Sporx Logo
Takımım Dünya Kupası
2026
Türkiye Özel Canlı Skor
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
HidaYETMEZ!
Google News

HidaYETMEZ!

SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Hidayet Türkoğlu veya çok bilinen lakabıyla “NBA’deki gururumuz”, en yüksek kontrata imza atmış Türk sporcusu durumunda. Yaklaşık bir hafta kadar gündemi meşgul eden bu olayın üzerinden “yeterince süre” geçtikten sonra “ahkam kesmek” daha kolayıma geldiği için klavyenin başına geçtim yine.

Hidayet’in transferine, daha doğrusu takasına (çünkü Toronto’ya direkt transfer olmadı, önce Orlando ile mukavele imzaladı ve akabinde adına sign-and-trade denilen ve bizim Türkiye’deki futbol kulüplerinin uygulamakta nedense çok aciz kaldığı, son örnek Gökhan Zan’ın G.Saray’a bedava gitmesidir, bir yöntemle Toronto’nun yolunu tuttu) çeşitli zaviyelerden bakmak mümkün; ama önce Hidayet’in açısından bakmaya çalıştığımda aslında bunu pek de yapamadığımı görüyorum; zira benim görüşüm ile Hidayet’in yaptıkları tamamıyla örtüşmüyor; ama yaptıklarına hak veriyorum (vermesem ne olacak ki sanki!).

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
50 milyon dolarlık Portland kontratı ile 53 milyon dolarlık Toronto kontratı arasındaki fark sadece üç milyon dolar değil elbet. Her ne kadar rakamlar bu kadar yükselince, pek çoğumuzun hayatında bir arada göremeyeceği üç milyon dolar biraz önemsizleşse de (!), neticede devreye başka faktörlerin girdiği muhakkak. Bu arada 50 ila 53 arasındaki üç milyon dolar yerine göre bazı NBA oyuncularınca geçmişte önemsiz görülse de, bence çok da önemsiz görülecek bir meblağ değil. Neyse üzerinde durmak istediğim de bu değil zaten. İsterseniz Hidayet’in bakış açısını yakalamak için olayın aktörlerine bir göz atalım:


Orlando Magic
Hidayet’le yollarını ayıracakları zaten kulislerde konuşuluyordu; ancak Draft gecesi Vince Carter’ı kadrolarına katmaları bu söylentiyi bizzat gayrıresmi olarak hakikat seviyesine çıkarmaya yetti de arttı bile. Vince’in Hidayet’ten daha iyi bir skorer olduğuna (şutör demiyorum) şüphe yok; ama ilk yazımda bahsettiğim “intangibles” mevzuuna girdiğimizde Hidayet’in Vince’ten daha ön plana çıktığını söylemek mümkün. Evet, onun kadar atletik ve skorer değil; ama ondan daha iyi oyun kuruyor, son saniyelerde daha fazla sorumluluk alıyor ve savunması kesinlikle daha iyi Vince’e göre. Vince Orlando’yu bence bir seviye aşağı düşürdü şampiyonluk yarışında, bilhassa Courtney Lee gibi istikbal vaat eden bir çaylağın da gönderildiğini düşündüğümüzde. Brandon Bass’ı alıp Lewis’i yeniden üç numaraya döndürmeyi planlıyorlar sanki; ama üç değil on üç numaraya da döndürseler, Lewis tam bir “overpaid” ve Orlando’yu şampiyon yapacak ufka sahip değil.

Portland Trail Blazers
Bu transfer döneminde ellerini attıkları oyuncuyu resmen kaçırdılar. Aslında Hidayet’in Portland’a gitme ihtimali ortaya çıktığında ilk başta biraz şaşırmıştım; çünkü Hidayet Portland’a karşı her zaman güzel oynamıştır. Hiç unutmam Sacramento’da çaylakken, Murat Murathanoğlu-İsmet Badem veya Kosova-Kural’ın anlattığı bir maçta çok kritik bir anda topu Damon Stoudimere’dan çalan Hidayet, bizim Türk spikerlerin sevinç çığlıkları arasında turnikesini bırakıyor ve bu hareket NBA kariyerinin başındaki Hidayet’i seyreyleyen bizler için muazzam bir sevinç kaynağı oluyordu. Üstelik de maç Portland’ın sahasındayken. Ne zaman Hidayet’in Portland maçlarına baksam rahat rahat çift haneli sayılara ulaştığını görüyor ve “Bu çocuk Portland’ı ya çok seviyor ya da onlardan nefret ediyor,” diyordum. Hidayet’in bu son manevrasının ardından galiba ikinci dediğim biraz ağırlık kazanacakmış gibi duruyor. Hidayet’in bu hareketini Portland’a kazık atma olarak algılayanlardan değilim yine de. Gitti, gördü ve fazla tatmin olmadan geri dönüp başka alternatifleri de göz önünde bulundurarak Raptors’a imza attı. Portland’da kalsaydı, şampiyonluk ihtimali olan ve gün getikçe gelişen bir takımın bir parçası olacaktı; ama “bence” aklıma gelen şu sebeplerden ötürü oraya gitmek istemedi:
 
1)    Portland takımında takım liderliğini ele alması biraz zordu. Brandon Roy, gerek Orlando’nun oyun kurucusu Jameer Nelson’dan gerekse de Toronto’nun playmaker’ı Calderon’dan çok daha iyi bir oyuncu ve sürekliliği var. Liderlik özellikleri de fazlasıyla mevcut. Hidayet burada Orlando’daki kadar oyun kuramazdı. Sadece Roy’a gelen baskı veya sıkıştırmalarda “ferahlatıcı” rolüne soyunurdu. Ayrıca Greg Oden kendisinden çok sey beklenen ve dolayısıyla spotları üzerine çeken bir ilgi odağı.
2)    Bu takımda Hidayet’in yerinde oynayan Webster, Outlaw, Rudy Fernandez, Bayless ve Batum gibi oyuncular vardı ve her ne kadar Hidayet bunların hepsinden iyi olsa da, azıcık aksayan bir Hidayet’ten formayı rahatlıkla kapacak veya Hidayet’in oyun süresini azaltacak değişik meziyette oyuncular mevcuttu. Mesela Outlaw istendiğinde sağlam bir skorer olabiliyor. Batum inanılmaz bir atlet. Keza Fernandez hem üçlükleri hem de atletik yapısı olan bir oyuncu. Geçen sene Smaç Yarışması’na katılmıştı hatırlarsanız. Bu oyuncuların hepsi de şu an düşük kontratlarla oynuyorlar. Mesela Outlaw yıllık dört milyon dolar kazanırken, Bayless iki milyon, Rudy Fernandez ve Batum bir milyon küsur dolara oynuyor. Bu oyuncular daha bol sıfırlı kontratlara imza atmak için kendilerini gösterme fırsatı arıyor.
3)    Portland, Oregon eyaletinin bir takımı ve Oregon eyaleti çok göz önünde olan bir yer değil. Bizim tabirle biraz “sapa” kalıyor. Üç milyon dolarlık daha az bir kontratın yanı sıra reklam anlaşması yapma ihtimali de azalacaktı Hidayet’in şayet oralara düşseydi yolu. Ayrıca Oregon’da çok fazla Türk yaşamıyor.
4)    Tim Duncan, Carmelo, Nowitzki, Amare, Gasol, Boozer ve David West gibi forvetlerin bulunduğu bir Batı yakasında All-Star olma ihtimalini düşük görmüş olabilir Hidayet. Ancak bence unutmasın ki, kendi takım arkadaşı Chris Bosh da her sene All-Star olabilen bir kıvamda şu an ve çok üstlerde yer almayan bir Toronto’nun iki All-Star verme ihtimali de yüksek değil açıkçası. Yine de akla yatkın geliyor bu sebep.

Toronto Raptors
Hidayet hedefinin All-Star seçilmek olduğunu açıkladı bildiğimiz gibi. Zaten Toronto’nun bu haliyle şampiyon olma ihtimali Türkiye’de Kepez Belediyesi’nin şampiyonluk ihtimalinden çok da yüksek değil. Bu noktada Hidayet, pek çok Amerikalı basketbolcunun aksine, şehir, takım yapısı ve All-Star seçilme gibi unsurları şampiyonluk arzusuna tercih etti. Demek ki bir basketbolcunun hayatında şampiyonluk kazanmak çok da “birincil” öneme haiz olmayabiliyormuş. Ben şahsen bir şampiyonluk yüzüğünün peşinde koştururdum gibime geliyor. Neyse bu bizim meselemiz değil.

Meselenin bir de şu yönü var: Hidayet bu kontratın sonunda 35-36 yaşında olacak ve bu kadar yüksek bir kontratla beş yılı aynı takımda tamamlamayabilir. Önümüzdeki beş yılda hiçbir gelişme kat edemeyen veya istediği başarılara “nail olamayan” bir Toronto takımında takas malzemesi olarak kullanılabilir Hidayet. Kaldı ki takımın yıldızı Chris Bosh seneye serbest kalıyor ve başka bir takıma da gidebilir. Yani neyin ne olacağı belli değil; ama en azından 5 yıl 53 milyon dolarlık bir kontratın garanti bir kontrat olduğundan eminiz ve Hidayet’in, ücretinin hakkını vermeyen birçok basketbolcunun aksine o kontratın hakkını vereceğini düşünüyorum. 

Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön