Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Final Four Yolcuları-2
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
İstanbul'da yapılacak Türk Havayolları Euroleague Final Four'una katılacak iki takım komşu Yunanistan'dan. Ülkeyi kasıp kavuran, iflasın eşiğine getiren ekonomik buhrana inat Yunan temsilcileri geleneği bozmadı ve yine zirvede yer almayı başardılar. Böylece yıllardır süregelen “bastırıyorlar parayı, alıyorlar istedikleri oyuncuları ondan sonra gelsin şampiyonluklar” algısını da yıkmış oldular.
Aslına bakarsanız Panathinaikos'un Final Four'a kalmasından ziyade kalamaması sürpriz olurdu. Her sene olduğu gibi yine zirvede yer almayı başardılar. Elinizde Diamantidis gibi bir oyuncu, Obradovic gibi bir koç olunca her şey daha kolaylaşıyor diyebiliriz. Yine de ellerindeki kadroya bakınca geçtiğimiz senelere oranla biraz daha zorlanacakları kesin gibiydi ve öyle de oldu.
Panathinaikos'un oyun yapısına baktığımızda tam olarak bir savunma takımı ya da hücum takımı diyemiyoruz. Temel prensiplerinin, savunmada rakip gardlara baskı, hücumda ise Diamantidis-Calathes ikilisinin Batiste ve Vougouikas ile oynadıkları ikili oyunlar ve bu ikili oyunlardan üretilen çeşitli kombinasyonlara dayalı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun dışında rakiplerinin oyun tarzları ve anlayışlarına göre her maçta temel prensiplerinden fazla kopmadan farklı stratejiler uygulayabiliyorlar. Bu durumda bazı maçlarında rakiplerin temposuna ve oyun anlayışlarına göre yüksek skorlara çıkabilirken, aksi durumlarda da çok kısır maçlar oynayabiliyorlar.
Final Four'daki rakipleri CSKA Moskova olacak ve kâğıt üzerinde hiç şansları yokmuş gibi görünüyor. Özellikle pota altında çok zorlanacaklarını düşünüyorum. Bu pozisyondaki açıklarını Diamantidis-Calathes gard ikilisinin ekstra oyunlarıyla kapatmaları gerekebilir. Ayrıca normal sezonda yaptıklarının aksine mümkün mertebe CSKA'nın temposuna kapılmamaları, ellerinden geldiğince oyunu yavaşlatmaları gerektiğini düşünüyorum zira hücum kapasitesi olarak CSKA ile başa çıkmaları imkânsıza yakın.
CSKA'ya karşı en büyük silahları hiç şüphesiz koç Obradovic olacak. Çoğu basketbol severce Avrupa'nın gelmiş geçmiş en iyi koçu olarak kabul edilen Obradovic'in işi her zamankinden daha zor zira bu sefer şapkadan tavşan değil Pekin Ördeği çıkarması gerekiyor!
Olympiakos
Ben de dahil pek çok kişi onların Top 16'ya dahi kalamayacaklarını düşünüyordu. Onlar ise Final Four'a kalarak yılın sürprizlerinden birini yaptılar. Ellerindeki kadro ile buralara kadar gelmelerinin tek bir açıklaması var: Dusan Ivkovic. Sırp koç yıllardır Avrupa'nın en elit ve saygı duyulan koçlarından biriydi ama bu sene takımını taşıdığı yer gerçekten inanılmaz.
Olympiakos'un sene boyunca kendine şiar edindiği biricik ilke pes etmemek oldu. Ne kadar darbe alsalar da bir şekilde maçın içinde kalmayı başardılar. Tabi körü körüne boğuşarak buralara gelmeleri mümkün değildi. Bu noktada da devreye kurt hoca Ivkovic ve artık rahatlıkla süperstar diyebileceğimiz Spanoulis girdi.
Takımın yegane yıldızı Spanoulis harikulade bir sezon geçirdi. Sene boyunca her maçın her dakikasında sürekli baskı altında ve çoğu zaman ikili sıkıştırmalara maruz kalmasına rağmen genel olarak performansında fazla bir düşüş olmadı.
Olympiakos'un en temel problemi takımın özellikle hücumda Spanoulis dışında gerçek bir tehdidinin bulunmaması. Her ne kadar Kyle Hines, Printezis, Antic gibi oyuncuların varlığı söz konusu olsa da bu oyuncuların hepsi bir şekilde Spanoulis'in oyununa ve yaratıcılığına bağlı durumdalar. Ayrıca Final Four' daki rakipleri Barcelona'ya karşı toplam yetenek olarak çok hafif kalıyorlar. Bu açıklarını nasıl kapatacakları onların kaderini belirleyecek. Kanaatimce Avrupa'nın en iyi savunma yapan takımına karşı oynayacaklar ve en büyük sorunu hücumda olan bir takım için bu hiçte iyi bir eşleşme değil. Fast breakler ve transition hücumlar bu eşleşmede bir çıkış yolu bulmalarını sağlayabilir diye düşünüyorum.
Bu arada oyun olarak olmasa dahi ruhani açıdan takımın lideri görünen Kyle Hines'ten söz etmeden olmaz. 1.98'lik bir pota altı oyuncusu olarak sezon boyunca savaşmaktan hiç vazgeçmedi. Genelde kendisinden 10–15 cm uzun bir o kadar da kalıplı rakiplerine karşı tek bir maç dahi geri adım atmadı ve takımın bir numaralı ateşleyicisi oldu. Bazı maçlarda eski dost Pete Williams tadı verdi diyebilirim!
Sonuç olarak Barcelona'ya karşı şansları oldukça düşük görünüyor. Kazanmaları için Spanoulis'in çok çok iyi bir gününde olması, yan rollerdeki oyuncuların ona yeterince destek vermesi, Ivkovic' in de yine bir mucize yaratması gerekiyor. Böylesine bir sezondan sonra böyle bir son neden olmasın?
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
PanathinaikosAslına bakarsanız Panathinaikos'un Final Four'a kalmasından ziyade kalamaması sürpriz olurdu. Her sene olduğu gibi yine zirvede yer almayı başardılar. Elinizde Diamantidis gibi bir oyuncu, Obradovic gibi bir koç olunca her şey daha kolaylaşıyor diyebiliriz. Yine de ellerindeki kadroya bakınca geçtiğimiz senelere oranla biraz daha zorlanacakları kesin gibiydi ve öyle de oldu.
Panathinaikos'un oyun yapısına baktığımızda tam olarak bir savunma takımı ya da hücum takımı diyemiyoruz. Temel prensiplerinin, savunmada rakip gardlara baskı, hücumda ise Diamantidis-Calathes ikilisinin Batiste ve Vougouikas ile oynadıkları ikili oyunlar ve bu ikili oyunlardan üretilen çeşitli kombinasyonlara dayalı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun dışında rakiplerinin oyun tarzları ve anlayışlarına göre her maçta temel prensiplerinden fazla kopmadan farklı stratejiler uygulayabiliyorlar. Bu durumda bazı maçlarında rakiplerin temposuna ve oyun anlayışlarına göre yüksek skorlara çıkabilirken, aksi durumlarda da çok kısır maçlar oynayabiliyorlar.
Final Four'daki rakipleri CSKA Moskova olacak ve kâğıt üzerinde hiç şansları yokmuş gibi görünüyor. Özellikle pota altında çok zorlanacaklarını düşünüyorum. Bu pozisyondaki açıklarını Diamantidis-Calathes gard ikilisinin ekstra oyunlarıyla kapatmaları gerekebilir. Ayrıca normal sezonda yaptıklarının aksine mümkün mertebe CSKA'nın temposuna kapılmamaları, ellerinden geldiğince oyunu yavaşlatmaları gerektiğini düşünüyorum zira hücum kapasitesi olarak CSKA ile başa çıkmaları imkânsıza yakın.
CSKA'ya karşı en büyük silahları hiç şüphesiz koç Obradovic olacak. Çoğu basketbol severce Avrupa'nın gelmiş geçmiş en iyi koçu olarak kabul edilen Obradovic'in işi her zamankinden daha zor zira bu sefer şapkadan tavşan değil Pekin Ördeği çıkarması gerekiyor!
Olympiakos
Ben de dahil pek çok kişi onların Top 16'ya dahi kalamayacaklarını düşünüyordu. Onlar ise Final Four'a kalarak yılın sürprizlerinden birini yaptılar. Ellerindeki kadro ile buralara kadar gelmelerinin tek bir açıklaması var: Dusan Ivkovic. Sırp koç yıllardır Avrupa'nın en elit ve saygı duyulan koçlarından biriydi ama bu sene takımını taşıdığı yer gerçekten inanılmaz.
Olympiakos'un sene boyunca kendine şiar edindiği biricik ilke pes etmemek oldu. Ne kadar darbe alsalar da bir şekilde maçın içinde kalmayı başardılar. Tabi körü körüne boğuşarak buralara gelmeleri mümkün değildi. Bu noktada da devreye kurt hoca Ivkovic ve artık rahatlıkla süperstar diyebileceğimiz Spanoulis girdi.
Takımın yegane yıldızı Spanoulis harikulade bir sezon geçirdi. Sene boyunca her maçın her dakikasında sürekli baskı altında ve çoğu zaman ikili sıkıştırmalara maruz kalmasına rağmen genel olarak performansında fazla bir düşüş olmadı.
Olympiakos'un en temel problemi takımın özellikle hücumda Spanoulis dışında gerçek bir tehdidinin bulunmaması. Her ne kadar Kyle Hines, Printezis, Antic gibi oyuncuların varlığı söz konusu olsa da bu oyuncuların hepsi bir şekilde Spanoulis'in oyununa ve yaratıcılığına bağlı durumdalar. Ayrıca Final Four' daki rakipleri Barcelona'ya karşı toplam yetenek olarak çok hafif kalıyorlar. Bu açıklarını nasıl kapatacakları onların kaderini belirleyecek. Kanaatimce Avrupa'nın en iyi savunma yapan takımına karşı oynayacaklar ve en büyük sorunu hücumda olan bir takım için bu hiçte iyi bir eşleşme değil. Fast breakler ve transition hücumlar bu eşleşmede bir çıkış yolu bulmalarını sağlayabilir diye düşünüyorum.
Bu arada oyun olarak olmasa dahi ruhani açıdan takımın lideri görünen Kyle Hines'ten söz etmeden olmaz. 1.98'lik bir pota altı oyuncusu olarak sezon boyunca savaşmaktan hiç vazgeçmedi. Genelde kendisinden 10–15 cm uzun bir o kadar da kalıplı rakiplerine karşı tek bir maç dahi geri adım atmadı ve takımın bir numaralı ateşleyicisi oldu. Bazı maçlarda eski dost Pete Williams tadı verdi diyebilirim!
Sonuç olarak Barcelona'ya karşı şansları oldukça düşük görünüyor. Kazanmaları için Spanoulis'in çok çok iyi bir gününde olması, yan rollerdeki oyuncuların ona yeterince destek vermesi, Ivkovic' in de yine bir mucize yaratması gerekiyor. Böylesine bir sezondan sonra böyle bir son neden olmasın?
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

