Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
“Kendi evladımız” yeter mi?
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Sezonun ilk derbisi 1-1 berabere bitti ve futbol adına stada gelenler tam bir hayal kırıklığı yaşadı. Galibiyete daha fazla ihtiyacı olan taraf Fenerbahçe bu beraberlikle içinde bulunduğu sıkıntılı günlerden çıkamadı. Beşiktaş ise iyi başladığı sezonda deplasmanda 1 puanı başarı olarak görüp moralli olarak yoluna devam ediyor.
Maç öncesi 11’ler açıklandığı zaman iki teknik adamın da önce savunmayı düşüneceği ve gol yememek için sahaya çıkacağı belli olmuştu. Fenerbahçe 11’i kimseyi şaşırtmadı ama Schuster İbrahim Üzülmez, Necip ve Bobo’yu oynatmayarak Holosko’yu ise kadroya bile almayarak herkesi biraz şaşırttı. Schuster’in şansı hatalı 11 ve yanlış taktik anlayışa rağmen Fenerbahçe forvetlerinin inanılmaz goller kaçırmasıydı. Yoksa Alman teknik adamın hataları yüzünden büyük bir bozgun yaşanabilirdi. Her şeye rağmen Schuster zorunlu değişikliklerin getirdiği olumsuz havayı ikinci yarıdaki akıllı hamleleriyle puana çevirmeyi başardı. Beşiktaş’ın son 30 dakikada kondisyon olarak daha diri olması ise antrenmanlarda kimin daha iyi takım çalıştırdığını gözler önüne serdi.
Şimdi şunu söyleyebilirsiniz “Kardeşim sen böyle diyorsun ama 84. dakikada penaltı golü olmasa maçı kazanırdı Fenerbahçe”… Golün hangi dakikada geldiği önemli değil, o golün atılacağını son 25-30 dakikadır maçı seyreden herkes anladıysa önemli olan budur.
Sezon başında Aykut Kocaman’ın bu görev için yeterli olmadığını ve başaramayacağını yazmıştım. Hala aynı fikirdeyim, bu sezon da Kocaman inadı yüzünden feda edilmek üzere. Öncelikle son 20 dakikada yürüyecek hali kalmayan takımın kondisyonunun neden bu kadar düşük olduğunu sorgulamak gerekiyor. Tek açıklaması takımın iyi çalıştırılmadığı olabilir. Sonra Alex takıntısının yol açtığı zararlardan ve kenardan oyuna müdahale edememe hastalığını incelemeli. Alex ile yola devam etmek istememesine rağmen ( Bence tek doğru kararı budur) medya ve yönetim baskısına rağmen oynatmak zorunda kalan ama olur olmaz yerde Alex’i kenara çekerek takıma zarar veren Aykut Kocaman Beşiktaş maçının ikinci yarısında Alex-Cristian değişikliği ile zaten geriye yaslanan takımına “İyice geriye yaslanın” mesajını vermiş oldu.
Düşünün 1-0 öndesiniz ve Beşiktaş savunma güvenliğini bırakarak üstünüze gelmeye ve topa daha fazla sahip olmaya başlamış ( %70-%30). Bu durumda bir teknik adam ne yapar?
a- Topu ayağında tutacak ve oyunu tek paslarla açacak futbolculara görev verir.
b- Tek hatta oynayan savunmanın arkasına kaçacak çabuk futbolculara şans verir.
c- Uzaktan şut atacak futbolcuları sahaya sürer.
d- Buz gibi bir yüz ifadesiyle maçı seyreder.
Bu sorunun cevabı aslında tek değil. İlk 3 şıkkın hepsi doğru ve bu 3 özelliği de bünyesinde barındıran adam kulübede duruyor: Miroslav Stoch
Alex-Cristian değişikliğinin takıma vereceği mesaj, “Gol yemeyelim skoru koruyalım” iken Alex-Stoch değişikliği takıma “Sağlam savunmaya devam ama top bizim ayağımızda olsun ve fırsatını bulunca uzun toplarla Dia ve Stoch’u kaçıralım” mesajını verirdi. Bu durumda Beşiktaş bu kadar fazla adamla hücuma çıkamaz ya da çıksa bile savunması inanılmaz açıklar verirdi.
Maçın genelinde topu ayağına aldığına izlemesi keyif veren isimlerin başında bence Guti geliyor. Onu canlı seyretmek çok büyük keyif ve İspanyol yıldız takıma hem güven veriyor hem de maestro gibi oynatıyor. Beşiktaş bu sezona en hazır başlayan takım ama Schuster’in hataları her zaman bu kadar tolere edilemeyebilir.
Sezonun başındayız ve şampiyonluk için konuşmak için çok erken ama bu sezon yarışın içinde Fenerbahçe olmazsa kimse şaşırmasın. İyi bir kadro kuruldu ve doğru transferler yapıldı. Ama bu kez de teknik adam zaafı yüzünden istenen futbol sahaya yansıtılamıyor. Aykut Kocaman’ın tek tercih sebebinin “Fenerbahçe’nin öz evladı” olması ise profosyonel olarak idare edildiği iddia edilen ve milyon dolarların döndüğü bir kulüpte işlerin aslında ne kadar ucuz olduğunun kanıtı. Tarihinin en fazla borcunun içinde boğuşan ve transferlere milyon dolarları döken ve yıldızlar alan bir takımı sadece “Kendi evladı” olmaktan fazla bir özelliği olmayan birine teslim etmek ne kadar doğru acaba?
Maç öncesi 11’ler açıklandığı zaman iki teknik adamın da önce savunmayı düşüneceği ve gol yememek için sahaya çıkacağı belli olmuştu. Fenerbahçe 11’i kimseyi şaşırtmadı ama Schuster İbrahim Üzülmez, Necip ve Bobo’yu oynatmayarak Holosko’yu ise kadroya bile almayarak herkesi biraz şaşırttı. Schuster’in şansı hatalı 11 ve yanlış taktik anlayışa rağmen Fenerbahçe forvetlerinin inanılmaz goller kaçırmasıydı. Yoksa Alman teknik adamın hataları yüzünden büyük bir bozgun yaşanabilirdi. Her şeye rağmen Schuster zorunlu değişikliklerin getirdiği olumsuz havayı ikinci yarıdaki akıllı hamleleriyle puana çevirmeyi başardı. Beşiktaş’ın son 30 dakikada kondisyon olarak daha diri olması ise antrenmanlarda kimin daha iyi takım çalıştırdığını gözler önüne serdi.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Fenerbahçe takımını anlamak mümkün değil, analiz etmek ise inanın çok zor. Çünkü böylesine bir kader maçına neden uyurgezer gibi çıktıklarını sonra ilk yarının ortasında defans hatasından golü bulduktan sonra kimlik değiştirerek istekli ve hırslı oynamaya başladığını anlamak çok zor. Oyun içinde takımların performanslarında tabii ki değişiklikler olabilir ve iniş çıkışlar yaşanabilir ama bu ibre ne kadar birbirine yakınsa o kadar iyi takım olursunuz. Fenerbahçe gibi bir dibe vuran bir zirveye çıkan ibresi olan takımların ne zaman ne yapacakları ise kestirilemez. Hani derler ya “Kötü oynarken de kazanmak önemlidir” diye, işte bu tip performansı olan takımlar kötü oynarken kazanamaz.Şimdi şunu söyleyebilirsiniz “Kardeşim sen böyle diyorsun ama 84. dakikada penaltı golü olmasa maçı kazanırdı Fenerbahçe”… Golün hangi dakikada geldiği önemli değil, o golün atılacağını son 25-30 dakikadır maçı seyreden herkes anladıysa önemli olan budur.
Sezon başında Aykut Kocaman’ın bu görev için yeterli olmadığını ve başaramayacağını yazmıştım. Hala aynı fikirdeyim, bu sezon da Kocaman inadı yüzünden feda edilmek üzere. Öncelikle son 20 dakikada yürüyecek hali kalmayan takımın kondisyonunun neden bu kadar düşük olduğunu sorgulamak gerekiyor. Tek açıklaması takımın iyi çalıştırılmadığı olabilir. Sonra Alex takıntısının yol açtığı zararlardan ve kenardan oyuna müdahale edememe hastalığını incelemeli. Alex ile yola devam etmek istememesine rağmen ( Bence tek doğru kararı budur) medya ve yönetim baskısına rağmen oynatmak zorunda kalan ama olur olmaz yerde Alex’i kenara çekerek takıma zarar veren Aykut Kocaman Beşiktaş maçının ikinci yarısında Alex-Cristian değişikliği ile zaten geriye yaslanan takımına “İyice geriye yaslanın” mesajını vermiş oldu.
Düşünün 1-0 öndesiniz ve Beşiktaş savunma güvenliğini bırakarak üstünüze gelmeye ve topa daha fazla sahip olmaya başlamış ( %70-%30). Bu durumda bir teknik adam ne yapar?
a- Topu ayağında tutacak ve oyunu tek paslarla açacak futbolculara görev verir.
b- Tek hatta oynayan savunmanın arkasına kaçacak çabuk futbolculara şans verir.
c- Uzaktan şut atacak futbolcuları sahaya sürer.
d- Buz gibi bir yüz ifadesiyle maçı seyreder.
Bu sorunun cevabı aslında tek değil. İlk 3 şıkkın hepsi doğru ve bu 3 özelliği de bünyesinde barındıran adam kulübede duruyor: Miroslav Stoch
Alex-Cristian değişikliğinin takıma vereceği mesaj, “Gol yemeyelim skoru koruyalım” iken Alex-Stoch değişikliği takıma “Sağlam savunmaya devam ama top bizim ayağımızda olsun ve fırsatını bulunca uzun toplarla Dia ve Stoch’u kaçıralım” mesajını verirdi. Bu durumda Beşiktaş bu kadar fazla adamla hücuma çıkamaz ya da çıksa bile savunması inanılmaz açıklar verirdi.
Maçın genelinde topu ayağına aldığına izlemesi keyif veren isimlerin başında bence Guti geliyor. Onu canlı seyretmek çok büyük keyif ve İspanyol yıldız takıma hem güven veriyor hem de maestro gibi oynatıyor. Beşiktaş bu sezona en hazır başlayan takım ama Schuster’in hataları her zaman bu kadar tolere edilemeyebilir.
Sezonun başındayız ve şampiyonluk için konuşmak için çok erken ama bu sezon yarışın içinde Fenerbahçe olmazsa kimse şaşırmasın. İyi bir kadro kuruldu ve doğru transferler yapıldı. Ama bu kez de teknik adam zaafı yüzünden istenen futbol sahaya yansıtılamıyor. Aykut Kocaman’ın tek tercih sebebinin “Fenerbahçe’nin öz evladı” olması ise profosyonel olarak idare edildiği iddia edilen ve milyon dolarların döndüğü bir kulüpte işlerin aslında ne kadar ucuz olduğunun kanıtı. Tarihinin en fazla borcunun içinde boğuşan ve transferlere milyon dolarları döken ve yıldızlar alan bir takımı sadece “Kendi evladı” olmaktan fazla bir özelliği olmayan birine teslim etmek ne kadar doğru acaba?
Haber; Sporx.com Yazarlar
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Fenerbahçe

