadaşlarımdan geri kalmamak için çok çalışarak sakatlıkları atlattım. Güzel bir sağlık ekibimiz var. Çok iyi bir fizyoterapistimiz var. Fatih Hoca sağ olsun çok iyi çalıştırıyor.
Dilersen senin futboluna da dönelim. Zaman zaman sağ açıkta da forma giyiyorsun. Hem sağ bek hem sağ açıkta kendi performansını değerlendirir misin? Yani asist yapmak mı daha çok hoşuna gidiyor yoksa savunmada kalmak mı?
Ben uzun bir süre sağ açık oynadım. İlk mevkiimde sağ açıktı. Uzun süre sağ açık oynadıktan sonra mecburiyetten sağ beke döndüm. Hiçbir zaman mevkii ayırt eden bir oyuncu değilim. Hocam bana nerede görev verirse o görevi yerine getirmek için elimden gelen her şeyi yaparım. Önceden sağ açık oynadığım için sağ açık daha rahat geliyor ama sağ bek de uzun yıllar oynadım orası da artık bana yabancı gelmiyor. Artık futbolda mevkii kavramı kalmadı. Hoca size nerede görev veriyorsa o bölgede en iyisini yapmak zorundasınız. Bende hocam bana nerede görev veriyorsa en iyisini yapmaya çalışıyorum.
Antalyaspor maçında da sahaya kaptan olarak çıktın. Basın Galatasaray’daki kaptanlık konusuna da eleştiriler getiriyor. Kaptanlık konusunda neler söylemek istersin.
Bu tür eleştirilere çok şaşırıyorum. 9 yaşında girdim bu kulübün içerisine. Yaşım 26 ve 17 sene oldu. 9 senelik de A Takım tecrübem var kaptanlık bandının bana takılması niye böyle insanları şaşırtıyor anlamıyorum. Galatasaray’da bir Yönetim Kurulu, başkan var ve kaptanları onlar seçerler.
2007-2008 sezonunda Fenerbahçe’yi Ali Sami Yen Stadı’nda Nonda’nın attığı golle mağlup edip şampiyonluk kapısını sonunu kadar araladığınız maçtan sonra Galatasaray taraftarına 3’lü çektirmiştin. Beraberlikle biten son Fenerbahçe maçında üçlü çektirme olayına, "Beraberliğe seviniyorlar" yorumları yapıldı. Sen bu yorumlara katılıyor musun?
Galatasaray camiasına olan sevgim, Galatasaray taraftarına olan sevgimi hiç kimse tartışamaz. En iyi Galatasaraylıyım diyenin daha da üstünde bir Galatasaraylıyım. Bunu kimse eleştiremez veya aksini iddia edemez. Taraftarım benden 3’lü çektirmek istese yaparım. Sonuçta bu 3’lü çektirmek küfürlü tezahürat, hakaret içeren veya rakibi inciten bir olay değil ki. Sonuçta Galatasaray taraftarının memnun olduğu, coştuğu ve sevgi gösterisinde bulunduğu bir olay. Fenerbahçe maçından sonra da bu istekte bulundular. Onları hiçbir zaman kıramam. Bu sebeple yaptırdım hiç de pişman değilim. Eleştirenleri şu şekilde anlamıyorum, sanki beni Kadıköy’den bir puan çıkardıktan sonra bu sevinci yaptığım iddia ediliyor. Halbuki biz soyunma odasına girdiğimiz zaman, bütün futbolcular olarak üzgündük. Çok iyi oynadığınız bir maçta galibiyeti kaçırdık. Çok iyi bir mücadele gösterdik, herkes birbirine yardım etti. 3 puanı kaçıran taraftık, onun üzüntüsünü yaşadık ama taraftarımız hırsımızı, mücadelemizi, isteğimizi görünce mutlu oldu. Gönül isterdi ki oradan 3 puan ile dönelim ama göstermiş olduğumuz mücadeleyi onlar da çok beğendi. Bu yüzden 3’lü çektirmemi istediler ve onları kırmadım yaptım. Rakip oyuncuları, taraftarları veya camiayı incitecek, onları kızdıracak bir hareket olduğuna inanmıyor. Sonuçta taraftarla bizim aramızdaki sevinç gösterisidir bu. Ama hiçbir zaman bir puan aldık diye yaptırdığım bir olay değildi.
Önünüzde çok kritik maçlar var. Trabzonspor, Manisaspor, Kayserispor ve Beşiktaş karşılaşmaları. Bu karşılaşmalar ile ilgili görüşlerin neler.
Her maç zor. Fikstür avantajı veya dezavantajı olduğuna inanmam. 2 haftadır iyi bir performans sergiliyoruz ve inşallah bunun üstüne kata kata devam etmek istiyoruz. Trabzonspor ile çok önemli ve zor bir maçımız var. Trabzonspor’un yüksek bir grafiği var. İyi oynuyorlar, güzel bir maç olacak. Amacımız oraya gidip 3 puanla dönmek. Çünkü puan kaybetmek gibi bir şansımız kalmadı. Yeterince puan kaybettik. Artık Galatasaray’ın 3 puan serisini yakalayıp üst sıralara tırmanma zamanı geldi ve bizde bunun bilincindeyiz. İnşallah Trabzonspor maçında da iyi futbolumuzun üstüne daha iyisini katıp daha iyi oynayıp galip gelerek bu 3 puan serisine devam etmek istiyoruz. Medical Park Antalyaspor galibiyeti bizim için iyi oldu. Trabzonspor’u da yenip ertesi haftaki Manisaspor maçına aynı moralle çıkmak istiyoruz. Şuan gerideyiz ama uzun bir maraton var önümüzde. 3 puanlı sistemle her şey olabilir. Amacımız hiç puan kaybetmeden üst sıralara tırmanmak ve liderliğe çıkmak. Birincilik Galatasaray için her zaman başarıdır. İkincilik başarısızlıktır. Bizim amacımız güzel bir seri yakalayıp, iyi futbol oynayıp taraftarımızı mutlu etmek.
Türk Telekom Arena’da da mutlu sona çok yaklaştık. Yıllarca farklı statlarda, atmosferlerde maçlar yaptın. Türk Telekom Arena’ya gittiniz, gördünüz. Tribün yapısı ve atmosfer olarak size avantaj sağlayacağını düşünüyor musun?
Sağlayacaktır. Tribünler sahaya çok yakın. Dolu anında nasıl bir atmosfer olacağını hayal ettiğimiz zaman biz bile heyecanlanıyoruz. Sadece Galatasaray için değil, Türk futbolu içinde büyük bir kazanç. Türkiye’de statların yenilenmesi, zeminlerin daha da iyi olması gerekir. Şampiyonlar Ligi olsun UEFA Avrupa Ligi olsun buralarda yarışmak için futbolumuzu geliştirmemiz gerekiyor. Bakıyorsunuz Türkiye’de bazı statlarda çok kötü zeminler oluyor, ondan sonra futbolun kalitesini yükseltmemiz isteniyor ama zeminden dolayı çok zorlanıyoruz. Sadece Galatasaray olarak değil diğer futbolcu arkadaşlarımızın da benimle aynı kanaatte olduğunu düşünüyorum. Artık daha yeni statlarda daha güzel zeminlerde oynamak zorundayız. Futbol endüstrisi daha da yükseldi, yani bu yarışın içinde olmak istiyorsak statlarımızın daha iyi, zeminlerin daha kaliteli olması gerekir. Sonuçta futbol bir seyir zevki olan oyun. Sahanın güzel olması, tribünlerin dolu olması, stadın güzel olması bu seyir zevkini daha da yükseltiyor, futbolcuyu da daha çok şevklendiriyor. Dediğim gibi inşallah Türk Telekom Arena bittikten sonra daha güzel atmosferle, daha güzel ambiyanslarla, maçlarda daha baskılı oynayacağımıza inanıyorum. Türk Telekom Arena’da taraftarımızın bize vereceği destekle, daha hırslı daha da bir şevkli oynayacağıma inanıyorum. Ali Sami Yen Stadı’nı unutmamak lazım. O bizim gözbebeğimiz, onu hiç bir zaman unutmayacağız. Son maçlarımızı oynuyoruz. Büyük bir hüzün içerisindeyiz ama artık daha iyi, modern ve daha çok kapasiteli bir stada ihtiyacımız olduğuna inanıyorum. Türk Telekom Arena en kısa sürede bitecek inşallah. 2. yarıyla birlikte başlayacağımıza inanıyorum. Orada daha iyi, daha kaliteli maçları taraftarımıza izleteceğimize inanıyorum.
Tabi taraftarlar da Ali Sami Yen’ini hiçbir zaman unutmayacaklardır. Taraftarlar için neler söylemek istersin ?
Dediğim gibi Galatasaray taraftarıyla büyüdüm, onların desteğiyle buralara geldim. Zaman zaman eleştirildim, protesto edildiğim anlarda oldu ama hiçbir zaman onlara kızmadım, üzülmedim. Ama insan ister istemez biraz kırgınlık burukluk yaşıyor ama hiçbir zaman onlara karşı bir kırgınlığım olmadı, art niyetim olmadı. Çünkü biliyorum ki onlar benden büyük beklentiler içerisinde. Ben de bazen bu beklentileri karşılamadığım zaman onlarda dışa vuruyorlar tepkilerini. Hiçbir zaman onlara kızmadım onlarla aramda güzel bir bağ var ve onları çok seviyorum. Sadece ben değil bütün takım arkadaşlarım. Çünkü Galatasaray’ı Galatasaray yapan taraftarıdır. Dediğim gibi onları hiçbir zaman unutmuyoruz. Onlar her zaman bize destek veriyorlar, vermeye devam etsinler. Onlarda inansınlar verdikleri desteğe karşılık vermek isteyen çok iyi bir grup var. Elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir grup var. Bazen kötü oynuyoruz ama bilerek kötü oynadığımızı düşünmesinler. Sahaya çıktığımız zaman elimizden geleni ortaya koyuyoruz. Onlar için onların gelip bize verdikleri destek için onlara karşılık vermek için mücadele ediyoruz. Kötü oynadığımız zamanlarda bile ben hep şunu kafamda yer edindirdim. Galatasaray takımı kötü oynayabilir. Oyuncular kötü oynayabilir ama hiçbir zaman kötü mücadele edemez, sonuna kadar mücadele etmek zorunda. Çünkü taraftarlar geliyor size destek veriyor. Onların emeklerine karşılık vermemiz lazım. Dediğim gibi kötü oynasak ta kötü mücadele etmiyoruz, elimizden gelen her şeyi yapıyoruz varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz. Çok mücadele edersin iyi oynarsın ama kaybedersin fakat bir çaba sarf etmiş olursun elinden gelen her şeyi yaparsın. Taraftar da fark eder ve derki futbolcular elinden geleni yaptı bir anlık hatadan dolayı kaybetti. Onlarda bu anlayışı gösterirler zaten. Biz iyi oynamak istiyoruz. Kaybettiğimiz zaman bile onlara ne kadar hırslı, azimli olduğumuzu kazanmak için ne kadar hırslı olduğumuzu göstermek istiyoruz. Bu sıralamada iyi futbol ve iyi mücadele olur kötü futbol ve kötü mücadele olmaz. Galatasaray’ın kazanması için Galatasaray camiasını yüksek seviyelere getirmek için varımızı yoğumuzu ortaya koyuyoruz.
Dilersen birazda Milli Takım’dan bahsedelim. Milli Takım’ın 2010 Şampiyonası Grup Elemelerindeki performansını ve şansını değerlendirebilir misin?
2 galibiyete güzel bir başlangıç yaptık. Fakat, Almanya ve Azerbaycan maçları bizim için hayal kırıklığı oldu. İstemediğimiz mağlubiyetler aldık. Tabi ki bunun üzüntüsünü yaşadık ve geride kaldık. Önümüzde daha çok maç var ve daha kaybedilmiş maç yok. Tabi üzüntüsünü yaşıyoruz ama ileriye bakmak zorundayız. Önümüzde daha çok maç var. Amacımız Avrupa Şampiyona’sına gitmek. Türkiye’nin her zaman bu tür turnuvalarda yeri var. En son 2008 Avrupa Şampiyonası’nda bunu gösterdik. Ne kadar iyi bir takım olduğumuzu gösterdik. 2012 Avrupa Şampiyonası’na da mutlak suretle gitmemiz lazım. İnşallah arkamızdaki maçları unutup önümüzdeki maçlara daha iyi bir şekilde hazırlanacağız ve galip olacağımıza inanıyorum. Avrupa Şampiyonası her zaman ülkemizi tanıtmak, hem futbolumuzu göstermek hem de bizim açımızdan çok güzel bir organizasyon. Dediğim gibi, geride ki maçlardan iyi bir ders çıkartıp önümüzde ki maçlarda daha başarılı olacağımıza inanıyorum. Elimizden gelen her şeyi yapıp, kazanıp herkesi sevindirmek istiyoruz.
Milli Takım’da prim konusu polemik haline getirildi. Sakat olsa da Milli Takım’a sadece prim için giden futbolcular olduğu iddia edildi. Bu konuyla ilgili görüşlerin neler?
Bu görüşe ben katılmıyorum. Yani bir futbolcunun sadece prim için Milli Takım’a geleceğine inanmıyorum. Milli Takım en iyi oyunculardan kurulur. Sonuçta ülkemizde çok iyi oyuncular var başımızda da çok saygıdeğer, kariyerli bir hocamız var. Kimi seçerse koşa koşa Milli Takım’a gelir zaten. Hocamız ne zaman maçtan önce bir kadro yapsa, hemen eleştiriler gelmeye başlıyor. Biz Milli Takımız, Milli Takım denildiğinde Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Anadolu takımı fark etmiyor. Çünkü sonuçta ülkemizi temsil ediyoruz. Biz bir bütün olursak kazanırız. Kendi içimizde bu iyi yönde olmayan eleştirileri yaparsak, bizim için iyi olmuyor. Biz bir bütün olarak kendimize sahip çıkarsak, maçlarımızı kazanacağız. Tamam belki maçlar kötü gider, o zaman saygı duyarım. Spor yazarları olsun, dışarıdaki eleştirmenler olsun, saygı duyarım. Zaten kötü oynadığınız zaman eleştirileri dinlemek zorundasınız. Zaten biz hiçbir zaman eleştirildik diye şikayet etmedik. Ama oyuncunun karakteri ve kişiliğiyle ilgili hakarete varan eleştirilere katlanamayız. Eleştirilerden her zaman ders alan insanlarız. Ben genelde olumsuz eleştirileri dinleyen bir insanım, ama düzeyli bir şekilde yapılmasın gerekir. Eski futbolcular olsun, futbolun duayenleri olsun, düzeyli bir seviyede benim futbolum hakkında bir eleştirileri olsun, ben “neden oldu” diye bakarım ve yapmamaya çalışırım. Ama bazı kesim ciddi bir şekilde eleştirmeyi bırakıyor ve hakarete başlıyor. Dediğim gibi biz Türkiye’yi temsil ediyoruz, biz 70 milyonu temsil ediyoruz. Futbol dünyanın en gözde sporu sonuçta. Ülkemizin tanıtımı için en önemli organizasyonlardan biri Avrupa Şampiyonası. Biz buna katılmak istiyoruz. Ama bir bütün olmazsak, birlik olmazsak biz bunları başaramayız. Biz eleştirilerden nasibini alan insanlarız ama eleştirilerin de düzeyli olması gerekir. Sevinçlerimiz de düzeyli olmalı, çünkü başarılı olmak her zaman emek istiyor. En yükseğe çıksanız bile orada kalmanız için bir mücadele vermek zorundasınız. Spor yazarları, bütün taraftarlar hangi kulübün taraftarı olursa olsun bir bütün şeklinde Milli takımı desteklemesi gerekir. Avrupa Şampiyonası’na katılacağız, ben buna gönülden inanıyorum.
Çok kısa olarak hemen şunu sormak istiyorum kariyerinde unutamadığın maç hangisiydi ?
Avrupa’da, Milli Takım’da oynadığımız bütün maçlar unutamadığım maçlardandır. 2007-2008 sezonu Sivasspor’u 5-3 yendiğimiz maç. Şampiyonluğumuz belli eden maçtı. O maçı unutamam. Ali Sami Yen Stadı’nda oynadığımız Bordeaux maçında da son dakikalarında attığım golü unutamam. Daha sayamadığım çok maç vardır ama ilk aklıma gelenler bunlar.
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Galatasaray

