Sporx Logo
Takımım Dünya Kupası
2026
Türkiye Özel Canlı Skor
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Lebron'mania!
Google News

Lebron'mania!

SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Hikaye yaklaşık bir buçuk sene evvelinde başladı aslında. Kendisi kontratını uzatmayıp serbest oyuncu piyasasına (free agent market) açılma kararı aldığında başta medya olmak üzere birçok insan Lebron James’in 2010-2011 sezonundaki yeni takımını şimdiden merak etmeye başladı. Hatta bu ilgi ve merak o boyutlara ulaştı ki, gündemi belirleyenler bile bir süre sonra bundan sıkılmaya başladı: “Bir buçuk sene boyunca Lebron’un hangi takıma gideceğini mi konuşacağız'” Bu minvaldeki tepkilerin üzerine bir süreliğine “rafa kaldırıldı” Lebron’un yeni takım tercihi. Ta ki Cleveland ve Lebron, playofflardan elenene kadar. Konferans yarıfinalindeki beklenmedik mağlubiyetin ardından malum gündem yeniden alevleniverdi. Bu sefer yalnız da değildi Lebron. Kendisi ayarında olmasa da, üst düzey 30-40 basketbolcununun kontratı da aynı dönemde sona eriyordu. Gerisi zaten, takip edenler için malumu ilamdan başka bir şey değil.

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Açıkçası çok konuşup kafa bulandırma niyetinde değilim. Lebron’a ilgi duyan bütün takımların tek tek analizini de yapma zahmetine katlanmayı düşünmüyorum. Belki, mantıklı bulduğum birkaç senaryoyu ortaya dökebilirim. Belki de gönlümden geçendir ortaya dökülenler...



Bu aralar en çok konuşulan senaryo, yukarıdaki resimde arz-ı endam eden üç zatın (soldan sağa Wade, Bosh ve Lebron) aynı takımda buluşma ihtimali. İlk önce Miami’de buluşmaları sözkonusuydu Wade zaten orada olduğu için. Ancak Miami büyük bir market değil ve Lebron, “Wade’in takımı” olmuş Miami’ye gidip orada gizli bir liderlik savaşı içine girer mi orası şüpheli. İkinci ihtimal, bu üçlünün Chicago’da buluşmasına dair. Bulls, bu üçlü için tarafsız bir bölge teşkil ediyor ve New York, Los Angeles kadar olmasa da büyük bir pazar. Açıkçası bu üçlünün “Şikago”da oynayacak olması çok da problem değil kendi açımdan; ancak Lebron’un karşısına Amerikalıların çok sevdiği bir kelime olan “challenge” (meydan okuma, zorluk, imtihan, engel) çıkıyor. O da aşağıdaki resimdeki ayakkabıların sahibi...



Michael Jordan diyoruz biz bu “zorluk” derecesi yüksek engelin adına. Yazının kaba tercümesi şu şekilde: “Biliyoruz, sen bir kralsın; ama efsane mertebesine yükselebilir misin' Spor dünyasındaki en büyük meydan okumayla yüzleşebilir misin' Her gece, yazılmış tarihin gözlerinin içine bak ve bir an bile gözünü kırpma. Chicago taraftarlarının sana bir sorusu var: Bu ayakkabıların içini doldurabilecek misin'” (Veya “Bu ayakkabıların hakkını verebilecek misin'” şeklinde daha serbest bir şekilde tercüme edebiliriz).

Görüldüğü üzere, Chicago Bulls takımı Lebron’u hem istiyor, hem de onu tahrik eden, ona meydan okuyan edebi bir davetiye gönderiyor “ebediyette” yerini alabilmesi için. Chicago kariyerinin geri kalanında Jordan’ın şu ana kadar başardıklarını başarabilir mi orasını bilemem; ancak Chicago’yu seçtiği takdirde bu ayakkabıların gerçek sahibinin ruhaniyeti Demokles’in kılıcı gibi başının üstünde sallanacak Lebron’un. O yüzden Pippen rolünü kabul etmesi gerekecek Wade ve pota altında Dennis Rodman’dan, Horace Grant’ten ve Luc Longley’den daha muhteşem bir skor gücü bulunan Bosh’un yardımı olmadan “Şikago”nun meşhur United Center’ına adım atması zor gözüküyor Lebron’un. Ama bir de bu bu üçlü aynı anda adım atarsa, NBA tarihinin en yetenekli takımıyla karşı karşıya gelmiş oluruz. Garnett, Pierce ve Allen’ın üç sene evvel Boston’da bir araya geldiklerinde ortaya çıkan takımdan bile daha yetenekli, daha komple, daha özel ve daha güzel bir takım...

Bosh, bu arada, kendi Twitter sayfasında Wade ile yemek yediğini açıkladı.



Yine kabaca tercüme edecek olursak Wade ile yemek yediğinden ve serbest oyuncu piyasasının açılışının ilk gününün sonunda bu yemeğin çok iyi geldiğini söylüyor. Fakat mesajın bombası en son cümlede gizli: “Gerçi birisi eksik gibiydi bu yemekte ama...” Acaba bu birisi baş harfi Lebron olan “birisi” olmasın'.. Yemeğin fotoğrafını da aşağıya koyduk:



Açıkçası şu anda, futbol piyasasında, transfer edilmesi düşünülen futbolcunun menajeriyle veya takım yöneticisiyle çekilmiş fotoğrafına bakarkenki hissettiğim duyguları hissediyorum. Gerçi fotoğraftakilerin ikisi de oyuncu; ama neticede bu yemek ve yemeğin ardından internete “tweet” edilen mesaj medyaya bir “mesaj” aslında. Bu arada Wade’in “Şikago” doğumlu olduğunu not düşelim.

Bu meseleyle alakalı daha gerekli gereksiz bir sürü fotoğraf koyabilirim; ama bu gördükleriniz bile herhalde ortadaki “cinnetvari” ruh halini açıklamaya yeter de artar bile. Hatta ahlaksız bir gazeteci olsam, aşağıdaki fotoğrafı “Lebron kesin Chicago’da” diye yutturabilirim bile: Şey, en azından Türk medyasına...




Bu fotoğraf, NBA’in resmi mağazası olan NBA Store’dan alınan gerçek bir fotoğraf. Yalnız tek bir fark var: Oradaki James’in adı Lebron değil Jerome. Yani Chicago’nun şu an sözleşmeli oyuncusu olan Jerome James’e ait bir forma size gülümseyen...

Lebron’un adının en çok anıldığı isim bir buçuk senedir aynı: New York Knicks. En son bütün Türk medyasına “düşen” habere göre Knicks takımı, Lebron’a ömür boyu 1 milyar dolarlık bir kontrat teklif etmeyi düşünüyormuş. Bana biraz abartılı geldi; ama şu an günümüz basketbolunda bu parayı Lebron’dan başka alabilecek de yoktur. Hatta ünlü iş dünyası dergisi Forbes’un (“Forbs”) araştırmasına göre New York takımı % 46 küsur ihtimalle bu parayı çıkarabilir yeniden. İyi de New York’un en meşhur takımı olan 100 yıllık New York Yankees beyzbol takımının bile piyasa değeri 1.2 milyar dolar. Ve adamların en sonuncusu geçen sene elde edilmiş 27 şampiyonluğu ve hakikaten “rüya takım” ollarak adlandırılabilecek kadroları var. Neyse, mesele o değil yine de. Önce şu fotoğrafa bakalım.



Burası Amerika’da sokak basketbolunun oynandığı en meşhur yer Rucker Park. New York’taki bu “arenanın” orta yerindeki New York formalı basketbolcuyu tanımışsınızdır herhalde: Bildiniz, Lebron. Adamlar o kadar inanmış ki, Rucker Park gibi efsanevi bir yere bile Lebron’u koymuşlar. Şayet Lebron New York’a gelmezse oradan nasıl kazıyacaklar merak ediyorum açıkçası...

Ama durun bir saniye: Bugün Amare Stoudamire New York ile beş yıl 100 milyon dolarlık bir kontrat imzaladı. Yani' Yanisi şu ki, şu anki dedikodulara göre Carmelo Anthony ve ile Lebron da New York’a gelip ayrı bir “muhteşem üçlü” kuracaklar(mış). Gerçi bu üçlü ilk üçlü kadar fantastik olmayacaktır; ama yine de şampiyonluğa yetebilecek sağlam bir kadro. Tabii, gerçekten “sağlam” kalmaları şartıyla.

Peki ya Lebron’un kendi takımı Cleveland' Bu soru birkaç ay önce sorulsaydı, Lebron Cavs’ta kalacaktı derdim; ama gerek şu anki karmakarışık gündem, gerekse de Cleveland’ın kötü bir şekilde elenişi sebebiyle emin olamıyorum. Çünkü, Lebron, Cleveland’ı terk ettiği anda Cleveland, şehir ve takım ve camia olarak biter. Düşünsenize, Cleveland takımı James lige girmeden önce ligin en az seyirci ortalamasıyla oynayan birkaç takımından biriydi. James’in gelişiyle önce yükselişe geçtiler, şimdi ise üç sezondur lider durumdalar. Her maç kapalı gişe oynuyorlar. Herhalde babasının hayrına gelmiyor onca seyirci. Böylesine altın yumurtlayan bir tavuğu, Cleveland şehri ne yapar eder bırakmaz diye düşünüyordum. İşte o yüzden tek umudum “hayali” Cleveland mafyasıydı. Gerçi şimdilik sessiz dursalar da hala ümitlerini kaybetmiş değiller. Belki de bombayı patlatmayı bekliyorlardır. Düşük bir ihtimal de olsa Bosh Cleveland’a gelirse, mevcut yetenekli takım ve yeni bir koçla (zira önceki koç Mike Brown hücum seti kurmayı bilmiyordu doğrudüzgün. Mazur görmek lazım San Antonio’da Popovich’in yardımcılığını yaptı yıllarca) birlikte Cleveland yeniden başa güreşir. Lebron, şu an NBA’de hangi takıma giderse gitsin, o takımı son sıradan da olsa playoff’a sokar. Hidayet, Sporx’teki röportajında Kobe’nin daha iyi bir hücumcu olmasına rağmen Lebron’un her yönden “kalifiye” ve “dominant” bir oyuncu olduğunu ifade ediyordu. Zaten şu an, Lebron için Jordan gibi sayı atan, Magic Johnson gibi pas veren ve Shaq gibi fiziğini kullanan tek oyuncu ifadesi kullanılıyor.

Bununla alakalı belki ayrı bir yazı yazılabilir. Şayet Chicago’da “muhteşem üçlü” bir araya gelmeyecekse, Cleveland, Lebron için en akıllıca seçim. Chicago’da Jordan efsanesiyle her daim yüzleşmek yerine, Cleveland’da sıfırdan inşa ettiği efsanesinin üzerine birkaç tuğla koymak “bence” daha makul ve mantıklı. Bunun haricinde mali açıdan, Lebron sayesinde gelirleri katlanmayacak takım yoktur. İşte bu iki faktör, mesele Lebron olunca bütün takımların ağzını sulandırıyor. Karşımızda 21. Yüzyılın pazarlama harikalarından birisi duruyor. Kim bunu kaçırmak ister ki'

Bu kadar kafa ağrıttıktan sonra yazımızı çok klasikleşen bir sözle bitirelim: Zenginin malı...

Not: Yoğunluktan fırsat bulup geç de olsa “tweet” edenler kervanına katılmış bulunuyoruz. Sadece basketbol değil, hayata dair ifadeleri takip etmek için buyrun:

https://twitter.com/kbudak


Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön