Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Akıl sağlığımız tehlikede
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
"Futbolda romantizme yer yok" diyerek 50 milyon sterline Liverpool'dan Chelsea'ye geçen Torres haklı mı? Yoksa gerçekten futbol romantizmi olmadan futbol sevilebilir mi? Son günlerde dünyada en fazla tartışılan ve konuşulan transferin ardından bu soruların cevabını aramaya başladım.
Ülkemizde futbol gündemi denince ortaya çıkanların insanın futboldan soğuması için yeterli aslında, bu nedenle kafamızı biraz kaldırarak dünyada futbolun gündeminde yer alanlara bakmak akıl sağlığımız için daha doğru olacak. Ama 1-2 şey söylemeden o konuya geçmeyelim. Kesin olan şu: Türkiye'de futbolun en zayıf halkası kulüp yöneticileri. Takım ismi fark etmez bu söylediğim hepsi için geçerli. Düşünün 10 gün önce şirketinde oturup alacak verecek işleriyle uğraşan adam sırf para verecek diye bir spor kulübünün yönetim kurulunda yer alabiliyor. Alabilir burası normal ama o yönetici seçilir seçilmez bir anda futboldan en iyi anlayan adam olup takım dizilişinden, hakem kararlarına kadar her şeyi değerlendirip en doğrusunu kendisinin bildiğini düşünerek eleştiri yapabiliyor hatta basını karşısına alarak ağzından çıkanı kulağı duymadan atıp tutabiliyor. Bu örneği sadece bir takım için vermiyorum, dün Beşiktaş, 2 ay önce Galatasaray, 1 yıl önce Fenerbahçe, değişen sadece isimler ve suratlar. Açıklamalar aynı, tehditler aynı, futbolu sadece komplo teorileriyle değerlendirme basitliği aynı, önce başarı sözü verip sonra olmayınca hakemlere ve federasyona suçu atarak sıyrılma çabası yine aynı…
Ülkemizde ise her yıl farklı takımlarda böyle açıklamalar o kadar fazla ki, artık bu açıklamaların da futbolun bir parçası olduğunu insanlar düşünmeye başladı. Nasıl düşünmesin ki, her maçtan sonra futbol konuşulması yerine o hoca ne dedi, bu hoca ne dedi diye bekleyen ve işin kötüsü buna alıştırılan bir toplumda yaşıyoruz. Bakın maçlarda olanlar verilmeyen goller, verilmeyen penaltılar ya da kartlar hiç önemli değil. Maçlardan sonra kime ne kadar hata yapıldı diye çetele tutmak bile bu kafada yaşamak demek.
Benim asıl merak ettiğim olay bu açıklamalara kendilerinin inanıp inanmadığı. İki seçenek var: Sadece taraftarlarına hoş gözükmek ve az önce bahsettiğim gibi bu açıklamaları yöneticiliğin bir parçası olarak görerek zorunluluktan yapmaları, ya da gerçekten ağızlarından çıkanlara inanarak bunu söylemeleri. İkinci seçenek akıl sağılığı için korkutucu bir durum ve yaşını başını almış insanların işin içinde futbol olunca saçmalamalarını psikolojik olarak incelemek gerekir.
"Futbol sahada oynanır masa başında kazanılır" diye konuşulan bir ülkede yaşıyoruz. Buna gerçekten inananlar bir hayli fazla, bu noktada futboldan başka her şeyin konuşulduğu ve hocaların fetva verdiği programlarla bu yangına körükle gidiyoruz. Futbolu sevmeyen ama futbolun polemiklerine bayılan bir toplum haline geldik.
Yazıya nasıl başladık nasıl bitti. Ne demiştik "Futbolda romantizme yer yok" diyen Torres haklı mı? Amaaan sende be; kime ne ki, onu boş ver de kim şampiyon olur abi?
Ülkemizde futbol gündemi denince ortaya çıkanların insanın futboldan soğuması için yeterli aslında, bu nedenle kafamızı biraz kaldırarak dünyada futbolun gündeminde yer alanlara bakmak akıl sağlığımız için daha doğru olacak. Ama 1-2 şey söylemeden o konuya geçmeyelim. Kesin olan şu: Türkiye'de futbolun en zayıf halkası kulüp yöneticileri. Takım ismi fark etmez bu söylediğim hepsi için geçerli. Düşünün 10 gün önce şirketinde oturup alacak verecek işleriyle uğraşan adam sırf para verecek diye bir spor kulübünün yönetim kurulunda yer alabiliyor. Alabilir burası normal ama o yönetici seçilir seçilmez bir anda futboldan en iyi anlayan adam olup takım dizilişinden, hakem kararlarına kadar her şeyi değerlendirip en doğrusunu kendisinin bildiğini düşünerek eleştiri yapabiliyor hatta basını karşısına alarak ağzından çıkanı kulağı duymadan atıp tutabiliyor. Bu örneği sadece bir takım için vermiyorum, dün Beşiktaş, 2 ay önce Galatasaray, 1 yıl önce Fenerbahçe, değişen sadece isimler ve suratlar. Açıklamalar aynı, tehditler aynı, futbolu sadece komplo teorileriyle değerlendirme basitliği aynı, önce başarı sözü verip sonra olmayınca hakemlere ve federasyona suçu atarak sıyrılma çabası yine aynı…
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Vaatler farklı; 3 yıl üst üste şampiyon olma, almadık kupa bırakmama, 17'de 17 yapma fark etmez. İnsanlara önce umut verip sonra olmayınca suçu atacak yer arama psikolojisi yönetici denince ilk akla gelen özellik ne yazık ki… Ben İngiltere, İspanya ya da İtalya Liginde hakem hatalarıyla dolu bir maçtan sonra bile hiçbir yöneticinin çıkıp ileri geri konuştuğunu ve kelle istediğini hatırlamıyorum. Hafta sonunda Newcastle deplasmanında 4-0 öne geçen ve sonrasında 2 olmadık penaltıyla 4-4 ile şampiyonluk yarışında 2 puan bırakan Arsenal'de yöneticilerde iş yok demek ki, Pazar günü başta BBC olmak üzere İngiltere basının Arsenal muhabirlerini!!! karşılarına alarak basın toplantısı yapamadılar ve hakemin düdüğünü bırakmasından, soyunma odası basmanın inceliklerine kadar açıklama yapmadılar. İş yok bu adamlarda canım, yok mu şöyle aslan parçası bir yönetici kulübün hakkını savunacak…Ülkemizde ise her yıl farklı takımlarda böyle açıklamalar o kadar fazla ki, artık bu açıklamaların da futbolun bir parçası olduğunu insanlar düşünmeye başladı. Nasıl düşünmesin ki, her maçtan sonra futbol konuşulması yerine o hoca ne dedi, bu hoca ne dedi diye bekleyen ve işin kötüsü buna alıştırılan bir toplumda yaşıyoruz. Bakın maçlarda olanlar verilmeyen goller, verilmeyen penaltılar ya da kartlar hiç önemli değil. Maçlardan sonra kime ne kadar hata yapıldı diye çetele tutmak bile bu kafada yaşamak demek.
Benim asıl merak ettiğim olay bu açıklamalara kendilerinin inanıp inanmadığı. İki seçenek var: Sadece taraftarlarına hoş gözükmek ve az önce bahsettiğim gibi bu açıklamaları yöneticiliğin bir parçası olarak görerek zorunluluktan yapmaları, ya da gerçekten ağızlarından çıkanlara inanarak bunu söylemeleri. İkinci seçenek akıl sağılığı için korkutucu bir durum ve yaşını başını almış insanların işin içinde futbol olunca saçmalamalarını psikolojik olarak incelemek gerekir.
"Futbol sahada oynanır masa başında kazanılır" diye konuşulan bir ülkede yaşıyoruz. Buna gerçekten inananlar bir hayli fazla, bu noktada futboldan başka her şeyin konuşulduğu ve hocaların fetva verdiği programlarla bu yangına körükle gidiyoruz. Futbolu sevmeyen ama futbolun polemiklerine bayılan bir toplum haline geldik.
Yazıya nasıl başladık nasıl bitti. Ne demiştik "Futbolda romantizme yer yok" diyen Torres haklı mı? Amaaan sende be; kime ne ki, onu boş ver de kim şampiyon olur abi?
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

