Sporx Logo
Takımım Dünya Kupası
2026
Türkiye Özel Canlı Skor
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Formasını giydiğin adamı ıslıklamak!
Google News

Formasını giydiğin adamı ıslıklamak!

SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Taraftar olmak her ne kadar içinize sindiremeseniz de, size en fazla ihtiyacı olduğu dönemde gönül verdiğiniz bir takımın bireyini sağır edercesine ıslıklamayı, yuhalamayı gerektirmez.

Bir kısım Galatasaray taraftarının organize ettiği ve uyguladığı kısa metrajlı protesto gösterileri, aslında Fenerbahçe maçında başladı. Leo Franco'nun yediği hatalı gol ve bir maçı rahatlıkla çevirmeye yetebilecek kalan 35 dakikada biriken duyguların patlaması...

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Düşünün 35 dakikadan bahsediyoruz... Şayet siz o 35 dakika boyunca takımınızın en kritik bölgesini koruyan bir bireye saldırırcasına tepki gösteriyorsanız, Galatasaray'ı Fenerbahçe maçını kaybetti diye suçlayamazsınız... Siz o maçı kafanızda kaybetmişken; Arda Turan'ın da sakat sakat oyuna girmesini sorgulayamaz, Keita'nın da Giovani'nin de performansının eleştiremezsiniz.

Gözünü sarı-kırmızı ile açmış, o gönül bağı ile yeşermiş bir 'taraf' olarak en az futbolcular ve yöneticiler kadar taraftarların da bazı sorumluluklarının olduğunu düşünmekteyim...

Mesela, bir Galatasaray forması bile almayan, kulübüne destek vermeyen, maç saatinde bedava bilet peşinde deliler gibi sağa sola koşturan ve sadece salt başarıya odaklanmış bir taraftar topluluğu servetini ortaya koyarak, Galatasaray'ın tüm borçlarının altına imza atan merhum Özhan Canaydın'ın Galatasaraylılığını sorgulayabilme hakkını kendinde görmemeli!

Endüstirileşen futbol kültüründe taraftar, 1900'lü yıllardaki taraftar modelinin en az 10 katman üzerine çıktı! 'Ben taraftarım ve taraf olduğum renkler beni karşılıksız bir şekilde mutlu etmek zorundadır" klişesinin de modası geçti, eskide kaldı artık o...

Taraftar, taraftar olduğunu unutmayacak, kendisinden beklenenleri, istenenleri kulak ardı etmeyecek ve ne zaman, nasıl bir tepki koyacağını bilecek. Öyle yuhalamayacak futbolcusunu... Bir tepki konması gerekiyorsa şayet, forma almayacak, ürün almayacak, kombine almayacak, kulübünün taraftar odaklı projelerine destek vermeyecek; stratejik davranmayı öğrenecek taraftar!

Mevcut yönetime, başarılı olana kadar benden destek beklemeyin imajını vermesini de bilecek ve en önemlisi varoluş amacını unutmayacak. Şayet bir taraftar için manevi tepki tatmini de illa ki şartsa, o oyuncuya maç içerisinde değil; oyundan çıkarken, maç biterken tepkisini koyacak. Tıpkı bu sezon Messi'den sadece üç gol daha az atan Higuain'e Real Madrid taraftarının oyundan çıkarken gösterdiği tepki gibi...

Santiago Bernabeu'da alınan Barcelona mağlubiyeti sonrası sayıları 15-20'yi bulan küçük bir grup Madrid sokaklarına Higuain ve Benzema formalarını bıraktı. Bu da bir tepki modeliydi. Peki biz nasıl yaptık' Diyarbakırspor maçına Jo formasını sırtımıza geçirerek geldik ve o formasını taşıdığımız adamı soyunma odasından çıkarken, ısınırken, oyuna girerken ıslıkladık, tüm tepkimizi üzerine fışkırttık. Aslında en tuhafı ve üzerinde saatlerce tartışılması gerekeni de bu...

Demokratik toplumlarda herkesin olduğu gibi belli bir zümrenin peşinden koşan taraftarların da protesto hakkı vardır. Ancak burada önemli olan protestoyu yapanların kendilerinde bu hakkı görüp görmediklerine inanmaları ve protestonun hayata geçiriliş şeklinin nasıl olduğudur.

İşte bu açıdan bakıldığı zaman Diyarbakırspor maçının ilk 5 dakikasında yapılan sessizlik protestosu ile Leo Franco'nun Fenerbahçe maçında, Jo'nun da Diyarbakırspor maçında koro halinde ıslıklanması arasında ciddi bir farklılık vardır. Gerçek Galatasaray taraftarı, bu farklılığı anlayabildiği, anlamlandırabildiği ölçüde Galatasaray taraftarıdır! Gerisi sadece anlık bir haz...

Protestonun haklı ancak belirli bir kısmının hayata geçiriliş kısmının sıkıntılı olduğunu düşünen biri olarak; taraftarın yüksek tepkisinde en az Joao Alves kadar Frank Rijkaard'ın da payının bulunduğunun altını çizmeden geçemeyeceğim.

Taktik, mental olguları bir kenara bırakırsak; Frank Rijkaard'ın Diyarbakırspor maçında da Jo'yu neden oyuna aldığını ve taraftarın önüne attığını bir türlü çözümleyemiyorum. Maçı koparmışsınız, rakibinizin ahı gitmiş vahı kalmış ve üstelik Jo'yu sahaya sürerken, oyundan çıkarttığınız isim o maçta üç gol atan ve Jo'nun yapamadıklarını yapan bir isim ise yapılan hamlenin taraftarının tepkisini körüklemekten başka marjinal bir faydası yoktur.

Taraftarın tepkisi zaten Jo'nun özel yaşantısından dolayı yoğunlaşmış ve alınan kötü sonuçlar ile birlikte makro bir hale gelmişken; Frank Rijkaard ve Johan Neeskens'in bu durumu ve o anda Ali Sami Yen Stadı'nda yaşan duygu patlamasını tüm yönleriyle çözümleyebilmesi gerekirdi, yapamadılar...

Amaç, uygun bir rakip karşısında Jo'nun gol atıp taraftar ile bütünleşmesi ise hedef ile doğacak sonuçlar arasındaki bağlantı da iyi etüt edilmemiştir. Düşünün şimdi, Jo gol atıyor tribüne koşuyor ya da futbolcular seviniyor... Galatasaray taraftarının o anki tepkisi belli. Islıklar, yuhalamalar ve bilumum protesto gösterileri...

Frank Rijkaard, yaptıkları ve yapamadıkları ile Diyarbakırspor maçında sınıfta kalmıştır. Umarım hem taraftar hem de teknik heyet bazında yaşanan kaotik çıkmazın Manisaspor ve Bursaspor maçında da devamı gelmez...


Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön