Sporx Logo
Takımım Dünya Kupası
2026
Türkiye Özel Canlı Skor
Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
LeBron’un suçu ne?
Google News

LeBron’un suçu ne?

SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
“Bugün Dünya LeBron James günü. Herkes işinden 12 dakika erken ayrılabilir.”

“Flas haber. LeBron basketbolu bıraktığını ve bundan sonra hokey oynayacağını açıkladı. Müthiş başarılı olacaktır zira hokeyde 3 periyot var.”

“LeBron James neden üniversiteye gitmedi? Çünkü finalleri geçemezdi.”

Bu ve bunun gibi onlarca LeBron James şakası sanal alemi kasıp kavuruyor Pazar akşamından beri. NBA’de oynuyorsaniz bir gün Everest’in zirvesindeyken, ertesi gün kendinizi Guam çukurunun derinliklerinde bulabilirsiniz. 10 gün önce Jordan’dan daha iyi diyenler 10 gün sonra adamı doğduğuna pişman edebilirler. Düzen böyle. Konuşan hep olur ama mühim olan konuşturandır. Bunun sorumlusu kim derseniz bence cevap açık ve net. LeBron’un ta kendisi.

--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Her sene ya Mayıs ya da Haziran ayında LeBron’u ağır şekilde eleştirmek rutinim haline geldi. Bu arada geçen gün yazdığım yazıda farklı yorumlanabilecek birkaç cümlem olmasına rağmen hayranı değilim. Olmayı isterdim. 2007’de Spurs’e süpürülmelerine rağmen saygı duyduğum ayakta alkışladığım bir oyuncuydu. Son üç seneyse hatalarından ders alacağına inanmama rağmen sonuç hiç değişmedi. Hep iyiydi ama mükemmel olamadı. Kendisini ne kadar takdir edip etmediğimi anlamak için eski yazılara tıklamak yeterli. Yıllar önce başka renklere gönül verdiysem de, günün sonunda klasikleşmiş mükemmeliyeti onurlandırmak bu işin en güzel tarafı. Yıllardır aksamlarimi Lakers’in maçlarına göre ayarlamam bu yüzden. Ayrıca Bulls taraftarı olmamama rağmen Michael Jordan’i izlemek için saatimi kurduğum günler zihnimde çok taze. Geçen gün “…son çeyreklerde pamuk iplikleri eline ayağına dolanıyor. Hücumda vücudunu kullanıp ortalığı kasıp kavurması beklenirken eriyip bitiriyor kendini. Ben bu filmi birkaç defa görmüştüm. Sonu iyi bitmemişti” demiştim ya, yine aynı şey oldu. Geçen seneye gidiyoruz. Celtics’le oynadıkları son maç öncesinde “Uyan artık LeBron MVP’ler böyle oynamaz play-offlarda” diye yazarken de, bu sene de final serisinde aynı LeBron’u gördük.

Sezona başlarken “Miami bu sezon şampiyon olabilir de olmayabilir de” derken daha çok Üç Kafadar haricindeki oyuncuların yetersiz olabileceğini varsayıyorduk. Başlarda uyum sorunu yaşandıysa da sonrasında üçlünün beraber oynamaya alışması ve diğer görev adamlarının da katılımıyla çarklar dönmeye başladı. İlk sezonları için normal sayılabilecek inişler çıkışlar yaşandı ama Wade ve LeBron top paylaşımı sorunsalını etkili bir şekilde çözünce de sezonu bence iyi bir konumda bitirdiler. Üç kafadar maç başına 75 sayı civarında atıyordu. Play-offlarda da bu değişmedi ve Miami Sixers, Celtics ve Bulls serilerini kanımca silindir gibi geçti. Hatta hayrettir LeBron gerçekten geçen senelerde yaşattığı fiyaskolardan dersini almış görünüyordu. Ayrıca etrafında yıldız oyuncuların olmasıyla kendine güveni had safhadaydı. Eli ayağına dolasmiyordu, sorumluluk alıyordu, rakiplerinin kalbine korkuyu salıyordu. Özellikle Bulls serisi Miami’nin en çok zorlanacağı seri olmasına rağmen tecrübeleri ve rakibin de tecrübesizliği sayesinde seriyi sorunsuz kapatıp finalde favori konumuna geldiler. Sezon içinde üçlünün zayıf halkası sayılabilecek Bosh da havasını iyice bulmuştu. LeBron takımın en iyi performans gösteren oyuncusudu ve adeta bu takım LeBron’un takımı dedirtecek kadar oyuna hükmediyordu. Buraya kadar herşey tamam.

Final serisine Miami diğer serilerdeki gibi başlamıştı. Üç kafadara diğer oyuncuların katkılarıyla ilk maçta şampiyonluğa daha yakın gibi oynadılar. Serinin ilk kırılma aniysa 2. maçın son ceyregiydi. LeBron ve Wade erken kutlamaya başladıktan sonra pamuk iplikleri ayaklarına dolandı ve maçı kaybettiler. O noktada ilk yumruğu yemiş oldular ama düşmediler. 3. maçtaki mücadele ve cevap verme isteği sonuç verdi ve Bosh’un korkusuzca soktuğu atış sonrasında seride 2-1 öne geçtiler. Serinin 2. ve son kırılma anı 4. maçın son ceyregiydi. LeBron’un bitişi o maçta başladı. Son ceyrekleriyle yine efsane oldu. Yazının başında yazdığım şakalar boşuna ortaya çıkmadı.

Bu noktada Mavs’in müthiş savunmasına övgüler yagdirirsak yanlış olmaz fakat o seviyede olmasa da benzer bir savunmayı Miami takımı da oynuyordu. İlk 4 maçın, hatta 5. maçın son dakikası haricindeki bölümlerini de hesaba katarsak tarihin gördüğü en çekişmeli serilerden birini izledik. Kemik sesleri her iki pota altından da duyuldu. Öyle çekişmeli bir seriydi ki Mavs 6 maç içinde 12 sayı farka sadece 6. maçta ulaştı. Maçlar içinde liderlik 45 kere el değiştirdi. Biz günün sonunda Mavs daha çok istedi ve daha çok haketti diyip onları haklı olarak on plana çıkarsak da, Miami’nin, bir kişi hariç, takım olarak verdiği mücadeleyi de alkislamazsak haksızlık etmiş oluruz.

Miami bu seriyi kazanabilirdi. Wade bu seriyi çok istedi ve ona göre oynadı. Terinin son damlasına kadar savaştı. Herşeyden önemlisi denemekten yılmadı. Bosh pota altında Dirk’le boğuşmasına rağmen hücumda kapasitesinin üstüne çıktı. Haslem ve Chalmers da gayet kritik sayılara ve ribauntlara imza attılar. Seri bittiğinde sokakta başları dik şekilde dolaşabilirler. Spoelstra yaptığı 1-2 hata dışında takımını çok iyi organize etti. Yapması gerekeni yapmayan kritik anlarda eriyip giden, takımın eksik halkası ve serinin kaybedilmesinin baş sorumlusuysa LeBron James’ti. Eğer üçlü 75 sayı civarında atıp LeBron müthiş oynamasına rağmen üçlü haricindeki oyuncuların yetersiz performansı sonucunda Miami kaybetseydi, o zaman bir bahanesi olabilirdi ve biz de derdik ki “ya takım yeni kuruldu, üçlü de elinden geleni fazlasıyla yaptı, hem pivot mevkiinde sorunları var hem de birkaç görev adamı takasıyla takım daha da iyi hale gelecektir”. Ama öyle olmadı işte.

Suçu neydi gerçekten? Teknik olarak bakarsak kritik anlarda hücum setlerinde oyunbozanlık etti. Takım hücumda gayet iyi top çevirip LeBron’un boş kalabileceği setleri başarıyla oynamasına rağmen LeBron bomboş durumdayken atış kullanmaktan çekindi. Gereksiz yere ekstra pas yaparak top kayıplarına neden oldu. Özellikle de son ceyreklerde sorumluluktan kaçması affedilemez. 3-4 atışı arka arkaya girmeyince LeBron kendi kendini bitirdi ve sindi. Bir Nowitzki’ye bakıyorsunuz bir de LeBron’a. Biri 6. Maçın ilk yarısında 1/12 attı ama ikinci yarı kendini toplayıp kritik anlarda yine ortaya çıktı. LeBron’sa birkaç atış kaçırınca oyun kurucu gibi oynayıp potayı bile görmedi, döndü kaldı. Bugüne kadar 2 defa MVP’lik kazanmış, final serisine kadar takımın en değerli oyuncusu gibi oynayan bir oyuncu için bazıları Jordan’dan daha iyi deme cüretinde bile bulunabilmişse, o oyuncu o noktadan sonra Scottie Pippen’lığa soyunamaz. Kendine güvensizlikten Allah vergisi vücudunu kullanıp içeriye kat etmedi. Oysa bu yıllardır en iyi uyguladığı settir. O içeri girdiğinde rakip ne kadar sert savunma yaparsa yapsın LeBron’un bir yolunu bulması gerekiyordu. Bulls’un savunması çok mu yumuşaktı? O seride neden daha panzer gibiydi? Final serisi boyunca Chalmers bile LeBron’dan daha fazla faul atışı kullandı. Bu ne demek? LeBron içeri kat etmedi demek. içeriye giren adam faulle durdurulur.

LeBron’un genel olarak kendine güvensizliğinin en büyük nedeni, psikolojisinin zayıf olması. 3 senedir kaybettiği serilerde onu moralman çökerten önemli unsurlardan biri saha dışı gelişmelerle yiliyor olması. O seviyedeki bir oyuncunun performansları arasındaki fark Ekvator-Kutup kadar olamaz. Geçen sene Garnett ve Pierce saha dışında yedi bitirdi onu. Bu sene Jason Terry açık şekilde “LeBron beni savunamaz” diyerek büyük konuştu. Dediğini yaptı da. Stevenson Lebron’un 4. maçtaki performansıyla dalga geçti. Marion’un savunmasına dikkat ettiyseniz, LeBron’un arkasındayken ağzı da hiç susmadı. Bunlar serilerin bir parçası. Sen muhteşem bir oyuncuyum diyorsan ve gelmiş geçmiş en iyiler arasında anılmak istiyorsan konuşana ağzının payını oyununla vermen gerekirdi. Delonte West’in LeBron’un annesiyle ne yaşayıp yaşamadığı, Rashard Lewis’in LeBron’un kiz arkadaşıyla neler yapıp yapmadığı, bunlar doğru bile olsa, o dakikada mühim olamaz. Senin kalibrendeki bir oyuncunun böyle dedikodulara aldırış edecek lüksü yok o platformda. Bunları fırsat belleyip daha da iyi oynaman gerekirdi.

Knicks, Pistons ve Jazz takımları zamanında Jordan’i sindirmek için az numaralar denemediler. Ama O her seferinde ağzı olup konuşanın laflarını o ağızlara tikmasini bilmişti. Terry ve Stevenson’a maçlardan sonra sordular LeBron hakkında neden öyle konuştuklarını. İkisi de bu tarz demeçlerin LeBron’un performansını negatif etkilediğini demeye getiren cevaplar verdiler. Hatta Stevenson “Ama Kobe’ye karşı bunu yapamazsınız çünkü O bu tarz sözlerle beslenen ve akabinde hırslanip soylediğinize pişman edebilen bir oyuncu” demişti. LeBron’sa Jason Terry karşısında adeta rezilleri oynadı. Sözüm ona en iyi savunmacilardan bir tanesi. Terry isabet kaydettiği her atışından sonra daha da büyüdü LeBron küçülürken. Oysa yapması gereken Terry’nin demecini ona yedirmek için Terry’nin kasetlerini etüd etmekti. O gitti Dirk’un öksürüğünü taklit etti.

LeBron’un çakma değil gerçekten kral olması için hazımlı olması ve ona göre hareket etmesi gerekir. Aksi taktirde başarısız olduğu her seride “Kral Ciplak” diyenler çoğalacak. Miami’ye iner inmez 7 şampiyonluk parolasıyla yola çıkıp hanedanlık vaat etmişti. Davranışlarını da ona göre belirlemesi gerekirdi. Ayrıca LeBron yıllarca “el bebek gül bebek” buyutulmeye çok alıştığı için artık eleştirilmeye ve en antipatik oyuncu olduğu gerçeğiyle yüzleşmeyi de sevmiyor. Bu eleştirilere de cevap verme cüretinde bulunuyor ve konuştukça da batıyor. Diyor ki “Sahsim, oyunum ve kariyerimde yaptıklarım hakkında kim ne derse desin pek sallamiyorum”. İyi de kardeş, demiştin ki geçen sene “Bana her türlü acımasızca eleştiriyi yapan herkesi ama herkesi kafamın bir köşesinde not alıyorum. Unuttuğum sanilmasin”. Söz konusu not almaksa, o medyanın işi. Medyayla ağız dalaşı yapmaya kalktın mi kazanmana imkan yok. Senin kazanacagin tek platform parkelerin üstü. Ağzın susacak performansın konuşacak.

Hazretin 6. maç sonrası basın toplantısında yaptığı basitlik de yenilir yutulur gibi değil. “Benim başarısız olmam için can atanlar bilmeliler ki yarın uyandıklarında yine aynı hayat onları bekliyor. Bu sabah nasıl uyandilarsa yarın da aynı problemleriyle yaşayacaklar. Bense hayatımı yine istediğim şekilde ailemle geçirip mutlu olmaya devam edeceğim. Birkaç gün veya 12 ay boyunca ben ve Miami başarısız olduk diye bayram edebilirler. Ama kendi gerçekleriyle yuzlesecekleri gerçek dünyaya geri doneceklerdir”. “Vay vay vay vay. Can..taya bak” mi dememiz gerekiyor bu sözler karşısında. “Herkes kendi küçük dünyasında yaşamaya devam edecek” diyecek konumda mi görüyorsun kendini LeBron? Sana göre bizler talihsiz fanilerden ibaretiz de senin kulların miyiz? Zavallı hayatımıza geri mi döneceğiz senin başarısızlıklarına “canima degsin” dedikten sonra? Senin gerçeğin ne peki LeBron? O gerçek Dünya dediğin yerde Cavaliers taraftarları da var. Yoksa geçen sene formalarını yakanlar, Cleveland şehir merkezinde dev posterini taşlayanlar kamera sakasindan mi ibaretti? Şampiyonluk kazanmak için veteran oyuncuların kariyerinin sonlarında yaptıkları hamleyi su genç yaşında yapıp hayranlarını üzen gerçek kime ait? Çok değil bir sene öncesine kadar hakederek 2 defa MVP’lik kazanmıştın. Birçok insanın sevgilisiydin LeBron. O ne kadar gercektiyse, bugün de bu kadar gerçek. Seni sevmeyenler, senden nefret edenler nasıl problemli bir hayat yaşıyorlarsa, senin başarılarından hala medet umanlar, formalarına para sayanlar da aynı problemli hayatları yaşıyorlar. Bu lafların iki taraf için de incitici. Böyle mi NBA sevenlerin kalbinde taht kuracaksın LeBron? Haklı olduğun bir nokta var. Bindiğin arabalar, kazandığın paralar çok büyük meblağlar. Satonda güzel bir yaz seni bekliyor olabilir. Birçok insandan daha yüksek bir hayat standardına sahip olduğun da bir gerçek. Ama sözlerine dikkat et.

Bugün dil uzattigin incittigin NBA müdavimleri bu dediklerini kişisel alabilirler. O insanlar senin hedef kitlen olduğu kadar, sana o paraları ödeyen sponsorlarının da hedef kitlesi. Kurumlar onları gerek saha içi, gerekse saha dışında en iyi şekilde temsil eden sporculara sayarlar o paraları. Sen o firmaların müşterisine laf uzatirsan, ve kariyerine yuzuksuz devam edersen musluk kesilebilir haberin olsun. Nike niye sürekli kritik anlarda kaybeden bir oyuncuyla olan sponsorluk anlaşmasını yenilesin ki? Artı bu oyuncu hem kaybedecek hem de şirketin lisanslı ürünlerini alan müşterilerine dil uzatacak.

Senin gerçeğin ne peki LeBron? Su an seninle benim yüzük sayilarimiz aynı. Yani sıfır. Bu seni mutlu ediyorsa sorun değil. Uzanamadigin ciğere pis mi diyorsun? Ama emin ol hangi spor olursa olsun şampiyonluk kazanmak, bir sporcu için başarıların en büyüğüdür. Çok çalışmak, kendini o amaca adamak, sürekli kendini geliştirmek, belki biraz da şans, ama hepsinden önemlisi kendini bulmak, ruh dinginligine ulaşmak, ders almakla ulaşılır o mertebeye. Bana inanmıyorsan en taze örnek Dallas Mavericks’i ele alalım. Nowitzki’nin liderliğini pekiştirmesi için takım içi iletişimini geliştirmesi, Terry’nin yıllık play-off kısırlığından arınmanın yollarını bulması, Jason Kidd’in istikrarlı bir dış atıcı olmayı öğrenmesi, Mark Cuban’ın da çenesini kapatması, Marion’un iyi bir savunmacı olmayı öğrenmesi gerekiyordu. Senden daha uzun süredir parkelerde ter akıtmış, kariyerlerinin ikinci baharını yaşayan bu insanların ortak özellikleri zaman içinde aynaya bakıp birşeyleri değiştirmeleri gerektiğinin farkına varmaları olmuştur. Sana gelelim “Seçilmiş Kişi”! Sen bu narsistliğinden arınıp ne zaman aynaya bakmayı deneyeceksin?

“Hayatımı istediğim şekilde yaşamaya devam edecegim” derken bir gün gerçekten şampiyon olmak bu isteklerin arasında gerçekten var mi? Yoksa yine sezon içinde maç başına 26 sayı atıp Final serilerinde bundan 8-9 sayı daha az ortamayla oynayan, son ceyreklerde eli ayağına dolaşan sadece “iyi” oynayan bir oyuncu olarak mi hatırlanmak istiyorsun. Belki de senin için “mukemmel” oynamak değil de “iyi” oynamak yeterli? İlk finalini 22 yaşında oynadın. O zaman dedik ki tecrübe oldu. O günden bugüne kaç arpa boyu yol gittin, oyununu ne kadar geliştirdin LeBron? Sadece konfor alanında hareket etmeye alışıp “ya topun canına bağlı, bazen girer bazen girmez” diyerek mi mükemmel olacağını sanıyorsun? Mesela 31 yaşındayken Hakeem’den pivot hareketleri konusunda ders alan Kobe’yi örnek alıp da zayıf olduğun bu yönünü geliştirmeyi hiç aklından geçirdin mi? Niye bunca yıldır senin hakkında “yazın bile salondan çıkmaz, tam bir işkolik, disiplin abidesi, hırs kupu” diye haberler çıkmaz başında da, Jordan hakkında çıkardı, Kobe hakkında çıkar? Özelinle işim olmaz ama yine bu yaz seni daha çok Las Vegas’ta gece kulüplerinde stres atarken mi göreceğiz? Aman dikkat et Mike Tyson’un kaplanı odana girmesin.

Biz fanilere gelince. Bizi dert etme. Biz takım olmayı becermiş, bünyesinde klas şahsiyetleri barındıran, profesyonelliğin gereğini yapıp formasını sonuna kadar terletenleri kutlamakla başlıyoruz yaz mevsimine. Kimimiz mezun olacağız, evleneceğiz, veya coluga çocuğa karışacağız, veya çocuklarımızla tatile gideceğiz, kısmetse oğlumuzun ilk adımına şahit olacağız, kızgın kumlardan soğuk sulara atlayacagiz. Hastalıkta sağlıkta acı tatlı anilarimizla yolumuza devam edeceğiz ömrümüz elverdiğince. Hayatlarımızda başarılarımız kadar basarisizliklarimiz da olacak. Günden güne yaptığımız hatalardan inşallah öğrenip bir şekilde geçinip gideceğiz. Seneye NBA oynanmayacak olsa da, köşemizde hüzünle bekleriz ilk hava atışını. Biz sokaktaki adamı dert etme gerçekten.

Potansiyelini kariyerine bir türlü yansıtamamış ama sahte başarılarla avunup mutlu olan sanal kralların, klasikleşmiş mükemmeliyete ulaşmanın yollarını bir gün idrak edip olgunlaşmalarını umuyorum. Bugün eleştiride ölçülü olmaya çalışıp bazen kantarın topuzu kaçırıyorsam, o gün geldiğinde övgüde çok daha cömert olacağımdan şüphem yok. Mangal başında bu sıcak yazı yaşarken kadehimi, özellikle 12 ay boyunca kutlayacağım gerçek Dunya’nın gerçek şampiyonu Dirk Nowitzki onuruna kaldırıyorum.

Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Sporx Anasayfasına Dön yukarı ok
Sporx Anasayfasına Dön