Geri
Ýleri
Metin Oktay olsaydý...
Fatih ÞAMLIOÐLU
fatihs@sporx.com
Güzel adamdý Frank Rijkaard! Adam satmadý, pazarlýk yapmadý, yönetenine saygý duymayý göz ardý etmedi, kulislere girmedi, karizmasýný çizdirmedi, istemesek de futbolu anlattý bize, ukalalýk yapmadý, "Siz kimsiniz de beni futbolu bilmemek ile suçluyoruz" diye vurmadý tokadý...
Futbolculuk kariyerinde yýldýz olmadýðý kadar o büyülü ekranda parlayan 'yýldýzlara' "Arkadaþ, ben sizin seyrettiðiniz kadar o oyunu oynadým" ya da "Býrakýn oynamayý, sizin televizyonda izlediðiniz Þampiyonlar Ligi maç sayýsýndan daha fazlasýnda formamý ýslattým" diyemedi, demedi Rijkaard!
FULBOLU BÝLMEMEK (!)
Futbolu bilmemek! Kim biliyor futbolu? Biz mi? Köþelerdeki raconlu aðabeyler mi, yoksa mühendis, matematikçi olan analistler mi? Kim... Biz kendimizi dev aynasýnda görüyoruz; kim olduðumuzu bilmiyoruz, istediklerimiz ve yaptýklarýmýz ile de sonu gelmeyen bir þekilde çeliþiyoruz.
Alex Ferguson, Arsene Wenger ve 'istikrar' kavramý ile yatýyoruz, her defasýnda bu kavramýn yeþil saha üzerinde ne denli etkili olduðundan dem vuruyoruz. Peki sýra bize geldi mi? Bekliyoruz, kovuyoruz! Seviyoruz biz kovmayý! Çünkü bizim taraftar odaklý düþünce genimiz henüz o derece aþamadý kendini.
Kýramadýk zincirlerimizi, yönetenlerin bir taraftar gibi hareket etmesini, kararlar verebilmesini, fevri çýkýþlar yapabilmesini ve belki de en önemlisi sadece o aný düþünebilmesini alýþkanlýklar listesinin baþýna ekledik.
Bizim kadar, yönetenlerin suçu var! Onlar alýþtýrdý bizi, onlar taraftarýn öfkesini körükledi.
PORTO, LYON VE ÇELÝÞKÝ...
Çeliþki... Porto ve Lyon'a bayýlýyoruz hepimiz... Bir de transfer politikasý yok mu! Ýþte odur bizim örnek modelimiz! Peki biz? Biz, o tarz bir transfer politikasý uygulamak için 'minik adýmlar' attýðýmýz zaman bile yer yerinden oynuyor. Arda Turan ile ayný yaþta olan Pino, Florya'dan içeri girdi mi baþlýyoruz diþlerimizi kemirmeye; transfer salvolarý da peþi ardýna geliyor. Pino diyorum; 23 yaþýnda daha...
Pino, Keita'dan sonra sarý-kýrmýzýyý heyecanlandýrmýyor olabilir ama bir potansiyeli vardýr ve bu oyuncu aslýnda þablondur; transfer þablonu... Porto ya da Lyon þablonudur!
Hani spor servislerinde romantik tutkunlarýn "Nereden buluyorlar bu adamlarý" dedikleri var ya; iþte onun gibi bir adým... Porto ve Lyon üzerinde duruyorsak þayet bu iki kulübün de yýlda en az 5 oyuncu üzerinde yoðunlaþtýðý gerçeðini de kabul etmek zorundayýz.
Ýstediklerimiz ama yapamadýklarýmýzýn altýnda yatan ana etken taraftarlar ya da basýn mensuplarý da deðil; yönetenlerdir. Yönetenlerin, yöneten olduklarýný unutup 'planlamanýn' dýþýna çýkmalarý, basýnýn yýldýrýcý etkisi karþýsýnda duyarsýz kalamamalarý, tüm kalýplaþmýþ düþüncenin aksine taraftara karþý masaya yumruðunu vuramamasý ver her þeyden önce belki de 'koltuk sevdasý' istikrarsýzlýk ve yanlýþlar silsilesini beraberinde getiriyor.
Hiçbir Galatasaraylý belki de Adnan Polat kadar baþarýyý istemez ya da bir maðlubiyetin etkisini 4-5 saatte atlatan bir sarý-kýrmýzý ile Adnan Sezgin ya da Murat Yalçýndað'ý da ayný kefeye koymak yakýþýksýz kalýr! Onlarýn hepsi, bedava bilet peþinde koþan 'aðabeylerden' daha fazla istiyordur baþarýyý, þüphesiz daha fazla çalýþýyordur.
Yönetenler, Galatasaray'ý yaþýyor; taraftar hissediyor! O yüzden haksýz sabote eleþtirileri ya da çalma, çýrpma hikayeleri kitaplarda olur; bu camiada deðil. Galatasaray yönetimini günlerce eleþtirebilir, sayfalarca dolusu hatalarýný bir çýrpýda sýralayabiliriz ama ahlak sýnýrlarýný aþmadan, yýpratmadan, boðmadan, çileden çýkartmadan.
ÝKÝ KISA PAS...
- Endüstriyelleþme futbolun bir gerçeði, kaçýnýlmaz bir son! Bask bölgesinin özgürlüðünü savunan ve o bölgenin ulusal takýmý olduklarý için formalarýna 110 yýl reklam almayan Atletico Bilbao'nun yaþadýðý ekonomik krizin etkilerini azaltmak için yýllýðý 2 milyon avrodan 3 yýl boyunca petrol þirketi Petronor'un adýný göðsüne kondurmasý nasýl ki bir endüstriyel futbol gerçeði ise Galatasaray Spor Kulübü'nün Ali Sami Yen adýný bir çýrpýda uzaya göndererek Türk Telekom Arena kodlamasýný kabul etmesi de endüstriyel futbolun bir uzantýsýdýr.
Ali Sami Yen diyoruz, sarý-kýrmýzýnýn kurucusu; 46 yýllýk ev sahibi... Artýk yok... Alparslan Dikmen ya da endüstriyel futbolun temsili Türk Telekom Arena'nýn yapýmýnda hayatýný kaybeden iki iþçi Gökhan Yavuz ve Raþit Ek'in minik bir tribüne adý verilmesi isteðini duymazlýktan gelen Galatasaray Spor Kulübü Yönetimi'nin Pegasus ile 'bir tribün' anlaþmasý yapmasý da oldukça manidardýr, tebrik ediyoruz.
- Ali Yavaþ, Cevat Güler, Kazancý ailesi, Suat Kaya, Ümit Davala, Bülent Korkmaz, Gheorghe Hagi, Tugay Kerimoðlu... Hepsi de birer Galatasaray, Florya efsanesi... Florya'yý anlamlý kýlanlar, semboller... Mevcut Galatasaray yönetiminin 'efsane, kurtarýcý' politikasý birer birer harcadý hepsini, harcayacak.
Galatasaray Altyapýsý'nýn en üretken döneminde Ali Yavaþ vardý sahnede, Cevat Güler býkmadan tükenmeden Florya'nýn nabzýný tuttu. Suat Kaya vefa için Florya'dan içeri sokuldu, Ümit Davala ve Bülent Korkmaz'a en zor zamanda anahtar teslim edildi, Kazancý ailesi babadan oðula yüzlerce futbolcunun baldýrlarýný ayakta tuttu. Bülent Korkmaz gibi hayatýný Galatasaray'a adýyan bir figür nefret kusturulur hale getirildi düþünün...
Hagi gibi bir efsane yuhalandý Ali Sami Yen'de, hatýrlayýn...
Bazý isimler özel kalmalý, alkýþtan patlayan eller, bir gün protesto için birbirine vurmamalý, vurdurmak zorunda býrakýlmamalý!
Metin Oktay olsaydý, düþünmek bile istemiyorum...
fatihs@sporx.com
Güzel adamdý Frank Rijkaard! Adam satmadý, pazarlýk yapmadý, yönetenine saygý duymayý göz ardý etmedi, kulislere girmedi, karizmasýný çizdirmedi, istemesek de futbolu anlattý bize, ukalalýk yapmadý, "Siz kimsiniz de beni futbolu bilmemek ile suçluyoruz" diye vurmadý tokadý...
Futbolculuk kariyerinde yýldýz olmadýðý kadar o büyülü ekranda parlayan 'yýldýzlara' "Arkadaþ, ben sizin seyrettiðiniz kadar o oyunu oynadým" ya da "Býrakýn oynamayý, sizin televizyonda izlediðiniz Þampiyonlar Ligi maç sayýsýndan daha fazlasýnda formamý ýslattým" diyemedi, demedi Rijkaard!
--Haber reklamdan sonra devam ediyor--
Rijkaard'ý yapamadýklarý ile eleþtirebilir, yerden yere vurabilir hatta onun yapamadýklarýndan kendinize kocaman bir pay da çýkarmayý pekala baþarabilirsiniz ama yapmamanýz gereken bir þey vardýr; o da yersiz, açmaz þekillere girip anlamsýz, mantýk dýþý suçlamalarda bulunmaktýr.FULBOLU BÝLMEMEK (!)
Futbolu bilmemek! Kim biliyor futbolu? Biz mi? Köþelerdeki raconlu aðabeyler mi, yoksa mühendis, matematikçi olan analistler mi? Kim... Biz kendimizi dev aynasýnda görüyoruz; kim olduðumuzu bilmiyoruz, istediklerimiz ve yaptýklarýmýz ile de sonu gelmeyen bir þekilde çeliþiyoruz.
Alex Ferguson, Arsene Wenger ve 'istikrar' kavramý ile yatýyoruz, her defasýnda bu kavramýn yeþil saha üzerinde ne denli etkili olduðundan dem vuruyoruz. Peki sýra bize geldi mi? Bekliyoruz, kovuyoruz! Seviyoruz biz kovmayý! Çünkü bizim taraftar odaklý düþünce genimiz henüz o derece aþamadý kendini.
Kýramadýk zincirlerimizi, yönetenlerin bir taraftar gibi hareket etmesini, kararlar verebilmesini, fevri çýkýþlar yapabilmesini ve belki de en önemlisi sadece o aný düþünebilmesini alýþkanlýklar listesinin baþýna ekledik.
Bizim kadar, yönetenlerin suçu var! Onlar alýþtýrdý bizi, onlar taraftarýn öfkesini körükledi.
PORTO, LYON VE ÇELÝÞKÝ...
Çeliþki... Porto ve Lyon'a bayýlýyoruz hepimiz... Bir de transfer politikasý yok mu! Ýþte odur bizim örnek modelimiz! Peki biz? Biz, o tarz bir transfer politikasý uygulamak için 'minik adýmlar' attýðýmýz zaman bile yer yerinden oynuyor. Arda Turan ile ayný yaþta olan Pino, Florya'dan içeri girdi mi baþlýyoruz diþlerimizi kemirmeye; transfer salvolarý da peþi ardýna geliyor. Pino diyorum; 23 yaþýnda daha...
Pino, Keita'dan sonra sarý-kýrmýzýyý heyecanlandýrmýyor olabilir ama bir potansiyeli vardýr ve bu oyuncu aslýnda þablondur; transfer þablonu... Porto ya da Lyon þablonudur!
Hani spor servislerinde romantik tutkunlarýn "Nereden buluyorlar bu adamlarý" dedikleri var ya; iþte onun gibi bir adým... Porto ve Lyon üzerinde duruyorsak þayet bu iki kulübün de yýlda en az 5 oyuncu üzerinde yoðunlaþtýðý gerçeðini de kabul etmek zorundayýz.
Ýstediklerimiz ama yapamadýklarýmýzýn altýnda yatan ana etken taraftarlar ya da basýn mensuplarý da deðil; yönetenlerdir. Yönetenlerin, yöneten olduklarýný unutup 'planlamanýn' dýþýna çýkmalarý, basýnýn yýldýrýcý etkisi karþýsýnda duyarsýz kalamamalarý, tüm kalýplaþmýþ düþüncenin aksine taraftara karþý masaya yumruðunu vuramamasý ver her þeyden önce belki de 'koltuk sevdasý' istikrarsýzlýk ve yanlýþlar silsilesini beraberinde getiriyor.
Hiçbir Galatasaraylý belki de Adnan Polat kadar baþarýyý istemez ya da bir maðlubiyetin etkisini 4-5 saatte atlatan bir sarý-kýrmýzý ile Adnan Sezgin ya da Murat Yalçýndað'ý da ayný kefeye koymak yakýþýksýz kalýr! Onlarýn hepsi, bedava bilet peþinde koþan 'aðabeylerden' daha fazla istiyordur baþarýyý, þüphesiz daha fazla çalýþýyordur.
Yönetenler, Galatasaray'ý yaþýyor; taraftar hissediyor! O yüzden haksýz sabote eleþtirileri ya da çalma, çýrpma hikayeleri kitaplarda olur; bu camiada deðil. Galatasaray yönetimini günlerce eleþtirebilir, sayfalarca dolusu hatalarýný bir çýrpýda sýralayabiliriz ama ahlak sýnýrlarýný aþmadan, yýpratmadan, boðmadan, çileden çýkartmadan.
ÝKÝ KISA PAS...
- Endüstriyelleþme futbolun bir gerçeði, kaçýnýlmaz bir son! Bask bölgesinin özgürlüðünü savunan ve o bölgenin ulusal takýmý olduklarý için formalarýna 110 yýl reklam almayan Atletico Bilbao'nun yaþadýðý ekonomik krizin etkilerini azaltmak için yýllýðý 2 milyon avrodan 3 yýl boyunca petrol þirketi Petronor'un adýný göðsüne kondurmasý nasýl ki bir endüstriyel futbol gerçeði ise Galatasaray Spor Kulübü'nün Ali Sami Yen adýný bir çýrpýda uzaya göndererek Türk Telekom Arena kodlamasýný kabul etmesi de endüstriyel futbolun bir uzantýsýdýr.
Ali Sami Yen diyoruz, sarý-kýrmýzýnýn kurucusu; 46 yýllýk ev sahibi... Artýk yok... Alparslan Dikmen ya da endüstriyel futbolun temsili Türk Telekom Arena'nýn yapýmýnda hayatýný kaybeden iki iþçi Gökhan Yavuz ve Raþit Ek'in minik bir tribüne adý verilmesi isteðini duymazlýktan gelen Galatasaray Spor Kulübü Yönetimi'nin Pegasus ile 'bir tribün' anlaþmasý yapmasý da oldukça manidardýr, tebrik ediyoruz.
- Ali Yavaþ, Cevat Güler, Kazancý ailesi, Suat Kaya, Ümit Davala, Bülent Korkmaz, Gheorghe Hagi, Tugay Kerimoðlu... Hepsi de birer Galatasaray, Florya efsanesi... Florya'yý anlamlý kýlanlar, semboller... Mevcut Galatasaray yönetiminin 'efsane, kurtarýcý' politikasý birer birer harcadý hepsini, harcayacak.
Galatasaray Altyapýsý'nýn en üretken döneminde Ali Yavaþ vardý sahnede, Cevat Güler býkmadan tükenmeden Florya'nýn nabzýný tuttu. Suat Kaya vefa için Florya'dan içeri sokuldu, Ümit Davala ve Bülent Korkmaz'a en zor zamanda anahtar teslim edildi, Kazancý ailesi babadan oðula yüzlerce futbolcunun baldýrlarýný ayakta tuttu. Bülent Korkmaz gibi hayatýný Galatasaray'a adýyan bir figür nefret kusturulur hale getirildi düþünün...
Hagi gibi bir efsane yuhalandý Ali Sami Yen'de, hatýrlayýn...
Bazý isimler özel kalmalý, alkýþtan patlayan eller, bir gün protesto için birbirine vurmamalý, vurdurmak zorunda býrakýlmamalý!
Metin Oktay olsaydý, düþünmek bile istemiyorum...
Haber; Sporx.com
Diðer haberleri görmek için aþaðýya kaydýrýn.
Diðer Haberler
Diðer haberleri görmek için aþaðýya kaydýrýn.


