Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Gelecek bugüne karşı
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Konferans finalleri geldi çattı, hatta başladı bile. 4 takıma kuşbakışı baktığımızda son 1-2 yıldır geleceğin takımları diye adlandırdığımız takımların sahneyi eskilerden çoğunlukla devraldığını söylersek yanılmayız. Bulls Derrick Rose geldiğinden beri bu yapılanmanın içindeydi. Konferans finaline çıktılar. Heat yazdan beri önümüzdeki 5-6 seneyi süpürmenin hesabı içindeydi. Bulls'un rakibi oldular. Thunder Durant-Westbrook etrafına takımı birkaç sene içinde diziverdi ve onlar da konferans finaline merhaba dediler. 4 takım içinde tek istisnamız son 10 seneyle bugün arasındaki tek bağımız, “dünle bugün arasındaki köprü” Mavs. Zira Mark Cuban takımı satın aldığından beri tek ihtirası yüzük kazanmak olan Mavs bu emeline 8 galibiyet kadar yaklaştı. 2006 senesinde 2 galibiyet yakına kadar gelmesine rağmen hayal kırıklığı yaşamışlardı. Bu yüzük kazanılacaksa bu sene olacak zira başka bir hakları daha olmayabilir. Son 10 yılda yapılan yatırımın meyvesini sonunda yiyip dünün takımı olarak muratlarına erecekler mi yoksa o 3 takımdan biri mi mutlu sona ulaşacak? Bunu öğrenmemiz için 8 galibiyet kaldı.
Kaderin Cilvesi
Daha geçen yaz Bulls kurmayları LeBron'u takıma katmak için kapısında yatıyorlardı. “Wade toprağı Chicago'ya geri dönsün, LeBron'la takım arkadaşı olsun, hem Rose da var. Ortalığın tozunu atarız” hesapları yapıyorlardı. O dönemler LeBron için en mantıklı alternatif Chicago gibi geliyordu. Bu konuda birçok kişi aynı şeyi düşünürken bir tek Derrick Rose çok sessizdi. Sahnenin arkasından gelişmeleri izlemeyi yeğledi. LeBron meşhur seçimini yaptı. Bulls müthiş bir sezon geçirdi, NBA'in en çok galibiyet alan takımı oldu, Derrick Rose takımını sırtladı, MVP oldu. Yani aradan aylar geçti ve şimdi bu iki takım Doğu finalinde karşı karşıya. Rose belli ki inceden inceye “LeBron'la Wade şart değil” diyordu içinden.
Bulls'un play-off performansı su ana kadar takdire sayan. 1 hafta öncesine kadar böyle düşünmüyordum zira ne Pacers serisinde, ne de Hawks serisinde genel olarak oynadıkları maçlarda şampiyonluğa hazır bir takım görüntüsü vermemişlerdi aslına bakarsanız. Fakat Hawks serisini çok iyi bitirdiler ve 6. maçtaki performanslarıyla play-offların havasına alışmaya başladıklarını, vites artırdıklarını görmüş olduk. Heat'le oynadıkları ve 2. yarısında fırtına gibi estikleri ilk maç da bu çıkışı doğrular nitelikteydi.
Hoşgeldin Lebron
Heat'e gelince. Celtics engelini beklenenden önce bitirmelerinin nedeni Celtics'in 4. maçı göstere göstere vermesiydi. O maçın normal süresinin sonunda acemi takımların yapabileceği şekilde hücum etmeleri seriyi erken bitirdi. 5. maçta varlarını yoklarını ortaya koyup galibiyete 3 dakika kadar yaklaşmışken bile Celtics'in seriyi alabileceğini düşünmüyordum çünkü LeBron'un söyleyeceği bir sözü olacaktı. Nitekim LeBron sahnedeydi ve Heat'in 16-0'lik seri yakaladığı son dakikalarda 10 sayıya imza atarak adeta maçı soktu aldı. Bu LeBron 2007'de Pistons-Cavs finalinde izlediğimiz LeBron'un ta kendisiydi. O Lebron'un tek amacı basketbol oynamak, varını yoğunu galibiyet için seferber etmekti. Lebron'u bir daha playofflarda (özellikle de geçen seneki Celtics serisinde) o şekilde izlemedik. Ama sonunda o Lebron geri geldi. Bunu Wade'in Bosh'un varlığına bağlamak elbette mümkün. Başka nedeni olamaz gibi düşünsek de, muhtaç olduğu kudretin içinde var olduğunu hatırlaması yeterliydi bana sorarsanız. Şahsen izlemek istediğim LeBron maçtan sonra duygusal görüntüler yaşaması gereken, ruhunu maça vermesi gereken insan. Bunu sonunda kendine gösterdi.
Havalanmış ayaklar
Yalnız Celtics serisinin sonundaki kutlama çok abartılıydı. Tamam Lebron'un oynadığı bir takımın sonunda Celtics'i eleyebilmiş olması şahsi için çok önemli bunu anlıyorum fakat bilmeyen de maçın sonundaki kutlamaya bakıp Heat'in şampiyon olduğunu sanırdı. Takım alt tarafı Doğu finaline çıktı bu kadar abartmaya gerek yoktu. Nitekim Bulls'la oynanan ilk maçın özellikle 2. yarısında Bulls'un ezici savunması altında çaresizleri oynadılar. Şimdi aynaya bakıp “beyler biraz fazla kutladık geçen seriyi, halbuki daha bir halt başarmamışız” deme zamanı.
Bu serinin gidişatı konusunda tahmin yapmak zor. Bir tarafta ilk turdan beri maçlarını zorlanarak kazanırken vites de artıran Bulls, öte tarafta serileri nispeten daha kolay kazanan Heat. Bulls bu konuda daha avantajlı duruyor. Artı saha avantajı da Bulls'da. Heat ilk maçı kötü kaybettiğine göre 2. maçta çok daha konsantre oynayacaklardır. Yalnız Bulls'un savunmasını yıpratmaları çok zor. Seri başlamadan önce Heat kağıt üzerinde favoriydi, daha doğrusu Bulls Heat'in kutlamaları sonucunda kendini arka planda tutmayı başarmıştı.
Favori Heat? (…mi acaba?)
Bulls bünyesinde yılın hocasını, MVP'sini, iç saha avantajını ve en önemlisi normal sezonda Heat'i 3 maçta da yenmiş olmanın avantajını barındırırken Heat nasıl olmuştu da serinin favorisi olmuştu? Cevabı basit aslında. Heat'in şampiyonluk yolunda kağıt üzerindeki en iyi rakibi Celtics ve Lakers devre dışı kaldığına göre Heat'i şampiyonluktan aşağısı kesmez. Heat bugünün takımı ve şampiyon olamadıkları her sezon hanelerine ekşi yazılacak durumda. Heat için sezonun başlarında çoğumuz bu sezon şampiyon olabilirler ama olmayabilirler de diye yazıyorduk zira bir tek finalde Lakers'a yenilselerdi ufak bir bahaneleri olurdu ama şimdi o bahaneleri de yok. Bulls için durum biraz farklıydı. Zira Bulls henüz büyük hayal kırıklıkları yaşamış bir takım değil ve bu sezon şampiyon olamazlarsa dünyanın sonu değil onlar için. Bu sezon onlar için öğrenme sezonu olabilir ve seneye kaldıkları yerden devam edebilirler. Yani 2 sene önce Orlando için geçerli olan faktör bu sezon Bulls için geçerli. Bulls bu sezon şampiyon olamazsa kimse yerin dibine sokmaz o takımı.
Ama gördük ki Bulls takımının ayakları 2 sene öncesinin Orlando'su olmayacak kadar sağlam basıyor yere. Çünkü bir hava yakaladıysanız, hele ki momentum diye adlandırdığımız rüzgârı arkasına alma olayı da gerçekleşmişse, o zaman Orlando gibi olmakla yetinmemek lazım. Ayrıca daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Bulls bana 2004'un Pistons'ını çağrıştırıyor takım oyunu oynamak konusunda. O Pistons'dan fazlaları da kadrolarında Derrick Rose gibi bir MVP olması.
Belirleyici faktörler
Heat'in ibreyi lehine çevirmek için yapması gereken teknik unsur hücumda hızlı top dolaştırmak. Bunu açmak gerekirse Bulls gibi teke tek savunmasını, izole hücum savunmasını, ikili kapama silahını çok iyi kullanan, fizik gücü çok yüksek bir takıma karşı hızlı top dolaştırarak hücum etmeleri lazım. İlk maç Thibodeau'nun çizdiği savunma setlerine karşı Heat'in cevap vermekte aciz kaldığını gördük. Heat'in bir başka yumuşak karnı Bosh haricinde Bulls'un zebellah gibi uzunlarına karşı çarpışacak birisinin olmaması. Joel Anthony Noah ve Boozer karşısında yetersiz kalacaktır.
7. maçta Heat
Yine de ilk maça bakıp serinin geri kalanı için tahminde bulunmamız zor çünkü LeBron da Wade de ilk maçtaki etkisizliğin üzerine gidip gerekli düzenlemeleri yapacak yetenekte oyuncular. Serinin bir şekilde 2-2'ye geleceğini düşünüyorum. Bulls'un takım oyununu daha iyi oynadığını görmek zor olmasa da tahminim Heat'in seriyi 7 maçta kazanacağı yönünde. Çünkü dediğim gibi seriyi kazanmaya daha çok ihtiyacı olan Heat. Bulls'u eleyemezlerse dünya başlarına yıkılacak.
MAVS – THUNDER
Amigo Cuban
Mark Cuban'in seveni de var, sevmeyeni de. Çok agresif bir kişilik. Son 10 yıldaki çıkışlarıyla NBA yönetiminin gündemini bayağı bir meşgul etti, susmak bilmeyen çenesi yüzünden ödediği cezaların tutarı toplam 1 milyon doları geçti. Antipatik bulan çok insan da vardır, saygı duyarım. Her türlü aşı davranışına rağmen acayip takdir ettiğim bir kişilik. Profesyonel takım sahipleri genelde maçı özel localarından izlerler bu ülkede. Kamera onları çektiğinde yüzlerinde bir loşluk vardır. Yatırımcı edasıyla izlerler maçları. Bırakın Amerika'yı, futbolda da, hele bizim ülkemizde şeref tribününde boy göstermez mi takım başkanları? Tribünleri Sezar gibi selamlarlar ya hani. Marc Cuban'in en çok, bildiğimiz takım sahibi takım başkanı şablonundan sıyrılmış, takımın amigosu gibi kendini paralayarak maçı izlemesini seviyorum. Fanatizm adamın kafasının içinde değil sadece, hareketlerinde de var. Mavs taraftarı değilim ama su takımın en sonunda bir şampiyonluk kazanmasını sırf Mark Cuban'dan dolayı istiyorum. Adam saçını süpürge etti bunca yıl.
Lakers serisiyle ilgili yazılacak fazla bir şey yok, yeterince yazdık o seriyi. Hak eden kazandı. Mavs özellikle son maçtaki performansıyla süpürmeyi, Lakers da 1. ve 3. maçı kaybetmek adına gereken ne varsa yaptığı için supurulmeyi hak etmişti zaten. Serinin son maçı oynanalı 8 gün olmuş, sanki 1 sene geçmiş gibi. Lakers sahneden bu sezonluk çekildi. NBA Finalleri oynanır, Temmuz gelir, Lakers'i o zaman yazarım.
Tarihi seride gülen Thunder
Thunder Grizzlies serisini en sonunda kapatabildi. Memphis'te yaşayan bir Grizzlies sempatizanı olarak takımın bu sezonki duruşuyla ne kadar gurur duysam az. Serinin kader maçı 4. maçtı. 3 uzatmanın sonunda gece 00.30'da biten maç serinin geri kalanını da belirlemiş oldu. Normalde 2-2'ye gelen seriler yeniden başlamış gibi olur ama böyle iki inatçı keçiyi andıran serilerde deplasmanda 2 maç kazanmak gerçekten çok zordur. İki takımın da seyircisi maksimum performans gösterdi. Kalan maçlarda deplasman takımları 2. yarılarda çöktüler. Thunder 4. maçı kazanamasaydı Grizzlies aynı Spurs serisini bitirdiği gibi 6 maçta mutlu sona ulaşmış olurdu. O 3 uzatmaya giden maç NBA tarihine geçen destansı bir maçtı. Her iki takım da kazanmayı hak etmişti. Pamuk ipliğine bağlı bir seriydi ve o maçı kazanan da seriyi kazanmış oldu. Grizzlies'in Rudy Gay'i gerçekten aradığı maçtır o 4. maç. Çünkü maç uzadıkça, pota altındaki savaş iki takımın da fiziği kuvvetli pota altı oyuncularını yıpratır ve o anlarda yetenek, fiziğe karşı üstün gelir. Dış atışlarda daha fazla silahı olan, kısaları daha etkili olan takım maçın sonunda daha diri kalır. Grizzlies'in bir Durant'i Westbrook'u olmayınca 3. uzatmada havlu atmak durumunda kaldılar. Tarih böyle maçlar söz konusu olduğunda çoğunlukla bünyesinde sayı makinesi olan takımı kayırır. Yine de Grizzlies'le gurur duruyorum. Seneye kısmet artık. Bizler inandık, onlar da inandılar. Seneye takım kaldığı yerden devam eder umarım.
Durant-Westbrook çekişmesi!!!
Thunder o seriyi kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımdı ve kazandı. Play-offlar başlarken Batı finaline çıkar dediğim takımlardan biriydi. Yalnız Grizzlies serisinde Thunder adına gelecekte yaşanacak olaylarla ilgili soru işaretleri su yüzüne çıktı. Gelecek derken önümüzdeki Mavs serisini kastetmiyorum. Sonraki seneler. Bizler Durant-Westbrook ikilisini müthiş ikili olarak tanımlayaduralım, bu ikilinin ömrü çok uzun olmayacak kanımca. Çünkü takım kurulduğundan beri Durant esas oğlanı oynuyorken Westbrook 2. adam oynamasına rağmen, Westbrook Grizzlies serisinde (7. maç hariç) Durant'tan ortalama daha fazla şut kullandı ve özellikle Durant'in bu duruma çok fazla içerlediği anlara şahit olduk. Grizzlies'in müthiş performansı bir yana, aslında Thunder'in 3. maçı kaybetmesinin en önemli nedeni Westbrook'un son çeyrekteki lüzumsuz atışlarıydı. Aynı şekilde 4. maçın uzatmaya gitmesinin nedeni de Westbrook'tur. O maça kağıt üzerinde baktığınızda Westbrook 40 sayı atarak maçın yıldızıymış gibi gözükse de (gerçi 33 şutta 40 sayı attı, Durant 20 şutta 35 sayı bulurken), yine son çeyrekte saç baş yoldurucu bencil hareketleri ve topu Durant'le paylaşmaması, Westbrook'un 2. adamlıktan yavaş yavaş baydığı anlamına gelebilir. Takım ligin son 2 sezondur sayı kralını barındırıyor. Kaç sezondur o şekilde oynanmış. Ama play-off 2. turunda buna isyan edici hareketler içine giriyorsunuz. Bunu ilk bakışta tipik bir Kobe-Shaq sorunu gibi değerlendirmek mümkün, yalnız bu ikisi arasındaki sürtüşme o üçlemenin 2. sezonunda baş göstermişken Kobe saha içinde oyun planına hep sadık kaldı ve asiliğini saha dışında hissettirdi, üçleme de o şekilde oldu. Westbrook'sa asiliğini saha içinde gösterdi. Aslında bu dediğim asilik, seride 2-3 maçta gözüktü. Serinin 7. maçında Westbrook tepkilerden dersini almış gözüküp topu paylaştı ve triple double ile tamamladı maçı. Şimdi Thunder için suların durulduğunu söylemek mümkün. Westbrook çok başarılı bir oyuncudur ve müthiş atletik özellikleriyle alkışı hak ediyor. Bu durum Mavs serisinde bir daha su yüzüne çıkmayabilir fakat önümüzdeki 2 sezon içinde bu ikilinin ayrılacağını düşünüyorum. Hatta Durant'in (bu arada şampiyonluk gelse dahi) takas isteğinde bulunup büyük şehir takımlarından birine gideceğini, Oklahoma'nın da o zamana kadar liderlik özelliklerini pekiştirmiş olacak Westbrook'un takımı olarak yoluna devam edeceğini tahmin ediyorum. Bu durumu zaman gösterecek.
Perkins – Harden ve diğerleri
Seriye dönecek olursak Thunder ısıran savunması ve sansasyonel atıcılarıyla kadronun hakkını vereceği mertebeye ulaşmış durumda. Konferans finalinde oynayacak olmaları zaten sürpriz değil. Sadece Durant ve Westbrook'tan ibaret değiller. Perkins formuyla müthiş bir savaş veriyor pota altında. Perkins'in performansını rakamlarıyla açıklayamayız. O ağır işçi statüsünde bir oyuncudur. Ekmeğini taştan çıkarır. Asabidir ve rakipteki uzunların sinirini bozar, göğüs göğüse çarpışır, oldukça pis bir oyuncu olsa da takımın görünmez kahramanlarındandır. Grizzlies'e kaybedilen ilk maç biter bitmez soyunma odasında Durant'e yol gostericilik yapıp “sen bu takımın kalbisin, tüm oyuncuları yarın evine topla, hep beraber pizza yiyip maçı tekrar izleyelim, bunu onlara benim söylemem yakışık almaz” dedi ve takımın kenetlenmesine perde arkasından katkıda bulundu. Perkins haricinde James Harden kenardan gelip sayı yüküne inanılmaz katkı sağlayan savaşçılardandır ve Grizzlies serisindeki X faktörlerden biri olmuştur. Ibaka deseniz Perkins'den aşağı kalır yanı yok. Kaya gibi adam. Skora katkısı da var. Thunder'a geleceğin takımı demiştik sezonun ilk yarısı itibariyle ama Perkins'in gelişiyle taşlar yerine oturdu. Mavs serisinde de takımdan gayet üst düzey performans bekliyorum.
Dura dura paslandık
Mavs'se bayağı dinlendi bu arada. Sezonun bu safhasında basketbola 9 gün ara vermiş olmaları hem çok iyi hem de çok kötü. “Çok iyi” çünkü Mavs'in kadrosu bayağı yaşlı. Jason Kidd 38 yaşında, Dirk ve Marion 33'ünü, Jason Terry ve Peja 34'ünü bitirmek üzere. Haywood, DeShawn Stevenson 10 yıldır parkelerde. Hatta Chandler da 9 sezonu geride bırakmış. Takımın çoğunu saydık yani. Yoğun sezon trafiği ve 2 play-off serisinden sonra veteran oyuncuların dinlenmeleri iyi oldu. “Çok kötü” çünkü aradan geçen zamanda sadece antrenman yaptılar. En iyi antrenman maç yapmaktır ve elleri bayağı soğudu. Çetin bir seriden 7. maçın sonunda çıkmış Thunder'in nispeten çok daha genç oyuncularının staminalari hala yüksek, elleri sıcak. Dolayısıyla onlar tüm sıcaklıklarıyla, soğumuş bir Mavs'in karşısına çıkacaklar. Mavs'in maç yapmamış olması Thunder için de hem çok iyi hem çok kötü. Çok iyi olmasının nedenini yazdım. Kötü olmasının nedeniyse Grizzlies'e karşı çok fazla efor sarf ettiler. Mavs serisi uzarsa bu onların aleyhine dönebilir.
Tecrübe mi gençlik mi?
Bu seri tecrübeyle gençliğin savaşı olacak. Mavs'i Lakers serisinden daha zorlu bir seri bekliyor. Grizzlies Durant'i Tony Allen ve Shane Battier gibi ligin iki elit savunmacilariyla savundu. Mavs'in savunmada bu ikisi gibi silahları yok. Carlisle'in Durant'in başına verebileceği tek iyi alternatif Marion. Boy olarak Durant'in önünde durabilir ama Marion hızlı bir savunmacı değil. Bu anlamda Mavs'de sayı makinesi Durant'i durduracak bir savunma silahı yok. Öte yandan Thunder'da Dirk'ü savunmada birkaç alternatif var. İbaka ve Collison Zach ve Marc Gasol gibi iki boğayı en sonunda dize getirerek rüştlerini ispatladılar. Ibaka playofflarda su ana kadar en çok blok yapan oyuncu. Oldukça atletik. Dirk yine sayılarını bulacaktır tecrübesiyle ama sayılarını atarken çok daha fazla yorulacaktır bu gençliğe karşı. Perkins saçma sapan hareketler yapıp Dirk'un sınırını bozabilir ayrıca. Westbrook'sa karşısında Jason Kidd ve Barea'yi bulacak. Westbrook Thunder hücumlarında (kağıt üzerinde) katalizör görevi görüyor. Kidd boy avantajıyla durdurmaya çalışacak olsa da Westbrook'la aşık atamaz. Westbrook'un hızını Barea'yla kesmeyi deneyeceklerdir. Kağıt üzerinde dememin nedeni de su: potayı çok görürse takımın hücum ritmini bozabilecek kadar fazla atış kullanması, Durant varken hücumdaki 1. opsiyonmuş gibi davranması Mavs'in lehine olur. Ayrıca Westbrook'un savunmada Kidd ve Barea'ya karşı zorlanacağını tahmin ediyorum.
X faktör olarak Thunder'da James Harden ve Nick Collison faktörlerini sayabiliriz. Harden sadece hücumdaki katkısıyla değil, savunmada da göğüs göğüse çarpışan bir oyuncu. Collison'sa takımın en tecrübeli adamlarından. Özellikle 7. maçta Zach'e karşı savunması çok iyiydi. Mavs'in X faktörleriyse hücumda Jason Terry ve savunmada Barea. Terry'nin hücumda ritmini bulduğu bir maçı Mavs'in kaybetmesi çok zor. Çünkü Dirk'u bir şekilde kapatsalar bile top Terry'i bulduğunda o üçlükleri atarsa rakip takımın gardı düşer. Barea'nin X faktörlüğü bu seride daha çok Westbrook'u savunma göreviyle alakalı. Savunmadan fırsat bulup hızlı hücumlarda sayı da bulabilir. 3. X faktör de Chandler'in performansı. Thunder'in uzunlarına karşı faul problemine girmeden kafa tutması şart. Çünkü Dirk hepsiyle birden başa çıkamaz. Chandler'in yardımına ihtiyacı olacak.
Sezon içinde oynanan maçlarda Mavs 3 maçın 2'sini kazandı. Oynadıkları son maçı Thunder deplasmanda Ocak ayında kazanmıştı. Yani takaslardan sonra iki takım karşılaşmamış. Bu yüzden sezon içi maçlarının önemi yok su safhada.
Serinin gidişatı ve tahmin
Mavs tecrübeli bir takım ve seriye olabildiğince diri başlayacaklardır. Thunder saha avantajını lehine çevirmek için ilk maça bayağı aşılır. Bu bağlamda en bariz şansları elleri soğuk Mavs takımını ilk maçta enselemektir. Saha avantajını ele geçirince seride ipler Oklahoma'nın ellerinde olacak. İlk maçı kazanan Oklahoma önceki serinin de vermiş olduğu yorgunlukla 2. maça fazla aşılmaz, aktif dinlenmeye geçer ve Mavs kazanmak zorunda olacağı için 15 sayı civarında farkla kazanır. Mavs ilk maçı bir şekilde kazanırsa, bunun verdiği güvenle 2. maçı da kazanır. İlk maç bayağı kritik yani.
Açıkçası eşleşmeler babında baktığımda bence Thunder gerek yedeklerin derinliği, gerek pota altı savunmasındaki üstünlüklerinden gerekse Durant-Westbrook unsurlarından dolayı Mavs'den daha üstün durumda. Ama Mavs için bu sezon “tamam mi?” sezonu. “Devamı mı” diye bir seçenek yok, son şansları. Dirk, Kidd, Terry, Marion, Butler ve Peja gibi nesillerinin önemli oyuncuları kariyerlerinde bir yüzük kazanmış olmak istiyorlarsa bu sene olmak zorunda. Bu bağlamda baktığımızda 2008'in Celtics'iyle benzer nitelikler barındırıyorlar bünyelerinde. Thunder için yarınlar çok, Mavs içinse yarınlar yok. Mavs seriye paslanmış olmanın etkisiyle yavaş başlasa da sonra toparlar ve seriyi 7. maçta bitirir. Öte yandan Thunder'in 6 maçta hedefine ulaşma ihtimali de bir o kadar var. Son kararım %51 ihtimalle Mavs 7. maçta alır, %49 ihtimalle Thunder 6 maçta yaşlı Mavs'i geçer.
SONUÇ
Sözün özü iki final serisi de 7 maça gidebilecek kadar çekişmeli olacak. Seriler pamuk ipliğine bağlı. Her çeyreğin her kaçan faulün önemi büyük. 4 takım da yarınlar yokmuş gibi oynadılar önceki serilerde. Kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımlar çıktı konferans finallerine. Bundan sonrası için NBA Finali'ne çıkmaya daha çok ihtiyacı olan iki takım Heat ve Mavs. Bulls ve/veya Thunder elbette finale yakışırlar. Mavs “Boynu Bükükler” serisiyle veda etmek, Heat de South Beach açıklarında köpekbalıklarına meze olmak istemiyorsa yüzükten aşağısı kurtarmaz. Çünkü finale çıkamazlarsa onlar için tufan.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
BULLS – HEATKaderin Cilvesi
Daha geçen yaz Bulls kurmayları LeBron'u takıma katmak için kapısında yatıyorlardı. “Wade toprağı Chicago'ya geri dönsün, LeBron'la takım arkadaşı olsun, hem Rose da var. Ortalığın tozunu atarız” hesapları yapıyorlardı. O dönemler LeBron için en mantıklı alternatif Chicago gibi geliyordu. Bu konuda birçok kişi aynı şeyi düşünürken bir tek Derrick Rose çok sessizdi. Sahnenin arkasından gelişmeleri izlemeyi yeğledi. LeBron meşhur seçimini yaptı. Bulls müthiş bir sezon geçirdi, NBA'in en çok galibiyet alan takımı oldu, Derrick Rose takımını sırtladı, MVP oldu. Yani aradan aylar geçti ve şimdi bu iki takım Doğu finalinde karşı karşıya. Rose belli ki inceden inceye “LeBron'la Wade şart değil” diyordu içinden.
Bulls'un play-off performansı su ana kadar takdire sayan. 1 hafta öncesine kadar böyle düşünmüyordum zira ne Pacers serisinde, ne de Hawks serisinde genel olarak oynadıkları maçlarda şampiyonluğa hazır bir takım görüntüsü vermemişlerdi aslına bakarsanız. Fakat Hawks serisini çok iyi bitirdiler ve 6. maçtaki performanslarıyla play-offların havasına alışmaya başladıklarını, vites artırdıklarını görmüş olduk. Heat'le oynadıkları ve 2. yarısında fırtına gibi estikleri ilk maç da bu çıkışı doğrular nitelikteydi.
Hoşgeldin Lebron
Heat'e gelince. Celtics engelini beklenenden önce bitirmelerinin nedeni Celtics'in 4. maçı göstere göstere vermesiydi. O maçın normal süresinin sonunda acemi takımların yapabileceği şekilde hücum etmeleri seriyi erken bitirdi. 5. maçta varlarını yoklarını ortaya koyup galibiyete 3 dakika kadar yaklaşmışken bile Celtics'in seriyi alabileceğini düşünmüyordum çünkü LeBron'un söyleyeceği bir sözü olacaktı. Nitekim LeBron sahnedeydi ve Heat'in 16-0'lik seri yakaladığı son dakikalarda 10 sayıya imza atarak adeta maçı soktu aldı. Bu LeBron 2007'de Pistons-Cavs finalinde izlediğimiz LeBron'un ta kendisiydi. O Lebron'un tek amacı basketbol oynamak, varını yoğunu galibiyet için seferber etmekti. Lebron'u bir daha playofflarda (özellikle de geçen seneki Celtics serisinde) o şekilde izlemedik. Ama sonunda o Lebron geri geldi. Bunu Wade'in Bosh'un varlığına bağlamak elbette mümkün. Başka nedeni olamaz gibi düşünsek de, muhtaç olduğu kudretin içinde var olduğunu hatırlaması yeterliydi bana sorarsanız. Şahsen izlemek istediğim LeBron maçtan sonra duygusal görüntüler yaşaması gereken, ruhunu maça vermesi gereken insan. Bunu sonunda kendine gösterdi.
Havalanmış ayaklar
Yalnız Celtics serisinin sonundaki kutlama çok abartılıydı. Tamam Lebron'un oynadığı bir takımın sonunda Celtics'i eleyebilmiş olması şahsi için çok önemli bunu anlıyorum fakat bilmeyen de maçın sonundaki kutlamaya bakıp Heat'in şampiyon olduğunu sanırdı. Takım alt tarafı Doğu finaline çıktı bu kadar abartmaya gerek yoktu. Nitekim Bulls'la oynanan ilk maçın özellikle 2. yarısında Bulls'un ezici savunması altında çaresizleri oynadılar. Şimdi aynaya bakıp “beyler biraz fazla kutladık geçen seriyi, halbuki daha bir halt başarmamışız” deme zamanı.
Bu serinin gidişatı konusunda tahmin yapmak zor. Bir tarafta ilk turdan beri maçlarını zorlanarak kazanırken vites de artıran Bulls, öte tarafta serileri nispeten daha kolay kazanan Heat. Bulls bu konuda daha avantajlı duruyor. Artı saha avantajı da Bulls'da. Heat ilk maçı kötü kaybettiğine göre 2. maçta çok daha konsantre oynayacaklardır. Yalnız Bulls'un savunmasını yıpratmaları çok zor. Seri başlamadan önce Heat kağıt üzerinde favoriydi, daha doğrusu Bulls Heat'in kutlamaları sonucunda kendini arka planda tutmayı başarmıştı.
Favori Heat? (…mi acaba?)
Bulls bünyesinde yılın hocasını, MVP'sini, iç saha avantajını ve en önemlisi normal sezonda Heat'i 3 maçta da yenmiş olmanın avantajını barındırırken Heat nasıl olmuştu da serinin favorisi olmuştu? Cevabı basit aslında. Heat'in şampiyonluk yolunda kağıt üzerindeki en iyi rakibi Celtics ve Lakers devre dışı kaldığına göre Heat'i şampiyonluktan aşağısı kesmez. Heat bugünün takımı ve şampiyon olamadıkları her sezon hanelerine ekşi yazılacak durumda. Heat için sezonun başlarında çoğumuz bu sezon şampiyon olabilirler ama olmayabilirler de diye yazıyorduk zira bir tek finalde Lakers'a yenilselerdi ufak bir bahaneleri olurdu ama şimdi o bahaneleri de yok. Bulls için durum biraz farklıydı. Zira Bulls henüz büyük hayal kırıklıkları yaşamış bir takım değil ve bu sezon şampiyon olamazlarsa dünyanın sonu değil onlar için. Bu sezon onlar için öğrenme sezonu olabilir ve seneye kaldıkları yerden devam edebilirler. Yani 2 sene önce Orlando için geçerli olan faktör bu sezon Bulls için geçerli. Bulls bu sezon şampiyon olamazsa kimse yerin dibine sokmaz o takımı.
Ama gördük ki Bulls takımının ayakları 2 sene öncesinin Orlando'su olmayacak kadar sağlam basıyor yere. Çünkü bir hava yakaladıysanız, hele ki momentum diye adlandırdığımız rüzgârı arkasına alma olayı da gerçekleşmişse, o zaman Orlando gibi olmakla yetinmemek lazım. Ayrıca daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi Bulls bana 2004'un Pistons'ını çağrıştırıyor takım oyunu oynamak konusunda. O Pistons'dan fazlaları da kadrolarında Derrick Rose gibi bir MVP olması.
Belirleyici faktörler
Heat'in ibreyi lehine çevirmek için yapması gereken teknik unsur hücumda hızlı top dolaştırmak. Bunu açmak gerekirse Bulls gibi teke tek savunmasını, izole hücum savunmasını, ikili kapama silahını çok iyi kullanan, fizik gücü çok yüksek bir takıma karşı hızlı top dolaştırarak hücum etmeleri lazım. İlk maç Thibodeau'nun çizdiği savunma setlerine karşı Heat'in cevap vermekte aciz kaldığını gördük. Heat'in bir başka yumuşak karnı Bosh haricinde Bulls'un zebellah gibi uzunlarına karşı çarpışacak birisinin olmaması. Joel Anthony Noah ve Boozer karşısında yetersiz kalacaktır.
7. maçta Heat
Yine de ilk maça bakıp serinin geri kalanı için tahminde bulunmamız zor çünkü LeBron da Wade de ilk maçtaki etkisizliğin üzerine gidip gerekli düzenlemeleri yapacak yetenekte oyuncular. Serinin bir şekilde 2-2'ye geleceğini düşünüyorum. Bulls'un takım oyununu daha iyi oynadığını görmek zor olmasa da tahminim Heat'in seriyi 7 maçta kazanacağı yönünde. Çünkü dediğim gibi seriyi kazanmaya daha çok ihtiyacı olan Heat. Bulls'u eleyemezlerse dünya başlarına yıkılacak.
MAVS – THUNDER
Amigo Cuban
Mark Cuban'in seveni de var, sevmeyeni de. Çok agresif bir kişilik. Son 10 yıldaki çıkışlarıyla NBA yönetiminin gündemini bayağı bir meşgul etti, susmak bilmeyen çenesi yüzünden ödediği cezaların tutarı toplam 1 milyon doları geçti. Antipatik bulan çok insan da vardır, saygı duyarım. Her türlü aşı davranışına rağmen acayip takdir ettiğim bir kişilik. Profesyonel takım sahipleri genelde maçı özel localarından izlerler bu ülkede. Kamera onları çektiğinde yüzlerinde bir loşluk vardır. Yatırımcı edasıyla izlerler maçları. Bırakın Amerika'yı, futbolda da, hele bizim ülkemizde şeref tribününde boy göstermez mi takım başkanları? Tribünleri Sezar gibi selamlarlar ya hani. Marc Cuban'in en çok, bildiğimiz takım sahibi takım başkanı şablonundan sıyrılmış, takımın amigosu gibi kendini paralayarak maçı izlemesini seviyorum. Fanatizm adamın kafasının içinde değil sadece, hareketlerinde de var. Mavs taraftarı değilim ama su takımın en sonunda bir şampiyonluk kazanmasını sırf Mark Cuban'dan dolayı istiyorum. Adam saçını süpürge etti bunca yıl.
Lakers serisiyle ilgili yazılacak fazla bir şey yok, yeterince yazdık o seriyi. Hak eden kazandı. Mavs özellikle son maçtaki performansıyla süpürmeyi, Lakers da 1. ve 3. maçı kaybetmek adına gereken ne varsa yaptığı için supurulmeyi hak etmişti zaten. Serinin son maçı oynanalı 8 gün olmuş, sanki 1 sene geçmiş gibi. Lakers sahneden bu sezonluk çekildi. NBA Finalleri oynanır, Temmuz gelir, Lakers'i o zaman yazarım.
Tarihi seride gülen Thunder
Thunder Grizzlies serisini en sonunda kapatabildi. Memphis'te yaşayan bir Grizzlies sempatizanı olarak takımın bu sezonki duruşuyla ne kadar gurur duysam az. Serinin kader maçı 4. maçtı. 3 uzatmanın sonunda gece 00.30'da biten maç serinin geri kalanını da belirlemiş oldu. Normalde 2-2'ye gelen seriler yeniden başlamış gibi olur ama böyle iki inatçı keçiyi andıran serilerde deplasmanda 2 maç kazanmak gerçekten çok zordur. İki takımın da seyircisi maksimum performans gösterdi. Kalan maçlarda deplasman takımları 2. yarılarda çöktüler. Thunder 4. maçı kazanamasaydı Grizzlies aynı Spurs serisini bitirdiği gibi 6 maçta mutlu sona ulaşmış olurdu. O 3 uzatmaya giden maç NBA tarihine geçen destansı bir maçtı. Her iki takım da kazanmayı hak etmişti. Pamuk ipliğine bağlı bir seriydi ve o maçı kazanan da seriyi kazanmış oldu. Grizzlies'in Rudy Gay'i gerçekten aradığı maçtır o 4. maç. Çünkü maç uzadıkça, pota altındaki savaş iki takımın da fiziği kuvvetli pota altı oyuncularını yıpratır ve o anlarda yetenek, fiziğe karşı üstün gelir. Dış atışlarda daha fazla silahı olan, kısaları daha etkili olan takım maçın sonunda daha diri kalır. Grizzlies'in bir Durant'i Westbrook'u olmayınca 3. uzatmada havlu atmak durumunda kaldılar. Tarih böyle maçlar söz konusu olduğunda çoğunlukla bünyesinde sayı makinesi olan takımı kayırır. Yine de Grizzlies'le gurur duruyorum. Seneye kısmet artık. Bizler inandık, onlar da inandılar. Seneye takım kaldığı yerden devam eder umarım.
Durant-Westbrook çekişmesi!!!
Thunder o seriyi kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımdı ve kazandı. Play-offlar başlarken Batı finaline çıkar dediğim takımlardan biriydi. Yalnız Grizzlies serisinde Thunder adına gelecekte yaşanacak olaylarla ilgili soru işaretleri su yüzüne çıktı. Gelecek derken önümüzdeki Mavs serisini kastetmiyorum. Sonraki seneler. Bizler Durant-Westbrook ikilisini müthiş ikili olarak tanımlayaduralım, bu ikilinin ömrü çok uzun olmayacak kanımca. Çünkü takım kurulduğundan beri Durant esas oğlanı oynuyorken Westbrook 2. adam oynamasına rağmen, Westbrook Grizzlies serisinde (7. maç hariç) Durant'tan ortalama daha fazla şut kullandı ve özellikle Durant'in bu duruma çok fazla içerlediği anlara şahit olduk. Grizzlies'in müthiş performansı bir yana, aslında Thunder'in 3. maçı kaybetmesinin en önemli nedeni Westbrook'un son çeyrekteki lüzumsuz atışlarıydı. Aynı şekilde 4. maçın uzatmaya gitmesinin nedeni de Westbrook'tur. O maça kağıt üzerinde baktığınızda Westbrook 40 sayı atarak maçın yıldızıymış gibi gözükse de (gerçi 33 şutta 40 sayı attı, Durant 20 şutta 35 sayı bulurken), yine son çeyrekte saç baş yoldurucu bencil hareketleri ve topu Durant'le paylaşmaması, Westbrook'un 2. adamlıktan yavaş yavaş baydığı anlamına gelebilir. Takım ligin son 2 sezondur sayı kralını barındırıyor. Kaç sezondur o şekilde oynanmış. Ama play-off 2. turunda buna isyan edici hareketler içine giriyorsunuz. Bunu ilk bakışta tipik bir Kobe-Shaq sorunu gibi değerlendirmek mümkün, yalnız bu ikisi arasındaki sürtüşme o üçlemenin 2. sezonunda baş göstermişken Kobe saha içinde oyun planına hep sadık kaldı ve asiliğini saha dışında hissettirdi, üçleme de o şekilde oldu. Westbrook'sa asiliğini saha içinde gösterdi. Aslında bu dediğim asilik, seride 2-3 maçta gözüktü. Serinin 7. maçında Westbrook tepkilerden dersini almış gözüküp topu paylaştı ve triple double ile tamamladı maçı. Şimdi Thunder için suların durulduğunu söylemek mümkün. Westbrook çok başarılı bir oyuncudur ve müthiş atletik özellikleriyle alkışı hak ediyor. Bu durum Mavs serisinde bir daha su yüzüne çıkmayabilir fakat önümüzdeki 2 sezon içinde bu ikilinin ayrılacağını düşünüyorum. Hatta Durant'in (bu arada şampiyonluk gelse dahi) takas isteğinde bulunup büyük şehir takımlarından birine gideceğini, Oklahoma'nın da o zamana kadar liderlik özelliklerini pekiştirmiş olacak Westbrook'un takımı olarak yoluna devam edeceğini tahmin ediyorum. Bu durumu zaman gösterecek.
Perkins – Harden ve diğerleri
Seriye dönecek olursak Thunder ısıran savunması ve sansasyonel atıcılarıyla kadronun hakkını vereceği mertebeye ulaşmış durumda. Konferans finalinde oynayacak olmaları zaten sürpriz değil. Sadece Durant ve Westbrook'tan ibaret değiller. Perkins formuyla müthiş bir savaş veriyor pota altında. Perkins'in performansını rakamlarıyla açıklayamayız. O ağır işçi statüsünde bir oyuncudur. Ekmeğini taştan çıkarır. Asabidir ve rakipteki uzunların sinirini bozar, göğüs göğüse çarpışır, oldukça pis bir oyuncu olsa da takımın görünmez kahramanlarındandır. Grizzlies'e kaybedilen ilk maç biter bitmez soyunma odasında Durant'e yol gostericilik yapıp “sen bu takımın kalbisin, tüm oyuncuları yarın evine topla, hep beraber pizza yiyip maçı tekrar izleyelim, bunu onlara benim söylemem yakışık almaz” dedi ve takımın kenetlenmesine perde arkasından katkıda bulundu. Perkins haricinde James Harden kenardan gelip sayı yüküne inanılmaz katkı sağlayan savaşçılardandır ve Grizzlies serisindeki X faktörlerden biri olmuştur. Ibaka deseniz Perkins'den aşağı kalır yanı yok. Kaya gibi adam. Skora katkısı da var. Thunder'a geleceğin takımı demiştik sezonun ilk yarısı itibariyle ama Perkins'in gelişiyle taşlar yerine oturdu. Mavs serisinde de takımdan gayet üst düzey performans bekliyorum.
Dura dura paslandık
Mavs'se bayağı dinlendi bu arada. Sezonun bu safhasında basketbola 9 gün ara vermiş olmaları hem çok iyi hem de çok kötü. “Çok iyi” çünkü Mavs'in kadrosu bayağı yaşlı. Jason Kidd 38 yaşında, Dirk ve Marion 33'ünü, Jason Terry ve Peja 34'ünü bitirmek üzere. Haywood, DeShawn Stevenson 10 yıldır parkelerde. Hatta Chandler da 9 sezonu geride bırakmış. Takımın çoğunu saydık yani. Yoğun sezon trafiği ve 2 play-off serisinden sonra veteran oyuncuların dinlenmeleri iyi oldu. “Çok kötü” çünkü aradan geçen zamanda sadece antrenman yaptılar. En iyi antrenman maç yapmaktır ve elleri bayağı soğudu. Çetin bir seriden 7. maçın sonunda çıkmış Thunder'in nispeten çok daha genç oyuncularının staminalari hala yüksek, elleri sıcak. Dolayısıyla onlar tüm sıcaklıklarıyla, soğumuş bir Mavs'in karşısına çıkacaklar. Mavs'in maç yapmamış olması Thunder için de hem çok iyi hem çok kötü. Çok iyi olmasının nedenini yazdım. Kötü olmasının nedeniyse Grizzlies'e karşı çok fazla efor sarf ettiler. Mavs serisi uzarsa bu onların aleyhine dönebilir.
Tecrübe mi gençlik mi?
Bu seri tecrübeyle gençliğin savaşı olacak. Mavs'i Lakers serisinden daha zorlu bir seri bekliyor. Grizzlies Durant'i Tony Allen ve Shane Battier gibi ligin iki elit savunmacilariyla savundu. Mavs'in savunmada bu ikisi gibi silahları yok. Carlisle'in Durant'in başına verebileceği tek iyi alternatif Marion. Boy olarak Durant'in önünde durabilir ama Marion hızlı bir savunmacı değil. Bu anlamda Mavs'de sayı makinesi Durant'i durduracak bir savunma silahı yok. Öte yandan Thunder'da Dirk'ü savunmada birkaç alternatif var. İbaka ve Collison Zach ve Marc Gasol gibi iki boğayı en sonunda dize getirerek rüştlerini ispatladılar. Ibaka playofflarda su ana kadar en çok blok yapan oyuncu. Oldukça atletik. Dirk yine sayılarını bulacaktır tecrübesiyle ama sayılarını atarken çok daha fazla yorulacaktır bu gençliğe karşı. Perkins saçma sapan hareketler yapıp Dirk'un sınırını bozabilir ayrıca. Westbrook'sa karşısında Jason Kidd ve Barea'yi bulacak. Westbrook Thunder hücumlarında (kağıt üzerinde) katalizör görevi görüyor. Kidd boy avantajıyla durdurmaya çalışacak olsa da Westbrook'la aşık atamaz. Westbrook'un hızını Barea'yla kesmeyi deneyeceklerdir. Kağıt üzerinde dememin nedeni de su: potayı çok görürse takımın hücum ritmini bozabilecek kadar fazla atış kullanması, Durant varken hücumdaki 1. opsiyonmuş gibi davranması Mavs'in lehine olur. Ayrıca Westbrook'un savunmada Kidd ve Barea'ya karşı zorlanacağını tahmin ediyorum.
X faktör olarak Thunder'da James Harden ve Nick Collison faktörlerini sayabiliriz. Harden sadece hücumdaki katkısıyla değil, savunmada da göğüs göğüse çarpışan bir oyuncu. Collison'sa takımın en tecrübeli adamlarından. Özellikle 7. maçta Zach'e karşı savunması çok iyiydi. Mavs'in X faktörleriyse hücumda Jason Terry ve savunmada Barea. Terry'nin hücumda ritmini bulduğu bir maçı Mavs'in kaybetmesi çok zor. Çünkü Dirk'u bir şekilde kapatsalar bile top Terry'i bulduğunda o üçlükleri atarsa rakip takımın gardı düşer. Barea'nin X faktörlüğü bu seride daha çok Westbrook'u savunma göreviyle alakalı. Savunmadan fırsat bulup hızlı hücumlarda sayı da bulabilir. 3. X faktör de Chandler'in performansı. Thunder'in uzunlarına karşı faul problemine girmeden kafa tutması şart. Çünkü Dirk hepsiyle birden başa çıkamaz. Chandler'in yardımına ihtiyacı olacak.
Sezon içinde oynanan maçlarda Mavs 3 maçın 2'sini kazandı. Oynadıkları son maçı Thunder deplasmanda Ocak ayında kazanmıştı. Yani takaslardan sonra iki takım karşılaşmamış. Bu yüzden sezon içi maçlarının önemi yok su safhada.
Serinin gidişatı ve tahmin
Mavs tecrübeli bir takım ve seriye olabildiğince diri başlayacaklardır. Thunder saha avantajını lehine çevirmek için ilk maça bayağı aşılır. Bu bağlamda en bariz şansları elleri soğuk Mavs takımını ilk maçta enselemektir. Saha avantajını ele geçirince seride ipler Oklahoma'nın ellerinde olacak. İlk maçı kazanan Oklahoma önceki serinin de vermiş olduğu yorgunlukla 2. maça fazla aşılmaz, aktif dinlenmeye geçer ve Mavs kazanmak zorunda olacağı için 15 sayı civarında farkla kazanır. Mavs ilk maçı bir şekilde kazanırsa, bunun verdiği güvenle 2. maçı da kazanır. İlk maç bayağı kritik yani.
Açıkçası eşleşmeler babında baktığımda bence Thunder gerek yedeklerin derinliği, gerek pota altı savunmasındaki üstünlüklerinden gerekse Durant-Westbrook unsurlarından dolayı Mavs'den daha üstün durumda. Ama Mavs için bu sezon “tamam mi?” sezonu. “Devamı mı” diye bir seçenek yok, son şansları. Dirk, Kidd, Terry, Marion, Butler ve Peja gibi nesillerinin önemli oyuncuları kariyerlerinde bir yüzük kazanmış olmak istiyorlarsa bu sene olmak zorunda. Bu bağlamda baktığımızda 2008'in Celtics'iyle benzer nitelikler barındırıyorlar bünyelerinde. Thunder için yarınlar çok, Mavs içinse yarınlar yok. Mavs seriye paslanmış olmanın etkisiyle yavaş başlasa da sonra toparlar ve seriyi 7. maçta bitirir. Öte yandan Thunder'in 6 maçta hedefine ulaşma ihtimali de bir o kadar var. Son kararım %51 ihtimalle Mavs 7. maçta alır, %49 ihtimalle Thunder 6 maçta yaşlı Mavs'i geçer.
SONUÇ
Sözün özü iki final serisi de 7 maça gidebilecek kadar çekişmeli olacak. Seriler pamuk ipliğine bağlı. Her çeyreğin her kaçan faulün önemi büyük. 4 takım da yarınlar yokmuş gibi oynadılar önceki serilerde. Kazanmaya daha çok ihtiyacı olan takımlar çıktı konferans finallerine. Bundan sonrası için NBA Finali'ne çıkmaya daha çok ihtiyacı olan iki takım Heat ve Mavs. Bulls ve/veya Thunder elbette finale yakışırlar. Mavs “Boynu Bükükler” serisiyle veda etmek, Heat de South Beach açıklarında köpekbalıklarına meze olmak istemiyorsa yüzükten aşağısı kurtarmaz. Çünkü finale çıkamazlarsa onlar için tufan.
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

