Sporx’i buradan Google’da işaretle, en özel haberlere ilk sen ulaş!
Geri
İleri
Masumiyet Karinesi
SPORX AI BAKIŞI
AI analizi yükleniyor...
Suçluluğu ispat edilene kadar herkesin masum olduğuna dair bir inanç ve sav vardır ya hani; kavramlardan çok süreçleri göz önüne alırsak, ispat edilme sürecinde işleyegelen masumiyet, saf mıdır?
Şike iddianamesinde -durun, bu sözcüklerden mideniz bulandı biliyorum ama durun, lütfen devam edin- en çok adı geçen kulüplerden birisi Giresunspor. Orta halli bir takım! On bir galibiyet, beş beraberlik ve on altı mağlubiyetle kapattı geçen seneyi. Küme düşme hattının sadece beş puan üstünde olmasına karşın aşırı yığılma olan alt sıralardan uzaktı: On birinci sırada bitti 2010-2011 sezonu.

Maç, hızlı ve tempolu sayılabilirdi; gözlem yapmaya müsait ortam vardı hayli... Güngören ne uzar ne kısalır mesela; kadro olarak ligin hayli altında ancak bir alt kademede liderlik kovalar! Giresun ise galibiyeti istedi, çekti aldı. Üç golü de atan Eren Tozlu goller dışında pek sahada yoktu ancak defans hattı olarak galibiyete odaklı bir oyun içindeydi Karadeniz ekibi. Bir golü penaltıdan, bir gol de kendi yarattıkları karambolden bulan Güngören'de ise forvet oynaması gereken Semih Türe yetmiş dakika defans oynadı. İyi de oynadı gerçi ama hatırlayın, Kewell bile stoper oynamak zorunda kalmamış mıydı?
Güngören'de "çarşı karışık", Giresun ise şimdilik durulmuş gibi. Ancak kimse kimseyi kandırmasın; birbirine denk iki takım 3-2 gibi bol gollü bir maç izletti ama zayıflar. Bariz. "Giresun'un neden ilk galibiyetiydi" sorusunun cevabını düşünürken, olayı sadece kadrosuyla açıklayıp kolaya kaçabiliriz elbet. Ama derdim masumiyet karinesiyle.
Bakarsınız, Giresun masum çıkar. -ki, iddianameye bakılırsa zor gibi- Ve tutun, masum çıktığını düşünün. Bu sorularım "yetkililere": Bu arada geçen beraberlik ve mağlubiyet dolu süreci nasıl temize çekeceksiniz? Nasıl vebalini üstleneceksiniz? Nasıl bir açıklama getireceksiniz?
Ankaraspor'u gövde gösterisi yapa yapa küme düşürüp sonra tükürdüğünü yalayan emektar federasyonumuz, sizin deniz feneriniz gibi görünüyor; haşa, değilse bile, bari onların düştüğü uçurumları iyi belleyin. Ya siz de düşeceksiniz, ya da kılpayı kurtulacaksınız.
Güngören'de ise kulüp içi kaynaklardan duyduklarım kadarıyla başkan "Düşersek düşelim çıkarız geri" lafını sarf edeli nicedir. Futbolculara da zerk edilmiş bu psikoloji, sahada "Seneye gene buradayız arkadaş!" diye gezinir gibiler -kimsenin emeğine hakaret etmek bize düşmez- Haliyle, başkan da kadroya çok yatırım yapmamış gibi; kadronun ederi bu. Yapabileceği bu, ellerinden bu geliyor. (Realist olmakta fayda var!) Ve haliyle, İstanbul Güngörenspor gitti gider.
Güngören düşer, çıkar, bir daha düşer, bir daha çıkar. Kulüp tek parti yönetimi gibi sadece başkandan ibaret oldukça bordo bereliler ne uzar ne kısalır. Taraftar ise, benim iki yıl önce bir alt ligde gördüğüm coşkusunu nasıl oluyor da hala muhafaza ediyor anlamak sadece şampiyonluk kovaladıkça tribüne yolu düşen "büyük"lerin taraftarınca zor olabilir ama buna bu topraklarda "Semt Aşkı" adını veriyoruz.
Giresun ise kalacaksa, aklanıp kalır. Düşerse, aklanması da pek mümkün olmayabilir... Hesaba katmaları gereken bir olasılık, hani her şey takıma "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye bağırmakla bitmiyor; taraftarın takıldığı nokta da bu olsa gerek. Şimdilik masumlar ama, serbest düşüşteler. Hele bir aklanırlarsa, yükselmeleri düşüşleri kadar kolay olmayacaktır.
https://twitter.com/alper_kaya
Şike iddianamesinde -durun, bu sözcüklerden mideniz bulandı biliyorum ama durun, lütfen devam edin- en çok adı geçen kulüplerden birisi Giresunspor. Orta halli bir takım! On bir galibiyet, beş beraberlik ve on altı mağlubiyetle kapattı geçen seneyi. Küme düşme hattının sadece beş puan üstünde olmasına karşın aşırı yığılma olan alt sıralardan uzaktı: On birinci sırada bitti 2010-2011 sezonu.
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Bu hafta sonu Güngören'e geldiler, Güngören de halihazırda geçen sezon ikili averajla kümede kalmış bir takım; malumunuz, Altay'dan bir gol daha yemiş olsa maazallah o gidiciydi. Kaldı. "Kalmaz olaydı" diyor mudur taraftarı bilinmez ama şimdiye dek sadece beş beraberlik alabildi. Ve maçtan önce galibiyeti olmayan iki takımdılar, artık tek kaldı Güngören...
Maç, hızlı ve tempolu sayılabilirdi; gözlem yapmaya müsait ortam vardı hayli... Güngören ne uzar ne kısalır mesela; kadro olarak ligin hayli altında ancak bir alt kademede liderlik kovalar! Giresun ise galibiyeti istedi, çekti aldı. Üç golü de atan Eren Tozlu goller dışında pek sahada yoktu ancak defans hattı olarak galibiyete odaklı bir oyun içindeydi Karadeniz ekibi. Bir golü penaltıdan, bir gol de kendi yarattıkları karambolden bulan Güngören'de ise forvet oynaması gereken Semih Türe yetmiş dakika defans oynadı. İyi de oynadı gerçi ama hatırlayın, Kewell bile stoper oynamak zorunda kalmamış mıydı?
Güngören'de "çarşı karışık", Giresun ise şimdilik durulmuş gibi. Ancak kimse kimseyi kandırmasın; birbirine denk iki takım 3-2 gibi bol gollü bir maç izletti ama zayıflar. Bariz. "Giresun'un neden ilk galibiyetiydi" sorusunun cevabını düşünürken, olayı sadece kadrosuyla açıklayıp kolaya kaçabiliriz elbet. Ama derdim masumiyet karinesiyle.
Bakarsınız, Giresun masum çıkar. -ki, iddianameye bakılırsa zor gibi- Ve tutun, masum çıktığını düşünün. Bu sorularım "yetkililere": Bu arada geçen beraberlik ve mağlubiyet dolu süreci nasıl temize çekeceksiniz? Nasıl vebalini üstleneceksiniz? Nasıl bir açıklama getireceksiniz?
Ankaraspor'u gövde gösterisi yapa yapa küme düşürüp sonra tükürdüğünü yalayan emektar federasyonumuz, sizin deniz feneriniz gibi görünüyor; haşa, değilse bile, bari onların düştüğü uçurumları iyi belleyin. Ya siz de düşeceksiniz, ya da kılpayı kurtulacaksınız.
Güngören'de ise kulüp içi kaynaklardan duyduklarım kadarıyla başkan "Düşersek düşelim çıkarız geri" lafını sarf edeli nicedir. Futbolculara da zerk edilmiş bu psikoloji, sahada "Seneye gene buradayız arkadaş!" diye gezinir gibiler -kimsenin emeğine hakaret etmek bize düşmez- Haliyle, başkan da kadroya çok yatırım yapmamış gibi; kadronun ederi bu. Yapabileceği bu, ellerinden bu geliyor. (Realist olmakta fayda var!) Ve haliyle, İstanbul Güngörenspor gitti gider.
Güngören düşer, çıkar, bir daha düşer, bir daha çıkar. Kulüp tek parti yönetimi gibi sadece başkandan ibaret oldukça bordo bereliler ne uzar ne kısalır. Taraftar ise, benim iki yıl önce bir alt ligde gördüğüm coşkusunu nasıl oluyor da hala muhafaza ediyor anlamak sadece şampiyonluk kovaladıkça tribüne yolu düşen "büyük"lerin taraftarınca zor olabilir ama buna bu topraklarda "Semt Aşkı" adını veriyoruz.
Giresun ise kalacaksa, aklanıp kalır. Düşerse, aklanması da pek mümkün olmayabilir... Hesaba katmaları gereken bir olasılık, hani her şey takıma "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye bağırmakla bitmiyor; taraftarın takıldığı nokta da bu olsa gerek. Şimdilik masumlar ama, serbest düşüşteler. Hele bir aklanırlarsa, yükselmeleri düşüşleri kadar kolay olmayacaktır.
https://twitter.com/alper_kaya
Haber; Sporx.com
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.
Diğer Haberler
Diğer haberleri görmek için aşağıya kaydırın.

