Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Kasım 15; kına yakma zamanı
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Zagreb'deki Hırvatistan maçını golsüz berabere bitirdik. İlk maçtaki 0-3 yenilginin pişmanlığını yaşadık.
Yine dünyada yokuz…
Yine annemizin ligindeyiz!
Yine kısır çekişmelerin içindeyiz.
Yaşananlardan hiç ders çıkartamıyorsak;
O zaman biz aptalız!
Söyledik söyledik dilimizde tüy bitti, anlatamadık!
Bu kafayla futbol olmaz!
Elli Hiddink değiştir,
Yüz Rijkaard kov,
Jose Mourinho'yu getir nafile!...
Sorunumuz Hiddink değildir.
Türk futbolu ahmakların elinden kurtulmadıkça kurtulmaz!
Kim bu ahmaklar;
Sen,ben, o, ötekiler…
Nato kafa nato mermer olanlar anlamadı. İşi hep kısır rekabete sokup kazı koz anladılar!
Renk aşkıyla kavrulup gerçekleri görmediler.
Taraftarlık, futboldan uzaklaşıp kine nefrete dönüştü.
Kendileri öyle oldukları için doğru söyleyenş de düşman bildiler.
Karşı fikri anlamaktan aciz insanlar fikir üretmeye başladı.
Medya bunları pompaladı,
Yöneticiler hep gafleti yaşadı bugünlere geldik!
Hırvat'a elenişten sonra da,
15 Kasım; kına yakma zamanı olarak takvim yapraklarındaki yerini almış oldu.
Kanka Cumhuriyetleri sonumuzu hazırladı!
Şimdi ayıkla pirincin taşını.
Tam 10 sene kaybettik.
Hem de başarılıyız diye diye…
Ucuz kahramanlıklar elde edip arkasına saklandık.
Sonra da bunlarla her zaman herkese meydan okuduk.
Medyadaki Kanka Cumhuriyetleri doğruları hep sakladı, sahibinin sesi olarak yayın yapınca gerçekler sır oldu!
Bir zamanlar;
Ali Şen'e 'Emret sayın Başkanım' diyerek gerdan kıran anlı şanlı gazeteciler bile oldu tv ekranlarında… Medya taraf oldu.
Sonra da slogan değişti;
Renklerin tarafı değil kuralların tarafıyız dediler.
Şu şike dosyası açıklansın, bakın neler çıkacak altından.
Kim kimle kol kola girmiş, kim kime hizmet etmiş!...
Hepsi belli olacak.
Türk futbolu neden battı herkes anlayacak.

Kısa birkaç hatırlatma… Takdir sizlerin
Başarıya aç bir millet olarak en ufak bir başarıyı göklere çıkarttık.
Her zamanki başarısızlığımızı da kedi bokunu örter gibi örttük.
Her kötü yöneticiye kavuk salladık!,
Ömrünün büyük bir bölümünü sorunlu, ancak sadece beş senesini başarılı geçirenlere
İmparator dedik, gerçek ve saygın imparatorlara haksızlık ettik.
Bugünlere böyle geldik.
İşte özeti;
Galatasaray'ın… Ne Galatasaray'ın Faruk Süren'in başarılı başkanlığı ile Terim'e verilen
imkanları onun da iyi değerlendirmesiyle 2000'de alınan UEFA Kupası…
Sonrasında 2002'deki Galatasaray ağırlıklı Milli Takım'la gelen Dünya üçüncülüğü…
Sonrasında hüsran!
Neden?
Nedeni şu;
Devamlılık yok!
Hırs, intikam, göz yaşı, medya yoluyla yıpratma ve 'Naylon Süren' manşetlerine varan bir
sopalama… İçerden çöküş!... Koltuk sevdası… Camiayı ikiye bölme… Senden olanlar
benden olmayanlar muhabbeti…
Türk filmi gibi!
Arkadan konuşmalar, kuyu kazmalar, iktidar devirmeler,
Başarıyı kafi görüp misyonu bitirmeden takımdan tüymeler, ki bunlara örnek futbolcular ve hocalar vardır.
Hakan Şükür, Emre Belözoğlu, Okan Buruk!
Ve de Terim.
Hatırlayın o günleri… Hiç biri Galatasaray'da kalmadı… Terk ettiler bir anda Avrupa
Şampiyonu takımı. Sözleşmiş gibi…
Kışkırtılmış gibi…
Galatasaray hiçbir Türk takımına nasip olmamış UEFA Kupası'ndan sonra darmadağın oldu!
Ne Kral kaldı, ne İmparator!
Hep iç savaştan!
Galatasaray ondan sonra yedi bayram belini doğrultamadı.
Ama krallar imparatorlar yine sahned.
Ne var ki; artık baş harfleri miniskül!
Başarıları da yok!
Demek hikmet Galatasaraymış.
Küçük çaplılar mahareti kendinde bularak yanılmışlar.
Şişik yabancılar bol paraya geldiler, sonuç rezalet!
Türk futbolu da Galatasaray'ın bu yükselişinden nasibini aldı ve hizipleşme çoğaldı.
Galatasaray'ı geçmek için amansız bir rekabet başladı, medya bunu tırmandırdı.
Sevgisizlik, adam kayırma ve hepsinden öte sorumlu mevkilerin sahibi kişiler oturdukları koltuğu layıkıyla temsil etmediler.
Bilhassa TFF Başkanları, yönetimleri ve kulüpler…
Herkes futbolu bıraktı birbirine laf yetiştirmeye uğraştı,
Yabancı sınırı kalktı,
Türkiye şişik yabancı futbolcu cenneti oldu,
Dur diyen olmadı,
Plan yapan olmadı, istikrarı sağlayan olmadı,
Meydan boş kaldı,
Parasızlık boyu aştı,
Kulüpler battı!
Sonrasındaki şike depremiyle
Fay da kırıldı,
Onur da…
Kronolojik çöküş!
Uzağa gitmeyin. Şöyle yakın tarihe bir göz atalım.
2000'de UEFA Kupası (Galatasaray)
Milli takımlarda;
2000'de Avrupa şampiyonası
2002'de Dünya üçüncülüğü
2004'de karavana
2006'da karavana
2008'de Avrupa 3.-4.lüğü (!)
2010'da karavana
2012'de karavana
Son on seneye başarı diyenin aklından şüphe ederim.
Başarı devamlılıktır.
Başarı plandır, programdır, hedefe varmaktır.
Bunlar; esinti, rüzgar, çekirge zıplamalarıdır.
Bizim sabrımız ve öğrenmeye niyetimiz yok.
Onun için de yıllardır yazdıklarım bugün karşımızda.
Yine hüsranlardayız.
İçeride kısır çekişmeye, hizipleşmeye, birbirine kambura yatmaya, hakarete devam…
Benim saygın ve değerli okurlarıma teşekkür borçluyum.
Bu sonuçları gördükten sonra bana şimdiye kadar ahlaksız tavır takınanlar da en azından bana
bir özür borçlu. Durum meydanda.
Yine dünyada yokuz!
Gerçeklerden kaçarak,
Acımasız rekabete devam!
Daha fazla detaya girmek istemiyorum.
Merak edenler arşivlere girsinler…
Zagreb'deki kadro ilk maça çıksaydı?
Tren kaçtı!
2012'de Avrupa'da yokuz.
Üzgünüz.
Hırvatistan karşısındaki golsüz beraberlik bile hepimizin gönül yarasını sardı.
Ancak şu soru da akıllara geliyor;
Hiddink neden bu kadroyu ilk maçta çıkartmadı?
Hiddink bu kadar kariyere sahipse bunu görmeliydi.
Yok; Oğuz Çetin'in tuzağına düştüyse bu ne biçim kariyerdi?
Anlamak zor!
Ayrıca Hırvatlar da ilk maçta 3-0 deplasman galibiyeti almasa dünkü maçı böyle mi oynarlardı.
Bunlar züğürt tesellisi, geyik muhabbeti.
Gerçek şudur;
Elendik!
Ancak;
Kaleci Sinan Bolat, Savunma göbeği Ömer Toprak, forvette Gökhan Töre bundan sonra
yok sayılırlarsa günahı sayanın boynunadır.
Sinan Bolat mükemmel bir kaleci. Sezgileri, oyuna uyumu, refleksleri, çabukluğu, topu oyuna ayakla sokuşu adrese teslim. Çok beğendim.
Bundan önce oynadığı bir milli maçta da çok iyiydi neden kesildi?
İlk maçta oynasaydı?
Acaba Volkan'ın yediği o golleri yer miydi?
Küfür olayı yaşanır mıydı?
Şüphesiz hayır!
Ömer Toprak… Bir stoper bu kadar mı soğuk kanlı olur.
Hem de bu kadar havası kaçmş bir maçta?
Hem de bu kadar 4-0'a teşne bir maçta?
Bravo doğrusu.
Ömer Toprak topu da oyuna hiç telaşlanmadan isabetli paslarla sokuyor. Kendine güveni tam. Pozisyonları da iyi alıyor. Ofsayti de iyi takip ediyor. Savunmamız hata yapmadı. Hem de deplasmanda. Ömer'in katkısı çok.
Gökhan Töre ise bir başka yetenek. Takıma hız kazandırıyor. Topla ilgisi güzel. Dikine oynaması, pozisyona girmesi, takıma uyumu hatasız. Kuvvetli ve çalışkan.
İlk 11'de olmaması hata!
Şimdi bu üç çocuk iyi kazanç. Bir maçla havaya girmemeli. Yine de bir açık kapı bırakmak gerek ki devamını görelim. Ancak kumaşlar iyi. En azından mevcutlardan çok daha iyiler.

İyi oynadık, gol yollarında etkisizdik
Takım halinde iyiydik.
İki kanadımız; Serkan ve İsmail çok atak oynadılar. İkisi de alkışı hak etti.
Hamit, kalite oyuncu ancak futbol mantalitesinde yalnız kalıyor. O zaman da topla çok oynuyor. Takımın en iyilerinden biriydi. Ayrıca Hamit'in Türk futbolu üzerine yaptığı teşhisleri de çok beğeniyorum.
Selçuklar, Egemen de iyiler arsındaydılar ama takım oyununa katkıları ortalamayı aşmadı.
Kazım asla golcü değil. Kaçırdığı golü bir başka golcü kolay atardı. Gayretli ve sağlam ama Türk milli takımının bu maçta son vuruşu yapacak oyuncusu yoktu.
Umut Bulut her zamanki gibi iyi niyetli bir oyuncu ama çok dağınık. Nerede ne yapacağı belli değil.
Caner'in erken gördüğü kart acemilikten başka bir şey değil.
Bir gerçek daha var;
Takım olarak iyiydik. Yenilmedik ama bu maç sabaha kadar oynansa turu bulamazdık!
Gol yemedik ama atamıyoruz da.
Tek tesellimiz yeni bir başlangıcın izlerini görmek oldu.
Hırvatistan için söylenecek bir şey yok. İlk maçın avantajıyla akıllı oynadılar hedeflerine vardılar.
Modriç, Srna, Rakitiç, Oliç oyunu sürükleyen isimler.
Biz ilk maçta havlu attık, treni kaçırdık!
Zaten bu kafayla gitseydik kendimizi aldatır on sene daha kaybederdik.
İsabet oldu!
Ne güzel ki, Volkan, Emre, Arda, Sabri'nin eksikliğini de hissetmedik.
Yine dünyada yokuz…
Yine annemizin ligindeyiz!
Yine kısır çekişmelerin içindeyiz.
Yaşananlardan hiç ders çıkartamıyorsak;
O zaman biz aptalız!
Söyledik söyledik dilimizde tüy bitti, anlatamadık!
Bu kafayla futbol olmaz!
Elli Hiddink değiştir,
Yüz Rijkaard kov,
Jose Mourinho'yu getir nafile!...
Sorunumuz Hiddink değildir.
Türk futbolu ahmakların elinden kurtulmadıkça kurtulmaz!
Kim bu ahmaklar;
Sen,ben, o, ötekiler…
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Her seferinde yazdım çizdim söyledim.Nato kafa nato mermer olanlar anlamadı. İşi hep kısır rekabete sokup kazı koz anladılar!
Renk aşkıyla kavrulup gerçekleri görmediler.
Taraftarlık, futboldan uzaklaşıp kine nefrete dönüştü.
Kendileri öyle oldukları için doğru söyleyenş de düşman bildiler.
Karşı fikri anlamaktan aciz insanlar fikir üretmeye başladı.
Medya bunları pompaladı,
Yöneticiler hep gafleti yaşadı bugünlere geldik!
Hırvat'a elenişten sonra da,
15 Kasım; kına yakma zamanı olarak takvim yapraklarındaki yerini almış oldu.
Kanka Cumhuriyetleri sonumuzu hazırladı!
Şimdi ayıkla pirincin taşını.
Tam 10 sene kaybettik.
Hem de başarılıyız diye diye…
Ucuz kahramanlıklar elde edip arkasına saklandık.
Sonra da bunlarla her zaman herkese meydan okuduk.
Medyadaki Kanka Cumhuriyetleri doğruları hep sakladı, sahibinin sesi olarak yayın yapınca gerçekler sır oldu!
Bir zamanlar;
Ali Şen'e 'Emret sayın Başkanım' diyerek gerdan kıran anlı şanlı gazeteciler bile oldu tv ekranlarında… Medya taraf oldu.
Sonra da slogan değişti;
Renklerin tarafı değil kuralların tarafıyız dediler.
Şu şike dosyası açıklansın, bakın neler çıkacak altından.
Kim kimle kol kola girmiş, kim kime hizmet etmiş!...
Hepsi belli olacak.
Türk futbolu neden battı herkes anlayacak.

Kısa birkaç hatırlatma… Takdir sizlerin
Başarıya aç bir millet olarak en ufak bir başarıyı göklere çıkarttık.
Her zamanki başarısızlığımızı da kedi bokunu örter gibi örttük.
Her kötü yöneticiye kavuk salladık!,
Ömrünün büyük bir bölümünü sorunlu, ancak sadece beş senesini başarılı geçirenlere
İmparator dedik, gerçek ve saygın imparatorlara haksızlık ettik.
Bugünlere böyle geldik.
İşte özeti;
Galatasaray'ın… Ne Galatasaray'ın Faruk Süren'in başarılı başkanlığı ile Terim'e verilen
imkanları onun da iyi değerlendirmesiyle 2000'de alınan UEFA Kupası…
Sonrasında 2002'deki Galatasaray ağırlıklı Milli Takım'la gelen Dünya üçüncülüğü…
Sonrasında hüsran!
Neden?
Nedeni şu;
Devamlılık yok!
Hırs, intikam, göz yaşı, medya yoluyla yıpratma ve 'Naylon Süren' manşetlerine varan bir
sopalama… İçerden çöküş!... Koltuk sevdası… Camiayı ikiye bölme… Senden olanlar
benden olmayanlar muhabbeti…
Türk filmi gibi!
Arkadan konuşmalar, kuyu kazmalar, iktidar devirmeler,
Başarıyı kafi görüp misyonu bitirmeden takımdan tüymeler, ki bunlara örnek futbolcular ve hocalar vardır.
Hakan Şükür, Emre Belözoğlu, Okan Buruk!
Ve de Terim.
Hatırlayın o günleri… Hiç biri Galatasaray'da kalmadı… Terk ettiler bir anda Avrupa
Şampiyonu takımı. Sözleşmiş gibi…
Kışkırtılmış gibi…
Galatasaray hiçbir Türk takımına nasip olmamış UEFA Kupası'ndan sonra darmadağın oldu!
Ne Kral kaldı, ne İmparator!
Hep iç savaştan!
Galatasaray ondan sonra yedi bayram belini doğrultamadı.
Ama krallar imparatorlar yine sahned.
Ne var ki; artık baş harfleri miniskül!
Başarıları da yok!
Demek hikmet Galatasaraymış.
Küçük çaplılar mahareti kendinde bularak yanılmışlar.
Şişik yabancılar bol paraya geldiler, sonuç rezalet!
Türk futbolu da Galatasaray'ın bu yükselişinden nasibini aldı ve hizipleşme çoğaldı.
Galatasaray'ı geçmek için amansız bir rekabet başladı, medya bunu tırmandırdı.
Sevgisizlik, adam kayırma ve hepsinden öte sorumlu mevkilerin sahibi kişiler oturdukları koltuğu layıkıyla temsil etmediler.
Bilhassa TFF Başkanları, yönetimleri ve kulüpler…
Herkes futbolu bıraktı birbirine laf yetiştirmeye uğraştı,
Yabancı sınırı kalktı,
Türkiye şişik yabancı futbolcu cenneti oldu,
Dur diyen olmadı,
Plan yapan olmadı, istikrarı sağlayan olmadı,
Meydan boş kaldı,
Parasızlık boyu aştı,
Kulüpler battı!
Sonrasındaki şike depremiyle
Fay da kırıldı,
Onur da…
Kronolojik çöküş!Uzağa gitmeyin. Şöyle yakın tarihe bir göz atalım.
2000'de UEFA Kupası (Galatasaray)
Milli takımlarda;
2000'de Avrupa şampiyonası
2002'de Dünya üçüncülüğü
2004'de karavana
2006'da karavana
2008'de Avrupa 3.-4.lüğü (!)
2010'da karavana
2012'de karavana
Son on seneye başarı diyenin aklından şüphe ederim.
Başarı devamlılıktır.
Başarı plandır, programdır, hedefe varmaktır.
Bunlar; esinti, rüzgar, çekirge zıplamalarıdır.
Bizim sabrımız ve öğrenmeye niyetimiz yok.
Onun için de yıllardır yazdıklarım bugün karşımızda.
Yine hüsranlardayız.
İçeride kısır çekişmeye, hizipleşmeye, birbirine kambura yatmaya, hakarete devam…
Benim saygın ve değerli okurlarıma teşekkür borçluyum.
Bu sonuçları gördükten sonra bana şimdiye kadar ahlaksız tavır takınanlar da en azından bana
bir özür borçlu. Durum meydanda.
Yine dünyada yokuz!
Gerçeklerden kaçarak,
Acımasız rekabete devam!
Daha fazla detaya girmek istemiyorum.
Merak edenler arşivlere girsinler…
Zagreb'deki kadro ilk maça çıksaydı?
Tren kaçtı!
2012'de Avrupa'da yokuz.
Üzgünüz.
Hırvatistan karşısındaki golsüz beraberlik bile hepimizin gönül yarasını sardı.
Ancak şu soru da akıllara geliyor;
Hiddink neden bu kadroyu ilk maçta çıkartmadı?
Hiddink bu kadar kariyere sahipse bunu görmeliydi.
Yok; Oğuz Çetin'in tuzağına düştüyse bu ne biçim kariyerdi?
Anlamak zor!
Ayrıca Hırvatlar da ilk maçta 3-0 deplasman galibiyeti almasa dünkü maçı böyle mi oynarlardı.
Bunlar züğürt tesellisi, geyik muhabbeti.
Gerçek şudur;
Elendik!
Ancak;
Kaleci Sinan Bolat, Savunma göbeği Ömer Toprak, forvette Gökhan Töre bundan sonra
yok sayılırlarsa günahı sayanın boynunadır.
Sinan Bolat mükemmel bir kaleci. Sezgileri, oyuna uyumu, refleksleri, çabukluğu, topu oyuna ayakla sokuşu adrese teslim. Çok beğendim.
Bundan önce oynadığı bir milli maçta da çok iyiydi neden kesildi?
İlk maçta oynasaydı?
Acaba Volkan'ın yediği o golleri yer miydi?
Küfür olayı yaşanır mıydı?
Şüphesiz hayır!
Ömer Toprak… Bir stoper bu kadar mı soğuk kanlı olur.
Hem de bu kadar havası kaçmş bir maçta?
Hem de bu kadar 4-0'a teşne bir maçta?
Bravo doğrusu.
Ömer Toprak topu da oyuna hiç telaşlanmadan isabetli paslarla sokuyor. Kendine güveni tam. Pozisyonları da iyi alıyor. Ofsayti de iyi takip ediyor. Savunmamız hata yapmadı. Hem de deplasmanda. Ömer'in katkısı çok.
Gökhan Töre ise bir başka yetenek. Takıma hız kazandırıyor. Topla ilgisi güzel. Dikine oynaması, pozisyona girmesi, takıma uyumu hatasız. Kuvvetli ve çalışkan.
İlk 11'de olmaması hata!
Şimdi bu üç çocuk iyi kazanç. Bir maçla havaya girmemeli. Yine de bir açık kapı bırakmak gerek ki devamını görelim. Ancak kumaşlar iyi. En azından mevcutlardan çok daha iyiler.

İyi oynadık, gol yollarında etkisizdik
Takım halinde iyiydik.
İki kanadımız; Serkan ve İsmail çok atak oynadılar. İkisi de alkışı hak etti.
Hamit, kalite oyuncu ancak futbol mantalitesinde yalnız kalıyor. O zaman da topla çok oynuyor. Takımın en iyilerinden biriydi. Ayrıca Hamit'in Türk futbolu üzerine yaptığı teşhisleri de çok beğeniyorum.
Selçuklar, Egemen de iyiler arsındaydılar ama takım oyununa katkıları ortalamayı aşmadı.
Kazım asla golcü değil. Kaçırdığı golü bir başka golcü kolay atardı. Gayretli ve sağlam ama Türk milli takımının bu maçta son vuruşu yapacak oyuncusu yoktu.
Umut Bulut her zamanki gibi iyi niyetli bir oyuncu ama çok dağınık. Nerede ne yapacağı belli değil.
Caner'in erken gördüğü kart acemilikten başka bir şey değil.
Bir gerçek daha var;
Takım olarak iyiydik. Yenilmedik ama bu maç sabaha kadar oynansa turu bulamazdık!
Gol yemedik ama atamıyoruz da.
Tek tesellimiz yeni bir başlangıcın izlerini görmek oldu.
Hırvatistan için söylenecek bir şey yok. İlk maçın avantajıyla akıllı oynadılar hedeflerine vardılar.
Modriç, Srna, Rakitiç, Oliç oyunu sürükleyen isimler.
Biz ilk maçta havlu attık, treni kaçırdık!
Zaten bu kafayla gitseydik kendimizi aldatır on sene daha kaybederdik.
İsabet oldu!
Ne güzel ki, Volkan, Emre, Arda, Sabri'nin eksikliğini de hissetmedik.
Haber; Sporx.com Yazarlar, Fotoğraf; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

