Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Kurbanlık yayın hakkı
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Yine bir Fenerbahçe Ülker - Efes Pilsen maçı ve mekan Abdi İpekçi Spor Salonu... Maç öncesi ibre biraz Fenerbahçe Ülker'e dönüktü... En azından bir anket yapılsa en az yüzde 51'lik bir kesimin favorisi sarı lacivertliler olurdu...
Maçın başlangıcı da bu beklentilere paralel oldu... Fenerbahçe Ülker kısa sürede açtığı farkı hep çift hanelerde tuttu. İlk yarıyı da böyle bitirdi...
İki takım arasındaki geçmiş maçlardan farksız bir görüntüydü bu... O maçların çoğunda Fenerbahçe Ülker farkı daha da açardı. Efes Pilsen bir türlü geri dönüşü sağlayacak çözümleri üretemezdi.
Yaşı ilerledikçe değeri ve performansı artan Kerem Tunçeri, onca yıldız içinde çıktı takımına kupayı getirdi. Lawrence Roberts da Fenerbahçe Ülker uzunları için tutulamaz bir oyuncu gibiydi. Fenerbahçe Ülker uzunlarının aksine Efes Pilsen'in ribauntlar için gösterdiği agresif görüntü dikkat çekiciydi.
Bir şu durum dikkatimi çekti... Fenerbahçe Ülker'in inanılmaz bir bench zenginliği var... Maç başlarken hemen önümdeki benchlerine bakınca oturan isimleri görünce "Bu takım iki farklı ilk 5 ile bu ligde başa oynar" demek içten değil. Üstelik daha tribünde de Lynn Greer ve Engin Atsür var...
Fenerbahçe Ülker için bu durum sezon içinde bazen avantaj bazen de dezavantaj olacak. Efes karşısında bu durum dezavantaj oldu. Maça iyi başlayan Oğuz, Ömer ve Ukic'in maç içi performansının inişe geçmesi de bence bu rotasyon olayı yüzündendi... Kaya kafa olarak bu maça hazır değil gibiydi. Lavrinovic hem faul problemine girdi hem de dış atış fırsatı kovalıyordu. Vidmar'ın yapabilecekleri de zaten sınırlı...
Coach Spahija elbette ki bunca yıldızı küstürmeme amacında çünkü yıldız oyuncu oynamak ister. İki maç arka arkaya 5'er dakika oynarsa sinirlenir, bozulur vs...
Bu tür oyunculara "Hoca ne derse ona uymak zorunda" kuralını işletmek, bunu dile getirmek kadar kolay olmuyor maalesef...
Kurbanlık yayın hakkı
Ülkemizdeki Dünya Basketbol Şampiyonası'ndan sonra, bu organizasyonun ve Türkiye'nin başarısının basketbolumuza yansımasını merakla bekliyordum ancak sonuçlar açıkçası pek de keyif verici olmadı. Aslında çok da kötü değil zira ligimize çok önemli isimler geliyor belki de gelmeye devam edecek ancak işin parke dışı boyutu bana iç açıcı gelmedi.
Karaları bağlamamın yegane sebebi ise TBL'nin yayın hakları konusu... Hani Avrupa'nın en iyi 2-3 liginden olduğu söylenen TBL'nin yayın hakları...
Televizyonlar, son dakikayı hatta uzatmaların da sona ermesini bekleyip, değerinin çok çok altına bir fiyata ligin yayın haklarını almak istiyor. Daha doğrusu bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu filmi daha önce de izlemiştik. Yeni bir taktik değil bu... Kurban Bayramları'nda hayvanların, bayram yaklaştıkça ve bayramın ilk gününde nasıl da değer kaybettiklerini biliriz. Burada da benzer bir durum var. Bu belirsizlik, Dünya ikincisi olmuş bir ülkenin ligine yakışmıyor...
Kurbanlık koyun olmuş ligimizin yayın hakları! Geçmişler olsun!
Iverson!
Beşiktaş Cola Turka'yı şampiyon yapmaya yetmez ama adı bile tribünleri doldurmaya yeter. 2004 yazında Türkiye'ye gelen Dream Team'de onun gördüğü ilgiyi kimse görmemişti. Tek eliyle üçlük atarak ısınışını ve her basketinde taraftarların nasıl da coştuğunu dün gibi hatırlıyorum. Allen Iverson'ın gelişi, Türkiye'de basketbolun ilgi görmesi hatta dünya ve Avrupa'nın gözünü ligimize çevirmesi açısından çok önemli! Hiç kuşkusuz Iverson "'evet' derse" Dominique Wilkins'ten bu yana Avrupa'ya gelecek en kariyerli yıldız olacak.
Ama...! Beşiktaş Cola Turka'nın geçmiş hatalarından ders alması lazım. Iverson'a 2 milyon dolar öderken takımın geri kalanının parasını ödemezse o zaman bu takımda ne Iverson kalır ne Mire Chatman ne de bu senenin çıkış yapacak isimlerinden olması beklenen James Ogilvy... Bunu da sponsorla çözeceklermiş... Sponsor parası futbola aktarılmadığı sürece bu çözüme de eyvallah!
ABD insanı, NBA takımları Iverson'dan artık yaka silkmiş, onun yaptıklarından bezmiş durumda. Beşiktaş'ın teklifinden daha az olan veteran minimum kontratı bile ona çok görüyorlar Eğer Iverson, sevileceği bir yerde basketbol oynayıp bunun karşılığını onlara vermek istiyorsa Akatlar onun için uygun adres. Ama "kötü Iverson" olacaksa kalan küçük şansını da yitirir...
Bir yudum futbol...
Mesut Özil ile yattık, Arda Turan ile kalktık... Sonuçta da Almanya'dan üç yedik. Azerbaycan'dan ise üç yemenin kıyısından döndük...
Bir çocuğu ya da bebeği severken elimizin ayarı kaçar ve onu acıdan ağlatırız ya bizimki de o hesap... Futbola bu kadar ilgi gösterirken ona verdiğimiz zarar yarardan fazla olmaya başladı.
Sonuç olarak Dünya üçüncüsü olur kendimizi dünyanın en iyi üçüncü milli futbol takımı olarak görürüz.
Azerbaycan'a yenilir kendimizi yerin dibine sokarız.
Oyuncuları medyadan soğutur, orada burada yazılan çizilen yalan yanlış haberlerle sevinir, üzülürüz...
"Biraz alakasız olacak ama" Olmadık nedenlerle Youtube kapanır ama kavgadan nemalanan, futboldan bihaber sözde futbol adamlarına prim tanırız...
Bu ülkede bu sevginin ortası hiç olmadı ve bu gidişle de olmayacak...
Maçın başlangıcı da bu beklentilere paralel oldu... Fenerbahçe Ülker kısa sürede açtığı farkı hep çift hanelerde tuttu. İlk yarıyı da böyle bitirdi...
İki takım arasındaki geçmiş maçlardan farksız bir görüntüydü bu... O maçların çoğunda Fenerbahçe Ülker farkı daha da açardı. Efes Pilsen bir türlü geri dönüşü sağlayacak çözümleri üretemezdi.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Ama bu defa o çözüm bulundu ve bu kez Fenerbahçe Ülker cevap veremedi. Dört kısaya dönen Efes'e Fenerbahçe Ülker'in iki uzunlu sistemi çözüm üretemedi. Üstelik, pota altındaki fizik ve rotasyon anlamındaki zenginliğine rağmen Fenerbahçe Ülker uzunları ribauntlarda da rakibine boyun eğdi. Zaten maç sonu herkesin dilindeki yegane istatistik 16-8 Efes Pilsen lehine olan hücum ribauntlarıydı...Yaşı ilerledikçe değeri ve performansı artan Kerem Tunçeri, onca yıldız içinde çıktı takımına kupayı getirdi. Lawrence Roberts da Fenerbahçe Ülker uzunları için tutulamaz bir oyuncu gibiydi. Fenerbahçe Ülker uzunlarının aksine Efes Pilsen'in ribauntlar için gösterdiği agresif görüntü dikkat çekiciydi.
Bir şu durum dikkatimi çekti... Fenerbahçe Ülker'in inanılmaz bir bench zenginliği var... Maç başlarken hemen önümdeki benchlerine bakınca oturan isimleri görünce "Bu takım iki farklı ilk 5 ile bu ligde başa oynar" demek içten değil. Üstelik daha tribünde de Lynn Greer ve Engin Atsür var...
Fenerbahçe Ülker için bu durum sezon içinde bazen avantaj bazen de dezavantaj olacak. Efes karşısında bu durum dezavantaj oldu. Maça iyi başlayan Oğuz, Ömer ve Ukic'in maç içi performansının inişe geçmesi de bence bu rotasyon olayı yüzündendi... Kaya kafa olarak bu maça hazır değil gibiydi. Lavrinovic hem faul problemine girdi hem de dış atış fırsatı kovalıyordu. Vidmar'ın yapabilecekleri de zaten sınırlı...
Coach Spahija elbette ki bunca yıldızı küstürmeme amacında çünkü yıldız oyuncu oynamak ister. İki maç arka arkaya 5'er dakika oynarsa sinirlenir, bozulur vs...
Bu tür oyunculara "Hoca ne derse ona uymak zorunda" kuralını işletmek, bunu dile getirmek kadar kolay olmuyor maalesef...
Kurbanlık yayın hakkı
Ülkemizdeki Dünya Basketbol Şampiyonası'ndan sonra, bu organizasyonun ve Türkiye'nin başarısının basketbolumuza yansımasını merakla bekliyordum ancak sonuçlar açıkçası pek de keyif verici olmadı. Aslında çok da kötü değil zira ligimize çok önemli isimler geliyor belki de gelmeye devam edecek ancak işin parke dışı boyutu bana iç açıcı gelmedi.
Karaları bağlamamın yegane sebebi ise TBL'nin yayın hakları konusu... Hani Avrupa'nın en iyi 2-3 liginden olduğu söylenen TBL'nin yayın hakları...
Televizyonlar, son dakikayı hatta uzatmaların da sona ermesini bekleyip, değerinin çok çok altına bir fiyata ligin yayın haklarını almak istiyor. Daha doğrusu bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Çünkü bu filmi daha önce de izlemiştik. Yeni bir taktik değil bu... Kurban Bayramları'nda hayvanların, bayram yaklaştıkça ve bayramın ilk gününde nasıl da değer kaybettiklerini biliriz. Burada da benzer bir durum var. Bu belirsizlik, Dünya ikincisi olmuş bir ülkenin ligine yakışmıyor...
Kurbanlık koyun olmuş ligimizin yayın hakları! Geçmişler olsun!
Iverson!
Beşiktaş Cola Turka'yı şampiyon yapmaya yetmez ama adı bile tribünleri doldurmaya yeter. 2004 yazında Türkiye'ye gelen Dream Team'de onun gördüğü ilgiyi kimse görmemişti. Tek eliyle üçlük atarak ısınışını ve her basketinde taraftarların nasıl da coştuğunu dün gibi hatırlıyorum. Allen Iverson'ın gelişi, Türkiye'de basketbolun ilgi görmesi hatta dünya ve Avrupa'nın gözünü ligimize çevirmesi açısından çok önemli! Hiç kuşkusuz Iverson "'evet' derse" Dominique Wilkins'ten bu yana Avrupa'ya gelecek en kariyerli yıldız olacak.
Ama...! Beşiktaş Cola Turka'nın geçmiş hatalarından ders alması lazım. Iverson'a 2 milyon dolar öderken takımın geri kalanının parasını ödemezse o zaman bu takımda ne Iverson kalır ne Mire Chatman ne de bu senenin çıkış yapacak isimlerinden olması beklenen James Ogilvy... Bunu da sponsorla çözeceklermiş... Sponsor parası futbola aktarılmadığı sürece bu çözüme de eyvallah!
ABD insanı, NBA takımları Iverson'dan artık yaka silkmiş, onun yaptıklarından bezmiş durumda. Beşiktaş'ın teklifinden daha az olan veteran minimum kontratı bile ona çok görüyorlar Eğer Iverson, sevileceği bir yerde basketbol oynayıp bunun karşılığını onlara vermek istiyorsa Akatlar onun için uygun adres. Ama "kötü Iverson" olacaksa kalan küçük şansını da yitirir...
Bir yudum futbol...
Mesut Özil ile yattık, Arda Turan ile kalktık... Sonuçta da Almanya'dan üç yedik. Azerbaycan'dan ise üç yemenin kıyısından döndük...
Bir çocuğu ya da bebeği severken elimizin ayarı kaçar ve onu acıdan ağlatırız ya bizimki de o hesap... Futbola bu kadar ilgi gösterirken ona verdiğimiz zarar yarardan fazla olmaya başladı.
Sonuç olarak Dünya üçüncüsü olur kendimizi dünyanın en iyi üçüncü milli futbol takımı olarak görürüz.
Azerbaycan'a yenilir kendimizi yerin dibine sokarız.
Oyuncuları medyadan soğutur, orada burada yazılan çizilen yalan yanlış haberlerle sevinir, üzülürüz...
"Biraz alakasız olacak ama" Olmadık nedenlerle Youtube kapanır ama kavgadan nemalanan, futboldan bihaber sözde futbol adamlarına prim tanırız...
Bu ülkede bu sevginin ortası hiç olmadı ve bu gidişle de olmayacak...
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

